Anne Baba Hakkı: İslam'da Ana-Babaya İyiliğin Önemi ve Sınırları
İslam'da anne baba hakkı, Allah'a kulluktan hemen sonra gelen en büyük sorumluluktur. Kur'an, "yalnız bana kulluk edin" emrinin hemen ardından "ana-babaya iyilik edin" buyurur. Onlara güzel davranmak, gönüllerini hoş tutmak ve ihtiyarlıklarında yanlarında olmak; her evlada düşen bir vefa borcudur.
Bir insanın bu dünyada karşılığını asla tam ödeyemeyeceği tek borç, belki de anne babaya olan borcudur. Bir anne dokuz ay taşır, gece uykusundan olur; bir baba ömrünü ailesine ekmek götürmekle geçirir. Din, bu emeği havada bırakmamış; ana-baba hakkını en yüce ölçülerle bağlamıştır. Gelin bu hakkın kaynağına ve sınırlarına birlikte bakalım.
Kur'an ana-baba hakkını nasıl anlatır?
Rabbimiz, kendisine kullukla ana-babaya iyiliği çoğu zaman yan yana zikreder. Bu, tesadüf değildir; iyi bir kul olmakla iyi bir evlat olmanın birbirinden ayrılmayacağını gösterir. İsrâ sûresinde şöyle buyrulur:
وَقَضَىٰ رَبُّكَ أَلَّا تَعْبُدُوٓا إِلَّا إِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا
"Rabbin, yalnız kendisine kulluk etmenizi ve ana-babaya iyilik etmeyi emretti. Onlardan biri ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlarsa, sakın onlara 'öf' bile deme, onları azarlama; ikisine de tatlı, güzel söz söyle." (İsrâ, 23)
Ayetin devamı daha da inceliklidir. Rabbimiz, "Onlara merhametle tevazu kanadını indir ve 'Rabbim! Küçükken beni nasıl şefkatle büyüttülerse, sen de onlara öyle merhamet et' diye dua et" buyurur (İsrâ, 24). Dikkat edilirse burada mesele sadece maddî bakım değil; ses tonuna, bakışa, gönle kadar iner. "Öf" demeyi bile yasaklayan bir din, evladın kalbindeki edebi terbiye ediyor demektir.
Bir diğer âyette anne emeği özellikle öne çıkarılır: İnsana ana-babasını tavsiye ettik; anası onu güçsüzlük üstüne güçsüzlükle karnında taşıdı; sütten kesilmesi de iki yıl içinde oldu (Lokmân, 14). Yani bu vefanın temelinde, karşılıksız verilmiş yılların hatırı vardır.
"Önce annen, sonra baban" — Peygamberimizin ölçüsü
Sahâbeden biri bir gün Efendimize gelip sorar: "Yâ Resûlallah, iyi davranıp hoş tutmama en çok lâyık olan kimdir?" Aldığı cevap düşündürücüdür:
"Annen." Adam "Sonra kim?" dedi. "Annen," buyurdu. "Sonra kim?" "Yine annen." "Sonra kim?" deyince "Baban," buyurdu.
(Buhârî, Edeb 2; Müslim, Birr 1)
Âlimler bu hadisi açıklarken, annenin çektiği hamilelik, doğum ve emzirme zahmeti sebebiyle evlat üzerinde ayrı bir hakkı olduğunu söylemişlerdir. Bu, babanın hakkını küçültmek değil; anne emeğinin çoğu zaman görünmez oluşuna dikkat çekmektir.
Ana-babaya iyiliğin değeri o kadar yücedir ki, İbn Mes'ud (r.a.) "Amellerin en faziletlisi hangisidir?" diye sorduğunda Efendimiz önce "Vaktinde kılınan namaz," sonra "Ana-babaya iyilik," ardından "Allah yolunda cihad" buyurmuştur (Buhârî, Mevâkît 5; Müslim, Îmân 137). Namazdan hemen sonra anılan bir amelin ağırlığını var siz düşünün.
İtaatin bir sınırı var mı?
Ana-babaya itaat büyük bir edeptir; ama bu itaat sınırsız değildir. Ölçü şudur: Allah'a isyan olan bir konuda hiçbir kula itaat edilmez. Kur'an bunu açıkça belirtir; ana-baba seni şirke ya da bir günaha zorlarsa, o hususta onlara uyulmaz. Fakat aynı âyet çok ince bir denge kurar: İtaat etmesen bile, dünya işlerinde onlarla güzel geçin, onları incitme, saygıyı elden bırakma (Lokmân, 15).
Yani "haklı olduğum yerde artık ona sert davranabilirim" demek, İslam'ın ölçüsüne aykırıdır. Evlat, doğru bildiğini yaparken bile ana-babasına karşı yumuşak, saygılı ve vefalı kalır. Anlaşmazlık, kabalığın bahanesi olamaz.
Onlar hayatta değilse hak biter mi?
Hayır. Ana-baba vefat ettikten sonra da onlara karşı bir vefa borcu sürer. Onlar için dua etmek, hayır-hasenat yapıp sevabını bağışlamak, verdikleri sözleri yerine getirmek, dostlarına ve akrabalarına iyi davranmak; hepsi bu borcun bir parçasıdır. Efendimiz, kişinin vefatından sonra amel defterine sevap yazdıran şeyler arasında "kendisine dua eden hayırlı evlat"ı saymıştır (Müslim, Vasıyye 14). Demek ki sâlih bir evladın duası, ana-babanın kabrine ulaşan bir ışıktır.
Sıkça Sorulan Sorular
Anne baba hakkı nedir?
Ana-babaya iyilik etmek, onlara güzel söz söylemek, ihtiyaç ve ihtiyarlıklarında bakıp gözetmek, gönüllerini hoş tutmak ve onları incitmemektir. İslam'da bu hak, Allah'a kulluktan hemen sonra gelen en temel sorumluluklardan sayılır (İsrâ, 23).
Anne mi baba mı daha çok hak sahibidir?
Hz. Peygamber, iyi davranmaya en lâyık kişiyi soran sahâbîye üç kez "Annen," dördüncüde "Baban," buyurmuştur (Buhârî, Edeb 2). Âlimler bunu, annenin hamilelik, doğum ve emzirme zahmeti sebebiyle ayrı bir hakkı olduğu şeklinde yorumlamıştır. Baba hakkı da elbette büyüktür.
Ana-baba günah bir şey isterse itaat edilir mi?
Allah'a isyan olan bir konuda hiçbir kula, ana-babaya dahi itaat edilmez. Ancak bu durumda bile onlarla dünya işlerinde güzel geçinmek, saygılı ve yumuşak davranmak emredilmiştir (Lokmân, 15). Anlaşmazlık, kabalığın gerekçesi olamaz.
Vefat etmiş anne babaya karşı ne yapılabilir?
Onlara dua etmek, adlarına sadaka verip hayır işlemek, verdikleri sözü tutmak, dost ve akrabalarını gözetmek onlara ulaşan bir vefadır. Sâlih evladın duası, ana-babanın ardından sevap kazandıran amellerdendir (Müslim, Vasıyye 14).
Yorumlar