Ana içeriğe geç
İmsak--:--
Güneş--:--
Öğle--:--
İkindi--:--
Akşam--:--
Yatsı--:--
Sonraki--:--:--

Bilâl-i Habeşî (r.a.): Kızgın Kumlarda "Ehad, Ehad" Diyen İlk Müezzin

Bilâl-i Habeşî (r.a.): Kızgın Kumlarda "Ehad, Ehad" Diyen İlk Müezzin

Bilâl-i Habeşî (r.a.), Mekke'de köle iken İslam'ı ilk kabul edenlerden biri olan ve işkencelerin en ağırı altında dahi imanından dönmeyen büyük sahabidir. İslam'ın ilk müezzini odur. Göğsüne kayalar konulup kızgın kuma yatırıldığında söylediği söz, asırlardır yürekleri titretir: "Ehad, Ehad" - Allah birdir, birdir.

Köle Bilâl'den Hz. Bilâl'e

Bilâl (r.a.) Habeş asıllıydı; Mekke'de Ümeyye b. Halef'in kölesiydi. Ne malı vardı ne kabilesi ne de onu koruyacak bir gücü. İslam güneşi doğduğunda kalbi bu çağrıya ilk açılanlardan oldu. Ama köle bir Müslüman, Mekke müşriklerinin gözünde herkesten kolay bir hedefti.

Siyer kaynaklarının naklettiğine göre Ümeyye, öğle sıcağında onu çölün kızgın kumlarına yatırır, göğsüne büyük bir kaya koydurur ve "Muhammed'i inkâr edip Lât ile Uzzâ'ya tapıncaya kadar böyle kalacaksın" derdi. Bilâl'in cevabı hiç değişmedi: "Ehad, Ehad." Tek kelimeyle en büyük direniş. Bedeni onların elindeydi; kalbine ise kimsenin gücü yetmiyordu.

Bu hâli gören Hz. Ebûbekir (r.a.) dayanamadı; Bilâl'i satın alıp Allah rızası için azat etti. Yıllar sonra Hz. Ömer (r.a.) bu tabloyu tek cümlede özetleyecekti: "Ebûbekir efendimizdir; efendimizi azat etmiştir." (Buhârî, Fedâilü ashâbi'n-nebî 5) Dünkü köleye "efendimiz" diyen bir halife... İslam'ın insana bakışını anlamak isteyen, bu cümleye baksın.

İlk Ezan ve Bilâl'in Sesi

Hicretten sonra Medine'de mescid inşa edilince müminleri namaza nasıl çağıracakları konuşuldu. Çan da boru da ateş de teklif edildi; hiçbiri bu ümmete yakışmadı. Sahabeden Abdullah b. Zeyd (r.a.) rüyasında ezan lafızlarını öğrenince Resûlullah (s.a.s.) ona şöyle buyurdu: "Kalk, bunları Bilâl'e öğret; çünkü onun sesi seninkinden daha gürdür." (Ebû Dâvûd, Salât 28)

O günden sonra Medine semaları günde beş vakit Bilâl'in sesiyle çınladı. Dün "Ehad" dediği için göğsüne taş konulan adam, bugün minber yanında ayakta "Allahü ekber" diye haykırıyordu. Ramazan gecelerinde de onun ezanı işitilirdi; Efendimiz (s.a.s.), "Bilâl geceleyin ezan okur; İbn Ümmü Mektûm'un ezanını duyuncaya kadar yiyip için" buyurmuştu (Buhârî, Ezân 11). Yani Bilâl'in sesi, sahur sofralarının da saatiydi.

Müezzinlik, Bilâl'in şahsında öyle bir şeref oldu ki Efendimiz (s.a.s.) "Müezzinler, kıyamet günü insanların en uzun boyunluları olacaktır" buyurdu (Müslim, Salât 14). Boynu bükük köle diye horlanan adam, kıyamet günü başı en dik olanların önündedir.

Bedir'de Eski Efendisiyle Karşılaşma

Kaderin hesabı şaşmaz. Bedir günü Bilâl (r.a.), kendisine yıllarca işkence eden Ümeyye b. Halef ile savaş meydanında karşılaştı. Onu görünce "Küfrün başı Ümeyye! O kurtulursa ben kurtulmayayım" diye haykırdı ve müşriklerin o azılı ismi, Bedir'de hak ettiği sonu buldu (Buhârî, Vekâlet 2). Kızgın kumda "Ehad" diyen mazlum ile ona kaya taşıtan zalimin hikâyesi, herkese verilecek hükmün adalet olduğunu gösterecek şekilde tamamlanmıştı.

