Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İslam Arşivi

II. Ahmed Kimdir? Salankamen'den Sakız'a Dört Yıllık Saltanat

II. Ahmed (1643-1695), Sultan İbrahim'in en küçük oğludur. Ömrünün kırk sekiz yılını sarayın kapalı dairelerinde geçirdikten sonra Haziran 1691'de tahta çıktı. Üç yıl yedi ay süren saltanatı Kutsal İttifak savaşlarının en zorlu safhasına denk geldi ve 6 Şubat 1695'te Edirne'de vefat etti.

Kırk sekiz yaşında bir başlangıç

Kardeşi II. Süleyman'ın 1691 Haziran'ındaki vefatı üzerine tahta geçtiğinde artık genç bir adam değildi. Doğumundan itibaren geçen kırk sekiz yılın neredeyse tamamı, devlet işlerinin uzağında, sarayın şehzade dairelerinde geçmişti.

Bu ayrıntı önemsiz görünebilir; oysa dönemin en belirleyici meselelerinden biridir. Osmanlı, on altıncı yüzyılda sancakta idare tecrübesi kazanmış şehzadeleri tahta çıkarıyordu. On yedinci yüzyılın sonunda ise tahta oturanlar, ömrü boyunca ne bir vilayet yönetmiş ne bir sefer görmüş kişilerdi. Devletin idaresi bu yüzden fiilen sadrazamların ve kalem erbabının omzundaydı.

Salankamen: iki ay içinde değişen tablo

Yeni padişah tahta çıktığında cephede işler nispeten iyi gidiyordu. Köprülüzâde Fâzıl Mustafa Paşa iki yıl içinde maliyeyi elden geçirmiş, 1690'da Belgrad'ı geri almış, orduya düzen getirmişti. 1691 yazında Avusturya üzerine yürüdü.

19 Ağustos 1691'de Salankamen'de yapılan meydan muharebesi ağır bir yenilgiyle bitti. Daha kötüsü, sadrazamın kendisi muharebe meydanında hayatını kaybetti. Kaynaklar iki tarafın kayıplarını çok farklı rakamlarla verir; kesin olan, Osmanlı ordusunun tecrübeli komuta kadrosunun büyük ölçüde eridiğidir.

İki yılda kurulan denge iki saat içinde bozulmuştu. Kur'an, tarihin bu döngüsel yapısını bir cümlede özetler:

وَتِلْكَ الْأَيَّامُ نُدَاوِلُهَا بَيْنَ النَّاسِ

"O günleri biz insanlar arasında döndürür dururuz." (Âl-i İmrân, 140)

Sadaretin sık el değiştirdiği yıllar

Salankamen'den sonra sadrazamlık makamı sık sık el değiştirdi. Dört yıla yakın saltanatta birkaç sadrazam görev yaptı; hiçbiri Fâzıl Mustafa Paşa'nın açtığı çizgiyi sürdürecek süreyi bulamadı. Bu istikrarsızlık, savaşın idaresini de zorlaştırdı.

1692'de Varad Kalesi elden çıktı. 1693'te Avusturya ordusu Belgrad'ı kuşattıysa da şehri alamadan çekildi. Cephe hattı büyük ölçüde donmuş, savaş her iki taraf için de tüketici bir yıpratma savaşına dönüşmüştü.

Savaşın taşraya yansıması da ağırdı. Uzun seferler yüzünden Anadolu'da asayiş bozulmuş, konar-göçer aşiretlerin hareketleri yerleşik köylüyle sürtüşmeye dönüşmüştü. Bu yıllarda bazı aşiretlerin Rakka ve çevresine yerleştirilmesi için başlatılan iskân siyaseti, meselenin çözümü için düşünülmüş uzun soluklu bir uygulamaydı; sonuçları onlarca yıl tartışıldı.

Fâzıl Mustafa Paşa'nın başlattığı cizye düzenlemesi kâğıt üzerinde yürürlükte kaldı. Ancak uygulamayı yakından takip edecek istikrarlı bir merkezî irade olmadan bu tür düzenlemelerin sahada ne ölçüde işlediği tartışmalıdır.

Asıl sıkıntı maliyedeydi. Uzun savaş, iltizam usulüyle toplanan gelirleri yetersiz bırakmıştı. Devletin peşin nakde ihtiyacı vardı. Bu ihtiyaç, vergi kaynaklarının kayd-ı hayat şartıyla ihale edildiği malikâne usulüne geçişin zeminini hazırladı; düzenlemenin resmen yürürlüğe girmesi 1695 yılına rastlar. Kısa vadede hazineye nefes aldıran bu yöntemin uzun vadede taşra üzerinde farklı sonuçlar doğurduğu, sonraki dönemin en çok tartışılan konularındandır.

