Ana içeriğe geç
İmsak--:--
Güneş--:--
Öğle--:--
İkindi--:--
Akşam--:--
Yatsı--:--
Sonraki--:--:--

Din İstismarı Nedir? Dinî Duyguların Sömürülmesine Karşı İslam'ın Ölçüsü

Din İstismarı Nedir? Dinî Duyguların Sömürülmesine Karşı İslam'ın Ölçüsü

Din istismarı; dinin ve insanların dinî duygularının para, makam, şöhret ya da güç elde etmek için araç olarak kullanılmasıdır. İslam bunu ağır bir günah sayar; çünkü Allah'ın âyetleri hiçbir dünyalık karşılığında satılamaz. 15 Temmuz'un onuncu yıl dönümünde bu mesele ülkemizde yeniden konuşuluyor.

Din İstismarı Ne Demek?

İstismar, bir şeyi asıl amacının dışında, kendi çıkarı için kullanmak demektir. Söz konusu olan din olunca mesele çok daha ağırlaşır. Çünkü din, insanın Rabbiyle kurduğu en mahrem bağdır; bu bağa güvenen insanı din adına aldatmak, hem Allah'ın hakkına hem de kul hakkına birden el uzatmaktır.

Din istismarı her zaman büyük yapılar hâlinde karşımıza çıkmaz. Gaybdan haber verdiğini söyleyip para alan falcılar, "şifa dağıtan" muskacılar, kendisine olağanüstü makamlar yakıştıran sahte şeyhler, din kisvesi altında bağış toplayıp servet edinen kişiler, rüyalarla insanları yönlendiren yapılar... Hepsinin ortak noktası aynıdır: İnsanın Allah'a duyduğu samimi sevgiyi ve ahiret kaygısını kendi dünyalık hesapları için kullanmak.

Bu hastalık yeni de değildir. Daha ilk asırda Hâricîler, "Hüküm ancak Allah'ındır" âyetini bayraklaştırıp müminlere kılıç çekmişlerdi. Hz. Ali (r.a.) onların bu tavrını tek cümleyle teşhis etti: "Hak bir söz; ama onunla batıl kastediliyor." Din istismarının özeti de budur aslında. Söylenen söz çoğu zaman doğrudur; âyettir, hadistir, "hizmet"tir, "kardeşlik"tir. Çürük olan, o doğru sözün arkasına saklanan niyettir.

Kur'an'ın Uyarısı: "Âyetlerimi Az Bir Pahaya Satmayın"

Kur'an-ı Kerim, dini çıkara alet etmeyi daha ilk sûrelerinden itibaren mahkûm eder. Rabbimiz şöyle buyurur:

وَلَا تَشْتَرُوا بِآيَاتِي ثَمَنًا قَلِيلًا وَإِيَّايَ فَاتَّقُونِ

"Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve yalnız benden korkun." (Bakara, 41)

Dikkat edilirse âyet "az bir paha" der. Müfessirler buradaki inceliğe şöyle işaret etmişlerdir: Din karşılığında alınan şey ne kadar büyük görünürse görünsün, dünyanın tamamı bile olsa, âhiretin yanında azdır ve değersizdir. Tevbe sûresinde de kitap ehlinin din adamlarından birçoğunun, insanların mallarını haksız yollarla yediği ve onları Allah yolundan alıkoyduğu haber verilir (Tevbe, 34). Bu âyetler yalnız geçmiş ümmetlere değil, aynı hataya düşecek herkese birer uyarıdır.

Peygamberimizin Diliyle: Aldatan Bizden Değildir

Resûl-i Ekrem (s.a.s.) bir gün pazarda bir buğday yığınına elini daldırmış, altının ıslak olduğunu görünce satıcıya bunu neden gizlediğini sormuş ve şu ölçüyü koymuştur: "Bizi aldatan bizden değildir." (Müslim, Îmân 164)

Buğdayın ıslağını gizlemek bile insanı bu ağır ifadenin kapsamına sokuyorsa, insanları din ile aldatmanın vebalini düşünmek gerekir. Efendimiz (s.a.s.) ilmi dünyalığa alet etmeyi de ayrıca uyarmıştır: "Kim, Allah rızası için öğrenilmesi gereken bir ilmi yalnızca dünyalık elde etmek için öğrenirse, kıyamet günü cennetin kokusunu bile alamaz." (Ebû Dâvûd, İlim 12)

Bu iki hadis yan yana konulduğunda tablo netleşir: Din, ticaret malı değildir; ilim, itibar merdiveni değildir; cemaat, çıkar ortaklığı değildir.

