Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İslam Arşivi

Osmanlı Tarihi Serisi 7: Fâtih Sultan Mehmed Dönemi, Kanunnâme ve Sahn-ı Semân

Fâtih Sultan Mehmed (1451-1481), İstanbul'un fethinden sonraki yirmi sekiz yılda Osmanlı'yı bir beylik geleneğinden imparatorluk düzenine taşıdı. Devletin idarî yapısını yazılı kanunnâmeye bağladı, Sahn-ı Semân medreseleriyle ilim hayatını kurumsallaştırdı, gayrimüslim cemaatlere ahidnâmeler verdi. Kardeş katli maddesi ise bu dönemin en çok tartışılan mirasıdır.

Serinin bir önceki bölümünde 1453'te kapanan bir çağı anlatmıştık. Fakat bir şehri almak, bir düzen kurmakla aynı şey değildir. Fâtih'in asıl uzun mesaisi fetihten sonra başladı ve bu mesai, kılıçtan çok kalemle yürüdü.

Fetihler: Sınırları kapatmak

Fâtih dönemi fetihlerine bakılınca dağınık bir harita görünür; oysa arkasında tutarlı bir mantık vardır: İstanbul'u çevreleyen bütün açık uçları kapatmak. Sırbistan (1459), Mora (1460), Amasra ve Sinop'un ardından Trabzon Rum Devleti'nin ortadan kaldırılması (1461), Bosna (1463), Eflak ve Boğdan'ın bağlanması, Karaman'ın ilhakı (1468), Kırım'ın Osmanlı himayesine girmesi (1475) hep bu çizgide okunabilir.

Doğuda Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan ile yapılan Otlukbeli Savaşı (1473) ayrı bir eşikti. Osmanlı, Anadolu'da rakipsiz kaldı. Batıda ise Venedik ile on altı yıl süren uzun bir deniz mücadelesi yaşandı; 1479 antlaşmasıyla Ege'deki üstünlük Osmanlı'ya geçti. Ömrünün sonuna doğru İtalya'nın güneyinde Otranto'ya asker çıkarıldı (1480), fakat padişahın 1481'de Gebze yakınlarında vefatıyla bu girişim yarım kaldı.

Kanunnâme: Devleti yazıya geçirmek

Fâtih'in kalıcı işi, devleti kişilere değil kurallara bağlama çabasıydı. Kendi adıyla anılan Kanunnâme-i Âl-i Osmân, sarayın ve merkezî idarenin teşrifatını, divan düzenini, vezirlerin ve kadıaskerlerin yetkilerini, cezaların ölçüsünü yazılı hâle getirdi. Sadrazamın divana başkanlık etmesi, padişahın divan toplantılarına doğrudan katılmak yerine kafes ardından izlemesi gibi düzenlemeler bu dönemin ürünüdür.

Burada bir ayrımı belirtmek gerekir: kanunnâmeler şeriatın yerine geçmez, onun boş bıraktığı idarî alanı düzenler. Yani miras, nikâh, ceza gibi konularda fıkıh esastır; vergi usulü, protokol ve devlet teşkilatı gibi meselelerde ise sultanın örfî düzenlemeleri devreye girer. Osmanlı hukuk düzeninin iki ayaklı yapısı, bu dönemde net biçimde şekillenmiştir.

Kardeş katli meselesi

Kanunnâmenin en meşhur ve en ağır maddesi şudur: "Ve her kimesneye evlâdımdan saltanat müyesser ola, karındaşların nizâm-ı âlem içün katl etmek münâsiptir. Ekser ulemâ dahi tecvîz etmiştir."

Metnin sıhhati bir dönem tartışılmıştır; bilinen nüshaların geç tarihli olmasından hareketle bazı araştırmacılar maddenin sonradan eklendiğini ileri sürmüştü. Farklı nüshaların ortaya çıkmasıyla bugün tarihçiler arasında metnin gerçekliği konusunda yaygın bir kabul vardır. Asıl mesele, maddenin nasıl değerlendirileceğidir.

İki noktayı birlikte söylemek gerekir. Birincisi: maddenin gerekçesi, taht kavgalarının ülkeyi ikiye bölmesini önlemektir. Osmanlı, Fetret Devri'nde bunun bedelini on bir yıl boyunca ödemiş, Cem Sultan meselesinde de bir kez daha ödeyecektir. İkincisi ve daha önemlisi: "Ekser ulemâ dahi tecvîz etmiştir" ifadesi, ulemânın tamamının bu uygulamayı onaylamadığını bizzat metnin kendisi itiraf eder. Fıkıh açısından, henüz fiilî bir isyan çıkarmamış bir kimsenin ihtimale binaen öldürülmesini meşru saymak kolay değildir.

Bu yüzden meseleyi ne "devlet aklıdır, doğrudur" diye aklamak ne de dönemin şartlarından tamamen koparıp bugünün ölçüleriyle tek başına yargılamak doğru olur. Tarihî bir uygulamanın anlaşılması başka, dinen tasvip edilmesi başkadır. Kur'an'ın ölçüsü ise değişmez:

اِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُكُمْ اَنْ تُؤَدُّوا الْاَمَانَاتِ اِلٰٓى اَهْلِهَاۙ وَاِذَا حَكَمْتُمْ بَيْنَ النَّاسِ اَنْ تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِ

"Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder." (Nisâ, 58)

Sahn-ı Semân: İlmin kurumsallaşması

Fâtih'in en az fetihleri kadar önemli işi, İstanbul'u bir ilim merkezine dönüştürme çabasıydı. Fatih Külliyesi'nin çevresinde kurulan sekiz medrese, Sahn-ı Semân adıyla anıldı ve dönemin en yüksek öğretim kademesi hâline geldi. Yanlarındaki hazırlık medreseleriyle birlikte bu yapı, kadıdan müderrise, müftüden divan kâtibine kadar devletin ilmiye kadrosunu yetiştirdi.

