Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İslam Arşivi

Osmanlı Serisi 43/60: II. Mahmud ve Yeniçeri Ocağı'nın Kaldırılması (1826)

Vak'a-i Hayriyye, 15-17 Haziran 1826'da Yeniçeri Ocağı'nın silah zoruyla dağıtılıp resmen kaldırılmasına verilen addır. II. Mahmud on sekiz yıl hazırlandıktan sonra harekete geçti; yerine Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye kuruldu. Olay ağır can kaybına yol açtı ve Osmanlı ordusunu iki yıl sonra girilecek savaşa hazırlıksız yakaladı.

Bir kurum nasıl olur da kurtarıcısından tehdide dönüşür? Yeniçeri Ocağı'nın dört asırlık hikâyesi bu sorunun cevabıdır.

On sekiz yıllık sessizlik

II. Mahmud 1808'de, kendisini tahta çıkaran Alemdar Mustafa Paşa'nın birkaç ay içinde öldürülmesine tanık olarak işe başladı. Amcası III. Selim'in nasıl indirildiğini ve nasıl öldürüldüğünü görmüştü. Bu yüzden acele etmedi.

Yaptığı şey sessiz bir hazırlıktı. Ocağın ağalarını yavaş yavaş kendi güvendiği isimlerle değiştirdi. Topçu, humbaracı ve lağımcı sınıflarını —yeniçerilerden ayrı duran bu teknik birlikleri— güçlendirdi ve talime bağladı. Ulemayla ilişkisini sıcak tuttu; şeyhülislamlık makamıyla uyum içinde çalıştı. Aynı yıllarda Sırp ayaklanması, Tepedelenli Ali Paşa meselesi ve Mora isyanı ile uğraştı. Mora'da yeniçerilerin sahadaki başarısızlığı, İstanbul'da herkesin gördüğü bir gerçek hâline geldi.

Son deneme: Eşkinci Ocağı

Mayıs 1826'da padişah, ocağı kaldırmayı değil ıslah etmeyi öneren bir formül sundu. Her ortadan seçilecek askerlerle Eşkinci Ocağı adında talimli bir birlik kurulacaktı. Önemli olan ayrıntı şudur: bu karar, şeyhülislamın ve ocak ağalarının da bulunduğu geniş bir mecliste alındı ve altı imzalandı. Yani ortada bir dayatma değil, üzerinde uzlaşılmış bir metin vardı.

Talim 11 Haziran'da Et Meydanı civarında başladı. Dört gün sürdü.

15 Haziran 1826

14 Haziran gecesi yeniçeriler kazan kaldırdı. Bu, ocağın geleneksel isyan işaretiydi: kazanlar devrilir, çorba reddedilir, meydana çıkılır. Talimi durdurmak ve talimi savunan devlet adamlarının başını istemek üzere Et Meydanı'nda toplandılar.

Bu defa devletin hazırlığı vardı. Sancak-ı Şerif Sultanahmet Camii'ne çıkarıldı; İstanbul halkı ve ilmiye mensupları camiye çağrıldı. Şeyhülislamın da katılımıyla, isyanın bastırılmasının meşruiyeti ilan edildi. Kalabalık bir halk kitlesi meydana geldi — bu detay önemlidir, çünkü ocak artık esnaftan ve mahalleden beklediği desteği bulamamıştı.

Serasker Mehmed Reşid Paşa ve Ağa Hüseyin Paşa komutasındaki topçu birlikleri Et Meydanı'na ve kışlalara yöneldi. Karşılıklı çatışmanın ardından kışlalar top ateşine tutuldu, bir kısmı yandı. Direnç birkaç saat içinde kırıldı.

Can kaybı ağırdır. Kaynaklar birkaç binden başlayıp çok daha yüksek rakamlara uzanan farklı tahminler verir; kesin bir sayı bilinmiyor. Takip eden günlerde İstanbul'da ve taşrada tutuklamalar, sürgünler ve idamlar sürdü. Bunu görmezden gelmek tarihi süslemek olur. Devletin kendi belgelerinde olaya "hayırlı vak'a" denmesi, o günün resmî bakışıdır; tarihçinin yapması gereken hem sebebi hem bedeli aynı sayfada tutmaktır.

Kur'an'ın idare ve nizam ölçüsü açıktır:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَأُولِي الْأَمْرِ مِنْكُمْ

"Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin ve sizden olan idarecilere de." (Nisâ, 59)

Aynı ölçünün diğer yüzünü de unutmamak gerekir. Efendimiz (s.a.s.) Vedâ Hutbesi'nde ümmetine şunu bildirmiştir:

"Şüphesiz kanlarınız, mallarınız ve ırzlarınız, bu beldenizde, bu ayınızda, bu gününüzün haram olduğu gibi birbirinize haramdır." (Buhârî, Hac, 132; Müslim, Kasâme, 29)

Bir ordunun kaldırılmasının nasıl bir zaruret olduğu tartışılabilir; dökülen kanın hafife alınamayacağı ise tartışılmaz.

