Osmanlı Tarihi Serisi 8: II. Bayezid Dönemi, Cem Sultan ve Endülüs'ten Gelenler
II. Bayezid (1481-1512), babası Fâtih'in bıraktığı imparatorluğu otuz bir yıl yönetti. Dönemi iki olayla hatırlanır: kardeşi Cem Sultan'ın Avrupa'da on üç yıl rehin tutulmasıyla Osmanlı'nın elinin bağlanması ve 1492'de Endülüs'ten sürülen Müslüman ile Yahudilerin gemilerle Osmanlı topraklarına taşınması.
Bir önceki bölümde Fâtih'in kanunnâmesindeki kardeş katli maddesini konuşmuştuk. Tarihin ironisi şudur ki, o maddeyi koyan padişahın vefatının hemen ardından çıkan taht mücadelesi, ne maddeyle çözüldü ne de kolay bitti. On dört yıl sürdü ve Osmanlı'yı Avrupa siyasetinde bir rehin pazarlığının nesnesi hâline getirdi.
1481: İki kardeş, bir taht
Fâtih 1481 baharında vefat ettiğinde Amasya'da vali olan Bayezid ile Konya'da bulunan Cem, başkente aynı anda koştular. Bayezid daha erken ulaştı ve tahta çıktı. Cem ise Bursa'yı ele geçirip on sekiz gün kadar orada hükümdarlık iddiasında bulundu; adına hutbe okuttu, para bastırdı. Kardeşine ülkeyi paylaşma teklifi götürdü: Anadolu onun, Rumeli Bayezid'in olsun. Bayezid'in cevabı kesindi. Devletin bölünmesi teklifi, Osmanlı hanedanının hiçbir döneminde kabul görmedi.
Yenişehir'de yapılan savaşı (Haziran 1481) Bayezid kazandı. Cem önce Konya'ya, oradan Memlükler'e sığındı. Mısır'da geçirdiği süre içinde hacca gitti; Osmanlı hanedanından hac yapan tek şehzade olarak anılır. 1482'de Anadolu'ya dönüp ikinci kez şansını denedi, yine yenildi.
Bir şehzadenin uzun esareti
Asıl trajedi bundan sonra başladı. Cem Sultan, Rodos'taki Saint Jean şövalyelerine sığındı. Kendisine verilen söz, güvenli bir geçişti; ama şövalyeler şehzadenin siyasî değerini hemen fark ettiler. Cem, önce Fransa'ya, ardından 1489'da Papalığa devredildi. Osmanlı tahtına aday bir şehzadeyi elinde tutmak, Avrupa devletleri için Osmanlı'ya karşı bir sigortaydı.
II. Bayezid, kardeşinin serbest bırakılmaması karşılığında yıllık ağır bir ödeme yapmayı kabul etti. Kaynaklar bu meblağ için farklı rakamlar verir; ortak nokta, bunun ciddi bir yük olduğudur. Osmanlı, Cem hayatta kaldığı sürece batıda büyük bir sefer açmaktan kaçındı. Cem Sultan 1495'te Napoli yakınlarında vefat etti; naaşı ancak dört yıl sonra Bursa'ya getirilip Muradiye'de defnedildi.
Bu hikâye, Kur'an'ın ümmete yönelttiği uyarının siyasî bir örneği gibidir:
وَلَا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ ر۪يحُكُمْ وَاصْبِرُوا
"Birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız da gücünüz gider. Sabredin." (Enfâl, 46)
Ayetin "gücünüz gider" dediği şey, burada somut bir karşılık bulur: bir hanedan anlaşmazlığı, koca bir devletin dış siyasetini on üç yıl boyunca kilitlemiştir.
1492: Endülüs'ten gelen gemiler
Cem meselesi sürerken batıda bir devir kapandı. 1492'de Gırnata'nın düşmesiyle Endülüs'te sekiz asırlık Müslüman varlığı sona erdi. Ardından gelen sürgün kararları hem Müslümanları hem de Yahudileri hedef aldı; kalanlar zorla din değiştirmeye zorlandı.
II. Bayezid, denizci Kemal Reis komutasındaki gemileri İspanya kıyılarına gönderdi. Taşınan göçmenler İstanbul, Selanik, İzmir, Edirne ve Kuzey Afrika limanlarına yerleştirildi. Selanik, bu göçle birlikte yüzyıllar boyunca önemli bir Sefarad merkezi hâline geldi. Gelenlere ibadet, dil ve cemaat düzenlerini sürdürme imkânı tanındı.
