Fâtih Sultan Mehmed Kimdir? Hayatı, Dönemi ve Mirası
Fâtih Sultan Mehmed (1432-1481), Osmanlı Devleti'nin yedinci padişahıdır. İki kez tahta çıktı; ikinci saltanatında İstanbul'u fethederek beylikten doğan devleti bir imparatorluğa dönüştürdü. Otuz yıla yakın hükümdarlığında kanunu yazıya geçirdi, medreseler kurdu, fethettiği şehirlerin halkına ahidnâmeler verdi. Vefatından sonra da Osmanlı düzeni uzun süre onun çizdiği çerçeve üzerinde yürüdü.
Edirne'de doğan şehzade
30 Mart 1432'de Edirne'de dünyaya geldi. Babası II. Murad, annesi Hüma Hatun'dur. Devrin âdetince küçük yaşta sancağa gönderildi; Manisa'da hem idareyi hem ilmi öğrendi. Hocaları arasında fıkıh âlimi Molla Gürânî ile mânevî yönünü besleyen Akşemseddin öne çıkar. Kaynaklar, şehzadenin başlangıçta derslere pek istekli olmadığını, Molla Gürânî'nin kararlı tutumuyla bu tavrın değiştiğini anlatır.
Bu eğitimin izi ömrü boyunca sürdü. Fâtih, sefere çıkarken yanında kitap taşıyan, âlimleri huzurunda tartıştıran, coğrafya haritalarına merak duyan bir hükümdar oldu.
On iki yaşında bir padişah, altı yıl sonra yeniden
1444 yazında II. Murad tahtı oğluna bırakıp Manisa'ya çekildi. Henüz on iki yaşındaki Mehmed'in ilk saltanatı, Balkanlar'da toplanan haçlı ordusuyla aynı aya denk geldi. Kasım 1444'teki Varna Muharebesi'nde orduyu babası sevk etti. İki yıl sonra, başkentteki huzursuzluk ve yeniçerilerin hoşnutsuzluğu üzerine genç padişah tahttan indirildi; II. Murad ikinci kez devletin başına geçti.
Mehmed, Manisa'ya döndüğü bu yıllarda hem beklemeyi hem hazırlanmayı öğrendi. Şubat 1451'de babasının vefatıyla on dokuz yaşında yeniden tahta çıktığında artık aceleci bir çocuk değil, planı olan bir hükümdardı.
1453 ve asıl mesele: fetihten sonrası
29 Mayıs 1453'te İstanbul'un alınması, bir çağın kapanışı sayılır. Ancak Fâtih'i anlamak için asıl bakılması gereken yer, kuşatmanın kendisinden çok ertesi günlerdir. Şehir büyük ölçüde boşalmıştı; padişah önce onu yeniden yaşanır kılmaya girişti.
1 Haziran 1453 tarihli Galata Ahidnâmesi bu tutumun en açık belgesidir: Galata halkına can ve mal güvenliği, ibadethanelerini kullanma hakkı, ticaret serbestisi ve çocuklarının devşirilmeyeceği taahhüdü yazıyla verildi. Ertesi yıl Rum Ortodoks Patrikhânesi yeniden düzenlendi, Gennadios patrik tayin edildi. Anadolu ve Rumeli'den nüfus getirtildi; çarşılar, vakıflar, su yolları ve Fatih Külliyesi ile şehir yeniden kuruldu.
Fetihle birlikte sıkça anılan bir rivayet vardır: "Konstantiniyye elbette fethedilecektir; onu fetheden komutan ne güzel komutandır, o ordu ne güzel ordudur." Bu söz Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde ve Buhârî'nin et-Târîhu'l-kebîr'inde yer alır; fakat sıhhati üzerinde hadis âlimleri arasında görüş ayrılığı bulunur. Bu sebeple onu kesinleşmiş bir sahih hadis gibi değil, asırlarca müslümanları teşvik etmiş bir rivayet olarak anmak daha isabetli olur.
Zaferin kime ait olduğu konusunda ise Kur'an'ın ölçüsü nettir:
قُلِ اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشَاءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَاءُ
"De ki: Ey mülkün sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden çekip alırsın." (Âl-i İmrân, 26)
Sınırları kapatan yıllar
Fâtih'in seferleri dağınık bir yayılma değil, başkenti çevreleyen boşlukları kapatma siyasetiydi. Sırbistan (1459), Mora (1460), Amasra ve Sinop, Trabzon (1461), Bosna (1463), Karaman toprakları, Eğriboz (1470) ve Kırım (1475) bu çerçevede devlete bağlandı. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan ile Otlukbeli'nde (1473) karşılaştı.
Her sefer zaferle bitmedi. 1456'da Belgrad önünde geri dönüldü, 1480'de Rodos alınamadı.
