Ana içeriğe geç
İmsak--:--
Güneş--:--
Öğle--:--
İkindi--:--
Akşam--:--
Yatsı--:--
Sonraki--:--:--

İbrahim bin Edhem: Saraydan Gönül Sultanlığına Bir Zühd Yolculuğu

İbrahim bin Edhem: Saraydan Gönül Sultanlığına Bir Zühd Yolculuğu

İbrahim bin Edhem, sekizinci yüzyılda Belh'te varlıklı ve soylu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen, gençliğinde elindeki bütün imkânları bırakıp kendini ibadete, ilme ve el emeğiyle geçime adayan büyük bir Allah dostudur. Zühd deyince akla ilk gelen isimlerden biri odur; hayatı, "dünyayı kalbinden çıkarmanın" en çarpıcı örneklerindendir.

Belh'in Gözde Genci

Bugün Afganistan sınırları içinde kalan Belh, o dönemin en zengin şehirlerindendi. İbrahim bin Edhem bu şehirde, hicrî birinci yüzyılın sonlarına doğru dünyaya geldi. Ailesi şehrin ileri gelenlerindendi; kaynaklar onun bolluk içinde, hizmetçiler ve binek atları arasında büyüdüğünü söyler. Halk arasında "Belh padişahıydı, tacı tahtı bıraktı" diye anlatılır; tarihçiler onun hükümdar değil, hükümdar ailesine yakın soylu bir genç olduğunu söylemeyi daha doğru bulur. Sonuç değişmez: Elinde, çoğu insanın bir ömür peşinden koştuğu her şey vardı.

Av Sırasında Duyulan Ses

Hayatını değiştiren an, kaynaklarda şöyle nakledilir: Bir gün ava çıkmıştı. Tam avını kovalarken bir ses işitti: "Ey İbrahim! Sen bunun için mi yaratıldın, bununla mı emrolundun?" Rivayet edilir ki bu sesi bir kez de eyerinin kaşından duydu. O an atından indi; içindeki dünya sevgisi bir anda küçülüverdi. Üzerindeki değerli elbiseyi bir çobanın yün abasıyla değiştirdi ve Belh'i geride bırakıp yola koyuldu.

Bu menkıbenin ayrıntıları farklı şekillerde anlatılır; kesin olan şudur: Genç yaşta, kimsenin zorlaması olmadan, göz kamaştıran bir hayatı Allah'a kulluk için terk etti. Sorduğu soru bugün de her insanın sorusudur: Ben ne için yaratıldım?

Mekke Yolları, İlim Meclisleri ve El Emeği

İbrahim bin Edhem yıllarını ilim ve ibadetle geçirdi. Mekke'ye gitti; orada devrin büyük âlim ve zâhidleriyle, Süfyân es-Sevrî ve Fudayl bin İyâz ile görüştü, sohbet etti. Sonra Şam diyarına yerleşti. Dikkat çeken yönü şudur: Kimseden bir şey istemedi, kimsenin sırtından geçinmedi. Bağ bekçiliği yaptı, hasat işlerinde çalıştı, sırtında yük taşıdı; kazandığı helal lokmayla hem geçindi hem de arkadaşlarına ikram etti. "Helal kazan, gerisi kendiliğinden gelir" onun hayat düsturuydu.

Ömrünün son yıllarında Bizans sınırındaki gazalara katıldı. Hicrî 161 (miladî 778) civarında, bir sefer sırasında vefat etti. Kabrinin yeri hakkında farklı rivayetler vardır; en yaygın kabule göre Suriye'nin sahil şehri Cebele'dedir ve asırlardır ziyaret edilir.

"Dualarımız Neden Kabul Olmuyor?"

Ona dair nakledilen en meşhur nasihat, Ebû Nuaym'ın Hilyetü'l-Evliyâ'sında geçer. Basra çarşısından geçerken halk etrafını sardı: "Allah 'Bana dua edin, kabul edeyim' buyurduğu hâlde dualarımız neden kabul olmuyor?" İbrahim bin Edhem'in cevabı, asırlardır vaaz kürsülerinden inmeyen o listedir. Özetle şöyle dedi: "Kalpleriniz on şeyle öldü de ondan: Allah'ı bilirsiniz, hakkını vermezsiniz. Kur'an okursunuz, gereğiyle amel etmezsiniz. Peygamber'i sevdiğinizi söylersiniz, sünnetini bırakırsınız. Şeytana düşman olduğunuzu söylersiniz, ona uyarsınız. Cenneti istersiniz, onun için çalışmazsınız. Cehennemden korkarsınız, günahı bırakmazsınız. Ölüm haktır dersiniz, hazırlanmazsınız. Kardeşlerinizin ayıbıyla uğraşır, kendi ayıbınızı görmezsiniz. Nimetini yer, şükretmezsiniz. Ölülerinizi gömer, ibret almazsınız."

