Hattin Savaşı (1187): Selâhaddin Eyyûbî ve Kudüs'ün Yolunu Açan Zafer
Hattin Savaşı, 4 Temmuz 1187'de bugünkü Taberiye (Tiberya) yakınlarında, Selâhaddin Eyyûbî komutasındaki İslam ordusu ile Kudüs Haçlı Krallığı arasında yapıldı. Tek günde sonuçlanan bu savaş, Kudüs'ün 88 yıllık Haçlı işgalini bitiren sürecin kapısını açtı. Bu ay, o zaferin 839. yıl dönümü.
Kudüs nasıl düşmüştü?
Hikâyenin başına gitmek gerekir. 1099 yazında Birinci Haçlı Seferi orduları Kudüs'e girdiğinde şehirde büyük bir katliam yaşanmış; dönemin hem Müslüman hem Hristiyan kaynakları, sokaklarda halkın kılıçtan geçirildiğini aktarmıştır. Mescid-i Aksâ'ya sığınanlar dahi kurtulamamış, sayılar kaynaktan kaynağa değişmekle birlikte on binlerce insanın öldürüldüğü yazılmıştır. Şehir seksen sekiz yıl Haçlı yönetiminde kaldı.
Bu yara, Müslüman dünyasında nesiller boyu kapanmadı. Çünkü Kudüs sıradan bir şehir değildi; Kur'an'ın "çevresi mübarek kılınan" mescidinin şehriydi:
سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَىٰ بِعَبْدِهِ لَيْلًا مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الْأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ
"Kulunu bir gece Mescid-i Harâm'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah, her türlü noksandan münezzehtir." (İsrâ, 1)
Resûlullah (s.a.s.) da bu mescidin kıymetini şöyle bildirmiştir: "Yolculuk ancak üç mescide yapılır: Mescid-i Harâm, benim şu mescidim ve Mescid-i Aksâ." (Buhârî, Fazlü's-salât fî mescidi Mekke ve'l-Medîne 1; Müslim, Hac 511)
Selâhaddin kimdir?
Selâhaddin Yûsuf b. Eyyûb, 1137'de Tikrit'te doğdu; Kürt asıllı, Zengî devleti hizmetinde yetişmiş bir ailenin çocuğuydu. Onu yetiştiren iklim, Nûreddin Mahmud Zengî'nin "Kudüs davasını" merkeze alan siyasetiydi. Mısır'da vezirlik, ardından Fâtımî yönetiminin sona ermesiyle fiilî hükümdarlık; derken Suriye ve el-Cezîre'nin tek çatı altında toplanması... Selâhaddin, çeyrek asırlık sabırlı bir siyasetle, yüz yıldır parça parça olan bölgeyi birleştirdi. Hattin'den önce kazandığı asıl zafer buydu: dağınıklığı bitirmek.
Çağdaşı kaynaklar onun dindarlığını, sadeliğini ve vakarını özellikle kaydeder. Vefat ettiğinde geriye servet bırakmadığı, kaynaklarda hayretle anlatılır.
Savaşa giden yol: Bozulan ahid
1180'lerde Selâhaddin ile Kudüs Krallığı arasında ateşkes vardı. Fakat Kerek kalesinin hâkimi Renaud de Châtillon, bu ahdi defalarca çiğnedi; hac ve ticaret kervanlarına saldırdı, hatta Haremeyn'e yönelik saldırı hazırlıklarına girişti. İslam hukukunda ahde vefa esastır; ama ahdi bozana karşı da sessiz kalınmaz. Selâhaddin'in sabrı, kervan baskınlarında masumların vurulmasıyla tükendi. 1187 baharında ordusunu topladı.
4 Temmuz 1187: Susuz tepelerde bir gün
Selâhaddin, Taberiye'yi kuşatarak Haçlı ordusunu su kaynaklarından uzak, kavurucu bir yürüyüşe mecbur etti. Temmuz sıcağında, Galile'nin kurak yaylasında ilerleyen ordu, "Hattin boynuzları" denilen çift tepeli mevkide kuşatıldı. Kaynaklar, Müslüman öncülerin kuru otları tutuşturarak dumanla Haçlı saflarını iyice bunalttığını yazar. Susuzluk, savaşın görünmeyen komutanıydı.
Gün sonunda Haçlı ordusu — kaynakların verdiği rakamlar farklılaşmakla birlikte yaklaşık yirmi bin kişiden söz edilir — fiilen yok oldu. Kudüs Kralı Guy esir düştü. Hristiyanlarca kutsal sayılan "Gerçek Haç" (True Cross) ele geçirildi. Selâhaddin, esir krala ikramda bulundu; ahdi çiğneyen ve Haremeyn'i tehdit eden Renaud'yu ise bizzat cezalandırdı. İkisi arasındaki bu ayrım tesadüf değildir: Ceza, suça ve ahdi bozana yönelikti; esire ikram ise İslam'ın savaş ahlakının gereğiydi.