Padişah, âlimleri uzaktan da davet etti. Semerkant'ta Uluğ Bey rasathanesinde yetişmiş matematik ve astronomi âlimi Ali Kuşçu, İstanbul'a gelerek burada ders verdi. Molla Hüsrev'in fıkıh alanındaki eseri Dürerü'l-hükkâm, yüzyıllarca medreselerde okutuldu. Fâtih'in Hocazâde ile Alâeddin Tûsî'ye, felsefe ile kelâm arasındaki meşhur tartışmayı yeniden ele alan birer eser yazdırması ise onun ilmî meselelere kişisel ilgisini gösterir.

Efendimizin (s.a.s.) şu müjdesi, bu dönemin ruhunu iyi anlatır:

"Kim ilim öğrenmek için bir yola girerse, Allah ona cennete giden yolu kolaylaştırır." (Müslim, Zikir 39; Tirmizî, İlim 19)

Ahidnâmeler ve cemaatler

Fetihten sonra Rum Ortodoks Patrikliği'nin yeniden kurulması, Galata'ya verilen ahidnâme ve 1463'te Bosnalı Fransiskenlere verilen ahidnâme, Fâtih dönemi idaresinin karakteristik uygulamalarıdır. Bu belgelerde ortak bir dil vardır: can ve mal güvenliği, ibadet serbestliği, kendi hukuklarına göre iç işlerini görme hakkı. Karşılığında vergi ve itaat beklenir.

Bu düzen modern anlamda bir eşitlik değildi; dönemin hiçbir devletinde de böyle bir şey yoktu. Ancak verilen sözün tutulması, İslam hukukunda idarecinin keyfine bırakılmış bir incelik değil, bağlayıcı bir yükümlülüktür. Ahdi bozmanın vebalini bildiren rivayetler, Osmanlı kadılarının gayrimüslim tebaanın davalarında verdikleri kararlarda da izlenebilir.

Bu tarihten bugüne kalan ders

Fâtih dönemi, bir devletin gücünü nereden aldığını gösterir: aldığı şehirlerden değil, kurduğu düzenden. Fetihler bir nesilde kazanılıp bir nesilde kaybedilebilir; ama medrese, kanun ve verilen sözün tutulduğu bir idare geleneği yüzyıllara yayılır.

İkinci ders daha çetindir. Aynı dönem, hem ilme açılan sekiz medreseyi hem de kardeş katli maddesini aynı defterde barındırır. Tarihi dürüstçe okumak, bir hükümdarın iyi yaptığıyla ağır olanı yan yana görebilmeyi gerektirir. Kur'an'ın adalet ölçüsü, hiçbir devletin "nizâm-ı âlem" gerekçesiyle askıya alamayacağı bir ölçüdür.

Serinin bir sonraki bölümünde, tam da bu maddenin gölgesinde yaşanan bir taht mücadelesini konuşacağız: II. Bayezid dönemi ve Cem Sultan meselesi.

Sıkça Sorulan Sorular

Fatih Kanunnamesi nedir?

Fâtih Sultan Mehmed döneminde hazırlanan, devletin teşkilat yapısını, saray teşrifatını, divan düzenini ve görevlilerin yetkilerini düzenleyen yazılı kanun metnidir. Şeriatın yerine geçmez; onun düzenlemediği idarî ve örfî alanı düzenler.

Kardeş katli maddesi gerçekten Fatih Kanunnamesi'nde var mı?

Metnin sıhhati bir dönem tartışılmışsa da farklı nüshaların bulunmasıyla bugün tarihçiler arasında maddenin kanunnâmede yer aldığı yaygın biçimde kabul edilir. Maddenin kendisindeki "ekser ulemâ" ifadesi, âlimlerin tamamının bunu onaylamadığını gösterir.

Sahn-ı Semân medreseleri neden önemlidir?

Fatih Külliyesi çevresinde kurulan sekiz medreseden oluşan bu yapı, dönemin en yüksek öğretim kademesiydi. Osmanlı'nın kadı, müderris ve müftü kadrosunu yetiştirerek ilmiye teşkilatının omurgasını oluşturdu.

Otlukbeli Savaşı kiminle yapıldı?

1473'te Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan ile yapıldı. Osmanlı'nın kazandığı bu savaş, Anadolu'daki siyasî birliğin Osmanlı lehine kesinleşmesini sağladı.

Fâtih döneminde gayrimüslimlere nasıl davranıldı?

Fetihten sonra Ortodoks Patrikliği yeniden kuruldu; Galata'ya ve Bosnalı Fransiskenlere ahidnâmeler verildi. Bu belgelerde can ve mal güvenliği ile ibadet serbestliği güvence altına alındı. Verilen ahde bağlı kalmak, İslam hukukunda idarecinin isteğine bırakılmış bir husus değil, bağlayıcı bir yükümlülüktür.

Sitede keşfet
İslam Arşivi
Editöryal
İlgili yazılar
Yorumlar
Tüm yazılar