Faiz Neden Haram? Banka Faizi, Kredi ve Vade Farkı
Faiz (riba), verilen bir borç ya da mübadele karşılığında, hiçbir emek ve risk üstlenmeden, önceden şart koşularak alınan fazlalıktır. Kur'an-ı Kerim faizi açıkça haram kılmış, alışverişi ise helâl saymıştır. Faizin haram oluşunun temelinde emeksiz kazanç, ihtiyaç sahibinin sıkıntısını sömürme ve toplumda adaletin bozulması yatar.
Faiz, hakkında en açık âyetlerin indiği meselelerden biridir; ama günlük hayatta en çok kafa karıştıran konulardan da biridir. "Banka faizi ile taksitli alışverişteki vade farkı aynı şey mi?" sorusu hemen herkesin aklına takılır. Bu yazıda faizin ne olduğunu, neden bu kadar ağır bir dille yasaklandığını ve alışverişle arasındaki temel farkı sakin bir dille ele alacağız.
Faiz (Riba) Nedir?
Sözlükte "artma, çoğalma" anlamına gelen riba, fıkıhta iki temel şekilde karşımıza çıkar. Birincisi borç faizidir: Birine borç para verip, geri alırken önceden belirlenmiş bir fazlalık istemek. İkincisi alışveriş faizidir: Altın, gümüş, buğday gibi aynı cins malların peşin ve eşit olması gereken mübadelesinde, taraflardan birinin fazla alması ya da tesliminin gecikmesi. Bugün en çok konuşulan tür, bankaya yatırılan ya da bankadan çekilen paraya işleyen fazlalık, yani borç faizidir.
Kur'an Faiz Hakkında Ne Diyor?
Faizin haramlığı, Kur'an'da tereddüde yer bırakmayacak kadar nettir. Rabbimiz şöyle buyurur:
وَأَحَلَّ اللَّهُ الْبَيْعَ وَحَرَّمَ الرِّبَا
"…Allah, alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır…" (Bakara, 275)
Aynı sûrenin devamında müminlere, iman ediyorlarsa faizden geri kalan alacaklarını bırakmaları emredilir; bundan vazgeçmeyenler için ise son derece ağır bir uyarı yer alır: "Böyle yapmazsanız, Allah ve Resûlü tarafından açılmış bir savaşı bilin" (Bakara, 278-279). Kur'an'da başka hiçbir günah için bu üslupta bir ifade kullanılmaz. Bu, faizin bireysel bir kusur değil, toplumu içten çürüten bir düzen bozukluğu olarak görüldüğünü gösterir.
Hadislerde Faizin Ağırlığı
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de faizi, insanı helâke sürükleyen büyük günahlar arasında saymıştır. Bir hadiste şöyle buyurur: "Helâk edici yedi şeyden sakının." Yanındakiler "Nedir onlar, ey Allah'ın Resûlü?" diye sorunca, bunların arasında Allah'a şirk koşmayı, haksız yere cana kıymayı, yetim malı yemeyi ve faiz yemeyi de saymıştır (Buhârî, Vasâyâ 23; Müslim, Îmân 145).
Başka bir rivayette ise meselenin yalnızca faizi alanla sınırlı olmadığı vurgulanır. Câbir bin Abdullah (r.a.) anlatıyor: "Resûlullah (s.a.s.) faizi yiyene, yedirene, onu yazana ve iki şahidine lânet etti ve 'Onlar günahta birdir' buyurdu" (Müslim, Müsâkât 106). Yani bu işleme aracılık eden, kaydını tutan, şahitlik eden de sorumluluktan uzak değildir. Bu incelik, faizli düzenin nasıl bir bütün olarak reddedildiğini gösterir.
Faiz Neden Bu Kadar Ağır Bir Yasak?
Faizin haram kılınmasının arkasında derin bir hikmet vardır. Faizde para, hiçbir üretim, emek ve risk olmadan yalnızca zamanın geçmesiyle "kendiliğinden" artar. Oysa İslam, kazancı alın terine, gerçek bir mal ve hizmete, paylaşılan bir riske bağlar. Faizli sistemde ise kazanan hep parayı verendir; darda kalan borçlu, ihtiyacı yüzünden gitgide daha ağır bir yükün altına girer.
