Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İslam Arşivi

Osmanlı Serisi 54/60: Çanakkale — Bir Savunmanın Anatomisi

İtilaf devletleri 1915'te Çanakkale Boğazı'nı zorlayarak İstanbul'a ulaşmayı ve Rusya'ya deniz yolu açmayı hedefledi. 18 Mart'taki deniz harekâtı mayın hattında kırıldı; 25 Nisan'da başlayan kara muharebeleri sekiz ay sürdü. Kuvvetler Ocak 1916'da tahliye edildi, Boğazlar savaşın sonuna kadar kapalı kaldı. Kayıp rakamları için kaynaklar bugün de farklı sayılar verir.

Çanakkale, bir savaşın kaderini coğrafyanın ne kadar belirleyebileceğini gösteren örneklerden biridir. Boğazın en dar yeri bir kilometrenin biraz üzerindedir; akıntı kuzeyden güneye sürekli akar. Bu iki ayrıntı, dünyanın en güçlü donanmasının önünde durabilen savunmanın da temelini oluşturdu.

Neden Çanakkale?

İtilaf devletlerinin hesabı açıktı. Boğazlar geçilirse İstanbul baskı altına alınacak, Osmanlı savaş dışı kalacak ve en önemlisi Rusya'ya güneyden ikmal yolu açılacaktı. Rus cephesi silah ve mühimmat sıkıntısı çekiyordu; Karadeniz ise Boğazlar kapalı olduğu için işe yaramıyordu.

Bir başka hesap tarafsız Balkan devletlerini kendi saflarına çekmekti. Bu yüzden harekât, sadece askerî değil siyasî bir yatırım olarak görüldü ve donanmanın tek başına başarabileceği düşünüldü.

18 Mart 1915: donanma neden geçemedi?

Kasım 1914'teki ilk bombardımandan sonra sistematik harekât şubat 1915'te başladı. Dış tabyalar susturuldu, ancak Boğaz'ın iç kesimindeki bataryalar ve mayın hatları asıl engeldi.

Kritik hamle 8 Mart gecesi yapıldı. Nusret adlı küçük mayın gemisi, düşman gemilerinin manevra için kullandığı Karanlık Liman koyuna, kıyıya paralel biçimde yeni bir mayın hattı döktü. Bu hat, taranmış sayılan bölgenin dışındaydı ve fark edilmedi.

18 Mart sabahı İngiliz ve Fransız zırhlıları Boğaz'a girdi. Gün boyu süren topçu düellosunun ardından geri dönüş manevrası sırasında Fransız zırhlısı Bouvet birkaç dakika içinde battı; ardından Irresistible ve Ocean da kayboldu. Inflexible, Suffren ve Gaulois ağır hasar aldı. Filo akşam üzeri çekildi ve donanmayla geçiş fikri bir daha denenmedi.

O günün en çok anlatılan sahnelerinden biri, Rumeli Mecidiye tabyasında vinç devre dışı kalınca mermileri sırtında taşıyan bir onbaşının hikâyesidir. Olayın kendisi kayıtlıdır; mermi ağırlığı ve sayısı gibi ayrıntılarda kaynaklar birleşmez. Anlatının değeri kahramanlık edebiyatında değil, savunmanın hangi imkânsızlıklarla yürütüldüğünü göstermesindedir.

25 Nisan: çıkarmalar

Deniz harekâtı başarısız olunca kara çıkarmasına karar verildi. 25 Nisan 1915 sabahı iki ana bölgeye asker çıkarıldı: Seddülbahir çevresindeki koylara İngiliz ve sömürge birlikleri, kuzeyde Arıburnu'na Avustralya-Yeni Zelanda kolordusu. Anadolu yakasındaki Kumkale çıkarması aldatma amaçlıydı.

Beşinci Ordu'nun savunma planı, sahili baştan başa tutmak yerine kuvvetleri geride hazır bekletip çıkarma noktasına hızla sevk etmek üzerine kuruluydu. İlk saatler bu planın işleyip işlemeyeceğini belirledi.

Arıburnu'nda çıkarma kuvveti sırtları tutamadan durduruldu. 19. Tümen komutanı olarak bu kesimde görev alan Mustafa Kemal, ağustos ayındaki ikinci çıkarmadan sonra kurulan Anafartalar Grubu'nun komutanlığına getirildi. Seddülbahir'de ise İngiliz birlikleri sahile çıkabildi, fakat Alçıtepe hattını aşamadı.

Ağustos 1915'te Suvla koyuna yapılan yeni çıkarmayla Conkbayırı ve Kocaçimen sırtları için ağır muharebeler yaşandı. Cephe yeniden kilitlendi.

Siperde geçen sekiz ay

Çanakkale'yi diğer cephelerden ayıran şey, siperler arasındaki mesafedir. Bazı kesimlerde iki taraf birbirine sekiz-on metre uzaklıktaydı. Konuşmalar duyuluyor, atılan el bombaları geri fırlatılabiliyordu.

Bu yakınlık tuhaf bir şey doğurdu: birbirini öldürmekle görevli iki insan grubu arasında bir tür karşılıklı tanıma. 24 Mayıs 1915'te ölülerin gömülmesi için ateşkes yapıldı; iki tarafın askerleri aynı toprakta yan yana çalıştı. Hatıratlarda siperler arasında konserve, sigara ve not atıldığına dair kayıtlar vardır. Bu anlatıların bir kısmı sonradan büyütülmüş olabilir; fakat ateşkesin resmî kaydı ve mektuplardaki tanıklıklar temel çerçeveyi doğrular.

