Çelebi Mehmed ve II. Murad: Yıkılmaktan Dönen Devlet
Çelebi Mehmed 1413'te taht mücadelesini kazanarak parçalanmış Osmanlı'yı yeniden birleştirdi; bu yüzden "ikinci kurucu" sayılır. Oğlu II. Murad (1421–1451) ise Balkanlar'daki hâkimiyeti yeniden kurdu, 1444'te Varna'da ve 1448'de II. Kosova'da Haçlı ordularını yenerek İstanbul'un fethine giden yolu açtı.
Bir devletin yıkılmaktan dönmesi, kurulmasından daha zordur. Çünkü kurarken elde umut vardır; toparlarken elde yalnız enkaz. Osmanlı'nın 15. yüzyılın ilk yarısı, tam olarak bu toparlanmanın hikâyesidir.
Çelebi Mehmed: dağınık parçaları birleştiren adam
Fetret Devri'nin sonunda ayakta kalan isim Mehmed Çelebi oldu. 1413'te tek hükümdar olarak Edirne'de tahta oturduğunda önünde uzun bir onarım listesi vardı: Anadolu'da yeniden kurulmuş beylikler, boşalmış hazine, dağılmış ordu, güveni sarsılmış bir tebaa.
Yaklaşımı temkinliydi. Timur'un yeniden kurdurduğu beyliklerle doğrudan topyekûn savaşa girmek yerine, kademeli bir siyaset izledi; kimini ittifakla, kimini evlilikle, kimini seferle bağladı. Bizans ile çatışmaktan kaçındı. Sekiz yıllık saltanatında büyük fetih yapmadı — ama devleti ayağa kaldırdı ki bu, çoğu fetihten zordur.
Denizde de ilk ciddi sınav bu dönemde verildi: 1416'da Venedik donanmasıyla Gelibolu açıklarında yapılan çarpışma Osmanlı'nın yenilgisiyle bitti. Bu yenilgi, deniz gücüne yatırım gerektiğini gösteren erken bir uyarı oldu.
Bursa'daki Yeşil Cami ve Yeşil Türbe onun döneminin eseridir; Osmanlı mimarisinin kendi üslubunu bulmaya başladığı yapılar sayılır.
Şeyh Bedreddin hâdisesi (1416)
Çelebi Mehmed döneminin en tartışmalı olayı, Şeyh Bedreddin ve müritleri Börklüce Mustafa ile Torlak Kemal'in başını çektiği ayaklanmadır.
Bedreddin, dönemin en donanımlı âlimlerinden biriydi; Mısır ve Anadolu'da tahsil görmüş, fıkıh alanında eser vermiş, Fetret Devri'nde Musa Çelebi'nin kazaskerliğini yapmıştı. Musa Çelebi'nin yenilmesinden sonra İznik'te göz hapsine alındı. 1416'da Batı Anadolu'da Börklüce, Rumeli'de ise Bedreddin merkezli hareketler ortaya çıktı ve devlet bunları sert biçimde bastırdı. Bedreddin, Serez'de yargılanarak idam edildi.
Bu olayın niteliği hâlâ tartışılır. Kimi kaynaklar hareketi doğrudan bir isyan ve inanç sapması olarak sunar; kimi araştırmacılar ise Fetret Devri'nde yıkılan düzenin, ağırlaşan vergilerin ve yerinden edilmiş toplulukların yarattığı sosyal patlamaya işaret eder. Sonraki yüzyıllarda Bedreddin'e atfedilen pek çok görüşün ona ait olup olmadığı da ayrı bir tartışma konusudur.
Burada dürüst tavır şudur: Bu hâdiseyi tek cümleye indirgememek. Ne "kahraman halk önderi" ne "sapkın isyancı" kalıbı, elimizdeki kaynakların söylediğinden fazlasını iddia etmeden kurulabilir.
II. Murad: iki kez tahta çıkan sultan
Çelebi Mehmed 1421'de vefat edince yerine oğlu Murad geçti. Saltanatının ilk yılları isyanlarla ve taht iddiacılarıyla mücadeleyle geçti. Ardından Selanik'i aldı (1430), Balkanlar'da otoriteyi yeniden kurdu, Anadolu'da beyliklerle hesaplaşmayı tamamladı.
1444'te ilginç bir şey oldu: Macarlar ve Balkan devletleriyle Edirne-Segedin Antlaşması imzalandıktan sonra II. Murad tahtı henüz on iki yaşındaki oğlu Mehmed'e bırakıp Manisa'ya çekildi. Osmanlı tarihinde bir padişahın kendi isteğiyle tahtı bırakması nadir görülen bir şeydir.
Varna 1444: bozulan bir yemin
Osmanlı tahtında bir çocuğun bulunduğunu gören Haçlı cephesi, imzalanan antlaşmanın bozulmasını fırsat saydı. Papalık temsilcisi Kardinal Cesarini'nin telkinleriyle Macar Kralı Ladislas antlaşmayı bozdu ve ordular yeniden harekete geçti.
Devlet adamlarının ısrarıyla II. Murad ordunun başına döndü. 10 Kasım 1444'te Varna önlerinde yapılan savaş, Haçlı ordusunun ağır bozgunuyla sonuçlandı; Kral Ladislas savaş alanında öldü.
