Ana içeriğe geç
İmsak--:--
Güneş--:--
Öğle--:--
İkindi--:--
Akşam--:--
Yatsı--:--
Sonraki--:--:--

Gıybet Nedir? Dedikodunun Günahı ve Ondan Kurtulmanın Yolu

Gıybet Nedir? Dedikodunun Günahı ve Ondan Kurtulmanın Yolu

Gıybet; bir kimseyi, duyduğunda hoşlanmayacağı bir şeyle arkasından anmaktır. Söylenen söz doğru olsa bile gıybettir; yalansa iftiraya dönüşür. Kur'an-ı Kerim gıybeti, ölmüş kardeşinin etini yemeye benzeterek yasaklar ve fıkıh kaynakları onu büyük günahlar arasında sayar. Kul hakkı içerdiği için tövbesi de kendine özgüdür.

Efendimiz Gıybeti Nasıl Tarif Etti?

Bir gün Resûlullah (s.a.s.) ashabına sordu: "Gıybet nedir, bilir misiniz?" "Allah ve Resûlü daha iyi bilir" dediler. Şöyle buyurdu: "Kardeşini, hoşlanmayacağı bir şeyle anmandır." Bir sahabî, "Söylediğim şey kardeşimde gerçekten varsa?" diye sorunca cevap netti: "Söylediğin onda varsa gıybetini yapmış olursun; yoksa ona iftira etmiş olursun." (Müslim, Birr, 70)

Bu tarif, meselenin en çok karıştırılan noktasını çözer. Çoğu kimse "Ama yalan söylemiyorum ki, adam gerçekten öyle" diyerek kendini savunur. Oysa hadise göre gıybetin tanımı zaten doğru sözle kurulur; yalan söylenmişse iş gıybetten çıkıp daha ağır bir günaha, iftiraya dönüşür.

Kur'an'ın Sarsıcı Benzetmesi

Gıybet konusunda Kur'an'ın kullandığı ifade, üzerinde uzun uzun düşünülecek türdendir:

وَلَا يَغْتَب بَّعْضُكُم بَعْضًا ۚ أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ أَن يَأْكُلَ لَحْمَ أَخِيهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُ

"Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Bak bundan tiksindiniz!" (Hucurât, 12)

Benzetme boşuna seçilmemiştir. Arkasından konuşulan insan, tıpkı bir ölü gibi kendini savunamaz durumdadır. Orada değildir; sözünü düzeltemez, itiraz edemez, hakkını koruyamaz. Onun yokluğunda itibarını didiklemek, Kur'an'ın diliyle, savunmasız bir bedene saldırmaktan farksızdır. Ayetin devamındaki "Bak bundan tiksindiniz!" ifadesi de fıtratımıza seslenir: Madem bundan iğreniyorsunuz, sözlü olanından da öyle uzak durun.

Sosyal Medyada Gıybet: Ekran Başındaki Dil

Eskiden gıybet bir mecliste söylenir, orada kalırdı. Bugün ise bir mesajla, bir yorumla, bir ekran görüntüsüyle binlerce kişiye ulaşıyor ve internette kalıcı hâle geliyor. Bir kişinin görüntüsünü alay için paylaşmak, bir tanıdığın özel hâlini gruplarda anlatmak, "ifşa" adı altında insanların kusurlarını teşhir etmek, hakkındaki dedikoduya beğeni ve yorumla ortak olmak... Bunların hepsi gıybetin günümüzdeki yüzleridir; üstelik yazılı ve kalıcı olduğu için etkisi meclis konuşmasından çok daha ağırdır.

Şunu da hatırlamak gerekir: gıybet yalnızca söyleyenin günahı değildir. Keyifle dinleyen, kaydıran ama okuyan, gülen emoji bırakan da o meclisin ortağıdır. Kur'an bize her sözün kayıt altında olduğunu haber verir: "İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında onu gözetleyen, yazmaya hazır bir melek bulunmasın." (Kâf, 18). Klavyeyle yazılan da bu kaydın içindedir.

