Düğünde Takılan Takılar Kime Aittir? İslam'a Göre Hüküm
Fıkıh kaynaklarına göre düğün takılarında esas ölçü, hediyeyi verenin niyeti ve toplumun örfüdür. Geline takılan takılar gelinin, damada takılanlar damadın mülkü kabul edilir. Kime takıldığı belli olmayan ya da "yuvaya" verilen takılarda ise o yörenin yerleşik âdeti belirleyicidir. Mehir ise takılardan tamamen ayrı bir haktır.
Yaz aylarındayız; salonlar, köy meydanları, kına geceleri dolup taşıyor. Düğünün en hareketli anlarından biri de takı merasimi. Ama iş bittikten sonra pek çok ailede aynı soru dolaşmaya başlar: Bu altınlar kimin? Gelinin mi, damadın mı, yoksa "ortak" mı? Soru basit görünse de arkasında kırgınlıklar, hatta helalleşilmesi gereken haklar vardır. O yüzden meseleyi duygusallıktan çıkarıp dinin ölçüsüne bakmakta fayda var.
Takı Bir Hediyedir: Önce Bunu Yerine Oturtalım
İslam hukukunda düğünde takılan altın, para ve ziynet eşyası hibe, yani hediye hükmündedir. Hediye, verildiği ve teslim alındığı anda artık kendisine verilen kişinin mülküdür. Hediyeleşmek bizzat teşvik edilmiştir; Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurur:
"Hediyeleşin ki birbirinize sevginiz artsın."
(Buhârî, el-Edebü'l-müfred 594; hasen)
Dolayısıyla takı merasimi, dinî açıdan bir "ortak kasa" oluşturma töreni değil; misafirlerin iki gence ve kurulacak yuvaya sevgilerini gösterdikleri bir hediyeleşmedir. Sorun, bu hediyelerin kime verildiğinin çoğu zaman açıkça söylenmemesinden doğar. İşte bu noktada fıkhın iki ölçüsü devreye girer: niyet ve örf.
Kime Takıldıysa Onundur
Hediyeyi veren kişi kime vermeyi kastettiyse, hediye onun olur. Bu niyetin en görünür işareti de takının kime takıldığıdır. Buna göre âlimlerin genel kabulü şudur: Gelinin üzerine takılan bilezik, kolye, set gibi takılar ile eline verilen paralar gelinin; damada takılanlar ise damadın mülküdür.
Kadına takılan takıların onun şahsi malı olması, İslam'ın kadına tanıdığı mülkiyet hakkının tabii bir sonucudur. Evlilik, eşlerin mallarını birbirine karıştırmaz; kadının malı kendisine aittir ve onda dilediği gibi tasarruf eder. Kocanın, hanımının takılarını onun gönül rızası olmadan alması, bozdurup harcaması ya da "bende dursun" deyip geri vermemesi kul hakkıdır. Gönül rızasıyla verirse elbette helaldir; nitekim Kur'an-ı Kerim mehir hakkında bu inceliği açıkça belirtir:
وَاٰتُوا النِّسَٓاءَ صَدُقَاتِهِنَّ نِحْلَةًۜ فَاِنْ طِبْنَ لَكُمْ عَنْ شَيْءٍ مِنْهُ نَفْسًا فَكُلُوهُ هَن۪ٓيـًٔا مَر۪ٓيـًٔا
"Kadınlara mehirlerini gönül rızası ile (cömertçe) verin. Eğer onlar gönül hoşluğuyla size bir kısmını bağışlarlarsa onu da afiyetle yiyin." (Nisâ, 4)
Ya Ortaya Takılanlar? Örfün Rolü
Asıl tartışma, kime verildiği açıkça belli olmayan takılarda çıkar. Damadın yakınlarının geline taktığı altınlar, gelin tarafının damada taktıkları, ya da "yuvanıza bereket olsun" diye verilen paralar... Fıkıhta bu tür durumlar için köklü bir kaide vardır: Örf ile sabit olan, delil ile sabit gibidir. Yani bir konuda açık bir söz yoksa, o toplumun yerleşik âdetine bakılır.
