Bedir Savaşı: İslam'ın İlk Büyük İmtihanı ve Zaferi
Bedir Savaşı, hicretin ikinci yılında Ramazan ayının on yedisinde (miladî 624) Medine yakınlarındaki Bedir kuyuları civarında, Müslümanlarla Mekkeli müşrikler arasında yapılan ilk büyük savaştır. Sayıca üç kat üstün düşmana karşı kazanılan bu zafer, İslam'ın varlık mücadelesinde dönüm noktası olmuştur.
İslam tarihi serimizde dün, Mekke'den Medine'ye uzanan Hicret yolculuğunu anlatmıştık. Bugün o yolculuğun kaldığı yerden devam ediyoruz. Çünkü hicret bir kaçış değil, yeniden doğruluştu; Bedir ise o doğruluşun ilk büyük sınavı oldu. Bir avuç muhacir ve ensarın, tarihin akışını değiştirdiği o günün hikâyesi, bugün de her mümine söyleyecek söz taşır.
Savaşa Giden Yol: Bedir'de Neden Karşılaşıldı?
Hicretle birlikte Mekkeli müşriklerin düşmanlığı bitmedi; Müslümanların Mekke'de bıraktıkları evlere ve mallara el konuldu, Medine'ye tehdit mektupları gönderildi. Bu şartlarda Rabbimiz, kendilerine zulmedilen müminlere savunma izni verdi (Hac, 39). Hicretin ikinci yılında Ebû Süfyân yönetiminde büyük bir Kureyş ticaret kervanının Suriye'den döndüğü haber alındı; bu kervanın gelirinin Müslümanlara karşı kullanılacağı biliniyordu. Efendimiz (s.a.s.) kervanı karşılamak üzere yola çıktı. Ebû Süfyân yolunu değiştirip kurtulunca Mekke'den yola çıkan yaklaşık bin kişilik ordu geri dönmedi; Ebû Cehil'in ısrarıyla Bedir'e ilerledi. Böylece kervan takibi olarak başlayan sefer, kaçınılmaz bir meydan savaşına dönüştü.
Kaynaklarımız Müslümanların sayısını üç yüz on üç civarında nakleder; karşılarında ise zırhlı, develi, atlı yaklaşık bin kişi vardı. Efendimiz ashabıyla istişare etti. Muhacirlerden Mikdâd bin Esved'in ve ensar adına söz alan Sa'd bin Muâz'ın "Sen yürü, biz seninleyiz" anlamındaki sözleri, o gece ordunun kalbini tek yürek yaptı. Siyer kaynakları, o gece yağan hafif yağmurun kumları sıkılaştırıp Müslümanların saflarını sağlamlaştırdığını, sabaha karşı da ashabın üzerine güven veren bir uyku hâli indiğini nakleder; Enfâl sûresinin 11. ayeti bu lütfa işaret eder.
Savaş Günü: "Allah'ım, Bana Verdiğin Sözü Yerine Getir"
17 Ramazan sabahı iki ordu Bedir ovasında karşı karşıya geldi. Efendimiz (s.a.s.) savaştan önce ellerini açmış, "Allah'ım! Bana verdiğin sözü yerine getir. Allah'ım! Eğer şu bir avuç topluluk helâk olursa artık yeryüzünde sana ibadet eden kalmaz" diye uzun uzun yakarmıştı; ridası omuzlarından düşene kadar süren bu yakarışı Hz. Ebûbekir'in teselli ettiği sahih rivayetle sabittir (Müslim, Cihâd 58). Rabbimiz duaya melekler müjdesiyle cevap verdi:
إِذْ تَسْتَغِيثُونَ رَبَّكُمْ فَاسْتَجَابَ لَكُمْ أَنِّي مُمِدُّكُمْ بِأَلْفٍ مِنَ الْمَلَائِكَةِ مُرْدِفِينَ
"Hani Rabbinizden yardım istiyordunuz da O, 'Ben size ard arda bin melekle yardım ediyorum' diye duanızı kabul buyurmuştu." (Enfâl, 9)
Gün sonunda sayıca ve silahça üstün Kureyş ordusu ağır bir yenilgiye uğradı. Aralarında Ebû Cehil'in de bulunduğu ileri gelenlerinden yetmiş kadarı öldürüldü, bir o kadarı esir alındı; Müslümanlar on dört şehit verdi. Kur'an bu zaferi müminlere şöyle hatırlatır: "Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir'de yardım etti. O hâlde Allah'a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız." (Âl-i İmrân, 123) Zafer sayının değil; imanın, sebatın ve ilahi yardımın eseriydi. Nitekim Enfâl sûresi, oku atanın da gerçekte Allah olduğunu bildirerek (Enfâl, 17) zaferin sahibini gösterir.
