Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İslam Arşivi

Ebû Hüreyre (r.a.): Karnını Doyuramayan, Ümmeti Doyuran Sahabi

Ebû Hüreyre (r.a.), Peygamber Efendimiz'in (s.a.s.) yanında geçirdiği yaklaşık dört yıla en çok hadisi sığdıran sahabidir. Yemen'den gelmiş, Medine'de ne evi ne malı olmuş, Mescid-i Nebevî'nin gölgeliğinde açlıkla imtihan edilmiş; buna karşılık kendisinden 5.374 rivayet nakledilmiştir. Onun hikâyesi, azın nasıl bereketlendiğinin hikâyesidir.

Bir insanı hatırlarken çoğu zaman zenginliğini, makamını ya da soyunu anarız. Ebû Hüreyre'de bunların hiçbiri yok. Elinde yalnızca dikkatli bir kulak, kaybedecek hiçbir şeyi olmayan bir vakit ve bırakmamaya kararlı bir gönül vardı. Ümmetin hadis hazinesinin büyük bir kısmı bu üç şeyin üzerine kuruldu.

Yemen'den Medine'ye

Asıl adı üzerinde farklı rivayetler bulunmakla birlikte kaynakların çoğunda Abdurrahman b. Sahr olarak geçer. Yemen'in Devs kabilesindendir. Künyesinin hikâyesini kendisi anlatır: Ailesinin koyunlarını güderken küçük bir kedi yavrusu vardı, onu ağaç kovuğuna koyar, gündüzleri yanında taşırdı. Bu yüzden ona "kedi babası" anlamında Ebû Hüreyre dediler. Adı unutuldu, künyesi tarihe kaldı.

Müslüman oluşu geç sayılır: Hayber Gazvesi sıralarında, hicretin yedinci yılında Medine'ye geldi. Yani Efendimiz'in (s.a.s.) yanında yalnızca dört yıl kadar bulunabildi. Bedir'i, Uhud'u, Hendek'i görmedi. Sonradan gelenlerin kaçırdığını en iyi bilen adam olarak, kalan vakti hesapsız kullanmaya karar verdi.

Suffe: Açlığın okulu

Medine'de kalacak yeri olmayınca Mescid-i Nebevî'nin arka tarafındaki gölgeliğe, Suffe'ye yerleşti. Orada kalanların işi güçleri ilimdi; geçimleri de sahâbenin yardımına bakardı. Ebû Hüreyre o günleri anlatırken süslemez:

Açlıktan yolun ortasında bayılıp düştüğü, insanların onu saralı sanıp yüzüne toprak serptiği rivayet edilir. Kendi ifadesiyle karnına taş bağladığı günler olmuştur. Bir keresinde, sırf birileri onu yemeğe çağırsın diye Efendimiz'in geçeceği yolda beklediğini anlatır. Bu, dilencilik değil; ilim uğruna razı olunmuş bir yoksulluktu.

Yıllar sonra kendisine "Sen niye bu kadar çok hadis rivayet ediyorsun?" diye takıldıklarında verdiği cevap, bütün meseleyi özetler:

"Muhacir kardeşlerim çarşıda alışverişle, ensar kardeşlerim tarlalarının işiyle meşguldü. Ben ise karın tokluğuna Resûlullah'ın yanından ayrılmıyordum. Onların bulunmadığı yerlerde ben bulunuyor, onların ezberlemediğini ben ezberliyordum."
(Buhârî, İlim 42; Müslim, Fedâilü's-sahâbe 159)

Cevabın içinde ne kimseyi ayıplama var ne de övünme. Sadece bir tercihin faturası ve karşılığı.

Unutmayan hafıza

Ebû Hüreyre bir gün Efendimiz'e (s.a.s.) çok şey duyduğunu ama unutmaktan korktuğunu söyledi. Buhârî'nin naklettiğine göre Peygamber Efendimiz ona "Ridânı (üst elbiseni) yay." buyurdu. O yaydı; Efendimiz eliyle bir şey alıp içine koyar gibi yaptı ve "Onu topla, göğsüne bastır." dedi. Ebû Hüreyre şöyle der: "Onu göğsüme bastırdım. Ondan sonra hiçbir şeyi unutmadım." (Buhârî, İlim 42; Menâkıb 28)

Burada dikkat çeken şey, mucizevî tarafından önce şu: Adam eksiğini fark etmiş ve söylemişti. Duasını isteyen, önce ihtiyacını itiraf eden kişidir. Ayrıca o hafıza, boş dursun diye verilmedi; Efendimiz'in vefatından sonra yaklaşık kırk yedi yıl daha yaşadı ve bu süre boyunca öğretti. Kendisinden sekiz yüzden fazla kişinin rivayette bulunduğu nakledilir.

