Ana içeriğe geç
İmsak--:--
Güneş--:--
Öğle--:--
İkindi--:--
Akşam--:--
Yatsı--:--
Sonraki--:--:--

Fitne Nedir? İslam'da Fitnenin Ağırlığı ve Ondan Korunmanın Yolları

Fitne Nedir? İslam'da Fitnenin Ağırlığı ve Ondan Korunmanın Yolları

Fitne; insanların arasını bozan, huzuru dağıtan, imanı ve toplum düzenini sarsan her türlü bozgunculuğun ortak adıdır. Kur'an, fitneyi adam öldürmekten daha ağır bir suç olarak nitelendirir. Çünkü bir cana kıyan bir kişiye zulmeder; fitne çıkaran ise koca bir toplumu ateşe atar.

Milletçe birliğin, beraberliğin kıymetini yeniden hatırladığımız günlerde bu kelime sık sık dilimize dolanıyor. Peki dinî anlamıyla fitne tam olarak nedir, İslam onu neden bu kadar tehlikeli görür ve mümin bu beladan kendini nasıl korur? Kavramın kökünden başlayalım.

Fitne kelimesinin kökeni ve anlamı

Arapçada "fitne" kelimesinin aslı, altını ateşe atıp saf olanı cürufundan ayırmaktır. Kuyumcunun madeni ateşte sınamasına "fetane" denir. Buradan hareketle kelime, insanın imtihan edilmesi, zorlukla denenmesi anlamını kazanmış. Kur'an'da fitne kimi yerde "imtihan", kimi yerde "azap", kimi yerde de "baskı ve zulüm" manasında geçer.

Zamanla kelimenin dilimizdeki en yaygın karşılığı şu oldu: insanların arasını açmak, kışkırtmak, huzuru bozmak, toplumu birbirine düşürmek. Bugün "fitne çıkarmak" dediğimizde işte bu bozgunculuğu kastediyoruz. Söz taşımak, iftira atmak, insanları kamplara bölmek, yalan haberle ortalığı karıştırmak; hepsi bu geniş çatının altındadır.

Kur'an fitneyi neden "katilden ağır" sayar?

İlk bakışta insana tuhaf gelebilir: Bir kişinin canına kıymak mı daha büyük günahtır, yoksa ortalığı karıştırmak mı? Kur'an'ın cevabı nettir:

وَالْفِتْنَةُ أَشَدُّ مِنَ الْقَتْلِ

"…Fitne, adam öldürmekten daha ağır (bir suç)tur…" (Bakara, 191)

Bir katil tek bir cana kıyar; ama fitne, bir toplumun tamamını içine çeker. İnsanların canını, malını, namusunu ve en önemlisi imanını hedef alır. Kardeşi kardeşe düşman eder, güveni yok eder, nice masumun zarar görmesine kapı aralar. Bir cinayetin faili bellidir, hesabı görülür; fitnenin ise nerede biteceği, kaç kişiye dokunacağı kestirilemez. İşte bu yüzden Rabbimiz onu daha ağır bir vebal olarak tanıtır.

Bir başka âyette ise bu tehlikenin en can alıcı yönü hatırlatılır: Öyle bir fitneden sakının ki, geldiğinde yalnızca içinizdeki zalimlere dokunmakla kalmaz; ateş sardığında iyiyi kötüyü ayırmaz, herkesi yakar (Enfâl, 25). Yani fitne çıktığında "bana ne, ben karışmam" demek çoğu zaman kurtuluş olmaz; bela sirayet eder.

Hangi davranışlar fitne kapsamına girer?

Fitne yalnızca büyük kargaşalar, isyanlar değildir. Çoğu zaman küçük bir sözle başlar, büyür. İki kişinin arasını bozacak laf taşımak, olmadık dedikoduyla mahalleyi karıştırmak, doğruluğunu araştırmadan haber yaymak, insanları din ya da başka bahanelerle birbirine kırdırmak… Bunların hepsi fitnenin tohumudur.