Esirlere Muamele: Savaşta Bile Merhamet
Bedir'in en çok konuşulması gereken yönlerinden biri, savaş sonrasıdır. Efendimiz (s.a.s.) esirlere iyi davranılmasını emretti. Sahabiler kendi yediklerinden esirlere yedirdiler; hatta kaynaklar, ashabın hurma ile yetinip ekmeği esirlere verdiği günleri nakleder. Fidye verecek durumda olmayan okur-yazar esirlere, on Müslüman çocuğa okuma yazma öğretmeleri karşılığında hürriyet yolu açıldı. Savaşın ortasında bile eğitimin fidye sayılması, bu dinin ilme ve insana verdiği değerin belgesidir. İslam'ın savaş hukukundaki eman, ahid ve adalet ölçüsü daha ilk savaşta böylece kurulmuş oldu.
Ashâb-ı Bedir'in Fazileti
Bedir'e katılan sahabiler, ümmetin hafızasında ayrı bir yere sahiptir. Hâtıb bin Ebû Beltea (r.a.) bir hata işlediğinde Hz. Ömer onun hakkında ağır konuşmak isteyince Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştu: "O Bedir'e katılmıştır. Ne biliyorsun, belki de Allah Bedir ehlinin hâline muttali olmuş ve 'Dilediğinizi yapın, sizi bağışladım' buyurmuştur." (Buhârî, Meğâzî 9; Müslim, Fedâilü's-Sahâbe 161)
Bu hadis, Bedir gününün Allah katındaki ağırlığını gösterir. Asırlar boyunca müminler "Ashâb-ı Bedir"in isimlerini ezberlemiş, onların hürmetine dua etmiştir. Bizim için önemli olan, isimlerden çok o isimlerin temsil ettiği duruştur: Az olsalar da hakta sebat edenlerin safı.
Bedir'in Sonuçları ve Önemi
Bedir zaferi Medine'deki genç İslam toplumunun varlığını sağlamlaştırdı; Kureyş'in sarsılmaz sanılan itibarı derin yara aldı. Kur'an bu güne, hakla bâtılın ayrıldığı gün anlamında "yevmü'l-furkān" adını verdi (Enfâl, 41). Savaşın ardından inen Enfâl sûresi; ganimet hukukundan savaş ahlakına, birlik ruhundan tevekküle kadar pek çok ölçüyü ümmete öğretti. Bedir aynı zamanda bir eşitlik dersiydi: O safta azatlı köle Bilâl ile Kureyş'in soylu evlatları omuz omuzaydı; kıymet ölçüsü soy değil, iman ve takva olmuştu.
Bu Tarihten Bugüne Kalan Ders
Bedir bize sayının değil, safın önemli olduğunu öğretir. Üç yüz on üç kişi; hazırlıkları eksik, imkânları dar, ama safları ve niyetleri sağlamdı. Bugün de mümin, işinin başında aynı ölçüyle durur: Tedbirini alır, istişare eder, sonra Rabbine güvenir. İkinci ders, zaferin ahlakla taçlanmasıdır; esirine ekmeğini veren, okuma yazmayı fidye sayan bir ordunun zaferi kalıcı olur. Üçüncüsü de şudur: En karanlık gecenin sabahı vardır; yeter ki insan, Bedir sabahındaki o dua eden el gibi, gücünün bittiği yerde Allah'a el açmayı bilsin.
Sıkça Sorulan Sorular
Bedir Savaşı ne zaman ve nerede yapıldı?
Hicretin ikinci yılında, Ramazan ayının on yedisinde (miladî 13 Mart 624) yapıldı. Savaş, Medine'nin yaklaşık 150 km güneybatısındaki Bedir kuyuları mevkiinde gerçekleşti.
Bedir Savaşı'nın sebebi nedir?
Müşriklerin Müslümanlara yönelik baskıları, el konulan mallar ve Kureyş kervanının gelirinin Müslümanlara karşı kullanılacak olması gerginliği büyüttü. Kervan kurtulunca Ebû Cehil'in ısrarıyla ilerleyen Mekke ordusu ile Müslümanlar Bedir'de karşı karşıya geldi.
Bedir'de kaç Müslüman, kaç müşrik vardı?
Kaynaklar Müslümanların sayısını 313 civarında, müşrik ordusunu ise yaklaşık 1000 kişi olarak nakleder. Müslümanlar 14 şehit verdi; müşriklerden 70 kadar kişi öldü, bir o kadarı esir alındı.
Bedir esirlerine nasıl davranıldı?
Efendimiz'in emriyle esirlere iyi davranıldı; sahabiler yiyeceklerini esirlerle paylaştı. Fidye veremeyen okur-yazar esirler, on Müslüman çocuğa okuma yazma öğretme karşılığında serbest bırakıldı.
Ashâb-ı Bedir neden faziletlidir?
Sahih hadiste Efendimiz, Allah'ın Bedir ehline "Dilediğinizi yapın, sizi bağışladım" buyurmuş olabileceğini haber vermiştir (Buhârî, Meğâzî 9). Bu sebeple Bedir'e katılan sahabiler ümmet nazarında ayrı bir hürmet görür.
Yorumlar