I. Abdülhamid Kimdir? Küçük Kaynarca Antlaşması ve Kırım
I. Abdülhamid (1725-1789), III. Ahmed'in oğlu ve III. Mustafa'nın kardeşidir. Kırk üç yılı kapalı geçtikten sonra Ocak 1774'te, devam eden bir savaşın ortasında tahta çıktı. Saltanatı 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması, 1783'te Kırım'ın elden çıkışı ve İstanbul'da kurduğu Hamidiye Külliyesi ile hatırlanır.
Bazı hükümdarlar kendi savaşlarını yönetir. Bazılarıysa başkasının başlattığı savaşın faturasını imzalamak zorunda kalır. I. Abdülhamid ikincisiydi.
Devralınan savaş
21 Ocak 1774'te ağabeyi III. Mustafa vefat ettiğinde, altı yıldır süren Osmanlı-Rus Savaşı sürüyordu. Yeni padişah kırk dokuz yaşındaydı ve hayatının büyük bölümünü sarayın iç dairelerinde geçirmişti.
Cephedeki tablo ümit verici değildi. Haziran 1774'te Kozluca'da alınan ağır yenilgi, ordunun Şumnu'da kuşatılmasına yol açtı. Sadrazam Muhsinzâde Mehmed Paşa'nın önünde iki yol vardı: savaşı sürdürüp orduyu kaybetmek ya da elde kalanı korumak için ağır şartlarla anlaşmak. İkincisi seçildi.
Küçük Kaynarca Antlaşması (21 Temmuz 1774)
Antlaşma, Osmanlı diplomasi tarihinin en çok konuşulan metinlerinden biridir. Kaybedilen toprak parçalarından çok, açtığı kapılar sebebiyle önemlidir.
Masada bırakılanlar
Kırım Hanlığı, Osmanlı bağlılığından çıkarılarak "bağımsız" ilan edildi. Kerç, Yenikale, Kılburun ve Azak Rusya'ya bırakıldı. Rus ticaret gemilerine Karadeniz'de serbest dolaşım ve Boğazlardan geçiş hakkı tanındı; ayrıca ağır bir savaş tazminatı kabul edildi.
Karadeniz'in yüzyıllardır sürdürdüğü kapalı iç deniz statüsü böylece sona erdi. Bu, tek bir maddeyle anlatılabilecek kadar kısa; sonuçları bakımından ise bir asrı belirleyecek kadar büyüktü.
Metinde Rusya'ya İstanbul'da bir kilise yapma ve onun adına başvuruda bulunma imkânı tanıyan bir hüküm de yer alıyordu. Osmanlı tarafı bunu tek bir mabetle sınırlı, dar bir izin olarak anlamıştı. Rusya ise sonraki on yıllarda bu maddeyi Osmanlı tebaası Ortodokslar üzerinde genel bir koruyuculuk iddiasına dayanak yaptı. Diplomaside kelimelerin ne kadar pahalı olabileceğini gösteren açık bir örnektir.
"Halife" ifadesi ve sonraki yorumu
Antlaşmanın bir başka maddesi, Kırım siyaseten ayrılırken oradaki Müslümanların dinî bakımdan Osmanlı padişahına bağlı kalacağını belirtiyordu. Bu hüküm, Osmanlı hükümdarının halife sıfatının milletlerarası bir metinde ilk defa bu şekilde yer alması bakımından dikkat çeker.
Bu ifadeyi olduğundan büyük göstermemek gerekir. Antlaşmanın kendi bağlamında bu madde, siyasî bağı kopan bir topluluğun dinî bağının korunmasını amaçlayan pratik bir çözümdü; Rusya için ise Kırım'ı Osmanlı'dan koparmanın bedeli olarak kabul edilebilir bir taviz. Fakat on dokuzuncu yüzyılda tablo değişti. Toprak kaybeden bir devletin elinde kalan en geniş etki alanı, dünya Müslümanlarıyla kurduğu manevî bağdı. O yıllarda 1774 metnindeki bu ifade yeniden hatırlandı ve halifelik vurgusunun siyasî bir dayanağı olarak sunuldu.
