Hz. Yûsuf (a.s.) Kıssası: Sabrın, İffetin ve Affın Hikâyesi
Hz. Yûsuf (a.s.), Kur'an-ı Kerim'de baştan sona tek bir sûre içinde anlatılan yegâne peygamberdir. Bir çocuğun kardeşleri tarafından kuyuya atılışıyla başlayıp Mısır'a vezir oluşuyla, sonunda da o kardeşleri affedişiyle biten bu hikâye, Rabbimizin "kıssaların en güzeli" diye nitelediği bir yolculuktur.
Yûsuf sûresinin daha üçüncü âyetinde bu hikâyenin sıradan olmadığı söylenir: "Biz, bu Kur'an'ı vahyetmekle sana kıssaların en güzelini anlatıyoruz" (Yûsuf, 3). Peki neden en güzeli? Çünkü içinde hasedin de affın da, düşüşün de yükselişin de, imtihanın da mükâfatın da hepsi var; ve hepsinin sonunda bir tek gerçek kalıyor: sabreden, Allah'a güvenini kaybetmeyen kazanıyor.
Bir rüya ve kardeşlerin kıskançlığı
Yûsuf henüz küçük bir çocukken babası Ya'kûb'a (a.s.) bir rüyasını anlatır: on bir yıldız, güneş ve ay ona secde etmektedir. Babası bu rüyanın büyük bir müjde taşıdığını sezer ve onu kardeşlerine anlatmamasını ister. Çünkü Ya'kûb'un on iki oğlu vardır ve büyük kardeşler, babalarının Yûsuf'a olan sevgisini çoktan kıskanmaya başlamışlardır.
Kıskançlık, çoğu zaman küçük bir sızıyla başlar; beslenince büyür. Sonunda kardeşler bir plan kurar: Yûsuf'u kırlara götürüp bir kuyuya bırakırlar, babalarına da onu kurdun yediğini söylerler. Ya'kûb (a.s.) evlâdını kaybetmenin acısıyla sarsılır ama isyan etmez. Onun o meşhur sözü, asırlardır sabrın tarifi olmuştur:
فَصَبْرٌ جَمِيلٌ
"Artık bana düşen güzel bir sabırdır." (Yûsuf, 18)
"Güzel sabır" — yani şikâyeti insanlara değil, yalnız Allah'a arz eden; ümidini yitirmeyen bir sabır.
Kuyudan saraya
Kuyuya bırakılan Yûsuf'u oradan geçen bir kervan bulur ve onu Mısır'da bir köle olarak satar. Onu satın alan, Mısır'ın ileri gelenlerinden biridir; evine götürür ve hanımına "Ona iyi bak" der. Böylece kuyunun karanlığından bir sarayın aydınlığına çıkar Yûsuf. Ama bu, imtihanın bitişi değil, yalnızca şeklinin değişmesidir. Bolluk da bir imtihandır, tıpkı yokluk gibi.
İffet imtihanı ve zindan
Yûsuf büyüyüp gençleşince, güzelliğiyle de tanınır olur. Evin hanımı ona meyleder ve onu kendine çağırır. İşte kıssanın en kritik ânı buradadır. Yûsuf, elinin altındaki bütün fırsata rağmen "Allah'a sığınırım!" der ve iffetini korur. Bu tavrının bedelini iftirayla, ardından da yıllarca sürecek bir zindan hayatıyla öder.
Peygamberimiz (s.a.s.), kıyamet gününde Allah'ın gölgesinde gölgelenecek yedi sınıf insanı sayarken bunlardan birini şöyle tarif eder: "Makam ve güzellik sahibi bir kadının kendisini çağırdığı, fakat 'Ben Allah'tan korkarım' diyen kimse" (Buhârî, Ezân 36; Müslim, Zekât 91). Yûsuf'un zindanı seçen o duruşu, bu hadisin âdeta canlı bir örneğidir. Bazen doğru olan yol, en zor görünen yoldur.
