Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İslam Arşivi

Hendek Savaşı: Kazılan Bir Çukurun Değiştirdiği Kuşatma

Hendek Savaşı, hicretin 5. yılı Şevval ayında (miladî 627) Medine önlerinde yaşandı. Mekke müşrikleri ve müttefik kabileler on bini aşan bir orduyla şehri kuşattı. Şehrin açık tarafına kazılan hendek sayesinde doğrudan çarpışma yaşanmadı; kuşatma yaklaşık üç hafta sonra dağıldı.

Bedir bir meydan savaşıydı, Uhud bir sınav. Hendek ise bambaşka bir şeydi: haftalarca süren bir bekleyiş, kıtlık, soğuk ve dört bir yandan gelen baskı. Kılıçların şakırtısından çok kürek sesleriyle hatırlanan bu kuşatma, Medine'nin varlık mücadelesinin en gergin sayfasıdır.

Kuşatmaya Giden Yol

Uhud'dan sonra Mekke ileri gelenleri işi kökten bitirmek istiyordu. Medine'den sürgün edilen Benî Nadîr'in ileri gelenleri Mekke'ye ve çevre kabilelere giderek geniş bir ittifak kurulmasında rol oynadı. Kureyş'in yanına Gatafân ve başka kabileler katıldı.

Kaynaklar, Medine üzerine yürüyen birleşik ordunun on bini aştığını söyler. Şehirde savaşabilecek Müslümanların sayısı ise üç bin civarındaydı. Bu yüzden hadise Kur'an'da "Ahzâb", yani "birleşik gruplar" adıyla anılır ve savaşın adı da buradan gelir.

İstişare ve Bir Yabancının Fikri

Haber ulaştığında Peygamber Efendimiz (s.a.s.) ashâbıyla durumu görüştü. Medine'nin doğusu, batısı ve güneyi kayalıklar, sık hurmalıklar ve birbirine bitişik evlerle korunaklıydı; asıl açık nokta kuzeydi.

İşte o mecliste İranlı sahâbî Selmân-ı Fârisî (r.a.), memleketinde uygulanan bir savunma yöntemini anlattı: Açık cepheye geniş bir hendek kazmak. Arap savaş geleneğinde bilinmeyen bu fikir kabul edildi ve derhal işe girişildi.

Bu sahne, İslam toplumunun kuruluş yıllarındaki bir özelliği gösterir: Doğru fikir, kimden geldiğine bakılmadan alınır. Sonradan Müslüman olmuş, başka bir coğrafyadan gelmiş bir sahâbînin teklifi, bir şehrin kaderini değiştirdi.

Kazma Günleri

Hendek, kuzey cephesi boyunca uzanan geniş ve derin bir hat olarak planlandı. Sahâbe on kişilik gruplara ayrıldı; herkese belli bir uzunluk düştü. Efendimiz (s.a.s.) de kazmayı eline aldı ve toprak taşıdı. Kaynaklar kazının bir haftayı aşan bir sürede tamamlandığını bildirir.

Ortam ağırdı. Kış soğuğu, azalan erzak ve bitmeyen yorgunluk… Câbir (r.a.), Efendimiz'in açlıktan karnına taş bağladığını nakleder. (Buhârî, Meğâzî, 29) O günlerde kazarken hep bir ağızdan söylenen mısralar, işin ağırlığını hafifletiyordu:

"Allah'ım! Hayat ancak âhiret hayatıdır; ensâr ile muhâcirleri bağışla." (Buhârî, Meğâzî, 29; Müslim, Cihâd, 126)

Bir peygamberin, ordusuna emir verip kenarda durmak yerine aynı çukurda toprak taşıması — Hendek'in en kalıcı görüntüsü belki de budur.

Kuşatma ve İçerideki Kırılma

Birleşik ordu şehre ulaştığında beklemediği bir engelle karşılaştı. Süvariler hendeği geçemedi; kuşatma bir yıpratma savaşına dönüştü. Karşılıklı ok atışları ve birkaç sınırlı çarpışma dışında büyük bir muharebe yaşanmadı.

Asıl tehlike dışarıdan değil içeriden geldi. Şehirde antlaşmalı olarak yaşayan Benî Kurayza, kuşatma sırasında anlaşmayı bozdu. Böylece Medine, güneyden de savunmasız kaldı. Kadınların ve çocukların bulunduğu kaleler tehlikeye girdi. Efendimiz (s.a.s.) hendeğin gerisinden birlikler ayırıp şehrin iç güvenliğini takviye etmek zorunda kaldı.

Kur'an'ın Diliyle O Günler

Ahzâb sûresi, yaşanan psikolojiyi hiçbir şeyi güzelleştirmeden anlatır:

"Onlar hem üstünüzden hem aşağınızdan gelmişlerdi. Gözler kaymış, yürekler ağızlara gelmişti… İşte orada müminler denendiler ve şiddetli biçimde sarsıldılar." (Ahzâb, 10-11)

Bu ayetlerin hemen ardından, aynı ortamda başka bir tavrın da olduğu bildirilir: Müminler orduları gördüklerinde "Bu, Allah'ın ve Resûlü'nün bize vaad ettiğidir" dediler ve imanları arttı. (Ahzâb, 22) Aynı manzara, iki farklı yüreği iki ayrı yöne götürdü.