Yani madde 1774'te bir şey ifade ediyordu, yüz yıl sonra başka bir şey. Tarih metinleri okunurken yazıldıkları anla, sonradan yüklendikleri anlamı ayırmak gerekir.
Kırım'ın elden çıkışı
"Bağımsız" Kırım'ın ne kadar bağımsız olabileceği kısa sürede anlaşıldı. Han seçimleri Rus nüfuzu altında yapıldı, adaya yerleşen Rus kuvvetleri çıkmadı. 1779'daki Aynalıkavak düzenlemesiyle sorun geçici olarak yatıştırıldı; fakat 1783'te Rusya Kırım'ı doğrudan kendi topraklarına kattı.
Osmanlı bu gelişmeye askerî cevap veremedi. Ordu ve donanma yeni bir savaşa hazır değildi; devlet 1784 Ocak'ında durumu tanımak zorunda kaldı. Üç yüz yıla yakın süredir Osmanlı himayesinde bulunan, hac yolları ve akrabalık bağlarıyla Anadolu'ya bağlı bir Müslüman ülkenin kaybı, başkentte derin bir üzüntü yarattı. Kırım'dan Anadolu'ya doğru başlayan göç dalgası da bu tarihte başlar.
Halil Hamid Paşa ve toparlanma denemesi
Kaybın ardından bir onarım gayreti başladı. 1782'de sadrazamlığa getirilen Halil Hamid Paşa, kısa görev süresinde dikkat çekici bir program yürüttü: sürat topçuları ve lağımcı ocağı yeniden düzenlendi, Fransa'dan teknik uzmanlar getirtildi, mühendislik derslerine kaynak ayrıldı, tersane canlandırıldı.
Denizde asıl işi Cezayirli Gazi Hasan Paşa yaptı. Çeşme'den sağ çıkan bu tecrübeli denizci, tersaneyi yeniden örgütledi, yeni gemiler inşa ettirdi ve donanmayı savaşabilir hâle getirmeye çalıştı.
Halil Hamid Paşa 1785'te görevden alındı ve idam edildi. Hakkındaki suçlamalar tartışmalıdır; kaynaklar arasında hem saray içi rekabetin hem de ıslahatlardan rahatsız olan çevrelerin etkisine işaret edenler vardır. Kesin olan, bu tasfiyenin başlamış işleri yarıda bıraktığıdır.
Hamidiye Külliyesi ve hayır defteri
I. Abdülhamid'in şahsiyeti hakkında en sağlam bilgi, arkasında bıraktığı vakıflardan okunur.
Bahçekapı'da kurduğu Hamidiye Külliyesi'nin temeli Eylül 1777'de atıldı; medrese ve kütüphane 1780'de tamamlandı, vakfiyesi 1781 Ocak'ında düzenlendi. Külliyede imaret, sebil, çeşme, mektep ve kendi türbesi yer alıyordu. Aşevi, her gün belirli sayıda muhtaca, medrese öğrencisine ve yolcuya yemek dağıtacak biçimde gelire bağlanmıştı.
Annesi Râbia Sultan adına yaptırdığı Beylerbeyi Camii'nin inşasına Nisan 1777'de başlandı; cami Ağustos 1778'de bir cuma namazıyla ibadete açıldı. Yanına hamam, sıbyan mektebi, muvakkithâne ve çeşmeler yapıldı. Emirgân'daki cami de onun eseridir.