Eman ve ahid: yazılı bir güvence
Bosna'nın fethinden sonra Fojnica'daki Fransisken rahiplerine verilen ahidnâme, Galata'daki tutumun tekrarıdır: canları, malları ve manastırları güvence altına alınmış, kimsenin onlara ilişemeyeceği yazılmıştı. Eman ve ahid, bu dönemde savaş kadar ciddiye alınan bir hukuk meselesiydi; verilen sözün tutulması dinî bir yükümlülük sayılırdı.
Kanunun, kitabın ve medresenin sultanı
Fâtih, devleti şahsî iradenin ötesinde bir düzene bağlamak istedi. Kanunnâme-i Âl-i Osman'da devlet teşkilatı, protokol ve ceza esasları yazıya geçirildi. Metinde yer alan kardeş katli maddesi, hem kendi çağında hem sonrasında tartışılmıştır; taht kavgalarının ülkeyi parçalamasını önleme gerekçesiyle savunulmuş, buna karşılık dinî ve ahlâkî yönden itiraz edenler de olmuştur. Bu konuda tek ve tartışmasız bir kabul yoktur.
İlim tarafında ise Sahn-ı Semân medreseleri kuruldu; matematik ve astronomi âlimi Ali Kuşçu 1472'de İstanbul'a davet edildi; Molla Hüsrev gibi fakihler yetişti ve saray kütüphanesi zenginleşti. Yönetimin ölçüsünü Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle koymuştu:
"Allah, hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde yedi sınıf insanı arşının gölgesinde barındırır; bunların ilki adaletli devlet başkanıdır." (Buhârî, Ezân 36; Müslim, Zekât 91)
"Avnî" mahlasıyla şiir yazan bir hükümdar
Fâtih'in bir de kalem tarafı vardır. "Avnî" mahlasıyla yazdığı şiirler bir divanda toplanmıştır; dili sade, üslubu döneminin şiir zevkine yakındır. Batılı ressam Gentile Bellini'yi İstanbul'a çağırıp portresini yaptırması, dönemin alışılmış tavrının dışındadır. Birkaç dil bildiği kaynaklarda söylenir; ancak bu dillerin sayısı ve seviyesi konusunda rivayetler birbirini tutmaz.
Son sefer ve tartışmalı ölüm
3 Mayıs 1481'de, Gebze yakınlarındaki Hünkârçayırı'nda ordusunun başındayken vefat etti. Bu son seferin hedefinin neresi olduğu (Mısır mı, İtalya mı) bugün bile tartışmalıdır. Ölüm sebebi için kaynaklarda uzun süredir çektiği nikris hastalığı ve tedavi sürecindeki bir hata öne çıkarılır; zehirlendiğine dair iddialar ise kesinleşmiş değildir. Naaşı kendi yaptırdığı Fatih Camii'nin haziresine defnedildi.
Bu tarihten bugüne kalan ders
Fâtih'i sadece surları aşan bir komutan olarak hatırlamak, onun asıl işini gözden kaçırmak olur. Aldığı şehri yeniden imar etmesi, halkına yazılı güvence vermesi, medrese kurup âlim davet etmesi, fethin ancak adaletle kalıcı olacağını bildiğini gösterir. Bir yeri kazanmak bir günün işidir; orayı yaşanabilir kılmak ömür ister. Bugün de geçerli olan ölçü budur.
Sıkça Sorulan Sorular
Fâtih Sultan Mehmed kaç yaşında tahta çıktı?
İlk defa 1444'te, henüz on iki yaşındayken tahta çıktı. Bu saltanatı 1446'da sona erdi. Babası II. Murad'ın vefatı üzerine Şubat 1451'de, on dokuz yaşında ikinci kez padişah oldu.
Fâtih neden iki kez tahta çıktı?
1444'te babası tahtı ona bırakıp çekilmişti. Balkanlar'daki savaş tehdidi ve başkentteki huzursuzluk üzerine 1446'da II. Murad yeniden devletin başına geçti. Fâtih Manisa'ya döndü ve 1451'de kalıcı olarak tahta çıktı.
Galata Ahidnâmesi nedir?
Fetihten hemen sonra, 1 Haziran 1453'te Galata halkına verilen yazılı güvencedir. Can ve mal emniyeti, ibadethanelerini kullanma hakkı, ticaret serbestisi ve çocuklarının devşirilmeyeceği taahhüdü bu belgede yer alır.
Fâtih Sultan Mehmed'in ölüm sebebi kesin olarak biliniyor mu?
Hayır. Kaynaklarda en çok uzun süredir çektiği nikris hastalığı ve tedavi sürecindeki bir hata öne çıkarılır. Zehirlendiği yolundaki iddialar ise ispatlanmış değildir; tarihçiler bu konuda ihtiyatlı konuşur.