Sakız'ın kaybı ve geri alınışı

1694 Eylül'ünde Venedik donanması Sakız Adası'nı ele geçirdi. Ege'nin ortasındaki bu ada, İstanbul'un deniz yolu güvenliği açısından ciddi bir kayıptı ve payitahtta büyük tepki uyandırdı. Hasta olan padişah, adanın geri alınması için hazırlık emri verdi.

Donanma 9 Şubat 1695'te Koyun Adaları önünde Venedik filosunu yendi ve ada aynı ayın sonunda geri alındı. Fakat II. Ahmed bu haberi duyamadı; 6 Şubat 1695'te Edirne'de vefat etmişti.

Şahsiyeti hakkında ne biliyoruz?

Bu padişah hakkında yazarken kaynakların sınırlılığını belirtmek dürüstlük gereğidir. Elimizdeki bilgiler, dönemin vekāyi'nâme yazarlarının kısa notlarından ibarettir ve çoğu birkaç cümleyi geçmez.

Bu notların ortak verdiği tablo şudur: hat ve mûsikîye ilgi duyan, sade yaşayan, cephe haberleriyle yakından ilgilenen bir insandı. Uzun süren hastalığı son yıllarında iyice ağırlaştı. Kişiliğine dair bunun ötesindeki ayrıntılar sonraki devirlerde eklenmiş tahminlerdir; bu yazıda onlara yer verilmemiştir. Naaşı İstanbul'a getirilerek ağabeyi II. Süleyman'ın da defnedildiği Kanûnî Sultan Süleyman Türbesi'ne konuldu.

Ömrünün kırk sekiz yılı beklemekle, kalan dört yılı ise sağlığını yitirmiş hâlde savaş idare etmekle geçen bir hayat. Efendimiz'in (s.a.s.) şu uyarısı, tam da bu iki nimetin kıymetine dairdir:

"İki nimet vardır ki insanların çoğu onlar hakkında aldanmıştır: sağlık ve boş vakit." (Buhârî, Rikāk 1)

Bu tarihten bugüne kalan ders

Salankamen, kurumsal hafızanın tek bir kişiye bağlandığında ne kadar kırılgan olduğunu gösteren bir örnektir. Fâzıl Mustafa Paşa'nın yaptıkları doğruydu; ama yaptıklarını sürdürecek bir kadro ve yazılı bir sistem geride kalmayınca, iyi başlangıç bir muharebe meydanında sona erdi.

İkincisi, insan tecrübesinin bir anda kazanılamayacağıdır. Kırk sekiz yıl işin dışında tutulan bir kişiden, bir gecede idare kabiliyeti beklemek gerçekçi değildir. Bir kurumu geleceğe hazırlamak, sorumluluğu erken paylaştırmakla başlar.

Sıkça Sorulan Sorular

II. Ahmed ne zaman tahta çıktı ve kaç yıl hüküm sürdü?

Kardeşi II. Süleyman'ın vefatı üzerine Haziran 1691'de tahta çıktı ve 6 Şubat 1695'te vefat etti. Saltanatı üç yıl yedi ay kadar sürdü.

Salankamen Savaşı neden önemlidir?

19 Ağustos 1691'de Avusturya kuvvetlerine karşı kaybedilen bu muharebede Sadrazam Köprülüzâde Fâzıl Mustafa Paşa hayatını kaybetti. İki yıllık toparlanma dönemi böylece sona erdi ve Macaristan'daki Osmanlı mevzileri iyice zayıfladı.

Sakız Adası ne zaman kaybedildi, ne zaman geri alındı?

Ada 1694 Eylül'ünde Venedik donanmasının eline geçti. Osmanlı donanmasının 9 Şubat 1695'teki Koyun Adaları zaferinin ardından aynı ayın sonunda geri alındı. II. Ahmed bu haberi göremeden vefat etmişti.

Malikâne usulü nedir?

Vergi kaynaklarının kısa süreli iltizam yerine kayd-ı hayat şartıyla, yani ömür boyu kullanım hakkıyla ihale edilmesidir. Uzun savaşın doğurduğu peşin nakit ihtiyacı sebebiyle 1695'te uygulanmaya başlanmıştır.

Sitede keşfet
İslam Arşivi
Editöryal
İlgili yazılar
Yorumlar
Tüm yazılar