Bir başka sözü de şudur: "Biz öyle bir huzur içindeyiz ki, sultanlar bunun hangi hazinede olduğunu bilseler, onu almak için kılıçla üzerimize gelirlerdi" — rivayet edilir ki bu sözü, kuru ekmeğe kanaat ettiği günlerde söylemiştir. Zenginliği terk etmiş değildi aslında; yalnızca adresini değiştirmişti.

Onun Hayatını Özetleyen Ayet ve Hadis

İbrahim bin Edhem'in yolculuğu, şu ayetin canlı bir tefsiri gibidir:

الْمَالُ وَالْبَنُونَ زِينَةُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَالْبَاقِيَاتُ الصَّالِحَاتُ خَيْرٌ عِندَ رَبِّكَ ثَوَابًا وَخَيْرٌ أَمَلًا

"Mal ve evlat, dünya hayatının süsüdür. Kalıcı olan salih ameller ise Rabbinin katında hem sevap hem de ümit bakımından daha hayırlıdır." (Kehf, 46)

Efendimiz (s.a.s.) de Abdullah bin Ömer'in (r.a.) omzunu tutarak şu ölçüyü vermişti: "Dünyada bir garip, hatta bir yolcu gibi ol" (Buhârî, Rikāk 3). Bir başka sahih hadis, İbrahim bin Edhem'in bulduğu hazinenin adını koyar: "Zenginlik mal çokluğu değildir; asıl zenginlik gönül tokluğudur" (Buhârî, Rikāk 15; Müslim, Zekât 120).

Bu Kıssadan Çıkan Ders

İbrahim bin Edhem'in hayatı, herkesin malı mülkü bırakması gerektiğini söylemez; zühd, malın elde değil kalpte olmamasıdır. Onun kıssasından bugüne kalan üç ders var. Birincisi: "Ne için yaratıldım?" sorusunu ertelememek; çünkü hayat, bu soruyu sormaya fırsat vermeyecek kadar hızlı akıyor. İkincisi: Helal lokma ve el emeği, mânevî hayatın temelidir; kulluk, kimseye yük olmadan yaşanır. Üçüncüsü: Duanın kabulü, dilin değil hayatın duaya dönüşmesindedir. Onun listesindeki maddelerden bir teki üzerinde bile akşam düşünmek, bu kıssayı okumuş olmanın hakkını verir.

Sıkça Sorulan Sorular

İbrahim bin Edhem kimdir, kısaca?

Sekizinci yüzyılda Belh'te doğan, zengin ve soylu hayatını terk edip zühd, ilim ve el emeğiyle yaşayan büyük bir Allah dostudur. Tebe-i tâbiîn neslinden kabul edilir; hicrî 161 (m. 778) civarında vefat etmiştir.

İbrahim bin Edhem gerçekten padişah mıydı?

Halk anlatımında "Belh padişahı" diye geçse de tarih kaynakları onun hükümdar değil, Belh'in varlıklı ve itibarlı bir ailesinin çocuğu olduğunu söyler. Menkıbe, terkinin büyüklüğünü anlatmak için zamanla bu şekli almıştır.

"Dualar neden kabul olmuyor" nasihati nedir?

Hilyetü'l-Evliyâ'da nakledilen meşhur cevaptır: Allah'ı bilip itaat etmemek, Kur'an okuyup amel etmemek, sünneti terk etmek, ölümden ibret almamak gibi kalbi öldüren on hâl sayılır; dua kabulünün önündeki asıl engelin insanın kendi hâli olduğu anlatılır.

İbrahim bin Edhem nerede vefat etti, kabri nerede?

Ömrünün sonunda Bizans sınırındaki gazalara katılmış, hicrî 161 civarında bir sefer sırasında vefat etmiştir. Kabri için farklı rivayetler bulunmakla birlikte en yaygın kabule göre Suriye'nin Cebele şehrindedir.

Sitede keşfet
İslam ArşiviEditöryal

İlgili yazılar

Yorumlar

Tüm yazılar