Ebû Eyyûb el-Ensârî (r.a.): Kapısını Açan, Kapıda Kalan Sahabi
Ebû Eyyûb el-Ensârî (r.a.), hicret ettiğinde Peygamber Efendimiz'i (s.a.s.) evinde ağırlayan Medineli sahabidir. Asıl adı Hâlid b. Zeyd'dir. Bedir'den itibaren neredeyse bütün gazvelere katılmış, seksen yaşını geçtiği hâlde İstanbul surları önündeki orduya katılmış ve orada vefat etmiştir.
Bazı hayatlar tek bir sahneyle özetlenir. Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin hayatında böyle iki sahne var: biri Medine'de bir evin kapısının önünde çöken deve, diğeri elli yıl kadar sonra İstanbul surlarının dibinde kazılan bir mezar. Aradaki mesafe, hem coğrafî hem de bir ömrün kararlılığı bakımından uzundur.
Medine'de bir ev, kapısında bir deve
Hâlid b. Zeyd b. Küleyb, Medine'nin Hazrec kabilesinin Benî Neccâr koluna mensuptu. İslam'ı Medine'de erken kabul edenlerdendi; İkinci Akabe Biatı'nda Resûlullah'a bağlılık sözü veren yetmiş küsur kişi arasında yer aldı.
Siyer kaynaklarının anlattığına göre Efendimiz (s.a.s.) hicret edip Medine'ye ulaştığında, şehrin ileri gelenleri devesinin yularına yapışıp "Bize buyurun, evimiz sizindir" diyorlardı. Herkesi kırmamak için verdiği cevap tekti: "Bırakın onu, o emrolunmuştur." Deve yürüdü, bir arsaya çöktü, sonra kalkıp yine aynı yere döndü. Oraya en yakın ev, Ebû Eyyûb'un eviydi. Efendimiz, mescid ve odaları yapılıncaya kadar — kaynakların çoğunda yaklaşık yedi ay olarak geçen bir süre — bu evde misafir kaldı.
Ev iki katlıydı. Ebû Eyyûb, Resûlullah'ı üst kata çıkarmak istedi; kendisinin üstte, Efendimiz'in altta olmasına gönlü razı olmuyordu. Efendimiz, gelip gidenler için kolaylık olsun diye alt katı tercih etti. Rivayete göre bir gece su testisi kırılınca Ebû Eyyûb ve hanımı, su aşağı sızıp Peygamber'e damlamasın diye tek yorganlarıyla suyu kuruttular. Sabah bu hâli anlatınca Efendimiz alt kata inmelerini kabul etti.
Bu ev sahipliğinin sadece bir barınma meselesi olmadığını gösteren sahih bir rivayet vardır. Ebû Eyyûb, Efendimiz'e yemek gönderir, geri geldiğinde onun elini sürdüğü yeri arar ve oradan yerdi. Bir gün sarımsaklı bir yemek göndermiş, tabak dokunulmamış hâlde dönünce telaşlanıp koşmuştu. Efendimiz "O bitkinin kokusundan hoşlanmam; çünkü ben, sizin görüşmediğiniz varlıklarla görüşüyorum" buyurdu, sonra ekledi: "Siz yiyin." (Müslim, Eşribe 170-171) Haramdan değil, edepten kaynaklanan bir tercih; ve bunu üzülmesin diye açıklayan bir incelik.
Ensar'ın ahlakı
Ebû Eyyûb'un tavrı kişisel bir cömertlik değil, bütün bir topluluğun karakteriydi. Kur'an, Medineli müslümanları şöyle anlatır:
وَيُؤْثِرُونَ عَلٰى اَنْفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌ
"…Kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile onları kendilerine tercih ederler." (Haşr, 9)
Ayetin tarif ettiği îsâr ahlakı, "artanı vermek" değil, "ihtiyacın varken vermek"tir. Hicret sabahı Medine'de yaşanan, tam olarak buydu.
Savaş meydanlarında geçen bir ömür
Ebû Eyyûb Bedir'de, Uhud'da, Hendek'te ve sonraki gazvelerde bulundu. Efendimiz'in vefatından sonra da elini işten çekmedi; halifeler döneminde sürdürülen seferlere katıldı. Yaklaşık yüz elli kadar hadis rivayet ettiği kaydedilir. Ramazan orucunun ardından Şevval'de altı gün oruç tutmanın faziletine dair meşhur rivayet de ondan gelir (Müslim, Sıyâm 204).