Bu tutumu bugünün diliyle "hoşgörü" diye adlandırmak eksik kalır; İslam hukukunda mazlumu barındırmak bir erdemden ziyade bir sorumluluktur. Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
"Müslüman Müslümanın kardeşidir; ona zulmetmez, onu düşmanına teslim etmez. Kim kardeşinin ihtiyacını görürse Allah da onun ihtiyacını görür." (Buhârî, Mezâlim 3; Müslim, Birr 58)
Endülüs'ün kaybı ayrıca acı bir muhasebeyi hak eder: o toprakları kaybettiren şey yalnızca dıştan gelen baskı değil, taife mülûkü denen küçük emirliklerin birbirleriyle didişmesiydi. Enfâl sûresinin uyarısı, iki kıtada aynı yüzyıl içinde iki kez doğrulanmış oldu.
Dönemin diğer başlıkları
II. Bayezid dönemi, savaşlardan çok toparlanma ve iç düzenle geçti. Memlükler'le 1485-1491 arasında süren mücadele kesin bir sonuç vermeden bitti. 1499-1503 yılları arasındaki Venedik savaşında ise Osmanlı donanması Mora'daki İnebahtı, Modon ve Koron gibi limanları aldı; bu, Osmanlı denizciliğinin ciddi bir güç hâline geldiğinin işaretiydi.
1509'da İstanbul'u vuran büyük deprem, halk arasında "küçük kıyamet" diye anıldı; şehrin surları ve pek çok yapı zarar gördü, kapsamlı bir onarım seferberliği başlatıldı. 1511'de Anadolu'da çıkan Şahkulu isyanı ise doğudan gelen siyasî-mezhebî hareketliliğin devlet için ne kadar ciddi bir tehdit oluşturduğunu gösterdi. Bu mesele, bir sonraki bölümün ana gündemini oluşturacaktır.
Padişahın son yılları yine bir taht mücadelesine sahne oldu. Şehzadeler Ahmed, Korkut ve Selim arasındaki çekişme, yeniçerilerin de desteğiyle Selim'in lehine sonuçlandı. II. Bayezid 1512'de tahtı oğluna bıraktı ve Dimetoka'ya giderken yolda vefat etti. İlme ve şiire düşkünlüğü, cami ve külliye yaptırmaktaki cömertliği sebebiyle halk arasında "Velî" lakabıyla anılmıştır.
Bu tarihten bugüne kalan ders
Cem Sultan meselesi, iç anlaşmazlığın dışarıya nasıl bir koz verdiğini gösteren ders kitabı örneğidir. Bir devletin en güçlü göründüğü anda bile, kendi içinde çözemediği bir mesele onun elini kolunu bağlayabilir. Rakipler bu boşluğu görmekte hiç gecikmez.
İkinci ders daha ferahlatıcıdır. Aynı yıllarda, siyaseten sıkışmış bir devlet, denizin öbür ucunda evinden sürülen insanlar için gemi gönderebilmiştir. Güç ile merhamet arasında zorunlu bir tercih yoktur; asıl mesele, elde kalan imkânın nereye harcandığıdır.
Sıradaki bölümde, sekiz yıla üç büyük seferi sığdıran bir padişahı konuşacağız: Yavuz Sultan Selim, Çaldıran ve Mısır seferi.
Sıkça Sorulan Sorular
Cem Sultan kimdir ve neden Avrupa'ya gitti?
Fâtih Sultan Mehmed'in oğlu, II. Bayezid'in kardeşidir. 1481'de taht mücadelesini kaybedince önce Memlükler'e, ardından Rodos'taki Saint Jean şövalyelerine sığındı. Şövalyeler onu serbest bırakmayıp siyasî bir koz olarak elde tuttu; Fransa ve Papalık elinde on üç yıl rehin kaldı.
Cem Sultan meselesi Osmanlı'yı nasıl etkiledi?
Osmanlı, kardeşinin Avrupa'da bir tahta aday olarak kullanılmasını önlemek için yıllık ödeme yaptı ve batıda büyük seferlerden kaçındı. Bu durum, II. Bayezid döneminin ilk on yılını fiilen savunmada geçirmesine yol açtı.
1492'de Endülüs'ten gelenler nereye yerleştirildi?
Kemal Reis komutasındaki gemilerle taşınan göçmenler başta İstanbul, Selanik, İzmir ve Edirne olmak üzere Osmanlı şehirlerine yerleştirildi. Selanik, bu göçle birlikte önemli bir Sefarad merkezi hâline geldi.
II. Bayezid'e neden "Velî" denir?
İlim ve tasavvuf ehline gösterdiği yakınlık, cami, medrese ve imaret yaptırmaktaki cömertliği ile şahsî hayatındaki sadeliği sebebiyle halk arasında bu lakapla anılmıştır. Dönemi, fetihten çok iç düzen ve imar ağırlıklı geçmiştir.
Şahkulu isyanı nedir?
1511'de Anadolu'da çıkan, doğudan gelen siyasî ve mezhebî etkilerle beslenen büyük bir isyandır. Güçlükle bastırılmış, Osmanlı'nın doğu siyasetini yeniden gözden geçirmesine yol açmıştır.
