Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İslam Arşivi

Hz. Zekeriyyâ ve Hz. Yahyâ (a.s.): Gizlice Yapılan Bir Duanın Hikâyesi

Hz. Zekeriyyâ (a.s.), yaşı iyice ilerlemiş ve umudu tükenmişken Rabbine gizlice dua eden bir peygamberdir. Kur'an, bu duanın kabul edilişini ve ardından doğan Hz. Yahyâ'nın (a.s.) hayatını Âl-i İmrân, Meryem ve Enbiyâ sûrelerinde anlatır. Kıssa; ümidini kaybetmemeyi, sessiz duayı ve gençliğinde dosdoğru duran bir insanın kıymetini öğretir.

Bazı duaların hikâyesi, cevabından daha çok şey anlatır. Hz. Zekeriyyâ'nın (a.s.) duası böyledir. Ne kalabalık bir mecliste yapılmıştır ne de yüksek sesle. Kur'an onu tarif ederken tek kelime kullanır: hafiyyâ — gizlice.

Mihraptaki rızık

Hz. Zekeriyyâ (a.s.), İsrâiloğulları'na gönderilmiş peygamberlerdendir. Mâbedin hizmetinde bulunur, halkına yol gösterirdi. Hz. Meryem'in bakımı da ona verilmişti.

Kur'an burada dikkat çekici bir sahne aktarır. Zekeriyyâ (a.s.) her mihraba girdiğinde Meryem'in yanında bir rızık buluyordu:

كُلَّمَا دَخَلَ عَلَيْهَا زَكَرِيَّا الْمِحْرَابَۙ وَجَدَ عِنْدَهَا رِزْقًاۚ قَالَ يَا مَرْيَمُ اَنّٰى لَكِ هٰذَاۜ قَالَتْ هُوَ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ

"Zekeriyyâ mihrapta onun yanına her girdiğinde, yanında bir yiyecek bulurdu. 'Ey Meryem! Bu sana nereden geliyor?' derdi. O da 'Bu, Allah katındandır' derdi." (Âl-i İmrân, 37)

Kıssanın en ince yeri burasıdır. Zekeriyyâ (a.s.) o cevabı duyunca hemen kendi hâline döner. Kalbinden geçen şudur: Sebepsiz rızık veren Allah, sebepleri tükenmiş bir adama evlat da verebilir. Bir başkasına gelen ikram, ona kendi duasını hatırlatmıştır.

Sessizce yapılan dua

O sırada Zekeriyyâ (a.s.) hayli yaşlıydı. Kur'an onun hâlini kendi diliyle nakleder: Kemikleri zayıflamış, saçları ağarmıştı. Eşi de çocuk sahibi olamıyordu. İnsan ölçüsüyle bakıldığında kapı kapanmıştı.

اِذْ نَادٰى رَبَّهُ نِدَٓاءً خَفِيًّا

"Hani o, Rabbine gizli bir sesle yalvarmıştı." (Meryem, 3)

Duasında istediği şey de öğreticidir. "Bana bir vâris ver" derken kastettiği miras mal değildi; peygamberlik terbiyesini, ilmi ve dini sürdürecek bir evlattı. Cümlesinin sonu ise bir kul edebi dersidir: "Rabbim, sana dua etmekle hiç bahtsız olmadım." (Meryem, 4)

Yıllardır cevap gelmemiş bir duanın ardından söylenen bu söz üzerinde durmak gerekir. Adam, isteğinin gecikmesini Rabbinin cömertliğine dair bir şüpheye dönüştürmemiştir. Bu tavır, duanın kendisinden daha kıymetli olabilir.

"Sana bir oğul müjdeliyoruz"

Cevap geldi: Bir oğlu olacaktı ve adı Yahyâ olacaktı. Âyette şu ifade geçer: "Daha önce ona hiç kimseyi adaş yapmadık." (Meryem, 7)

Zekeriyyâ (a.s.) hayretle sordu: Karısı kısırken, kendisi de bu yaşa gelmişken bu nasıl olacaktı? Verilen cevap kıssanın omurgasıdır: "Rabbin buyurdu ki: Bu bana kolaydır. Nitekim daha önce, hiçbir şey değilken seni de yarattım." (Meryem, 9)

Kendisine bir alâmet istediğinde ise, üç gün insanlarla işaretle anlaşacağı, konuşamayacağı bildirildi (Meryem, 10; Âl-i İmrân, 41). Bu süre boyunca Rabbini çokça anması emredilmişti — yani dili insanlara kapanırken zikre açılıyordu.

Yahyâ (a.s.): çocukken hikmet verilen peygamber

Doğan çocuk, adı Kur'an'da anılan peygamberlerden biri oldu. Onun için söylenenler kısa ama yoğundur:

"Ey Yahyâ! Kitab'a sımsıkı sarıl" dedik. Biz ona daha çocukken hikmet verdik. Katımızdan bir kalp yumuşaklığı ve arınmışlık da verdik. O, Allah'tan sakınan biriydi. Anne babasına iyi davranırdı; zorba ve isyankâr değildi. (Meryem, 12-14)

Bu birkaç cümlede tam bir insan portresi vardır: İlme bağlı, kalbi yumuşak, günahtan uzak, anne babasına iyi davranan, kimseye zorbalık etmeyen bir genç. Kur'an onu överken savaş kahramanlığından değil, karakterinden bahseder.

Hz. Yahyâ (a.s.), Hz. Îsâ'nın (a.s.) hem akrabası hem de onu tasdik eden bir peygamberdi. Hayatı zulme boyun eğmeden geçti ve haksızlığa karşı durduğu için şehid edildi. Kur'an, doğduğu, öldüğü ve dirileceği günde ona selâm olduğunu bildirir (Meryem, 15).

