Osmanlı Serisi 29/60: Evliya Çelebi ve Seyahatnâme — Bir İmparatorluğu Gezmek
Evliya Çelebi (1611-1682 sonrası), ömrünün kırk yılını yollarda geçirmiş, gördüklerini on ciltlik Seyahatnâme'de toplamıştır. Eser, 17. yüzyıl Osmanlı coğrafyasının şehirleri, camileri, esnafı ve gündelik hayatı için eşsiz bir kaynaktır. Abartıları ayıklanarak okunduğunda tarih araştırmacılığının vazgeçilmez metinlerinden biridir.
Osmanlı'da seyahat, çoğunlukla bir amaca bağlıydı: hac, ticaret, sefer ya da memuriyet. Evliya Çelebi'yi ayrı kılan, yolculuğu bizzat amaç hâline getirmesidir. Kırk yıl boyunca gezdi ve gezdiği her yeri yazdı — üstelik yalnızca sarayları ve camileri değil, çarşıdaki fiyatları, halkın şivesini, yemeklerini, hatta lakaplarını.
Kimdi bu adam?
1611'de İstanbul Unkapanı'nda doğdu. Babası Derviş Mehmed Zıllî, sarayın kuyumcubaşılığını yapmış, Sultanahmet Camii'nin bazı işlerinde çalışmış bir sanatkârdı. Anne tarafından saray çevresine yakınlığı, Evliya'ya ömrü boyunca işine yarayacak kapılar açtı.
İyi bir eğitim aldı; hâfızlık yaptı, hüsn-i hat ve musiki öğrendi. Sesinin güzelliği sayesinde IV. Murad'ın huzuruna kabul edildi ve saray hizmetine alındı. Fakat sarayda kalmadı.
Yola çıkışını kendisi bir rüyaya bağlar. Anlattığına göre rüyasında Peygamber Efendimiz'i görmüş, heyecandan "şefaat yâ Resûlallah" diyecekken dili sürçüp "seyahat yâ Resûlallah" demiş; kendisine hem şefaat hem seyahat müjdelenmiştir. Bu anlatı, eserin kendi ifadesiyle aktardığı kişisel bir hâtıradır; tarihî bir belge olarak değil, yazarın kendi yolculuğunu nasıl anlamlandırdığının ifadesi olarak okunmalıdır.
Nereleri gezdi?
Evliya Çelebi'nin güzergâhı, 17. yüzyıl Osmanlı dünyasının neredeyse tamamını kapsar. Anadolu'yu boydan boya dolaştı; Rumeli'yi, Bosna'yı, Arnavutluk'u, Macaristan'ı gezdi. Kırım ve Kafkasya'ya gitti, Suriye, Filistin, Irak ve Hicaz'ı gördü, ömrünün son yıllarını Mısır'da geçirdi ve oradan Sudan'a kadar uzandı.
Bu yolculukların çoğunu tek başına yapmadı. Paşaların maiyetinde kâtip, elçilik heyetlerinde görevli, ordunun yanında müezzin olarak bulundu. Girit kuşatmasında ordu ile birlikteydi; 1665'te Viyana'ya giden Osmanlı elçilik heyetine katıldı ve Avusturya başkentini ayrıntılı biçimde anlattı.
Seyahatnâme nasıl bir eser?
On ciltlik eserin bilinen en eski nüshaları Topkapı Sarayı'ndadır. Yazım dili, dönemin ağır inşa üslubundan uzaktır: konuşma diline yakın, canlı, mizahı seven bir Türkçe.
Evliya'nın kaydettiği bilgiler şaşırtıcı derecede ayrıntılıdır:
- Şehirlerin mahalle, cami, medrese, han ve hamam sayıları
- Çarşılardaki esnaf kollarının dökümü ve loncaların geçit törenleri
- Yerel yemekler, meyveler, suların tadı
- Halkın konuştuğu diller, ağız özellikleri, örnek kelimeler
- Türbeler, ziyaret yerleri ve halk arasında anlatılan menkıbeler
Bugün pek çok şehrin 17. yüzyıldaki hâline dair elimizdeki en zengin tasvir, onun kaleminden gelir. Bazı yapıların adını yalnızca Seyahatnâme sayesinde biliyoruz.
Abartı meselesi: nasıl okumalı?
Bu noktayı açıkça söylemek gerekir: Evliya Çelebi her yazdığı harfiyen doğru olan bir yazar değildir. Eserinde belirgin bir mübalağa payı vardır. Sayıları yuvarlatıp büyütür, duyduğu şehir efsanelerini kendi gözlemiymiş gibi anlatabilir, gitmediği bazı yerleri gitmiş gibi tarif ettiği yönünde ciddi tenkitler vardır.
