Hz. Ebûbekir (r.a.): Mağaradaki Dost, Ümmetin Sıddîk'ı
Hz. Ebûbekir (r.a.); İslam'ı ilk kabul eden hür erkek, Peygamberimizin (s.a.s.) hicret yoldaşı ve vefatından sonra Müslümanların ilk halifesidir. "Sıddîk" yani "tereddütsüz tasdik eden" lakabıyla anılır. Hayatı; sarsılmaz iman, hesapsız cömertlik ve zor günde dik durmanın kıssasıdır.
Mekke'nin Sevilen Tüccarı
Asıl adı Abdullah'tır; Kureyş'in Teym koluna mensuptur ve Efendimiz'den (s.a.s.) iki yaş kadar küçüktür. Cahiliye Mekke'sinde yaşadığı hâlde eli puta hiç varmamış, içki içmemiş, dürüst ticaretiyle ve insanlara ikramıyla herkesin güvenini kazanmıştı. Nesep ilmini iyi bilir, sözü dinlenirdi. Belki de bu temiz fıtrat sebebiyle, davet kendisine ulaştığında kalbi hiç direnmedi.
Resûlullah (s.a.s.) onun bu hâlini şöyle anlatır: "İslam'a davet ettiğim herkeste bir duraklama, bir tereddüt oldu; Ebûbekir hariç. O, sözümü bitirmemi beklemeden kabul etti." (İbn Hişâm, es-Sîre; benzer ifadeyle muteber siyer kaynakları)
"O Söylediyse Doğrudur": Sıddîk Lakabı
İsrâ ve Mirac hadisesi Mekke'de duyulunca müşrikler bunu bir fırsat bildi. Koşup Ebûbekir'e geldiler: "Arkadaşın bir gecede Kudüs'e gidip döndüğünü söylüyor, buna ne dersin?" Beklenen sarsıntı yaşanmadı. Cevap tek cümleydi: "O söylediyse doğrudur." Siyer kaynaklarının naklettiğine göre "Sıddîk" lakabı ona bu tavizsiz tasdik sebebiyle verilmiştir. İman, delil gördükten sonra teslim olmak değil; doğruluğunu bildiğin kaynağa gözü kapalı güvenmekti onun için.
Zayıfların Koruyucusu
Mekke'de işkence gören kimsesiz Müslümanların en büyük destekçisi oydu. Servetini, azap altındaki köleleri satın alıp özgürlüğüne kavuşturmak için harcadı; kızgın kumlarda "Ehad, Ehad" diye inleyen Bilâl-i Habeşî'yi (r.a.) azat eden de odur. Babası "Hiç olmazsa güçlü kuvvetli köleleri azat et, sana destek olsunlar" deyince, "Ben bunu Allah için yapıyorum" diye karşılık verdi. Müfessirlerin çoğunluğuna göre Leyl sûresinin "Malını Allah yolunda verip arınan en takvalı kimse" (Leyl, 17-21) övgüsü onun hakkında inmiştir.
Hicret ve Mağara: "Üzülme, Allah Bizimledir"
Hicret emri gelince Efendimiz'in (s.a.s.) yol arkadaşı olma şerefi ona nasip oldu. Mekkeli müşrikler iz sürücülerle peşlerine düştüğünde iki yolcu Sevr Mağarası'na sığındı. Ayak sesleri mağaranın ağzına kadar geldi. Ebûbekir (r.a.) endişeyle, "Ey Allah'ın Resûlü, biri eğilip baksa bizi görecek" diye fısıldadı. Efendimiz'in cevabı, tevekkülün ebedî dersi oldu: "Üçüncüleri Allah olan iki kişiyi sen ne zannediyorsun, ey Ebûbekir?" (Buhârî, Fedâilü Ashâbi'n-Nebî, 2; Müslim, Fedâilü's-Sahâbe, 1)
Kur'an-ı Kerim bu anı kıyamete kadar okunacak bir ayetle ölümsüzleştirdi:
اِذْ يَقُولُ لِصَاحِبِه۪ لَا تَحْزَنْ اِنَّ اللّٰهَ مَعَنَا
"Hani o, arkadaşına 'Üzülme, şüphesiz Allah bizimle beraberdir' diyordu." (Tevbe, 40'tan)
Halk arasında anlatılan örümcek ağı ve güvercin yuvası motifi ise sahih hadis kaynaklarında yer almaz; Kur'an'ın bildirdiği ilâhî koruma zaten yeterlidir. Kıssayı süslemeye değil, aslına sadık kalmaya ihtiyacımız var.