İttifakı Çözen Sessiz Hamle

Kuşatma uzayınca birleşik ordunun içindeki güven zayıflamaya başladı. Yeni Müslüman olduğunu gizleyen Nuaym b. Mes'ûd (r.a.), taraflar arasında güvensizlik doğuran bir yol izledi ve Kureyş ile şehir içindeki müttefikleri arasındaki bağ çözüldü. Kimse diğerinin sözüne tam güvenemez oldu.

Ardından hava bozdu. Şiddetli bir rüzgâr çadırları söktü, ateşleri söndürdü, kazanları devirdi. Erzağı tükenmiş, hayvanları ölmeye başlamış ordu kuşatmayı kaldırıp geri döndü. Kur'an bu sonucu şöyle anlatır:

فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ ر۪يحاً وَجُنُوداً لَمْ تَرَوْهَا

"…Üzerlerine bir rüzgâr ve görmediğiniz ordular gönderdik." (Ahzâb, 9)

Efendimiz (s.a.s.) o gün şöyle dua etmişti: "Allah'ım! Kitabı indiren, hesabı çabuk gören Rabbim! Şu grupları hezimete uğrat." (Buhârî, Meğâzî, 29; Müslim, Cihâd, 125) Kuşatma dağıldıktan sonraki sözü ise şuydu: "Allah'tan başka ilah yoktur; O tektir. Ordusunu üstün kıldı, kuluna yardım etti ve birleşik grupları tek başına dağıttı." (Buhârî, Meğâzî, 29)

Kuşatmadan Sonra

Kuşatmanın hemen ardından, savaş sırasında antlaşmayı bozan Benî Kurayza meselesi ele alındı. Taraflar, hakemliği kendi rızalarıyla Evs kabilesinin lideri Sa'd b. Muâz'a (r.a.) bıraktı ve verilen hüküm uygulandı. Bu hadise, o dönemin savaş hukuku ve bozulan bir ahdin karşılığı çerçevesinde değerlendirilir; kaynaklarda ayrıntıları ve rakamları üzerinde farklı bilgiler bulunduğu için ihtiyatla aktarılması gerekir.

Hendek'in stratejik sonucu ise Efendimiz'in (s.a.s.) şu sözünde özetlenir:

"Artık bundan sonra biz onların üzerine yürüyeceğiz; onlar bize gelemeyecek." (Buhârî, Meğâzî, 29)

Gerçekten de bu, Mekke'nin Medine üzerine düzenlediği son büyük seferdi. İki yıl sonra Hudeybiye'de antlaşma masasına oturulacak, sonrasında Mekke kan dökülmeden teslim olacaktı.

Bu Tarihten Bugüne Kalan Ders

Doğru fikrin pasaportu sorulmaz. Şehri kurtaran çözüm, o toplumun savaş geleneğinde bulunmayan bir yöntemdi ve dışarıdan gelen birinin aklından çıkmıştı. Fikri getireni tartan bir topluluk, çoğu zaman fikri kaçırır.

Tedbir, tevekkülün rakibi değildir. Yardımın rüzgârla geldiği bir hadisede bile önce haftalarca hendek kazıldı. İnsan elinden geleni yapar, sonucu Allah'a bırakır; sıralama böyledir.

Yükü paylaşan liderlik. Aynı çukurda toprak taşıyan, aynı açlığı çeken bir komutan, ordusundan fedakârlık istemek zorunda kalmaz. Kazma sesi emirden daha inandırıcıdır.

En büyük tehdit çoğu zaman içeriden gelir. Hendek dışarıyı durdurdu; asıl sarsıntıyı içeride bozulan bir söz yarattı. Toplulukları çökerten şey nadiren dışarıdaki kalabalıktır.

Sıkıntı, insanı olduğu gibi gösterir. Aynı kuşatmada bir kısım insanın yüreği ağzına gelirken bir kısmının imanı arttı. Zorluk karakter üretmez; var olanı görünür kılar.

Sıkça Sorulan Sorular

Hendek Savaşı ne zaman oldu?

Hicretin 5. yılı Şevval ayında, miladî 627 yılında Medine önlerinde yaşandı. Kuşatmanın yaklaşık üç hafta sürdüğü bildirilir.

Hendek Savaşı'nın sebebi nedir?

Mekke müşriklerinin Medine'deki İslam toplumunu tamamen ortadan kaldırma amacıyla çevre kabilelerle geniş bir ittifak kurması ve on bini aşan bir orduyla şehri kuşatmasıdır.

Hendek kazma fikri kime aittir?

Selmân-ı Fârisî'ye (r.a.) aittir. Kendi memleketinde uygulanan bu savunma yöntemini istişare meclisinde teklif etmiş, fikir kabul edilerek uygulanmıştır.

Hendek Savaşı'nda büyük bir çarpışma oldu mu?

Hayır. Hendek, süvarilerin geçişini engellediği için meydan savaşı yaşanmadı. Karşılıklı ok atışları ve sınırlı çarpışmalar dışında kuşatma bir yıpratma savaşı şeklinde geçti.

Hendek Savaşı neden dönüm noktası sayılır?

Mekkelilerin Medine üzerine düzenlediği son büyük sefer olmasıdır. Efendimiz'in (s.a.s.) "Artık biz onların üzerine yürüyeceğiz" sözüyle ifade ettiği gibi, bu tarihten sonra inisiyatif yön değiştirmiştir.

Sitede keşfet
İslam Arşivi
Editöryal
İlgili yazılar
Yorumlar
Tüm yazılar