Ana içeriğe geç
İmsak--:--
Güneş--:--
Öğle--:--
İkindi--:--
Akşam--:--
Yatsı--:--
Sonraki--:--:--

Hz. İbrâhim'in (a.s.) Ateşe Atılması: "Ey Ateş, Serin ve Selâmet Ol"

Hz. İbrâhim'in (a.s.) Ateşe Atılması: "Ey Ateş, Serin ve Selâmet Ol"

Hz. İbrâhim (a.s.), kavminin taptığı putları kırıp tevhidi haykırınca dev bir ateşe atılmasına karar verildi. O, "Hasbünallâhü ve ni'me'l-vekîl" diyerek Rabbine sığındı; Allah da ateşe "Ey ateş, İbrâhim'e serin ve selâmet ol" buyurdu (Enbiyâ, 69). Ateş onu yakmadı. Bu kıssa, tevhidin ve tevekkülün en çarpıcı derslerinden biridir.

Kur'an-ı Kerim'in "Halîlullah" yani Allah'ın dostu diye andığı Hz. İbrâhim'in hayatı, baştan sona bir imtihan silsilesidir. Ama bu imtihanların içinde bir tanesi vardır ki asırlardır her dinleyeni sarsar: Koca bir toplumun hazırladığı ateş yığınının karşısında duran tek bir genç adam. Gelin kıssayı, Kur'an'ın anlattığı şekliyle takip edelim.

Putperest Bir Toplumda Tek Başına

Hz. İbrâhim, putlara tapan bir kavmin içinde dünyaya geldi. Babası Âzer bile put yontup satan, putlara gönülden bağlı biriydi (En'âm, 74). Genç İbrâhim, elleriyle yontulan bu cansız taşların ilah olamayacağını görüyor; yıldıza, aya ve güneşe bakıp "batıp gidenler ilah olamaz" diyerek kavmine, göklerin ve yerin tek sahibine yöneldiğini ilan ediyordu (En'âm, 76-79). Yüreği yumuşak, üslubu nazikti; babasına "Babacığım" diye diye hakkı anlattı. Karşılığında tehdit edildi, taşlanmakla korkutuldu, evden kovuldu (Meryem, 41-48).

Sözün fayda vermediğini gören İbrâhim (a.s.), kavmini kendi putlarıyla yüzleştirmeye karar verdi. İçinden de şöyle demişti: "Allah'a yemin ederim ki siz arkanızı dönüp gittikten sonra putlarınıza bir tuzak kuracağım." (Enbiyâ, 57)

Putları Kıran Balta

Kavim, bir bayram günü şehir dışına çıktığında İbrâhim (a.s.) puthaneye girdi ve en büyüğü hariç bütün putları paramparça etti; "belki ona başvururlar" diye baltayı da büyük putun yanına bıraktı (Enbiyâ, 58). Döndüklerinde manzarayı gören kavim öfkeyle faili aradı ve onu sorguya çekti: "Bunu ilahlarımıza sen mi yaptın ey İbrâhim?"

İbrâhim'in cevabı, tarihin en zekice tebliğlerinden biridir: "Belki de şu büyükleri yapmıştır; konuşabiliyorlarsa onlara sorun!" (Enbiyâ, 63) Maksadı gizlenmek değil, kavmine gerçeği kendi ağızlarıyla itiraf ettirmekti. Nitekim öyle oldu; bir an vicdanlarına dönüp "Sen de biliyorsun ki bunlar konuşmaz" dediler. İşte beklediği an buydu: "O hâlde Allah'ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek şeylere mi tapıyorsunuz? Size de, taptıklarınıza da yazıklar olsun!" (Enbiyâ, 65-67)

Mantık çökmüş, deliller tükenmişti. Ama gerçekle yüzleşmek yerine güce sarıldılar. Kur'an, kararlarını tek cümleyle aktarır: "Eğer bir şey yapacaksanız, onu yakın da ilahlarınıza yardım edin, dediler." (Enbiyâ, 68)

Ateşe Atılış ve İlâhî Emir

Kur'an'da adı verilmeyen, tarih kaynaklarında Nemrut olarak anılan dönemin zorba hükümdarı ve kavmi, dev bir ateş hazırlattı. Rivayetlerde bu ateşin günlerce odun taşınarak büyütüldüğü, İbrâhim'in (a.s.) mancınıkla içine fırlatıldığı nakledilir. Kesin olan şudur: O dehşet anında İbrâhim'in kalbinde zerre sarsıntı yoktu. Abdullah b. Abbâs (r.a.) o anı şöyle haber verir:

"'Hasbünallâhü ve ni'me'l-vekîl' (Allah bize yeter, O ne güzel vekildir) sözünü, ateşe atıldığında İbrâhim (a.s.) söylemiştir. Muhammed (s.a.s.) de 'İnsanlar size karşı ordu topladı, onlardan korkun' denildiğinde bu sözü söylemiştir."
(Buhârî, Tefsîr, Âl-i İmrân 13, no: 4563)