Cömertliğin Zirvesi: "Onlara Allah ve Resûlünü Bıraktım"
Tebük seferi hazırlığında Efendimiz (s.a.s.) yardım çağrısı yapmıştı. Hz. Ömer (r.a.) o günü şöyle anlatır: "Malımın yarısını getirdim; bugün Ebûbekir'i geçerim dedim. Resûlullah ona 'Ailene ne bıraktın?' diye sordu. 'Onlara Allah ve Resûlünü bıraktım' dedi. O gün anladım ki onu hiçbir şeyde geçemeyeceğim." (Tirmizî, Menâkıb, 16; Ebû Dâvûd, Zekât, 40 — hasen). Efendimiz de "Malı ve dostluğuyla bana insanların en cömert davrananı Ebûbekir'dir" buyurmuştur (Buhârî, Salât, 80).
En Zor Günde En Dik Duran
Resûlullah (s.a.s.) vefat ettiğinde Medine sarsıldı; Hz. Ömer gibi bir yiğit bile "O ölmedi" diyecek kadar kendinden geçmişti. Ebûbekir (r.a.) içeri girdi, Efendimiz'in yüzünü açıp alnından öptü, sonra minbere çıkıp o tarihî cümleleri söyledi: "Kim Muhammed'e tapıyorsa bilsin ki Muhammed vefat etmiştir. Kim Allah'a kulluk ediyorsa bilsin ki Allah diridir, ölmez." Ardından "Muhammed ancak bir peygamberdir; ondan önce de peygamberler geçmiştir" (Âl-i İmrân, 144) ayetini okudu (Buhârî, Fedâilü Ashâbi'n-Nebî, 5). Sahabe, ayeti sanki o gün inmiş gibi dinledi ve akıllar başa geldi.
Bu metanet sebebiyledir ki ümmet onu halife seçti. İki yıl üç ay süren halifeliğinde iç karışıklıkları bastırdı, Kur'an sayfalarının bir araya toplanmasına öncülük etti ve altmış üç yaşında vefat etti. Kabri, Ravza'da Efendimiz'in (s.a.s.) yanı başındadır; tıpkı hayatında olduğu gibi.
Halifenin İlk Hutbesi: Zirvedeki Tevazu
Halife seçildiğinde minbere çıkıp söylediği ilk sözler, yöneticilik ahlakının şaheseri olarak asırlardır nakledilir: "Ey insanlar! Sizin en hayırlınız olmadığım hâlde başınıza getirildim. İyi yaparsam bana yardım edin, yanlış yaparsam beni düzeltin. İçinizdeki zayıf, hakkını alıncaya kadar benim yanımda güçlüdür; güçlü de ondan hak alınıncaya kadar zayıftır. Ben Allah'a ve Resûlüne itaat ettiğim sürece bana itaat edin; etmezsem bana itaatiniz gerekmez." (İbn Hişâm, es-Sîre) Koca devletin başındaki adam, süt sağdığı komşu kızlarının "Artık bize süt sağmaz" demesine üzülecek kadar da sadeydi; halifeliğinde dahi o işi bırakmadığı nakledilir. Güç onu değiştirmedi; çünkü gücü hiç kendinden bilmedi.
Bu Kıssadan Çıkan Ders
Ebûbekir (r.a.) bize imanın pazarlıksız olanını öğretiyor: "O söylediyse doğrudur" diyebilmeyi. Malın, elde tutmak için değil Allah yolunda vermek için olduğunu; asıl yiğitliğin de herkesin sarsıldığı günde ayakta kalıp ümmeti ayağa kaldırmak olduğunu gösteriyor. Bir de şunu: İnsanı yücelten soy ya da servet değil, sadakattir.
Sıkça Sorulan Sorular
Sıddîk ne demek?
"Çok doğru, tereddütsüz tasdik eden" demektir. Hz. Ebûbekir'e bu lakap, başta İsrâ ve Mirac olmak üzere Efendimiz'in (s.a.s.) bildirdiği her şeyi duraksamadan doğrulaması sebebiyle verilmiştir.
Hz. Ebûbekir ne kadar halifelik yaptı?
Hicrî 11-13 yılları arasında yaklaşık iki yıl üç ay halifelik yaptı. Bu kısa sürede iç isyanları bastırdı ve Kur'an ayetlerinin tek mushafta toplanması çalışmasını başlattı.
Mağaradaki örümcek ağı kıssası sahih mi?
Örümcek ağı ve güvercin motifi sahih hadis kaynaklarında geçmez. Sevr Mağarası'ndaki koruma, Tevbe sûresi 40. ayetle sabittir; Allah'ın yardımını anlatmak için zayıf eklemelere ihtiyaç yoktur.
Hz. Ebûbekir'in Peygamberimizle akrabalığı var mıydı?
Kızı Hz. Âişe (r.anhâ) validemiz, Efendimiz'in (s.a.s.) hanımıdır; yani Hz. Ebûbekir aynı zamanda Peygamberimizin kayınpederidir. Dostlukları ise akrabalıktan çok öncedir.
Yorumlar