Özellikle bir toplumun huzurunu, devletin ve milletin birliğini hedef alan kışkırtmalar, dinî literatürde en ağır fitnelerden sayılmıştır. Çünkü burada zarar bir iki kişiyle sınırlı kalmaz; nizamı, güveni, kardeşliği kökünden sarsar. Ehl-i Sünnet âlimleri, haklı bir gerekçe olmadan toplumu kaosa sürükleyen, kan dökülmesine yol açan her hareketi büyük bir vebal olarak değerlendirmiştir.

Peygamber Efendimizin fitne karşısındaki uyarıları

Hz. Peygamber (s.a.s.), ümmetini fitne günlerine karşı sıkça uyarmıştır. Bir hadisinde şöyle buyurur:

"Yakında fitneler olacak. O günlerde oturan ayakta durandan, ayakta duran yürüyenden, yürüyen de koşandan hayırlıdır."

(Buhârî, Fiten 9; Müslim, Fiten 10)

Buradaki "oturmak"; boş durmak değil, fitnenin ateşine odun taşımamaktır. Yani karışıklık başladığında en akıllıca tavır, kışkırtmaya alet olmamak, dilini ve elini kötülükten çekmektir. Nitekim Efendimiz müminin tarifini yaparken de aynı ölçüyü koyar:

"Müslüman, dilinden ve elinden diğer insanların zarar görmediği kimsedir."

(Buhârî, Îmân 4; Müslim, Îmân 64)

Demek ki imanın en görünür alâmetlerinden biri, insana zarar vermeyen bir dil ve zarar vermeyen bir eldir. Fitne ise tam tersine, dili silaha, sözü kıvılcıma çevirir. Bir mümin, farkında olmadan bu kıvılcımı taşıyan olmamaya çok dikkat etmelidir.

Fitneden korunmanın yolları

Fitneye karşı en güçlü kalkan, önce kendi dilini tutmaktır. Duyduğu her şeyi doğru sanıp yaymamak, araştırmadan hüküm vermemek, öfkeyle söz söylememek… Bunlar basit görünür ama nice kavganın önüne geçer. Kur'an, bir haber geldiğinde onun doğruluğunu araştırmayı, yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edip sonra pişman olmayı açıkça hatırlatır (Hucurât, 6).

İkincisi, birlik ve beraberliğe sarılmaktır. Ayrışmanın, bölünmenin olduğu yerde fitne kolayca yer bulur; kenetlenmiş bir toplumda ise kök salamaz. Üçüncüsü, Allah'a sığınmaktır. Efendimiz, görünür ve görünmez fitnelerin şerrinden Allah'a sığınmayı bize duayla öğretmiştir. Kalbini Rabbine bağlayan, diline sahip çıkan ve kardeşiyle arasını hoş tutan bir mümin, fitnenin en çok korktuğu insandır.

Sıkça Sorulan Sorular

Fitne çıkarmak günah mı?

Evet, üstelik büyük günahlardandır. Kur'an fitneyi adam öldürmekten daha ağır bir suç olarak nitelendirir (Bakara, 191). İnsanların arasını bozmak, toplumu kışkırtmak ve huzuru dağıtmak, hem o kişilere hem de topluma karşı işlenmiş ağır bir vebaldir.

Fitne ile imtihan aynı şey mi?

Kelime kökü aynı olsa da kullanımları farklıdır. Kur'an'da "fitne" bazen kulun denenmesi, imtihan edilmesi anlamında da geçer. Bugün günlük dilde ise fitne çoğunlukla bozgunculuk, kışkırtma ve huzuru bozma manasında kullanılır.

Fitne zamanında mümin ne yapmalı?

Kışkırtmalara alet olmamalı, dilini ve elini kötülükten çekmeli, duyduğu haberleri araştırmadan yaymamalıdır. Hz. Peygamber, fitne günlerinde sükûneti korumayı ve kargaşaya odun taşımamayı tavsiye etmiştir (Buhârî, Fiten 9).

Söz taşımak (koğuculuk) fitne sayılır mı?

Evet. İki kişinin arasını bozmak için laf taşımak, dinî literatürde "nemîme" olarak geçer ve fitnenin en yaygın biçimlerinden biridir. Bu davranış hadislerde şiddetle kınanmış, koğuculuk yapanın ağır bir sorumluluk altına gireceği bildirilmiştir.

Sitede keşfet
İslam ArşiviEditöryal

İlgili yazılar

Yorumlar

Tüm yazılar