Mi'râc'ı anlatan sahih rivayette Efendimiz'in (s.a.s.) semada Hz. Yahyâ ve Hz. Îsâ ile karşılaştığı, onların kendisini kardeş olarak selâmladıkları nakledilir. (Buhârî, Bed'ü'l-halk, 6; Müslim, Îmân, 264)

Yahyâ'nın (a.s.) beş öğüdü

Hz. Yahyâ'nın (a.s.) kendi kavmine verdiği öğütlere dair hasen-sahih bir rivayet vardır. Ona beş şey emredilmiş ve bunları İsrâiloğulları'na bildirmesi istenmişti: Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, namaz kılmak, oruç tutmak, sadaka vermek ve Allah'ı çokça anmak.

Bunları anlatırken kullandığı benzetmeler o kadar canlıdır ki asırlar sonra hâlâ akılda kalır. Şirki tarif ederken, kendi malıyla köle satın alıp sonra kazancını başkasına gönderen bir adamı örnek verir. Zikri anlatırken de düşman peşine düşmüşken sağlam bir kaleye sığınan adamı hatırlatır: Kul da Allah'ı anarak şeytandan ancak öyle korunur. (Tirmizî, Emsâl, 3 — hasen sahih)

Bir aileyi anlatan âyet

Kur'an, Zekeriyyâ ailesini överken bir ölçü verir:

اِنَّهُمْ كَانُوا يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَبًا وَرَهَبًاۜ وَكَانُوا لَنَا خَاشِع۪ينَ

"Onlar hayır işlerinde yarışır, umarak ve korkarak bize dua ederlerdi. Bize karşı derin bir saygı içindeydiler." (Enbiyâ, 90)

Duanın kabul sebebi burada özetlenmiş gibidir: Hayırda acele eden, hem umut hem korkuyla isteyen ve Rabbine karşı edepli duran bir hayat.

Bu kıssadan çıkan ders

Birincisi: Gecikmiş dua, reddedilmiş dua değildir. Zekeriyyâ (a.s.) yıllarca istedi; cevap yaşlılığında geldi. Dua ile cevap arasındaki mesafede kulun yapacağı tek şey, güzel zannını bozmamaktır.

İkincisi: Duanın en makbulü, kimsenin duymadığıdır. Kur'an bu duayı özellikle "gizli" diye niteler. Gösterişten arınmış bir yakarış, kalabalık önünde yapılan uzun konuşmalardan daha ağır basar.

Üçüncüsü: Evlat istemek, "benden sonra hayrım devam etsin" niyetiyle olduğunda anlam kazanır. Zekeriyyâ (a.s.) mal bırakacak biri değil, iman taşıyacak biri istedi.

Dördüncüsü: Bir başkasına gelen nimet, kişinin kendi duasını hatırlatmalıdır. Zekeriyyâ (a.s.) Meryem'in yanındaki rızkı görünce hasede değil ümide yöneldi. Bugün başkasının nimetine bakınca içimizde ne uyandığı, bize kendimizle ilgili çok şey söyler.

Beşincisi: Gençliğinde dosdoğru duran insan, Kur'an'ın övdüğü insandır. Yahyâ'nın (a.s.) sıfatları arasında "zorba ve isyankâr olmayan" ifadesi boşuna geçmez.

Sıkça Sorulan Sorular

Hz. Zekeriyyâ (a.s.) kimdir?

İsrâiloğulları'na gönderilen peygamberlerdendir. Mâbedin hizmetinde bulunmuş, Hz. Meryem'in bakımını üstlenmiştir. Yaşı ilerlemişken evlat istemiş, duası kabul edilerek Hz. Yahyâ (a.s.) kendisine verilmiştir. Kıssası Âl-i İmrân, Meryem ve Enbiyâ sûrelerinde anlatılır.

Hz. Zekeriyyâ'nın duası hangi sûrede geçer?

Meryem sûresinin ilk âyetlerinde (2-11) ve Âl-i İmrân sûresinde (38-41) geçer. Meryem sûresi 3. âyette bu duanın "gizli bir sesle" yapıldığı bildirilir. Enbiyâ sûresi 89-90. âyetlerde de duası ve ailesinin vasıfları anlatılır.

Hz. Yahyâ (a.s.) kimdir, neden önemlidir?

Hz. Zekeriyyâ'nın (a.s.) oğlu ve Kur'an'da adı geçen peygamberlerdendir. Kendisine çocukken hikmet verildiği, kalbinin yumuşak, takvâ sahibi ve anne babasına iyi davranan biri olduğu bildirilir (Meryem, 12-14). Hz. Îsâ'yı (a.s.) tasdik etmiş, haksızlığa karşı durduğu için şehid edilmiştir.

Zekeriyyâ (a.s.) neden üç gün konuşamadı?

Müjdenin ardından kendisine bir alâmet verilmesini istemişti. Bunun üzerine üç gün insanlarla ancak işaretle anlaşabileceği, konuşamayacağı bildirildi (Meryem, 10; Âl-i İmrân, 41). Bu süre içinde Rabbini çokça anmakla emrolunmuştu.

Bu kıssa evlat isteyenlere ne söyler?

Duanın gecikmesinin reddedilme anlamına gelmediğini, ümidin son ana kadar korunması gerektiğini ve isteğin niyetinin önemli olduğunu gösterir. Zekeriyyâ (a.s.) mal bırakacak bir vâris değil, dini ve ilmi sürdürecek bir evlat istemiştir.

Sitede keşfet
İslam Arşivi
Editöryal
İlgili yazılar
Yorumlar
Tüm yazılar