Hz. Mûsâ (a.s.) Kıssası: Nil'e Bırakılan Bebekten Denizi Yaran Peygambere
Hz. Mûsâ (a.s.), Kur'an-ı Kerim'de adı en çok geçen peygamberdir. Nil'e bırakılan bir sandıkta başlayan hayatı, Firavun'un sarayında büyümesi, Tûr Dağı'nda vahiyle şereflenmesi ve Kızıldeniz'in yarılmasıyla zirveye ulaşan mücadelesi, Kur'an'ın en geniş yer verdiği kıssadır ve her çağa konuşan dersler taşır.
Nil'in Sularına Bırakılan Sandık
Kıssa, zulmün en koyu olduğu bir dönemde açılır. Mısır'ın hükümdarı Firavun halkını sınıflara ayırmış, İsrailoğullarının erkek çocuklarını öldürtüyordu. İşte o günlerde Mûsâ dünyaya geldi. Allah Teâlâ, annesinin kalbine hiç beklemediği bir şeyi ilham etti: bebeğini bir sandığa koyup Nil'e bırakmasını. Kasas sûresinin 7. ayetinde bu ilham, iki müjdeyle birlikte gelir: "Korkma ve üzülme. Biz onu sana geri döndüreceğiz ve onu peygamberlerden yapacağız."
Sandık, sarayın önünde durdu. Firavun'un hanımı çocuğa kalbini kaptırdı; "Bana da sana da göz aydınlığı olsun, onu öldürmeyin" dedi (Kasas, 9). Allah'ın takdirine bakın ki Mûsâ, kendisini yok etmek isteyen adamın sarayında, onun sofrasında büyüyecekti. Üstelik Allah, bebeğin başka hiçbir emzireni kabul etmemesini dilemiş, çaresiz kalan saray halkı sonunda onu öz annesine teslim etmişti. "Böylece annesinin gözü aydın olsun, üzülmesin ve Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu bilsin diye onu annesine geri verdik" (Kasas, 13).
Mısır'dan Medyen'e: Hata, Tövbe ve Yeni Bir Hayat
Mûsâ gençlik çağına geldiğinde şehirde bir kavgaya karıştı. Kendi kavminden birine yardım etmek isterken vurduğu adam öldü. Kasten değildi; ama Mûsâ'nın vicdanı onu bir an bile rahat bırakmadı. Dilinden dökülen cümle, tövbenin en sade ve en içten ifadelerinden biridir: "Rabbim! Doğrusu kendime zulmettim, beni bağışla" (Kasas, 16). Allah da onu bağışladı.
Öldürüleceği haberi kendisine ulaşınca Mısır'dan çıktı ve Medyen'e yöneldi. Kuyu başında hayvanlarını sulamak için bekleşen iki hanıma yardım etti, sonra bir gölgeye çekilip elleri boş, kalbi dolu şu duayı yaptı: "Rabbim! Bana indireceğin her hayra muhtacım" (Kasas, 24). Bu kısacık dua, sığınacak kapısı kalmadığını düşünen herkesin dilinde asırlardır tazedir. Duasının bereketi gecikmedi: Medyen'deki yaşlı ve sâlih bir zât onu himayesine aldı, kızıyla evlendirdi. Kur'an bu zâtın ismini vermez; bazı kaynaklarda Şuayb (a.s.) olduğu nakledilir. Mûsâ orada yıllarca çobanlık yaptı. Saraydan çıkan genç, peygamberliğe sabırla, emekle ve sade bir hayatla hazırlanıyordu.
Tûr'da İlk Vahiy: "Şüphesiz Ben Senin Rabbinim"
Medyen'deki yıllar dolup ailesiyle yola çıktığında, Tûr tarafında bir ateş gördü. Ailesine "Bekleyin, bir ateş gördüm; belki ondan size bir kor getiririm" dedi. Ateşin yanına vardığında ise hayatının en büyük anıyla karşılaştı: "Ben senin Rabbinim. Ayakkabılarını çıkar; çünkü sen mukaddes vadi Tuvâ'dasın" (Tâhâ, 11-12). Ardından o cümle geldi: "Şüphesiz ben Allah'ım. Benden başka ilâh yoktur. Bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl" (Tâhâ, 14).
Allah ona iki büyük mucize verdi: elindeki asâ yılana dönüşüyor, koynuna soktuğu eli kusursuz bir beyazlıkla parlıyordu (Tâhâ, 17-22). Görev belliydi: azgınlaşan Firavun'a gitmek. Mûsâ'nın bu ağır görev karşısındaki duası da yine dillerden düşmeyen dualardandır: "Rabbim! Gönlüme genişlik ver, işimi kolaylaştır, dilimdeki düğümü çöz ki sözümü anlasınlar" (Tâhâ, 25-28). Kardeşi Hârûn'un kendisine yardımcı kılınmasını istedi; Allah bu isteğini de kabul etti.
Firavun'un Karşısında Yumuşak Söz
Burada kıssanın belki en düşündürücü inceliği karşımıza çıkar. Allah Teâlâ, iki peygamberini tarihin en büyük zorbalarından birine gönderirken şu ölçüyü koydu: "Ona yumuşak söz söyleyin; belki öğüt alır yahut korkar" (Tâhâ, 44). İlahlık iddiasındaki bir zalime karşı bile üslup, yumuşaklık olacaktı. Hakkı tebliğ eden hiç kimsenin, kabalığı "cesaret" sanma lüksü yoktur.