Türkiye'nin birçok yöresinde yerleşik örf, düğünde takılan takıların düğün gününe ve geline ait sayılması yönündedir; bazı yörelerde ise takılar kimin davetlisi tarafından takıldıysa o tarafa ait kabul edilir. Hangisi o beldede yerleşikse, dinen ona itibar edilir. Aileler arasında farklı beklentiler varsa en güzeli, daha söz-nişan aşamasında bu konuyu açıkça konuşup bağlamaktır. Unutmayalım: Dinimizde anlaşmazlığı büyütmek değil, baştan açık konuşarak önlemek esastır.
Şu da bilinmeli: Bu anlattıklarımız işin dinî ve vicdanî boyutudur; yani kişinin Allah katındaki sorumluluğunu anlatır. Boşanma gibi durumlarda mahkemelerin takılar hakkında verdiği kararlar ayrı bir hukuk alanıdır ve zamanla değişebilmektedir; hukukî bir uyuşmazlıkta mutlaka uzman bir hukukçuya danışılmalıdır.
Mehir ile Takı Aynı Şey mi?
Hayır. Mehir, nikâh sebebiyle kocanın hanımına vermekle yükümlü olduğu maldır; kadının ayetle sabit hakkıdır ve pazarlık konusu bile edilmeden gönül hoşluğuyla verilmesi emredilir. Düğün takıları ise misafirlerin gönüllü hediyeleridir. Bazı yörelerde nikâh esnasında takılan özel bir takının mehir sayılması konuşulup kararlaştırılır; böyle açık bir anlaşma varsa o takı mehir yerine geçer. Açık bir belirleme yoksa takılar mehir borcunu düşürmez; mehir ayrıca ödenmesi gereken bir hak olarak kalır.
Takılar Geri İstenebilir mi?
Hediyenin verildikten sonra geri istenmesi dinimizde hoş karşılanmamıştır. Resûlullah (s.a.s.) bu konuda çok çarpıcı bir benzetme yapar:
"Hediyesinden geri dönen kimse, kusmuğuna dönen köpek gibidir."
(Buhârî, Hibe 30; Müslim, Hibât 1622)
Fıkıh âlimleri, bazı durumlarda hibeden dönmenin hukuken mümkün olup olmadığını tartışmışlardır; mezhepler arasında ayrıntıda farklar vardır. Ancak ahlâkî ölçü nettir: Verilen verilmiştir. Hele bir yuva kurulurken yapılan hediyeleşmeyi sonradan hesap defterine çevirmek, akrabalık bağlarını yaralar. Kırgınlık varsa yol bellidir: konuşmak, gerekiyorsa helalleşmek.
Sıkça Sorulan Sorular
Geline takılan altınları koca kullanabilir mi?
Ancak hanımının gönül rızasıyla. Takılar kadının şahsi malıdır; rızası olmadan bozdurmak, harcamak veya geri vermemek kul hakkıdır. Kadın gönül hoşluğuyla verirse kocaya helal olur; baskıyla ya da gönülsüz alınan ise helal olmaz.
Damada takılan altın ve paralar kimindir?
Damada takılanlar damadın mülkü kabul edilir. Bununla birlikte kime verildiği açıkça söylenmişse söz esas alınır; belirsiz durumlarda o yörenin örfüne bakılır.
Düğün takıları mehir yerine geçer mi?
Kendiliğinden geçmez. Mehir, kocanın üzerine borç olan ayrı bir haktır. Ancak nikâh sırasında belirli bir takının mehir olarak takıldığı açıkça kararlaştırılmışsa, o takı mehir sayılır.
Aile büyüklerinin taktığı takılar kime aittir?
Takan kişi niyetini açıklamışsa ona göre davranılır. Açıklamamışsa kime takıldığına ve yörenin âdetine bakılır; geline takılan gelinin, damada takılan damadın sayılır. Şüpheli durumlarda en güzel çözüm, takan büyüğe niyetini sormaktır.
Netice olarak düğün takısı bir sevgi nişanesidir; mülkiyeti bellidir, hakkı hukuku vardır. Ölçü kaybolduğunda küslük, korunduğunda bereket doğar. Yuvanın asıl serveti ise takı değil, iki tarafın birbirinin hakkına gösterdiği titizliktir.
Yorumlar