Bu yönüyle faiz, zengini daha zengin, muhtacı daha muhtaç yapan bir çarktır. Merhameti, dayanışmayı ve karşılıksız yardımı (karz-ı hasen) zayıflatır; onun yerine sömürüyü koyar. İslam'ın faize karşı bu kadar kararlı durması, aslında zayıfı koruma ve toplumsal adaleti ayakta tutma gayretidir.
Vade Farkı Faiz midir?
En çok karıştırılan nokta burasıdır. Âlimlerin çoğunluğuna göre, bir malı peşin fiyatından daha yüksek bir bedelle taksitle (vadeli) satmak faiz değildir; caizdir. Çünkü burada para karşılığı para değil, bir mal karşılığı bedel vardır ve satıcı, vadeli satışta parasını geç tahsil etmenin karşılığını fiyata yansıtmaktadır. Kur'an da zaten alışverişi helâl saymıştır.
Ancak bunun sağlam bir şartı vardır: Alışveriş yapılırken tek bir fiyat üzerinde kesin olarak anlaşılmalıdır. "Peşin şu kadar, vadeli bu kadar" deyip fiyatı belirsiz bırakarak akdi bitirmek doğru değildir. Asıl faize giren tehlikeli nokta ise şudur: Borç ya da vade zamanında ödenmediğinde, kalan borca "gecikme" adı altında fazladan para eklenmesi. İşte bu, doğrudan borç faizidir ve alışverişteki vade farkıyla karıştırılmamalıdır.
Peki Ne Yapmalı?
Faizin bizzat kendisi, yani emeksiz ve risksiz şart koşulan fazlalık, âyet ve sahih hadislerle sabit biçimde haramdır. Bununla birlikte günümüzdeki bazı finansal ürünlerin faize girip girmediği, işleyişine göre değişebilen ve âlimlerin ayrıntıda farklı değerlendirebildiği teknik bir konudur. Bu yüzden belirli bir hesap, kredi veya yatırım aracı hakkında karar verecek olan kişi, meselenin bütün ayrıntısını bilen ehil bir ilim ehline danışarak hareket etmelidir.
Müminin asıl gayreti, kazancını helâl daireye taşımaktır. Faizli kazanç ne kadar çok görünürse görünsün bereketten uzaktır; helâl kazanç ise az olsa da huzur ve bereket taşır. İhtiyaç sahibine faizsiz borç (karz-ı hasen) vermek ise, Kur'an'da kat kat sevapla müjdelenen, kaybolmuş bir güzelliği yeniden diriltmektir.
Sıkça Sorulan Sorular
Faiz neden haram kılınmıştır?
Faiz; emek, üretim ve risk olmadan sadece paranın zamanla artmasına dayanır. İhtiyaç sahibinin sıkıntısını sömürür, zengini daha zengin, borçluyu daha muhtaç hâle getirir ve toplumdaki adaleti bozar. Bu sebeplerle Kur'an ve sahih hadislerde kesin biçimde yasaklanmıştır.
Banka faizi caiz mi?
Bir borç veya mevduat karşılığında, önceden şart koşulmuş fazlalık şeklindeki faiz, klasik anlamıyla haram kabul edilir. Modern bankacılıktaki belirli ürünlerin durumu ise işleyişine göre değişebildiğinden, kişinin somut bir işlem hakkında ehil bir ilim ehline danışması en doğrusudur.
Taksitli alışverişteki vade farkı faiz midir?
Âlimlerin çoğunluğuna göre, bir malı vadeli olarak peşin fiyatından yüksek bir bedele satmak faiz değildir; caizdir. Şartı, alışveriş sırasında tek bir fiyat üzerinde kesin anlaşmaktır. Buna karşılık, geciken borca sonradan eklenen fazlalık faizdir.
Faize aracılık etmek de günah mı?
Evet. Bir hadiste Peygamberimizin faizi yiyene, yedirene, yazana ve şahitlerine lânet ettiği ve onların günahta ortak olduğu bildirilir (Müslim, Müsâkât 106). Bu, faizli işleme bilerek aracılık etmenin de sorumluluk doğurduğunu gösterir.
Yorumlar