Şartlar iki taraf için de ağırdı. Yaz aylarında sinek ve dizanteri, kışın sel ve donma büyük kayıp verdirdi. Su, cephenin en kıymetli malzemesiydi.

Ölenler için Kur'an'ın vaadi açıktır:

وَلَا تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَمْوَاتًا ۚ بَلْ أَحْيَاءٌ عِندَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ

"Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridir; Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar." (Âl-i İmrân, 169)

Savaşta bile ölçünün korunmasını isteyen ilke ise şu hadiste geçer:

"Allah her şeyde ihsanı (güzel davranmayı) yazmıştır. Öldüreceğiniz zaman bile bunu güzel yapın." (Müslim, Sayd, 57)

Karşı siperdeki askere hakaret etmeden onun da bir emirle oraya gönderildiğini görebilmek, bu ölçünün bir gereğidir. Çanakkale'yi anlatırken düşmanı aşağılamaya ihtiyaç yoktur; anlatılan zaten yeterince ağırdır.

Tahliye ve rakamlar

1915 sonbaharında İtilaf karargâhlarında harekâtın sürdürülemeyeceği kabul edildi. Arıburnu ve Suvla 19-20 Aralık 1915 gecesi, Seddülbahir 8-9 Ocak 1916 gecesi boşaltıldı. İlginç biçimde tahliye, bütün harekâtın en başarılı safhası oldu: kendiliğinden ateş eden düzenekler ve sahte ışıklarla kuvvetler neredeyse kayıpsız çekildi.

Kayıplar konusunda kaynaklar farklı rakamlar verir. Osmanlı tarafının toplam zayiatı için iki yüz binin üzerinde rakamlar zikredilir; ölü sayısı bazı çalışmalarda elli beş bin, bazılarında yüz bine yakın gösterilir. İtilaf tarafının zayiatı da benzer büyüklüktedir. Bu farklar kayıt yöntemlerinden, hastalıktan ölenlerin ayrı sayılıp sayılmamasından kaynaklanır.

Savaşın sonucu şuydu: Boğazlar kapalı kaldı, Rusya'ya güney yolu açılmadı ve Osmanlı savaşa iki buçuk yıl daha devam etti.

Bu tarihten bugüne kalan ders

İlk ders planlamayla ilgili. Çanakkale, teknolojik üstünlüğün tek başına yetmediğini gösterir. Karşı taraf daha güçlü topa ve daha çok gemiye sahipti; fakat dar bir suyolunda doğru yere dökülmüş yirmi altı mayın bütün hesabı bozdu. Savunmanın gücü, imkânın büyüklüğünden çok yerinde kullanılmasındaydı.

İkinci ders üslupla ilgili. Bu cephede on binlerce insan öldü ve bunların hepsinin bir ailesi vardı. Şehitlerimizi anmak, karşı taraftaki askere hakaret etmeyi gerektirmez; aksine, savaşın ne olduğunu doğru anlatmak için ona da insan gözüyle bakmak gerekir. Hadisteki "ihsan" kaydı, en zor şartta bile ölçüyü elden bırakmamayı emreder. Çanakkale'yi bir nefret dersi değil, bir sorumluluk dersi olarak okumak mümkündür.

Bir sonraki bölümde savaşın daha az bilinen bir cephesine, Irak'a ve Kût'ta yaşananlara bakıyoruz.

Sıkça Sorulan Sorular

Çanakkale Savaşı neden çıktı?

İtilaf devletleri Boğazları geçerek İstanbul'u baskı altına almayı, Osmanlı'yı savaş dışı bırakmayı ve mühimmat sıkıntısı çeken Rusya'ya deniz yoluyla ulaşmayı hedefledi.

18 Mart 1915'te ne oldu?

İngiliz ve Fransız zırhlıları Boğaz'ı donanmayla geçmeye çalıştı. Nusret'in 8 Mart gecesi döktüğü mayın hattı fark edilmemişti; Bouvet, Irresistible ve Ocean battı, birkaç gemi ağır hasar aldı ve filo çekildi.

Nusret mayın gemisi ne yaptı?

8 Mart 1915 gecesi, düşman gemilerinin manevra için kullandığı Karanlık Liman koyuna kıyıya paralel biçimde yirmi altı mayın döktü. Bu hat taranmış bölgenin dışındaydı ve 18 Mart'taki kayıpların ana sebebi oldu.

Kara muharebeleri ne zaman başladı ve bitti?

Çıkarmalar 25 Nisan 1915'te Arıburnu ve Seddülbahir'de yapıldı. Ağustos'ta Suvla çıkarması ve Anafartalar muharebeleri yaşandı. Kuvvetler 19-20 Aralık 1915 ve 8-9 Ocak 1916 gecelerinde tahliye edildi.

Çanakkale'de kaç kişi öldü?

Kaynaklar farklı rakamlar verir. Osmanlı tarafının toplam zayiatı için iki yüz binin üzerinde sayılar zikredilir; ölü sayısı çalışmalara göre elli beş bin ile yüz bin arasında değişir. İtilaf tarafının kaybı da benzer büyüklüktedir.

Sitede keşfet
İslam Arşivi
Editöryal
İlgili yazılar
Yorumlar
Tüm yazılar