Bu yapıların ortak özelliği gösterişli olmalarından çok, gelir-gider dengesi kurulmuş kurumlar olmalarıdır. Kur'an'ın devlet ve toplum düzenine dair en özlü emri de bu çizgidedir:
إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْإِحْسَانِ وَإِيتَاءِ ذِي الْقُرْبَىٰ
"Şüphesiz Allah adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara vermeyi emreder." (Nahl, 90)
Efendimiz'in (s.a.s.) Müslümanı tarif ederken koyduğu ölçü de aynı yöne bakar:
"Müslüman, elinden ve dilinden müslümanların güvende olduğu kimsedir." (Buhârî, Îmân 4; Müslim, Îmân 64)
Son savaş ve vefat
Kırım'ın kaybı hazmedilemedi. Ağustos 1787'de Rusya'ya savaş ilan edildi; ertesi yıl Avusturya da cepheye katıldı. Osmanlı bu defa iki cephede birden mücadele etmek zorunda kaldı.
Aralık 1788'de Özi Kalesi'nin düşmesi ve şehirde yaşanan büyük can kaybı, İstanbul'a ulaştığında padişahı derinden sarstı. Kaynaklar, bu haberi aldıktan kısa süre sonra felç geçirdiğini kaydeder. I. Abdülhamid 7 Nisan 1789'da vefat etti; savaş devam ediyordu. Yerine yeğeni III. Selim geçti.
Bu tarihten bugüne kalan ders
Küçük Kaynarca, bir antlaşmanın asıl bedelinin verilen toprak olmayabileceğini öğretir. Kaybedilen kaleler zamanla geri alınabilir; ama bir metne konulan muğlak bir cümle, karşı tarafın elinde onlarca yıl kullanılan bir anahtara dönüşebilir. Sözleşmelerde asıl tehlike, açıkça yazılanlar değil, iki farklı biçimde okunabilecek olanlardır.
Halil Hamid Paşa'nın hikâyesi ikinci bir uyarı taşır: ıslahat, yalnız doğru fikirle değil, o fikri koruyacak siyasî zeminle yürür. Zemin kaybedildiğinde fikir de ortada kalır. Bir sonraki padişah bunu daha ağır bir bedelle tecrübe edecekti.
Geriye ne kaldı? Antlaşmanın maddeleri tarih kitaplarında; Bahçekapı'daki külliyenin taşları ise hâlâ ayakta.
Sıkça Sorulan Sorular
Küçük Kaynarca Antlaşması ne zaman imzalandı, ne getirdi?
21 Temmuz 1774'te imzalandı. Kırım Osmanlı bağlılığından çıkarılıp bağımsız ilan edildi; Kerç, Yenikale, Kılburun ve Azak Rusya'ya bırakıldı. Rus ticaret gemilerine Karadeniz'de serbest dolaşım ve Boğazlardan geçiş hakkı tanındı, ağır bir savaş tazminatı kabul edildi.
Antlaşmadaki halife ifadesi ne anlama geliyordu?
Siyaseten ayrılan Kırım'daki Müslümanların dinî bakımdan Osmanlı padişahına bağlı kalacağını belirtiyordu. Kendi bağlamında pratik bir çözümdü; on dokuzuncu yüzyılda ise halifelik vurgusunun milletlerarası bir dayanağı olarak yeniden yorumlandı.
Kırım ne zaman kaybedildi?
1774'te siyasî bağı koparıldı, 1783'te Rusya tarafından doğrudan ilhak edildi. Osmanlı Devleti askerî karşılık verecek durumda olmadığı için Ocak 1784'te bu durumu tanımak zorunda kaldı.
Hamidiye Külliyesi nerededir, neler içerir?
İstanbul Bahçekapı'dadır. Temeli Eylül 1777'de atıldı, medrese ve kütüphanesi 1780'de tamamlandı. Külliyede imaret, sebil, çeşme, mektep ve I. Abdülhamid'in türbesi bulunur; aşevi düzenli gelire bağlanmış bir vakıf kurumu olarak işliyordu.
I. Abdülhamid döneminde hangi ıslahatlar yapıldı?
Sadrazam Halil Hamid Paşa döneminde sürat topçuları ve lağımcı ocağı düzenlendi, Fransa'dan teknik uzmanlar getirtildi, mühendislik eğitimine kaynak ayrıldı. Denizde Cezayirli Gazi Hasan Paşa tersaneyi yeniden örgütleyip donanmayı toparlamaya çalıştı.