Firavun inanmadı; işi büyüye bağlayıp ülkenin en usta sihirbazlarını topladı. Sihirbazlar iplerini ve değneklerini atınca ortalık bir anda korkuya kesti. Mûsâ asâsını bıraktı; asâ, onların bütün göz boyamalarını yutuverdi. Gerçeği en iyi anlayanlar, işin ehli olan sihirbazlardı: oldukları yere secdeye kapanıp "Âlemlerin Rabbine, Mûsâ ve Hârûn'un Rabbine iman ettik" dediler (Tâhâ, 70). Sabah büyücü olarak uyananlar, akşama şehit olmayı göze alan müminler olarak çıktılar.
Deniz Yarılıyor: "Rabbim Benimledir"
Yıllar süren mücadelenin sonunda Mûsâ (a.s.), İsrailoğullarını gece yola çıkardı. Firavun ordusuyla peşlerine düştü. Önlerinde deniz, arkalarında ordu vardı. Kavmi "Yakalandık!" diye feryat ederken Mûsâ'nın cevabı, tevekkülün zirvesidir:
قَالَ كَلَّا ۖ إِنَّ مَعِيَ رَبِّي سَيَهْدِينِ
"Mûsâ, 'Hayır! Rabbim şüphesiz benimledir, bana yol gösterecektir' dedi." (Şuarâ, 62)
Allah ona asâsını denize vurmasını emretti. Deniz yarıldı; her bir parçası koca bir dağ gibi yükseldi (Şuarâ, 63). Müminler açılan yoldan geçti. Aynı yola giren Firavun ve ordusunu ise sular yuttu. Firavun boğulurken iman ettiğini söyledi; ama artık çok geçti. Allah, onun cansız bedenini sonrakilere ibret olsun diye sahile attı: "Senden sonrakilere bir ibret olman için bugün senin bedenini kurtaracağız" (Yûnus, 92).
Aşure Günü ve Mûsâ'nın Kurtuluşu
Bu kurtuluş günü, ümmetimizin takviminde de iz bırakmıştır. İbn Abbâs (r.a.) anlatır: Resûlullah (s.a.s.) Medine'ye geldiğinde yahudilerin aşure günü oruç tuttuğunu gördü. Sebebini sorduğunda, "Bu, Allah'ın Mûsâ'yı ve kavmini kurtardığı, Firavun'u boğduğu gündür; Mûsâ şükür için bu günde oruç tutmuştur" dediler. Bunun üzerine Efendimiz, "Biz Mûsâ'ya sizden daha yakınız" buyurdu, o gün oruç tuttu ve tutulmasını tavsiye etti (Buhârî, Savm, 69; Müslim, Sıyâm, 127-128). Aradan asırlar geçse de müminler, Mûsâ'nın kurtuluş gününü oruçla anmaya devam ediyor.
Bu Kıssadan Çıkan Ders
Hz. Mûsâ'nın hayatı baştan sona bir güven dersidir. Bebeğini nehre bırakan annenin teslimiyeti, "kendime zulmettim" diyebilme dürüstlüğü, "bana indireceğin her hayra muhtacım" duasındaki tevazu, zalime karşı bile yumuşak söz emri ve denizin kenarındaki "Rabbim benimledir" cümlesi... Hepsi aynı hakikate çıkar: Allah'ın vaadine güvenen için çıkışsız yol yoktur. Deniz kenarına sıkıştığımız anlar herkesin hayatında vardır; fark, o anda kime güvendiğimizdedir.
Sıkça Sorulan Sorular
Hz. Mûsâ'nın adı Kur'an'da kaç defa geçer?
Hz. Mûsâ (a.s.), adı Kur'an-ı Kerim'de en çok anılan peygamberdir; ismi 136 defa geçer. Kıssası başta Kasas, Tâhâ, Şuarâ, A'râf ve Bakara sûreleri olmak üzere pek çok sûrede anlatılır.
Hz. Mûsâ'ya hangi kitap indirilmiştir?
Hz. Mûsâ'ya (a.s.) Tevrat indirilmiştir. Kur'an, Tevrat'ın İsrailoğulları için bir hidayet ve nur kaynağı olarak verildiğini bildirir (Mâide, 44).
Kızıldeniz'in yarılması Kur'an'ın hangi ayetlerinde anlatılır?
Denizin yarılması en ayrıntılı biçimde Şuarâ sûresinin 61-66. ayetlerinde anlatılır. Ayrıca Bakara sûresinin 50. ayeti ile Tâhâ sûresinin 77-78. ayetlerinde de bu büyük mucizeye yer verilir.
Aşure orucu ile Hz. Mûsâ'nın ne ilgisi vardır?
Sahih hadise göre aşure günü, Allah'ın Hz. Mûsâ ve kavmini Firavun'dan kurtardığı gündür. Resûlullah (s.a.s.) "Biz Mûsâ'ya sizden daha yakınız" buyurarak bu günde oruç tutmuş ve tavsiye etmiştir (Buhârî, Savm, 69).
Yorumlar