Ve o an, kâinatın sahibi ateşe hükmetti:

قُلْنَا يَا نَارُ كُونِي بَرْدًا وَسَلَامًا عَلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ

"Biz de 'Ey ateş! İbrâhim'e karşı serin ve selâmet ol' dedik." (Enbiyâ, 69)

Âlimlerimiz bu ayetteki inceliğe dikkat çekerler: Allah ateşe yalnız "serin ol" değil, "serin ve selâmet ol" buyurmuştur; çünkü yakıcılığı alınan ateşin soğuğu da zarar verebilirdi. Ateş, İbrâhim'e (a.s.) yalnızca bağlarını çözen bir esenlik oldu. Kavmi ise bu apaçık mucize karşısında bile inat etti. Kur'an devamını şöyle bildirir: "Ona tuzak kurmak istediler; fakat biz onları en çok hüsrana uğrayanlar yaptık." (Enbiyâ, 70)

Ateşten Sonra: Hicret ve Devam Eden İmtihan

Ateşten çıkan İbrâhim'e (a.s.) kavminden yalnızca Hz. Lût iman etti. İbrâhim, "Ben Rabbime hicret ediyorum" diyerek doğduğu toprakları Allah için terk etti (Ankebût, 26). Ateş imtihanını evlat imtihanı, evlat imtihanını nice fedakârlıklar izledi. Her birinden teslimiyetle geçtiği için Rabbi onu insanlara önder kıldı (Bakara, 124) ve kendisine "Halîl" yani dost olarak seçti (Nisâ, 125). Bugün her namazda okuduğumuz salli-barik dualarında onun adının Efendimizle (s.a.s.) birlikte anılması, bu dostluğun ümmete uzanan izidir.

Bu Kıssadan Çıkan Ders

Önce şu: Hakikat, sayıyla ölçülmez. Koca bir toplum yanlışta birleşse de yanlış doğru olmaz; İbrâhim (a.s.) tek başına bir ümmetti (Nahl, 120). İkincisi, tevekkülün gerçek yüzü bu kıssada saklıdır. İbrâhim elinden geleni yaptı; anlattı, uyardı, delil getirdi. Sonucu değiştiremeyeceği yerde ise "Hasbünallah" deyip Rabbine dayandı. Tevekkül, tedbiri bırakmak değil; tedbirin bittiği yerde sarsılmamaktır.

Bir de ateşin dersi var. Yakmak ateşin elinde değildir; her sebep, ancak Allah'ın izniyle iş görür. Müminin dünyasında bu, şu demektir: Rızkı kesmek kimsenin elinde değildir, zarar da fayda da yalnız O'nun iznine bağlıdır. Bunu kavrayan kalp, kimseye eğilmez. Sıkıntının ateşi kimi zaman bizi de sarar; işte o gün İbrâhim'in duası bizim de duamızdır: Hasbünallâhü ve ni'me'l-vekîl.

Sıkça Sorulan Sorular

Ateş Hz. İbrâhim'i neden yakmadı?

Allah'ın emriyle. Enbiyâ sûresinin 69. ayetinde Allah'ın ateşe "İbrâhim'e serin ve selâmet ol" buyurduğu bildirilir. Yakmak ateşin kendi gücü değil, Allah'ın ona verdiği bir özelliktir; dileyince onu kaldırmıştır. Bu, peygamberine ikram ettiği apaçık bir mucizedir.

Nemrut ismi Kur'an'da geçer mi?

Hayır. Kur'an, İbrâhim'i (a.s.) ateşe atan hükümdarın adını vermez; Nemrut ismi tarih ve tefsir kaynaklarında geçer. Kur'an ayrıca İbrâhim ile "Rabbim diriltir ve öldürür" diye tartışan bir hükümdardan söz eder (Bakara, 258); kaynaklarımız onun da aynı kişi olduğunu nakleder.

"Hasbünallâhü ve ni'me'l-vekîl" ne zaman okunur?

Sıkıntı, korku ve çaresizlik anlarında okunması sünnettir. Hz. İbrâhim ateşe atılırken, Efendimiz (s.a.s.) de düşman ordusuyla korkutulduğunda bu duayı söylemiştir (Buhârî, no: 4563; Âl-i İmrân, 173). Elinden geleni yapan mümin, gerisini bu sözle Allah'a havale eder.

Urfa'daki Balıklıgöl bu kıssanın yaşandığı yer mi?

Halk arasında ateşin göle, odunların balığa dönüştüğü anlatılır; ancak bu, Kur'an ve sahih hadislerde yer almayan yerel bir rivayettir. Kıssanın aslı ve dersi Kur'an'da anlatıldığı kadardır; ziyaret yerlerine gösterilen saygı, dinî hükmün kaynağı değildir.

Sitede keşfet
İslam ArşiviEditöryal

İlgili yazılar

Yorumlar

Tüm yazılar