Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İslam Arşivi

Sultan Abdülmecid Kimdir? Tanzimat ve Islahat Fermanı Dönemi

Sultan Abdülmecid (1823-1861), II. Mahmud'un oğludur. Temmuz 1839'da on altı yaşında tahta çıktı ve yirmi iki yıl saltanat sürdü. Tanzimat Fermanı, 1856 Islahat Fermanı, Kırım Savaşı ve devletin ilk dış borçlanması onun devrinde yaşandı. Babasından devraldığı tablo ağırdı: kaybedilmiş bir savaş, elden çıkmış bir donanma, boşalmış bir hazine.

On altı yaşında devralınan üç felaket

24 Haziran 1839'da Nizip'te Osmanlı ordusu, Mısır valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın kuvvetleri karşısında bozguna uğradı. Haber İstanbul'a ulaşmadan, 1 Temmuz'da II. Mahmud vefat etti. Birkaç gün sonra kaptan-ı derya Ahmed Fevzi Paşa donanmayı İskenderiye'ye götürüp Mehmed Ali Paşa'ya teslim etti.

Üç haber, on günün içine sığdı. Tahtta ise henüz on altısını doldurmuş bir genç vardı. Devletin varlığını bu defa top değil, diplomasi kurtardı: 1840 Londra Antlaşması ile Avrupa devletleri devreye girdi, Mısır Osmanlı toprağı sayıldı ve valilik Mehmed Ali Paşa'nın ailesine irsî olarak bırakıldı. Ertesi yıl imzalanan Boğazlar Sözleşmesi ile Çanakkale ve İstanbul boğazları savaş gemilerine kapatıldı.

Gülhane'de okunan ferman

3 Kasım 1839 sabahı Gülhane bahçesinde toplanan devlet ricâli, elçiler ve halkın önünde Hariciye Nâzırı Mustafa Reşid Paşa bir metin okudu. Tarihe Tanzimat Fermanı (Gülhane Hatt-ı Hümâyunu) adıyla geçen bu metin, Osmanlı idare tarihinde bir eşiktir.

Ferman dört ana taahhüt içeriyordu: tebaanın can, mal ve ırz güvenliğinin devlet güvencesine alınması; verginin herkesin gücüne göre ve kanunla belirlenmesi; askere alma usulünün düzene sokulup süresinin sınırlanması; kimsenin yargılanmadan cezalandırılmaması. Bunların hepsi, Müslim-gayrimüslim ayrımı yapılmaksızın bütün tebaayı kapsıyordu.

Metnin asıl yeniliği içeriğinden çok mahiyetindeydi. Padişah, kendi iradesini bir kanun çerçevesiyle sınırlandırdığını ilan ediyordu. Fermanın gerekçesinde, devletin zayıflamasının sebebi olarak şeriata ve kanuna riayetin gevşemesi gösterilmişti; yani ıslahat, geleneğin dışına çıkmak değil ona dönmek diye takdim edildi.

Uygulama ise beklendiği kadar hızlı olmadı. Vergi düzeni birkaç yıl içinde eski usule kısmen döndü, taşrada valilerin alışkanlıkları kolay değişmedi. Yine de ceza kanunnâmesi (1840), ticaret kanunnâmesi (1850) ve ticaret mahkemeleri gibi kalıcı adımlar bu fermanın açtığı yoldan geldi.

Macar mültecileri: bir imtihan

1849'da Avusturya ve Rusya'ya karşı ayaklanan Macar ve Leh mülteciler Osmanlı topraklarına sığındı. İki büyük devlet, bu kişilerin iadesini sert bir dille istedi; iade edilmezlerse savaş ihtimali konuşuldu. Abdülmecid iadeyi reddetti.

Karar, o gün devletin gücüyle orantılı değildi. Ama sığınma hakkı meselesinde geri adım atılmadı ve kriz diplomasiyle çözüldü. Osmanlı'nın Avrupa kamuoyundaki itibarı bakımından saltanatın en çok konuşulan anlarından biridir.

Kırım Savaşı ve ilk dış borç

1853'te kutsal yerlerin idaresi üzerinden başlayan Rus baskısı savaşa dönüştü. 30 Kasım 1853'te Sinop'ta demirli Osmanlı filosu baskına uğrayıp yakıldı. Ertesi yıl İngiltere ve Fransa, ardından Sardinya Osmanlı safında savaşa girdi. Sivastopol 1855'te düştü ve savaş 30 Mart 1856 Paris Antlaşması ile bitti.

Antlaşma Osmanlı Devleti'ni Avrupa devletler hukuku sistemine dâhil ediyor, toprak bütünlüğünü ortak güvenceye bağlıyor ve Karadeniz'i tarafsız hâle getiriyordu. Kâğıt üzerinde kazanılmış bir savaştı.

Faturası ise 1854 Ağustos'unda kesilmişti. Devlet o yıl tarihinde ilk defa Londra ve Paris piyasalarından dış borç aldı. Kırım'ın masrafı için başlayan bu yol bir daha kapanmadı; sonraki yirmi yılda borçlanmalar üst üste bindi. Kur'an'ın nimet ve şükür dengesi üzerine kurduğu ölçü, tam da böyle dönüm noktalarını hatırlatır:

لَئِنْ شَكَرْتُمْ لَأَزِيدَنَّكُمْ وَلَئِنْ كَفَرْتُمْ إِنَّ عَذَابِي لَشَدِيدٌ

"Eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım; nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım pek şiddetlidir." (İbrâhîm, 7)

Islahat Fermanı ve mektepler

Paris görüşmelerinin hemen öncesinde, 18 Şubat 1856'da Islahat Fermanı ilan edildi. Gayrimüslim tebaanın hukukî eşitliği, cizyenin kaldırılıp yerine bedel-i askerî konması, karma mahkemeler ve ibadethanelerin tamiri gibi konular düzenlendi. Ferman, savaşın müttefiklerince beklenen bir adımdı; bu yönüyle iç dinamikten çok dış basıncın izini taşır ve dönemin kendi içinde de tartışma doğurmuştur.