Yakın Tarihimizden Acı Bir Tecrübe: 15 Temmuz

Din istismarının nerelere varabileceğini bu millet 15 Temmuz 2016 gecesi acı bir şekilde gördü. Kendini "hizmet" diye tanıtan, hoca ve cemaat gibi mübarek kavramların arkasına gizlenen bir yapı; rüyalarla, gözyaşıyla, âhiret vaadiyle kandırdığı insanları kendi öz milletine silah doğrultacak hâle getirdi. O gece minarelerden yükselen selâ sesleri, milletin imanıyla istismarcıların ihaneti arasındaki farkı bütün dünyaya ilan etti.

Onuncu yıl dönümünde bu hadiseyi anmak, yalnızca bir tarihi hatırlamak değildir. Aynı zamanda şu dersi tazelemektir: Bir öğreti, Kur'an ve sünnetin açık ölçülerinin üstüne kişi kültü koyuyorsa; liderine masumiyet, mehdîlik ya da olağanüstü makamlar yakıştırıyorsa; "dava" adına yalanı, tecessüsü ve kul hakkını mubah sayıyorsa, orada din değil istismar vardır.

Din İstismarından Nasıl Korunuruz?

Korunmanın ilk yolu sağlam bilgidir. Dinini doğru kaynaktan, Kur'an'dan ve sahih sünnetten öğrenen insanı aldatmak zordur. Temel ilmihal bilgisi, iman esasları ve helal-haram ölçüleri her Müslümanın kendi üzerine borcudur; bu bilgiyi başkasına havale eden, kendisini başkasının insafına bırakmış olur.

İkinci ölçü şudur: İslam'da Allah ile kul arasında aracı yoktur. Tövbe için, dua için, affedilmek için hiçbir kula muhtaç değiliz. Kim sizi kurtuluş için kendisine veya yapısına bağlanmaya çağırıyorsa, kim gaybı bildiğini ima ediyorsa, kim din adına sürekli para istiyorsa orada durup düşünmek gerekir. Peygamberler dahi "Ben sizden buna karşılık bir ücret istemiyorum" (Şuarâ, 109) demişken, bir faninin din üzerinden servet devşirmesi hangi ölçüye sığar?

Üçüncüsü de şu: Sahih din anlayışı insanı aileden, milletten ve meşru hukuktan koparmaz. Kendini toplumdan gizleyen, mensuplarına çifte kimlik yaşatan, sorgulamayı yasaklayan yapılar daha baştan kendi karanlıklarını itiraf etmiş sayılır.

Sıkça Sorulan Sorular

Din istismarı ne demek, örnekleri nelerdir?

Din istismarı, dinî değer ve duyguların şahsi ya da örgütsel çıkar için kullanılmasıdır. Para karşılığı muska ve fal, sahte şeyhlik iddiaları, din kisvesiyle bağış toplayıp zenginleşmek ve dinî kavramları siyasi-örgütsel emellere alet etmek bunun örnekleridir.

Din anlatarak para kazanmak da istismar mıdır?

Hayır, ikisi ayrıdır. Din eğitimi ve irşad hizmetinde bulunan kişinin geçimi için ücret alması fıkıh kaynaklarına göre caizdir. İstismar; dini, hak edilmeyen bir kazancın, gizli bir emelin veya aldatmanın aracı yapmaktır.

Sahte şeyh ve istismarcı yapılar nasıl anlaşılır?

Liderine olağanüstü makam ve masumiyet yakıştıran, gaybı bildiğini ima eden, sürekli para toplayan, sorgulamayı ve ayrılmayı günah sayan, mensuplarını aileden ve toplumdan koparan yapılar istismarın belirtilerini taşır. Sahih din anlayışı Kur'an ve sünnet ölçüsüne uymaya çağırır, kişiye kul etmez.

İslam'da din istismarının cezası nedir?

Din ile aldatmak; yalan, kul hakkı ve Allah'ın âyetlerini az bir pahaya satma günahlarını bir arada barındırır. "Bizi aldatan bizden değildir" (Müslim, Îmân 164) hadisi bu işin manevi ağırlığını gösterir; kul hakkı boyutu ise ancak hak sahipleriyle helalleşmekle temizlenir.

Sitede keşfet
İslam ArşiviEditöryal

İlgili yazılar

Yorumlar

Tüm yazılar