Osmanlı kaynaklarında, savaşın kritik anında II. Murad'ın bozulan antlaşma metnini eline alıp göğe kaldırdığı ve ahdi bozanlara karşı yardım dilediği rivayet edilir. Bu sahnenin tarihî sıhhati kesin değildir; sonraki dönem kaynaklarında geçen bir anlatıdır. Fakat sahnenin arkasındaki ilke İslam'ın en açık ölçülerinden biridir:
وَاَوْفُوا بِالْعَهْدِۚ اِنَّ الْعَهْدَ كَانَ مَسْؤُ۫لًا
"Verdiğiniz sözü yerine getirin. Çünkü verilen sözden sorumlu tutulacaksınız." (İsrâ, 34)
Efendimiz (s.a.s.) de münafıklığın alâmetlerini sayarken aynı noktaya işaret eder: "Söz verdiğinde sözünde durmaz, emanete hıyanet eder." (Buhârî, Îmân, 24; Müslim, Îmân, 107)
1448'de II. Kosova Savaşı'nda Macar komutan Hunyadi Yanoş'un ordusu da yenildi. Bu iki zaferle Balkanlar'dan gelecek büyük tehdit uzun süreliğine kırıldı ve İstanbul'un kuşatılabilmesi için gereken güvenli arka cephe sağlandı.
Bir sultanın gönül dünyası
II. Murad, savaş meydanlarındaki sertliğinin yanında ilim ve tasavvuf çevreleriyle yakın ilişkisiyle bilinir. Edirne'de cami ve medreseler yaptırdı, âlimleri himaye etti, Türkçe eserlerin telif ve tercümesini destekledi. Dönemin gönül insanlarıyla, bu arada Ankara'daki Hacı Bayram-ı Velî ile temas kurduğu kaynaklarda nakledilir.
Vasiyeti de karakterini gösterir: Bursa'da, üzeri açık bir kabirde, yağmurun toprağına düşebileceği bir yere gömülmeyi istemiştir. Kabri bugün de öyle durur. Bir imparatorluğun en güçlü hükümdarlarından birinin son isteği, üstüne kubbe değil yağmur olmuştur.
1451'de vefat ettiğinde geriye, hazinesi dolu, ordusu tecrübeli ve sınırları güvenli bir devlet bıraktı. Tahta ikinci kez geçen oğlu II. Mehmed, iki yıl sonra İstanbul'u fethedecekti.
Bu tarihten bugüne kalan ders
Bu iki saltanat üç şey öğretir. Birincisi: Onarmak, kurmaktan daha az görünür ama daha değerlidir. Çelebi Mehmed'in adı büyük fetihlerle anılmaz; oysa o olmasaydı sonraki fetihleri konuşacak bir devlet kalmayacaktı. İkincisi: Ahde vefa bir nezaket değil, bir hukuktur. Varna'da bozulan bir antlaşma, bozana kaybettirmiştir. Üçüncüsü: İç meseleler adaletle çözülmezse dışarıdan gelen her rüzgâr onları büyütür. 1416'daki hâdise, savaşla bastırılmadan önce sebeplerinin sorulması gereken bir sosyal krizin de habercisiydi.
Serinin altıncı bölümünde, İstanbul'un fethine giden hazırlıkları ve Fâtih Sultan Mehmed dönemini ele alacağız.
Sıkça Sorulan Sorular
Çelebi Mehmed neden "ikinci kurucu" sayılır?
Ankara yenilgisinin ardından on bir yıl süren Fetret Devri'nde parçalanan Osmanlı'yı 1413'te yeniden tek idare altında topladığı için bu sıfatla anılır. Büyük fetihler yapmamış; fakat dağılmak üzere olan devleti ayağa kaldırmıştır.
Varna Savaşı neden çıktı, kim kazandı?
1444'te imzalanan Edirne-Segedin Antlaşması, Osmanlı tahtında çocuk yaştaki II. Mehmed'in bulunmasını fırsat gören Haçlı cephesince bozuldu. 10 Kasım 1444'te Varna önlerinde yapılan savaşı, ordunun başına dönen II. Murad kazandı; Macar Kralı Ladislas savaş alanında öldü.
II. Murad neden tahtı bırakıp geri döndü?
1444'te antlaşma sonrası tahtı oğlu Mehmed'e bırakıp Manisa'ya çekilmişti. Haçlı ordusunun antlaşmayı bozup harekete geçmesi üzerine devlet adamlarının ısrarıyla ordunun başına döndü ve Varna Zaferi'ni kazandı.
Şeyh Bedreddin isyanı ne zaman ve neden oldu?
1416'da Çelebi Mehmed döneminde meydana geldi. Fetret Devri'nin yarattığı sosyal ve ekonomik çözülme, yerinden edilmiş topluluklar ve otorite boşluğu önemli etkenler arasında sayılır. Hareket bastırılmış, Şeyh Bedreddin Serez'de yargılanarak idam edilmiştir. Olayın niteliği hakkında kaynaklar ve araştırmacılar farklı değerlendirmeler yapar.
II. Murad'ın kabri neden açıktır?
Vasiyeti gereğidir. Bursa'daki türbesinde kabrin üzeri açık bırakılmış, yağmurun doğrudan toprağına düşmesi istenmiştir. Bu tercih, tevazu ve dünya malına bağlanmama düşüncesinin bir ifadesi olarak yorumlanır.
