Ana içeriğe geç
İmsak--:--
Güneş--:--
Öğle--:--
İkindi--:--
Akşam--:--
Yatsı--:--
Sonraki--:--:--

Hz. Yûnus (a.s.): Balığın Karnındaki Dua ve Ümidini Yitirmemenin Dersi

Hz. Yûnus (a.s.): Balığın Karnındaki Dua ve Ümidini Yitirmemenin Dersi

Hz. Yûnus (a.s.), kavmini imana çağıran; onlar yüz çevirince üzülüp aralarından ayrılan bir peygamberdir. Bindiği gemiden denize düşer, kocaman bir balık onu yutar ve üç karanlığın içinde Rabbine yönelir. O meşhur duasıyla bağışlanır, sağ salim karaya çıkar. Kıssası, en dipteyken bile Allah'a dönenin asla kaybetmeyeceğini anlatır.

Kur'an-ı Kerim onu birkaç sûrede anar; "Zennûn" yani "balık sahibi" ve "Sâhibü'l-hût" olarak da bilinir. Hikâyesi, çaresizliğin en koyu anında bir duanın nasıl kapı araladığını gösterdiği için asırlardır gönüllere dokunur. Baştan alalım.

Kavmine gönderilen bir peygamber

Yûnus (a.s.), Ninova halkına gönderilmişti. Uzun süre onları bir olan Allah'a çağırdı, putları bırakmaya davet etti. Fakat kavmi inatla yüz çevirdi. Yûnus (a.s.), tebliğine karşılık bulamayınca üzülüp öfkelendi ve Rabbinden bir izin gelmeden onların arasından ayrıldı. Kur'an bu ayrılışı şöyle hatırlatır: "Zünnûn'u da an; hani öfkelenerek gitmişti de kendisini asla sıkıntıya sokmayacağımızı sanmıştı" (Enbiyâ, 87).

Burada ince bir imtihan vardır. Bir peygamberin bile, sabrın son demini beklemeden yola çıkması, ardından büyük bir imtihanın kapısını aralar. Yûnus (a.s.) günah işlemiş değildi; ama daha güzel olanı, yani sonuna kadar sabretmeyi bırakmıştı. İşte kıssanın kalbi buradan atmaya başlar.

Gemi, kura ve denizin derinlikleri

Yûnus (a.s.) bir gemiye bindi. Yolculuk sırasında gemi fırtınaya yakalanıp ağırlaştı; yük hafiflesin diye içlerinden birinin denize atılması gerekti. Kura çekildi ve kura Yûnus'a (a.s.) çıktı. Kur'an bu ânı da anlatır: "Gemidekilerle kura çekti de yenilenlerden oldu; kendisi kınanmayı hak etmiş bir hâldeyken balık onu yuttu" (Sâffât, 141-142).

Böylece Yûnus (a.s.) denizin dibinde, balığın karnında, üst üste binmiş karanlıkların içinde kaldı. Ne bir ışık, ne bir ses, ne bir çıkış… İnsanın aklına gelebilecek en çaresiz hâllerden biri. Ama tam da orada, o zifirî karanlıkta, tarihin en meşhur dualarından biri dile geldi.

Karanlıktan yükselen dua

Yûnus (a.s.), suçu Rabbine değil kendine yükleyerek, tam bir teslimiyetle yalvardı:

لَا إِلَٰهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ

"Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben, kendine yazık edenlerden oldum." (Enbiyâ, 87)

Bu duada üç şey iç içedir: Önce Allah'ın birliğini haykırır, sonra O'nu her türlü noksandan tenzih eder, en sonunda da kusuru kendi üstüne alır. Ne bir sitem vardır, ne bir bahane. Rabbimiz bu içten yakarışa karşılık verdi: "Biz de onun duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık. İşte biz müminleri böyle kurtarırız" (Enbiyâ, 88).

Efendimiz (s.a.s.), bu duanın bereketine dikkat çekerek şöyle buyurmuştur: "Zünnûn'un balığın karnındayken yaptığı dua şudur: 'Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine'z-zâlimîn.' Hangi müslüman bir konuda bu dua ile Rabbine yalvarırsa, Allah mutlaka onun duasını kabul eder" (Tirmizî, Deavât 82). Bu yüzden nesiller boyunca darda kalan müminler, sıkıntı anında hep bu cümleye sarılmıştır.