Cennette Duyulan Ayak Sesleri

Bir sabah namazından sonra Resûlullah (s.a.s.) Bilâl'e sordu: "Ey Bilâl! İslam'da işlediğin, sevabını en çok umduğun ameli söyle bana; çünkü cennette, önümde senin ayakkabılarının sesini duydum." Bilâl'in cevabı sade ve derindi: Gece veya gündüz ne zaman abdest alsa, o abdestle Allah'ın nasip ettiği kadar namaz kılardı. (Buhârî, Teheccüd 17; Müslim, Fedâilü's-sahâbe 108)

Cennete ayak sesi düşüren amel, bakın ne kadar ulaşılabilir: Abdesti taze tutmak ve arkasından iki rekât namaz. Bilâl'i Bilâl yapan, olağanüstü işler değil; küçük görünen bir ameli hiç aksatmadan, ihlasla sürdürmesiydi.

Fetih Günü Kâbe'nin Üstünde

Mekke fethedildiğinde Resûlullah (s.a.s.) Bilâl'e Kâbe'nin üzerine çıkıp ezan okumasını emretti. Düşünün: Yıllar önce bu şehirde kumlara yatırılıp işkence gören azatlı köle, şimdi yeryüzünün en şerefli binasının üstünde tevhidi ilan ediyor. Müşriklerin ileri gelenleri bu manzarayı hazmedemedi; ama Allah Teâlâ hükmünü çoktan bildirmişti:

إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ اللَّهِ أَتْقَاكُمْ

"Şüphesiz Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır." (Hucurât, 13)

Rengi, ırkı, geçmişi ne olursa olsun; üstünlük takvadadır. Bu âyetin canlı tefsiri, o gün Kâbe'nin üstünde duran Bilâl'di.

Efendimizden Sonra

Resûlullah'ın (s.a.s.) vefatı Bilâl'i derinden sarstı. Rivayet edilir ki ezan okurken "Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah" dediğinde boğazı düğümlenir, gözyaşlarından devam edemezdi. Medine'de her köşe ona Efendimizi hatırlatıyordu. Sonunda cihad niyetiyle Şam diyarına yerleşti; ömrünün son yıllarını orada geçirdi ve hicrî 20 yılı civarında Dımaşk'ta vefat etti. Kabri bugün de oradadır.

Bu Kıssadan Çıkan Ders

Bilâl'in (r.a.) hayatı üç büyük ders bırakır. Birincisi: İman, zincirle susturulamaz. Dünyanın bütün güçleri bir araya gelse, "Ehad" diyen bir kalbi çeviremez. İkincisi: İslam'da değer; soyda, servette ve statüde değil, takvadadır. Mekke'nin kölesi, ümmetin müezzini ve cennetin yolcusu oldu. Üçüncüsü: Cennete götüren ameller çoğu zaman küçük görünen ama devamlı yapılan amellerdir. Efendimizin (s.a.s.) buyurduğu gibi az da olsa devamlı olan amel, Allah'a en sevimli olandır (Buhârî, Rikāk 18).

Bugün minarelerden yükselen her ezan, biraz da Bilâl'in sesinin devamıdır. Ezanı duyduğunda kalbi titreyen herkes, onun mirasından pay alıyor demektir.

Sıkça Sorulan Sorular

Bilâl-i Habeşî kimdir?

Habeş asıllı olup Mekke'de köle iken İslam'ı ilk kabul edenlerden olan, işkencelere rağmen imanından dönmeyen ve Resûlullah (s.a.s.) tarafından ilk müezzin olarak görevlendirilen büyük sahabidir.

İlk ezanı kim okudu?

İslam tarihinde ilk ezanı, hicretten sonra Medine'de Bilâl-i Habeşî (r.a.) okumuştur. Ezan lafızları Abdullah b. Zeyd'in (r.a.) rüyasıyla sabit olmuş, sesi gür olduğu için okuma görevi Bilâl'e verilmiştir (Ebû Dâvûd, Salât 28).

Bilâl-i Habeşî'yi kim azat etti?

Hz. Ebûbekir (r.a.), işkence gören Bilâl'i sahibinden satın alarak Allah rızası için azat etmiştir. Hz. Ömer (r.a.) bu sebeple "Ebûbekir efendimizdir; efendimizi azat etmiştir" demiştir (Buhârî, Fedâilü ashâbi'n-nebî 5).

Bilâl-i Habeşî nerede ve ne zaman vefat etti?

Efendimizin vefatından sonra Şam diyarına yerleşen Bilâl (r.a.), hicrî 20 yılı civarında Dımaşk'ta (Şam) vefat etmiştir; kabri oradadır.

Sitede keşfet
İslam ArşiviEditöryal

İlgili yazılar

Yorumlar

Tüm yazılar