Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İslam Arşivi

Affetmek İslam'da Neden Faziletlidir? Affın Ölçüsü

İslam'da affetmek, hakkından vazgeçebilecek güçteyken vazgeçmektir. Kur'an, affeden kimsenin karşılığını doğrudan Allah'ın vereceğini bildirir; Peygamber Efendimiz de affın insanı küçültmediğini, aksine şerefini artırdığını haber vermiştir. Ancak af, zulmü onaylamak değildir; hakkını aramak da meşrudur.

Affetmek kolay bir iş değil. Çoğu zaman insanın içinden geçen ilk şey karşılık vermek olur; zaten dinin de yasakladığı bir şey değildir bu. Mesele, karşılık verme hakkı elindeyken onu bırakabilmenin ne anlama geldiğinde düğümleniyor.

Kur'an affı nasıl anlatıyor?

Şûrâ sûresinde önce hakkın var olduğu söylenir, sonra affın kapısı açılır:

وَجَزَاءُ سَيِّئَةٍ سَيِّئَةٌ مِثْلُهَا فَمَنْ عَفَا وَأَصْلَحَ فَأَجْرُهُ عَلَى اللَّهِ

"Bir kötülüğün karşılığı, ona denk bir kötülüktür. Ama kim affeder ve arayı düzeltirse onun mükâfatı Allah'a aittir." (Şûrâ, 40)

Ayetin ifade biçimi dikkat çekicidir. Affedene verilecek karşılık miktarıyla bildirilmez, "Allah'a aittir" denir. Yani ölçüsü açık bırakılmıştır. Bir de şu var: ayet "affeder ve arayı düzeltirse" diyor. Sadece susmak değil, kırılan yeri onarmaya çalışmak da işin içinde.

Âl-i İmrân sûresinde muttakîlerin sıfatları sayılırken "öfkelerini yutanlar ve insanları affedenler" (Âl-i İmrân, 134) ifadesi geçer. Önce öfkeyi yutmak, sonra affetmek. Sıralamanın kendisi bile bize bir yöntem veriyor: ilk tepkiyi geciktirmeden af mümkün olmuyor.

Hz. Ebûbekir'in imtihanı

Nûr sûresindeki şu ayet, tarihte çok özel bir ana iner:

"…Affetsinler, hoş görsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını istemez misiniz?" (Nûr, 22)

Hz. Âişe validemize atılan iftira sırasında, o dedikoduyu yayanlar arasında Hz. Ebûbekir'in maddî destek verdiği bir akrabası da vardı. Hz. Ebûbekir yardımı keseceğine yemin etmişti. Bu ayet inince, "Elbette Allah'ın beni bağışlamasını isterim" dedi ve yardımını yeniden başlattı (Buhârî, Tefsîr, Nûr; Müslim, Tevbe 56).

Buradaki incelik şu: Kur'an, affı insanın kendi bağışlanma ihtiyacıyla ilişkilendiriyor. Affetmeyi zorlaştıran şey çoğu zaman kendimizi kusursuz sanmamızdır.

Affetmek insanı küçültür mü?

Yaygın kanaat böyledir; oysa Efendimiz (s.a.s.) bunun tam tersini söylemiştir:

"Sadaka maldan eksiltmez. Allah, affeden kulun ancak şerefini artırır. Allah için alçakgönüllü olanı da Allah yüceltir." (Müslim, Birr 69; Tirmizî, Birr 82)

Yine bir başka sahih rivayette güçlü olmanın tarifi yapılırken, "Yiğit, güreşte rakibini yenen değildir; asıl yiğit, öfkelendiği anda kendine hâkim olabilendir" buyurulmuştur (Buhârî, Edeb 76; Müslim, Birr 107). Yani af, güçsüzlüğün değil, gücün göstergesidir.

Af nerede biter, hak arama nerede başlar?

Bu ayrım önemlidir; yoksa "affetmek fazilettir" cümlesi, zulmü sineye çekmenin bahanesi hâline gelebilir. Kur'an bu kapıyı kapatmaz: "Zulme uğradıktan sonra hakkını alan kimselere gelince, işte onların aleyhine bir yol yoktur." (Şûrâ, 41)

Fıkıh kaynaklarına göre kişi kendi şahsî hakkından vazgeçebilir; ama başkasının hakkından, kamunun hakkından ya da devam eden bir haksızlıktan onun adına vazgeçemez. Şiddet gören biri "affettim" deyip aynı ortamda kalmak zorunda değildir. Af bir iç muhasebedir; tedbiri, hukuku ve korunmayı ortadan kaldırmaz.

Bir de tekrar eden zarar meselesi var. Kalbindeki kini atmakla, zarar verene aynı imkânı yeniden sunmak farklı şeylerdir. Birincisi ibadettir; ikincisi çoğu zaman tedbirsizliktir.

Affedemiyorum diyorsan

Af bir anda olan bir şey değil, çoğu zaman zamana yayılır. Yardımcı olabilecek birkaç şey var:

  • Meseleyi büyütmeden, olduğu boyutta tutmak. Öfke, hatırladıkça olayı büyütür.
  • Karşı tarafın hâlini bir de kendi yerinde durup düşünmek. Anlamak, onaylamak demek değildir.
  • Duayı araya sokmak. "Allah'ım, kalbimi bu yükten hafiflet" demek, çoğu insanın tahmininden daha çok işe yarar.
  • Zamana izin vermek. Hemen affedememek günah değildir; affetmeye niyetli olmak bile bir adımdır.

Şunu da unutmamak gerek: kul hakkı söz konusuysa asıl mesele affetmek değil, helalleşmektir. Hakkını yediğimiz kimseye gitmek, mümkünse telafi etmek, olmuyorsa helallik dilemek — bunlar affı beklemekten önce bize düşen kısımdır.

Sıkça Sorulan Sorular

İslam'da affetmek sevap mıdır?

Evet. Kur'an, affedip arayı düzeltenin mükâfatının Allah'a ait olduğunu bildirir (Şûrâ, 40). Sahih hadiste de affeden kulun şerefinin artacağı haber verilmiştir.

Affetmek, zulme boyun eğmek anlamına gelir mi?

Hayır. Kur'an, zulme uğrayanın hakkını almasını meşru görür (Şûrâ, 41). Af, kişinin kendi şahsî hakkından vazgeçmesidir; devam eden bir haksızlığa karşı tedbir almayı veya hukukî yollara başvurmayı engellemez.

Kul hakkı affedilir mi?

Kul hakkı, hak sahibinin rızasıyla düşer. Bu sebeple mümkünse zararı telafi etmek, ardından helallik dilemek esastır. Hak sahibine ulaşılamıyorsa onun adına hayır yapmak ve bağışlanma için dua etmek tavsiye edilmiştir.

Affettiğimi söylemek zorunda mıyım?

Şart değildir. Af, kalpteki hak talebinden vazgeçmekle gerçekleşir. Bununla birlikte affı bildirmek çoğu zaman kırgınlığı onarır ve arayı düzeltmeye yardım eder.

Affedemiyorsam günahkâr olur muyum?

Hayır. Af bir farz değil, teşvik edilen büyük bir fazilettir. Kişi hakkını istemekte serbesttir. Ancak kin beslemek, ilişkiyi bozmak ve intikam duygusuyla yaşamak hoş görülmemiştir; bu yüzden kalbi hafifletmeye çalışmak her hâlükârda hayırlıdır.

Sitede keşfet
İslam Arşivi
Editöryal
İlgili yazılar
Yorumlar
Tüm yazılar