Karaya çıkış ve kavmin imanı

Allah'ın rahmetiyle balık, Yûnus'u (a.s.) ıssız, çıplak bir sahile bıraktı. Hastalıklı ve bitkin düşmüş bedeninin üzerine, Rabbi geniş yapraklı bir bitki (yaktîn) bitirdi; onun gölgesinde ve gıdasıyla toparlandı (Sâffât, 145-146). Ardından yeniden kavmine gönderildi.

Bu defa çok farklı bir manzara vardı. Onun yokluğunda azabın alâmetlerini gören halk, gerçekten pişman olup tövbe etmişti. Kur'an bu istisnaî durumu özellikle anar: "Keşke azabı görmeden iman edip de imanı kendisine fayda veren bir tek memleket olsaydı! Yûnus'un kavmi bunun dışındadır; onlar iman edince, üzerlerinden aşağılayıcı azabı kaldırdık ve bir süreye kadar onları yaşattık" (Yûnus, 98). Böylece koca bir şehir, dönüşün ve merhametin şahidi oldu.

"Balık sahibi gibi olma" — sabra çağrı

Kur'an, bu kıssadan bizzat Efendimize ve onun şahsında hepimize bir ders çıkarır. Yüce Allah, Peygamberine tebliğin ağırlığı karşısında sabrı emrederken Yûnus'u (a.s.) hatırlatır: "Sen Rabbinin hükmüne sabret; balık sahibi gibi olma. Hani o, çok üzüntülü bir hâlde Rabbine yakarmıştı" (Kalem, 48). Yani zorluk karşısında acele edip sabrı bırakmak yok; darlık ne kadar sürerse sürsün, çare hep O'na dönmekte.

Bu kıssadan çıkan ders

Yûnus (a.s.) kıssası, insana önce şunu fısıldar: Hiçbir karanlık, Allah'ın rahmetinden daha derin değildir. Balığın karnı kadar ümitsiz bir yer düşünülebilir mi? İşte o yerden bile bir dua ile çıkılıyorsa, senin sıkıntın da çıkışsız değildir.

İkinci ders sabırladır. En haklı göründüğümüz anda bile acele edip vazgeçmek, çoğu zaman imtihanı büyütür. Sabır, peygamberlerin yoludur. Üçüncüsü ise tövbenin diliyle ilgilidir: Yûnus (a.s.), belayı Rabbinden değil kendinden bildi, "ben zalimlerden oldum" dedi. Gerçek tövbe, kusuru başkasında değil kendinde arayan bir gönlün işidir. Darda kaldığında bu duayı diline dola; çünkü onu kabul eden, dünkü gibi bugün de "erhamü'r-râhimîn"dir.

Sıkça Sorulan Sorular

Hz. Yûnus'un duası nedir?

"Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine'z-zâlimîn" duasıdır. Anlamı: "Senden başka ilah yoktur, seni tenzih ederim; gerçekten ben kendime yazık edenlerden oldum" (Enbiyâ, 87). Sıkıntı ve dert anında okunması tavsiye edilmiştir.

Hz. Yûnus neden balığın karnına girdi?

Kavmi imana yanaşmayınca Yûnus (a.s.) izin beklemeden aralarından ayrıldı ve bir gemiye bindi. Fırtınada çekilen kura kendisine çıkınca denize düştü; Allah'ın takdiriyle büyük bir balık onu yuttu. Orada Rabbine yönelip tövbe etti (Sâffât, 139-144).

"Zennûn" ne demektir?

"Zennûn" (Zünnûn), "balık sahibi" anlamına gelir ve Hz. Yûnus'un lakaplarından biridir. Kur'an'da "Sâhibü'l-hût" (balık arkadaşı) olarak da anılır. Bu adlar, balık hadisesine işaret eder.

Yûnus'un kavmi neden özeldir?

Kur'an'a göre azabın alâmetlerini görüp topluca iman ederek üzerlerinden azabın kaldırıldığı tek kavim, Yûnus'un (a.s.) kavmidir (Yûnus, 98). Bu yönüyle diğer helâk olan kavimlerden ayrılırlar; samimi tövbenin bir toplumu nasıl kurtardığına örnektir.

Sitede keşfet
İslam ArşiviEditöryal

İlgili yazılar

Yorumlar

Tüm yazılar