Meyve: Kudüs'ün fethi ve iki manzara
Hattin'den sonra sahil şehirleri birbiri ardınca teslim oldu. 2 Ekim 1187'de — Miraç gecesine denk düştüğü kaydedilir — Kudüs teslim alındı. İşte tarih burada iki manzarayı yan yana koyar ve okuyucusunu şahit tutar.
1099'da şehre giren ordu katliam yapmıştı. 1187'de ise kılıç zoruyla alınabilecekken şehir eman ile teslim alındı: Halka can güvenliği verildi, belirlenen fidyeyi ödeyen serbestçe ayrıldı; kaynaklar Selâhaddin'in ve kardeşi el-Âdil'in binlerce yoksulun fidyesini kendi keselerinden ödediğini, yaşlıların ve dul kadınların salıverildiğini aktarır. Kiliselere dokunulmadı; Hristiyan mahalleleri yağmalanmadı. Mescid-i Aksâ ve Kubbetü's-Sahre yeniden ibadete açıldı; Nûreddin Zengî'nin yıllar önce Kudüs hasretiyle yaptırdığı minber, Halep'ten getirilip Aksâ'ya kondu.
Bu tablo, hamasetle süslenmiş bir efsane değil; dönemin Haçlı kaynaklarının bile kabul ettiği bir gerçektir. Zafer kazanmak kuvvet işidir; zaferi adaletle taşımak ise ahlak işi. Selâhaddin'i tarihte büyüten, kılıcından çok bu ahlakıdır.
Sonrası: İmtihan bitmedi
Kudüs'ün fethi Avrupa'yı ayağa kaldırdı; Üçüncü Haçlı Seferi'nde Selâhaddin, Aslan Yürekli Richard gibi komutanlarla yıllarca uğraştı. Akkâ elden çıktı, ama Kudüs Müslümanlarda kaldı. 1193'te Şam'da vefat ettiğinde ardında güçlü bir devletten çok, güçlü bir ölçü bıraktı: Birlik olmadan zafer olmaz; adalet olmadan zafer kalıcı olmaz.
Bu tarihten bugüne kalan ders
Hattin'in dersi üç cümlede özetlenebilir. Kudüs, parçalanmış bir ümmetin değil, birleşmiş bir iradenin eseri olarak geri geldi; Selâhaddin savaş meydanına çıkmadan önce yıllarını Müslümanları uzlaştırmaya harcadı. Ahde vefa esastır; savaşın sebebi de ahdi bozan zulümdü, meşruiyeti de. Ve en önemlisi: Güç, ancak merhamet ve adaletle taşınırsa şeref olur. Bugün Mescid-i Aksâ'yı konuşurken bu üç ölçüyü hatırlamak, geçmişi övmekten daha kıymetlidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Hattin Savaşı ne zaman ve nerede yapıldı?
4 Temmuz 1187'de, bugünkü Taberiye (Tiberya) yakınlarında, "Hattin boynuzları" denilen çift tepeli mevkide yapıldı. Selâhaddin Eyyûbî komutasındaki İslam ordusu, Kudüs Haçlı Krallığı ordusunu tek günde mağlup etti.
Hattin Savaşı neden bu kadar önemlidir?
Haçlıların sahra ordusu bu savaşta fiilen yok olduğu için Kudüs dâhil pek çok şehrin yolu açıldı. 1099'dan beri süren işgal kırıldı ve aynı yılın ekiminde Kudüs teslim alındı. Savaş, Haçlı hâkimiyetinin dönüm noktası sayılır.
Selâhaddin Eyyûbî Kudüs'ü ne zaman fethetti?
Hattin zaferinden yaklaşık üç ay sonra, 2 Ekim 1187'de. Şehir eman ile teslim alındı; halka can güvenliği tanındı ve fidye ödeyenler serbestçe ayrıldı. Kaynaklar bu tarihin Miraç gecesine denk geldiğini kaydeder.
Selâhaddin Kudüs halkına nasıl davrandı?
1099'daki katliamın aksine şehirde kan dökülmedi. Kiliselere dokunulmadı, binlerce yoksulun fidyesi devlet erkânınca ödendi, yaşlılar ve dul kadınlar salıverildi. Bu adalet, dönemin Haçlı kaynaklarında dahi teslim edilir.
Yorumlar