Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İslam Arşivi

II. Bayezid Kimdir? Hayatı, Saltanatı ve Bıraktığı Eserler

II. Bayezid (1447/1448-1512), Fâtih Sultan Mehmed'in oğlu ve Osmanlı Devleti'nin sekizinci padişahıdır. 1481-1512 arasında otuz bir yıl hüküm sürdü. Babasının hızlı fetih temposu yerine iç düzeni sağlamlaştırmayı, donanmayı güçlendirmeyi ve imar faaliyetini önceledi. İlme ve tasavvufa yakınlığı sebebiyle kaynaklarda "Velî" sıfatıyla anılır.

Amasya'da geçen uzun bir hazırlık

Bayezid, tahta çıkmadan önce yaklaşık yirmi yedi yıl Amasya'da sancak beyliği yaptı. Bu, Osmanlı şehzadeleri arasında bile uzun sayılacak bir süredir ve onun kişiliğini anlamanın anahtarıdır. Amasya o yıllarda âlimlerin, şairlerin ve hattatların toplandığı canlı bir ilim merkeziydi.

Devrin en büyük hattatı sayılan Şeyh Hamdullah ile tanışması da bu şehirde oldu. Sonradan padişahın, hocasına duyduğu saygıdan ötürü yazı yazarken hokkasını tuttuğu anlatılır. Bu sahne geç kaynaklarda geçer; kesin bir olay kaydı olarak değil, dönemin âlime gösterilen hürmetini yansıtan bir hâtıra olarak okunmalıdır.

1481: Zorlu bir devir teslim

Fâtih'in ani vefatı üzerine taht için iki kardeş karşı karşıya geldi. Cem Sultan Bursa'yı ele geçirip kendi adına para bastırdı ve ülkenin Anadolu ile Rumeli olarak paylaşılmasını teklif etti. Bayezid, bölünmenin devleti zayıflatacağı gerekçesiyle bunu reddetti. Haziran 1481'de Yenişehir'de yapılan çarpışmayı Bayezid kazandı.

Bundan sonrası Osmanlı tarihinin en hüzünlü bölümlerinden biridir. Cem önce Memlükler'e, ardından Rodos şövalyelerine sığındı; oradan Fransa'ya, sonra Roma'ya götürüldü ve bir daha yurduna dönemedi. 1495'te Napoli'de vefat etti; ölümüne dair zehirlenme iddiaları vardır fakat kesinlik taşımaz. Naaşı yıllar sonra Bursa'ya getirilerek defnedildi.

Bu süre boyunca Bayezid, kardeşinin tutulduğu yerlere düzenli ödeme yapmak zorunda kaldı. Batıda geniş çaplı bir harekete girişememesinin sebeplerinden biri budur. Kur'an'ın barışa dair ölçüsü, bu dönemin siyasetini anlamayı kolaylaştırır:

وَإِنْ جَنَحُوا لِلسَّلْمِ فَاجْنَحْ لَهَا وَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ

"Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona yanaş ve Allah'a tevekkül et." (Enfâl, 61)

Savaştan çok denge: dış siyasetin çizgisi

Bayezid dönemi, seferden uzak durulan bir dönem değildi; fakat savaş, siyasetin tek aracı olmaktan çıktı. Memlükler'le 1485-1491 arasında süren mücadele kesin bir sonuç vermeden barışla kapandı. Asıl değişim denizde yaşandı.

1499-1503 arasındaki Venedik savaşında İnebahtı, Modon, Koron ve Navarin alındı; Kemal Reis gibi denizciler Osmanlı donanmasını Akdeniz'de ciddi bir güç hâline getirdi. Bu birikim, oğlu ve torunu döneminde Barbaros'un temsil edeceği deniz gücünün temelini attı.

Sürgünlere açılan kapı

1492'de Endülüs'ün son İslam devletinin yıkılmasının ardından İspanya'dan çıkarılan müslümanlar ve yahudiler yollara düştü. Osmanlı Devleti bu insanlara kapılarını açtı; gemilerle nakledilmelerine yardım edildi, İstanbul, Selanik, Edirne ve İzmir gibi şehirlere yerleştirildiler. Farklı inançtan tebaanın korunması, İslam hukukunun devlete yüklediği bir sorumluluktur. Hasen kabul edilen bir rivayette Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurur:

"Kim bir zimmîye zulmeder, ona gücünün üstünde yük yükler yahut rızası olmadan ondan bir şey alırsa, kıyamet günü ben onun hasmıyım." (Ebû Dâvûd, Harâc 31-33)

Taşa ve kitaba yatırım yapan bir padişah

Bayezid'in asıl mirası imar ve ilimdedir. Edirne'de yaptırdığı külliyenin darüşşifası, hastaların suyla ve mûsikiyle tedavi edildiği bir kurum olarak yüzyıllarca anıldı. İstanbul'daki Bayezid Külliyesi, cami, medrese, imaret ve hamamıyla şehrin merkezini yeniden şekillendirdi. Amasya, Tokat ve Saruhan'da da vakıf eserleri bulunur.