Rüyaların tabiri ve yükseliş
Zindanda bile Yûsuf, insanlara faydalı olmayı sürdürür; iki mahkûmun rüyasını doğru yorumlar. Yıllar sonra Mısır hükümdarı gördüğü bir rüyayla sarsılınca, o eski mahkûmlardan biri Yûsuf'u hatırlar. Yûsuf, hükümdarın rüyasını yorumlar: yedi bolluk yılını yedi kıtlık yılı izleyecektir; tedbir alınmalıdır. Bu isabetli yorum ve dürüstlüğü sayesinde Yûsuf, Mısır'ın hazinelerinden sorumlu vezir olur. Kuyuya atılan çocuk, artık bir ülkenin en güvenilir adamıdır.
Kavuşma ve büyük af
Kıtlık yılları gelince, Yûsuf'un kardeşleri erzak istemek için ta Ken'an'dan Mısır'a gelirler; karşılarındaki vezirin, yıllar önce kuyuya bıraktıkları kardeşleri olduğunu bilmeden. Ya'kûb (a.s.) ise oğlundan hiç ümidini kesmemiştir. Diğer oğullarına şu tarihî nasihati verir:
وَلَا تَيْأَسُوا مِنْ رَوْحِ اللَّهِ
"Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin." (Yûsuf, 87)
Sonunda Yûsuf kendini kardeşlerine tanıtır. İşte tam da intikam alabileceği, hesap sorabileceği o anda, tarihe geçen o cümleyi kurar: "Bugün size kınama yok; Allah sizi bağışlasın" (Yûsuf, 92). Babası Ya'kûb'a kavuşur, gözleri açılır ve o çocukluk rüyası gerçek olur. Kıssanın verdiği ölçü nettir: "Kim Allah'a karşı gelmekten sakınır ve sabrederse, bilsin ki Allah iyilik edenlerin mükâfatını zayi etmez" (Yûsuf, 90).
Bu kıssadan çıkan dersler
Yûsuf sûresi bir "olaylar dizisi" değil, baştan sona bir terbiye mektebidir. Öne çıkan birkaç ders:
- Güzel sabır kurtarır: Yûsuf da babası da acıyı isyana değil, sabra ve duaya çevirdi.
- İffet, bedeli olsa da korunur: Zindan, teslim olmaktan yeğdir. Takva sahibini Allah yalnız bırakmaz.
- Kıskançlık insana kardeşini bile unutturur: Hasedin panzehiri, elimizdekine şükür ve kalbi temiz tutmaktır.
- Affetmek, gücün zirvesidir: Yûsuf en güçlü olduğu anda affetti; intikamı değil, gönül almayı seçti.
- Allah'ın rahmetinden ümit kesilmez: Kuyunun dibi bile bir yükselişin başlangıcı olabilir.
Not: Yûsuf kıssasıyla ilgili halk arasında anlatılan pek çok ayrıntı Kur'an'da yer almaz; sonradan eklenmiş rivayetlerdir. En sağlam ve en güzel kaynak, sûrenin kendisidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Hz. Yûsuf hangi peygamberin oğludur?
Hz. Yûsuf (a.s.), Hz. Ya'kûb'un oğlu, Hz. İshak'ın torunu ve Hz. İbrâhim'in soyundandır. Peygamberimiz (s.a.s.) onu "kerîm oğlu kerîm oğlu kerîm oğlu kerîm: Yûsuf b. Ya'kûb b. İshak b. İbrâhim" diye anmıştır (Buhârî, Enbiyâ 19).
Hz. Yûsuf kıssası Kur'an'da nerede anlatılır?
Kıssanın tamamı, adını da ondan alan Yûsuf sûresinde, 111 âyet boyunca bütünlük içinde anlatılır. Kur'an'da baştan sona tek sûrede işlenen tek kıssadır.
"Güzel sabır" ne demektir?
Şikâyeti insanlara dökmeden, ümidi ve Allah'a güveni yitirmeden gösterilen sabırdır. Ya'kûb (a.s.) evlât acısını böyle bir sabırla taşımıştır.
Hz. Yûsuf kardeşlerini neden cezalandırmadı?
En güçlü olduğu anda affetmeyi seçti ve "Bugün size kınama yok" dedi. Bu, İslam'ın öğütlediği ihsan ahlakının en güzel örneklerinden biridir.
Yorumlar