Gıybet Sayılmayan Durumlar

Fıkıh kaynakları, bir kimsenin arkasından konuşmanın günah olmadığı sınırlı durumları belirlemiştir. Zulme uğrayan kişinin hakkını aramak için durumu yetkililere veya hakime anlatması; fetva sorarken meseleyi olduğu gibi nakletmesi; evlilik ya da ticaret gibi konularda kendisine danışılan kişinin, bildiği kusuru dürüstçe söylemesi; insanları bir kişinin bilinen zararından sakındırmak; herkesçe bilinen lakabıyla birini tanıtmak bunlardandır.

Bu istisnaların ortak ölçüsü şudur: söz, ihtiyaç kadar söylenir ve amaç hak korumaktır; keyif almak, rahatlamak ya da birini küçük düşürmek değil. İhtiyaç sınırı aşıldığı anda söz yeniden gıybete döner.

Gıybetten Tövbe ve Kefaret

Gıybet, Allah hakkı ile kul hakkını birlikte içerir; bu yüzden tövbesi iki adımlıdır. Önce samimi pişmanlık ve istiğfar gelir. Sonra kul hakkı boyutu devreye girer: gıybeti yapılan kişi durumu öğrenmiş ve kırılmışsa, ondan helallik istemek gerekir. Söz kendisine hiç ulaşmamışsa ve gidip anlatmak yalnızca kalp kırıp fitne doğuracaksa, âlimler şu yolu gösterir: o kişi için dua ve istiğfar etmek, gıybetini yaptığı ortamlarda bu kez onu hayırla anmak.

Bir de işin şerefli tarafı vardır: kardeşinin arkasından konuşulurken susmayıp onu savunmak. Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurur: "Kim, kardeşinin ırz ve namusunu onun gıyabında savunursa, Allah da kıyamet günü onun yüzünü cehennem ateşinden uzak tutar." (Tirmizî, Birr, 20). Gıybet meclisini dağıtan bir cümle, bazen uzun bir nafile ibadetten daha kıymetli olabilir.

Dil, nimetlerin en büyüklerinden; ama hesabı da en ağırlarından. Sosyal medya çağında bu hesap, attığımız her mesajı, bıraktığımız her yorumu kapsıyor. Paylaş tuşuna basmadan önce bir soluk durup "Bu sözün sahibi yanımda olsaydı yine söyler miydim?" diye sormak, çoğu zaman gıybetin panzehiridir.

Sıkça Sorulan Sorular

Söylenen söz doğruysa yine gıybet midir?

Evet. Sahih hadise göre gıybet, kişiyi hoşlanmayacağı bir şeyle anmaktır; söylenen onda varsa gıybet, yoksa iftira olur (Müslim, Birr, 70). "Doğru söylüyorum" savunması gıybeti günah olmaktan çıkarmaz.

Gıybeti dinlemek de günah mıdır?

Gıybete rıza gösterip keyifle dinleyen, söyleyenin günahına ortak olur. İmkân varsa söz kesilir veya kardeşini savunur; değilse o meclisten uzaklaşmak gerekir. Sosyal medyada da dedikodu içeriğini beğenip yaymak aynı kapsamdadır.

Sosyal medyada paylaşım yapmak gıybet olur mu?

Bir kimsenin hoşlanmayacağı hâlini yazıyla, görüntüyle veya alay içerikli paylaşımla yaymak gıybettir; kalıcı ve yaygın olduğu için sözlü gıybetten daha ağır sonuç doğurur. Yalan içeriyorsa iftira, namusa dokunuyorsa ayrıca büyük vebaldir.

Gıybetin kefareti nedir, nasıl tövbe edilir?

Pişmanlık ve istiğfarın yanında kul hakkı boyutu vardır: kişi durumu biliyorsa helallik istenir. Bilmiyorsa ve söylemek fitneye yol açacaksa onun için dua ve istiğfar edilir, konuşulduğu ortamlarda hayırla anılır.

Sitede keşfet
İslam ArşiviEditöryal

İlgili yazılar

Yorumlar

Tüm yazılar