Kendisi "Adlî" mahlasıyla şiir yazdı, âlim ve dervişlerle yakın ilişki kurdu. Haliç'e köprü yapılması için Avrupa'dan gelen tekliflerle ilgilenmesi, dönemin kapalı bir dünya olmadığını gösterir; bu tekliflerin akıbeti hakkında elimizde kesin bilgi yoktur.

1509 depremi ve bir şehrin ayağa kaldırılması

Eylül 1509'da İstanbul büyük bir depremle sarsıldı. Halk arasında "küçük kıyamet" diye anılan bu felakette surlar, camiler ve binlerce ev yıkıldı. Padişah, imparatorluğun her yerinden usta ve işçi getirtip şehri yeniden inşa ettirdi. Bu seferberlik, dönemin devlet aklının afet karşısındaki refleksini göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

Sessiz bir veda

Saltanatının son yıllarında oğulları arasındaki taht mücadelesi derinleşti. Yaşlı ve hasta padişah, Nisan 1512'de tahtı oğlu Selim'e bıraktı. Dimetoka'ya giderken yolda vefat etti. Ölümünün tabii sebeplerle mi gerçekleştiği yoksa bir müdahale mi olduğu kaynaklarda tartışılır; kesin bir hükme varmak mümkün değildir. Kabri İstanbul'daki kendi külliyesindedir.

Bu tarihten bugüne kalan ders

Fâtih gibi bir babadan sonra tahta çıkmak kolay değildir; herkes aynı hızı bekler. II. Bayezid bunun yerine kazanılanı sağlamlaştırmayı seçti: yolları, camileri, hastaneleri, kanunları ve donanmayı düzeltti. Bazen bir kuşağın işi yeni topraklar eklemek değil, mevcudu ayakta tutacak sağlam bir zemin bırakmaktır. Sessiz emeğin de bir kıymeti vardır.

Sıkça Sorulan Sorular

II. Bayezid kaç yıl tahtta kaldı?

1481'den 1512'ye kadar yaklaşık otuz bir yıl hüküm sürdü. Bu, Osmanlı tarihindeki en uzun saltanatlardan biridir. Tahttan kendi isteğiyle çekilmiş, kısa bir süre sonra vefat etmiştir.

Cem Sultan meselesi nedir?

Fâtih'in vefatından sonra Cem Sultan taht iddiasıyla ayaklandı, yenilince önce Memlükler'e sonra Avrupa'ya sığındı. Uzun yıllar orada tutuldu ve 1495'te Napoli'de vefat etti. Bu durum Osmanlı'nın batı siyasetini uzun süre kısıtladı.

II. Bayezid'e neden Velî denir?

İbadete düşkünlüğü, âlim ve dervişlerle yakın ilişkisi, sade yaşayışı ve geniş vakıf faaliyetleri sebebiyle kaynaklarda bu sıfatla anılır. Ayrıca Adlî mahlasıyla şiir yazmış, hat sanatına ilgi göstermiştir.

1492'de İspanya'dan gelenlere ne oldu?

Endülüs'ün yıkılmasının ardından İspanya'dan çıkarılan müslüman ve yahudi göçmenler Osmanlı topraklarına kabul edildi. Gemilerle nakledilmelerine yardım edildi; İstanbul, Selanik, Edirne ve İzmir gibi şehirlere yerleştirildiler.

II. Bayezid'in başlıca eserleri nelerdir?

İstanbul'daki Bayezid Külliyesi ile Edirne'deki külliye ve darüşşifası en tanınmış eserleridir. Ayrıca Amasya, Tokat ve çevre şehirlerde cami, medrese, imaret ve köprü gibi çok sayıda vakıf eseri yaptırmıştır.

Sitede keşfet
İslam Arşivi
Editöryal
İlgili yazılar
Yorumlar
Tüm yazılar