Bunun bir sebebi, yazarın hedefinin salt belge bırakmak olmamasıdır; okuyucusunu eğlendirmeyi de gözetir. Bu yüzden tarihçiler Seyahatnâme'yi "tenkitli okuma" ile kullanır: başka kaynaklarla karşılaştırılabilen bilgiler değerlendirilir, doğrulanamayan olağanüstü anlatılar ihtiyatla karşılanır.
Bu ayıklama, eserin değerini düşürmez. Aksine, hangi bilginin nereden geldiğini bilerek okumak, tarih yazımının kendisidir. Kur'an'ın haber karşısında öğrettiği ölçü de aynı yöndedir: "Ey iman edenler! Size bir fâsık bir haber getirirse, bilmeden bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın." (Hucurât, 6) Ayet bir kişiyi değil, bir yöntemi anlatır: gelen bilgi tartılır.
Yolculuğun kendisine dair
Gezmek, Kur'an'da tekrarlanan bir davettir:
قُلْ س۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ بَدَاَ الْخَلْقَ
"De ki: Yeryüzünde dolaşın da Allah'ın yaratmaya nasıl başladığına bakın." (Ankebût, 20)
Yolculuk burada bir ibret vasıtasıdır; görmek, düşünmeye açılan bir kapı. Bilgi peşinde yola düşenler için verilen müjde de bilinir: "Kim ilim öğrenmek için bir yola girerse, Allah ona cennete giden yolu kolaylaştırır." (Müslim, Zikr 38)
Evliya Çelebi'nin nerede ve ne zaman vefat ettiği kesin olarak bilinmiyor. Eserinin son cildini Mısır'da tamamladığı, 1682'den sonra orada veya İstanbul'a döndükten sonra vefat ettiği tahmin ediliyor. Kabrinin yeri hakkında farklı iddialar vardır; hiçbiri kesinlik taşımaz.
Bu tarihten bugüne kalan ders
Evliya Çelebi bize iki şey bırakıyor. Birincisi merakın kendisi: bir insan, hiçbir zorunluluk yokken kırk yılını yollarda geçirebilir ve gördüklerini kayda geçirebilir. İkincisi, kaydın kıymeti: yazılmayan görülmemiş sayılır. Onun defteri olmasaydı, on yedinci yüzyıl şehirlerinin sokakları bizim için sessiz kalırdı.
Üçüncü ve belki en güncel ders ise okuma biçimiyle ilgili. En sevdiğimiz kaynak bile tartılmadan kabul edilmez. Bilgiyi araştırmayı emreden bir dinin mensupları için bu, bir tarih yöntemi değil, ahlakî bir sorumluluktur. Bir sonraki bölümde, imparatorluğun coğrafyasına Evliya'nın da uzun uzun anlattığı bir şehirden bakacağız: Kudüs.
Sıkça Sorulan Sorular
Evliya Çelebi kimdir?
1611'de İstanbul'da doğan, ömrünün yaklaşık kırk yılını seyahatle geçiren Osmanlı seyyahıdır. Gördüklerini on ciltlik Seyahatnâme adlı eserinde toplamıştır.
Seyahatnâme kaç cilttir ve nerelerden bahseder?
Eser on ciltten oluşur. Anadolu, Rumeli, Kırım, Kafkasya, Suriye, Irak, Hicaz, Mısır ve Sudan ile Viyana gibi Osmanlı sınırları dışındaki yerleri de kapsar.
Evliya Çelebi'nin rüya hikâyesi gerçek mi?
Bu anlatı bizzat kendisinin eserinde aktardığı kişisel bir hâtıradır. Tarihî bir belge olarak değil, yazarın yolculuğunu nasıl anlamlandırdığının ifadesi olarak okunmalıdır.
Seyahatnâme güvenilir bir kaynak mıdır?
Kısmen. Şehir tasvirleri ve gündelik hayat bilgileri için son derece kıymetlidir. Ancak sayılarda abartı, duyduğunu gördüğü gibi anlatma ve efsaneleri aktarma eğilimi vardır. Tarihçiler eseri başka kaynaklarla karşılaştırarak kullanır.
Evliya Çelebi nerede vefat etti?
Kesin olarak bilinmiyor. Ömrünün son yıllarını Mısır'da geçirdiği ve 1682'den sonra vefat ettiği kabul edilir. Kabrinin yeri hakkındaki iddialar kesinlik taşımaz.