Kur'an-ı Kerim'in ilme verdiği değer düşünüldüğünde, bu ömrün nereye harcandığı daha iyi anlaşılır:

قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذِينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ

"De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" (Zümer, 9)

Onun naklettiği şu hadis de sanki kendi hayatının özeti gibidir:

"Kim ilim elde etmek için bir yola girerse, Allah ona cennete giden yolu kolaylaştırır."
(Müslim, Zikir 39; Tirmizî, İlim 19)

Annesi için istediği dua

Ebû Hüreyre'nin en çok bilinen hatırası, annesiyle ilgilidir. Annesi henüz müslüman olmamıştı ve oğlunun daveti karşısında Peygamber Efendimiz hakkında hoşuna gitmeyen sözler söylemişti. Ebû Hüreyre ağlayarak Efendimiz'in huzuruna geldi ve "Ey Allah'ın Resulü! Annem için dua et." dedi. Efendimiz ellerini kaldırdı:

"Allah'ım! Ebû Hüreyre'nin annesine hidayet ver."

Ebû Hüreyre sevinerek eve koştu. Kapıyı çalınca içeriden su sesi geldi; annesi yıkanıyordu. Sonra kapıyı araladı ve şehâdet kelimesini söyledi. Oğul, aynı gün tekrar Efendimiz'e döndü ve bu sefer başka bir dua istedi: "Bizi, beni ve annemi müminlere sevdir, müminleri de bize sevdir." Efendimiz o duayı da yaptı (Müslim, Fedâilü's-sahâbe 158).

Bu kısa hatırada, evlerinde inanç farkı bulunan herkes için bir yol var: Ebû Hüreyre annesine kırılmadı, onu terk etmedi, tartışmayı büyütmedi. Ağladı ve dua istedi. Kalpleri değiştiren kapının nerede olduğunu biliyordu.

Vali olduğu günler

Hz. Ömer (r.a.) döneminde Bahreyn'e vali tayin edildi. Halifenin, valilerin malını denetlediği o titiz dönemde Ebû Hüreyre de hesap verdi; sonra görevden alındı, kendisine tekrar teklif edildiğinde ise kabul etmedi. Sebebini soranlara, insanların malına ve ırzına dokunma riski taşıyan bir işten korktuğunu söylediği nakledilir.

Sonraki yıllarda Medine'de sade bir hayat sürdü. Elbisesi eskiydi, evi mütevazıydı. Kendisini vaktiyle aç gördükleri hâlde sonradan hürmetle karşılayanlara, geçmişini hatırlatmaktan çekinmezdi. Hicrî 57 yılında, yaklaşık seksen yaşındayken Medine'de vefat etti ve Bakî' Mezarlığı'na defnedildi.

Bu kıssadan çıkan ders

Ebû Hüreyre'nin hayatında üç şey öne çıkıyor. Birincisi, geç kalmanın kaderi belirlemediği: Herkesten sonra geldi, en çok o taşıdı. İkincisi, eksiği itiraf etmenin bereketi: "Unutuyorum" diyebildiği için hatırlayan oldu. Üçüncüsü ise sabrın sessizliği: Aç kaldığı yılları kimseye sitem malzemesi yapmadı, sadece ilme çevirdi.

Bugün elimizde tuttuğumuz pek çok hadisin arkasında, karnı guruldarken kulağını dört açan bir adamın dikkati var. Bu, bize kendi vaktimiz hakkında bir soru bırakıyor: Elimizde ne varsa — az da olsa — onu nereye yatırıyoruz?

Sıkça Sorulan Sorular

Ebû Hüreyre'nin asıl adı nedir?

Kaynakların çoğunda Abdurrahman b. Sahr ed-Devsî olarak geçer; adı hakkında başka rivayetler de vardır. "Ebû Hüreyre" künyesi, çocukluğunda taşıdığı kedi yavrusu sebebiyle verilmiştir.

Ebû Hüreyre kaç hadis rivayet etmiştir?

Kendisinden nakledilen rivayet sayısı 5.374 olarak zikredilir; bu sayıyla sahabe içinde en çok hadis rivayet eden isimdir. Bu rivayetlerin üç yüz yirmi beş kadarı hem Buhârî'de hem Müslim'de yer alır.

Sadece dört yılda bu kadar hadisi nasıl nakletti?

Kendisi bunu açıklamıştır: Ticaret ve tarımla uğraşmadığı için Efendimiz'in yanından hiç ayrılmamış, başkalarının bulunamadığı meclislerde bulunmuştur (Buhârî, İlim 42). Ayrıca Efendimiz'in vefatından sonra kırk yılı aşkın süre yaşamış ve bu boyunca öğretmiştir.

Ebû Hüreyre'nin annesi nasıl müslüman oldu?

Peygamber Efendimiz'in "Allah'ım, Ebû Hüreyre'nin annesine hidayet ver." duasından sonra iman etmiştir (Müslim, Fedâilü's-sahâbe 158).

Ebû Hüreyre ne zaman vefat etti?

Hicrî 57 yılında, yaklaşık seksen yaşındayken Medine'de vefat etmiş ve Bakî' Mezarlığı'na defnedilmiştir.

Sitede keşfet
İslam Arşivi
Editöryal
İlgili yazılar
Yorumlar
Tüm yazılar