Eğitim tarafında atılan adımlar daha sessiz ama daha kalıcı oldu. 1846'da Meclis-i Maârif-i Umûmiyye kuruldu ve bir dârülfünun açılmasına karar verildi. 1851'de ilmî bir akademi niteliğindeki Encümen-i Dâniş toplandı. Rüşdiye mektepleri yaygınlaştı, 1857'de Maârif Nezâreti müstakil bir bakanlık hâline geldi, 1859'da idarecilerin yetiştirilmesi için Mekteb-i Mülkiye açıldı.

Bu mekteplerin çoğu meyvesini kurucularının ömrü içinde vermedi. Ama bir işin karşılığını görme ihtimali kalmasa bile o işe devam etmek, Efendimiz'in (s.a.s.) hatırlattığı bir ölçüdür:

"Kıyamet kopuyor olsa bile, sizden birinin elinde bir fidan bulunursa onu diksin." (Ahmed b. Hanbel, Müsned; hadis hasen kabul edilmiştir)

Aynı yıllarda İstanbul'daki esir pazarının kapatılması (1847) ve Afrika'dan köle getirilmesinin yasaklanması yönünde adımlar atıldı. Telgraf hattı 1855'te işlemeye başladı; devlet, taşrayı ilk defa saatler içinde haberdar edebilir hâle geldi.

Dolmabahçe: taşa dönüşen bütçe

1856'da Dolmabahçe Sarayı tamamlandı ve saray Topkapı'dan buraya taşındı. Ortaköy'deki Büyük Mecidiye Camii de aynı yıllarda yapıldı. Mimarî bakımdan devrin en iddialı eserleridir.

Ancak inşaatın masrafı, dış borcun ilk taksitlerinin ödendiği bir dönemde eleştirildi ve eleştiri haksız değildi. Abdülmecid'in şahsî üslubu nazik, mütevazı ve merhametli diye anlatılır; buna karşılık saray harcamalarını denetlemekte aynı titizliği gösterememiştir. Verem hastalığından 25 Haziran 1861'de, otuz sekiz yaşında vefat etti.

Bu tarihten bugüne kalan ders

Tanzimat, iyi yazılmış bir metnin tek başına yetmediğinin belgesidir. Fermanda vaat edilen can, mal ve vergi güvencesi, taşrada onu uygulayacak kadro ve denetim mekanizması kurulmadıkça kâğıtta kaldı. Kural koymak kolay, kuralı işletecek düzeni kurmak zordur.

1854'teki ilk borç ise farklı bir uyarı taşır. O günün şartlarında zaruri görünen bir çözüm, kurumsal bir alışkanlığa dönüştüğünde yirmi yıl sonra devletin egemenlik alanını daraltan bir soruna dönüşmüştür. Bir kapı bir kez aralandığında, ikinci defa açmak hep daha kolay gelir.

Sıkça Sorulan Sorular

Tanzimat Fermanı ne zaman ve neden ilan edildi?

3 Kasım 1839'da Gülhane'de Mustafa Reşid Paşa tarafından okundu. Nizip bozgunu ve donanmanın kaybedilmesiyle sarsılan devletin idarî düzenini yenilemeyi, tebaanın can, mal ve ırz güvenliğini kanun güvencesine almayı hedefliyordu.

Islahat Fermanı ile Tanzimat Fermanı'nın farkı nedir?

Tanzimat Fermanı bütün tebaa için genel bir idare ve hukuk çerçevesi çizdi. 1856 tarihli Islahat Fermanı ise ağırlıklı olarak gayrimüslim tebaanın hukukî eşitliğine dair düzenlemeler getirdi ve Kırım Savaşı sonrası diplomatik ortamın etkisiyle hazırlandı.

Osmanlı Devleti ilk dış borcu ne zaman aldı?

Ağustos 1854'te, Kırım Savaşı'nın masraflarını karşılamak üzere Londra ve Paris piyasalarından. Bu borçlanma devletin ilk dış istikrazıdır ve sonraki yıllarda tekrarlanarak ağır bir yük hâline gelmiştir.

Abdülmecid Macar mültecilerini neden iade etmedi?

1849'da Osmanlı topraklarına sığınan Macar ve Leh mültecilerin iadesi Avusturya ve Rusya tarafından savaş tehdidiyle istendi. Abdülmecid sığınma hakkını gerekçe göstererek talebi reddetti; kriz diplomatik yolla çözüldü.

Dolmabahçe Sarayı hangi padişah zamanında yapıldı?

Sultan Abdülmecid zamanında yapıldı ve 1856'da tamamlandı. Saray Topkapı'dan buraya taşındı. İnşaat masrafı, ilk dış borç taksitlerinin ödendiği yıllara denk geldiği için dönemin en çok eleştirilen harcamalarındandır.

Sitede keşfet
İslam Arşivi
Editöryal
İlgili yazılar
Yorumlar
Tüm yazılar