Onun anlayışını en iyi gösteren olay, İstanbul surları önünde yaşanmıştır. Bir müslüman tek başına düşman safına dalınca, oradakilerden bazıları "Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın" (Bakara, 195) ayetini okuyarak bunu kınadılar. Ebû Eyyûb araya girdi ve ayetin iniş sebebini hatırlattı: bu ayet, İslam güçlenip mal mülk çoğalınca "artık cihadı bırakıp servetimizle ilgilensek" diye düşünen bir grup Medineli hakkında inmişti. Asıl "kendini tehlikeye atmak", Allah yolunda yapılan işi bırakıp malın başına oturmaktı (Ebû Dâvûd, Cihâd 22; Tirmizî, Tefsîru'l-Kur'ân 3). Bu izah, bir ayetin bağlamından koparıldığında nasıl tersine çevrilebileceğini gösteren en güzel örneklerdendir.
Surların dibinde bir vasiyet
Emevîler döneminde İstanbul'a yönelen sefere katıldığında Ebû Eyyûb seksenli yaşlarındaydı. Yaşı ve gücü mazeret sayılabilecekken, orduya katılmayı tercih etti. Kuşatma sırasında hastalandı. Kaynaklar vefat yılı konusunda ihtilaf eder; ağırlıklı görüş hicrî 49 (miladî 669) yılıdır, 50 ve 52 gibi tarihler de zikredilir.
Vasiyeti, hayatının özeti gibidir: naaşının mümkün olduğunca ileriye, surlara yakın bir yere defnedilmesini istedi. Öldükten sonra bile bir adım daha ilerlemek isteyen bir adamın isteğiydi bu. Ordu vasiyetini yerine getirdi ve Ebû Eyyûb el-Ensârî, bugünkü Eyüpsultan semtinde bulunan makamına defnedildi.
Sonraki asırlarda kabrin yeri unutulmuş, 1453'te İstanbul'un fethinden sonra tespit edilerek üzerine türbe ve cami yapılmıştır. Kabrin bulunuşuna dair anlatılan keşif hikâyeleri geç dönem kaynaklarına dayanır; bunları kesin tarihî bilgi gibi değil, "rivayet edilir ki" temkiniyle aktarmak doğru olur. Tarihî olarak sabit olan, fetihten sonra bu makamın etrafında bir külliyenin kurulduğu ve semtin asırlarca İstanbul'un en çok ziyaret edilen yerlerinden biri hâline geldiğidir.
Bu kıssadan çıkan ders
Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin hayatı iki basit fiilin etrafında dönüyor: açmak ve devam etmek. Medine'de kapısını açtı; elinde ne varsa ortaya koydu, üstelik bunu bir yatırım gibi değil, tabii bir vazife gibi yaptı. Sonra da bir ömür boyu bulunduğu yerde durmadı.
Bugün bize bakan tarafı şu olabilir: iyilik çoğu zaman büyük imkânları değil, elindekini paylaşmaya razı bir gönlü ister. Ve iman, gençlikte alınıp bir kenara konulan bir karar değil; seksen yaşında da insanı yola çıkaran bir sorumluluktur. Ebû Eyyûb'un vasiyeti, "yaşlandım, artık bana düşmez" diyen herkese sessiz bir cevaptır.
Sıkça Sorulan Sorular
Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin asıl adı nedir?
Asıl adı Hâlid b. Zeyd b. Küleyb'dir. Medine'nin Hazrec kabilesinin Benî Neccâr koluna mensuptur. "Ebû Eyyûb" künyesi, "Eyyûb'un babası" anlamına gelir. Türkiye'de "Eyüp Sultan" adıyla tanınır.
Peygamberimiz onun evinde ne kadar kaldı?
Siyer kaynaklarının çoğunda, Mescid-i Nebevî ve bitişiğindeki odalar tamamlanıncaya kadar yaklaşık yedi ay kaldığı bildirilir. Bu süre boyunca Ebû Eyyûb ve ailesi ev sahipliğini üstlenmiştir.
Ebû Eyyûb el-Ensârî neden İstanbul'da medfundur?
İleri yaşına rağmen İstanbul'a yönelen sefere katılmış, kuşatma sırasında hastalanarak vefat etmiştir. Vasiyeti üzerine surlara mümkün olduğunca yakın bir yere defnedilmiştir.
Kaç hadis rivayet etmiştir?
Kaynaklarda yaklaşık yüz elli hadis rivayet ettiği kaydedilir. Şevval'de altı gün oruç tutmanın faziletine dair Müslim'de yer alan meşhur rivayet onun naklettiği hadisler arasındadır.
Kabrinin fetihten sonra bulunduğu doğru mu?
Fetihten sonra makamın tespit edilip üzerine cami ve türbe yapıldığı tarihen sabittir. Ancak kabrin nasıl bulunduğuna dair anlatılan ayrıntılı keşif hikâyeleri geç dönem kaynaklarına dayanır; bunları kesin bilgi gibi sunmak yerine rivayet olarak değerlendirmek gerekir.