Bektaşî tekkelerinin kapatılması

Yeniçeri Ocağı ile Bektaşîlik arasında yüzyıllara dayanan bir bağ vardı; ocağın manevî geleneği bu yola nispet edilirdi. 17 Haziran'daki ilga fermanından kısa süre sonra Bektaşî tekkelerinin kapatılmasına karar verildi. Bazı babalar sürgüne gönderildi, bir kısım tekke Nakşibendî şeyhlerine devredildi, bazı yapılar yıkıldı.

Devletin gerekçesi siyasîydi: ilga edilen ocağın dağılmış mensuplarına toplanma zemini bırakmamak. Fakat tasarruf, siyasî bir tedbirin dinî bir zümreye kadar genişlediği bir örnek olarak kaldı ve derin bir kırgınlık bıraktı. Tarikat, sonraki dönemde büyük ölçüde gizli biçimde varlığını sürdürdü. Bugün de üzerinde tartışılan bir başlıktır; hem gerekçesini hem sonucunu bilmeden konuşmak zordur.

Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye

17 Haziran 1826 tarihli fermanla ocak resmen ilga edildi ve aynı gün yeni ordunun kuruluşu ilan edildi: Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye, yani "Muhammed'in muzaffer askerleri". İsim tesadüf değildi; yeni ordunun meşruiyeti dinî bir çerçeveye oturtuluyordu. Kışlalarda namaz ve ilmihal dersi zorunluydu, her tabura imam tayin edildi.

Asker on iki yıl hizmetle yükümlüydü, düzenli maaş alıyor, talim görüyordu. Ama sıfırdan bir ordu birkaç yılda kurulmaz.

Bedel: 1828-29 ve Mısır meselesi

Faturanın ne kadar ağır olduğu çabuk anlaşıldı. 1827'de Navarin'de Osmanlı-Mısır donanması baskınla yakıldı. 1828'de Rusya savaş ilan etti; yeni ordu henüz yetişmemişti. Ruslar hem Doğu Anadolu'da hem Balkanlar'da ilerledi, 1829'da Edirne'ye kadar girdi. Edirne Antlaşması ağır şartlar getirdi, Yunanistan'ın bağımsızlığı yolu açıldı.

Asıl sarsıcı darbe içeriden geldi. Mora'daki yardımının karşılığında Suriye valiliğini isteyen Mısır Valisi Mehmed Ali Paşa, talebi reddedilince oğlu İbrahim Paşa'yı 1831'de Suriye'ye soktu. 1832 Konya Savaşı'nda Osmanlı ordusu yenildi; Mısır kuvvetleri Kütahya'ya kadar geldi. Padişah yardım isteyecek kapı bulamayınca Rusya'ya başvurmak zorunda kaldı; Rus askeri Boğaz'ın Anadolu yakasına çıktı. 1833 Kütahya ve ardından Hünkâr İskelesi antlaşmaları bu çaresizliğin belgesidir. 1839 Nizip'te ikinci yenilgi geldi; haber İstanbul'a ulaşmadan II. Mahmud vefat etti.

Merkezîleşen devlet

Askerî tabloya bakıp dönemi başarısız saymak eksik olur. II. Mahmud'un asıl kalıcı işi idarî alandadır. Divan usulü kaldırılıp Avrupa tarzı nezaretler kuruldu. Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliyye gibi danışma meclisleri oluşturuldu. 1831'de ilk nüfus sayımı yapıldı; sadece erkekler sayıldı, çünkü amaç asker ve vergi potansiyelini bilmekti. Aynı yıl ilk resmî gazete Takvim-i Vekayi çıkmaya başladı. Posta ve karantina teşkilatı kuruldu, tımar sistemi tasfiye edildi, memurlar için maaş düzeni getirildi.

Kılık kıyafette de düzenleme yapıldı: memurlar için sarık yerine fes ve ceket zorunlu tutuldu, ilmiye mensupları bunun dışında bırakıldı. Padişahın resminin devlet dairelerine asılması gibi uygulamalar ise dönemin en çok tepki çeken kararları arasındaydı.

Bu tarihten bugüne kalan ders

Yeniçeri Ocağı bir zamanlar Avrupa'nın ilk daimî ordusuydu; sonunda kendi devletinin önündeki en büyük engel hâline geldi. Aradaki farkı yaratan şey denetimdi. Hesap verme mekanizması işlemeyen, kendini yenilemeyen ve dokunulmaz sayılan hiçbir kurum, ne kadar şanlı bir geçmişi olursa olsun, o geçmişin hatırına ayakta kalamıyor.

İkinci ders ise tasfiyenin kendisiyle ilgili. Bir yapıyı yıkmak, yerine geçecek olanı hazır etmekten daha kolaydır. 1826'da ocak dağıtıldı ama iki yıl sonra sınırda duracak ordu yoktu ve bedelini asker de halk da ödedi. Değişim gerekli olduğunda bile sırası ve hazırlığı vardır; aksi hâlde çözülen mesele, daha büyük bir açıkla geri döner.

Bir sonraki bölümde bu dönemin en kalıcı yatırımına bakacağız: medresenin yanına kurulan mekteplerin hikâyesine.

Sıkça Sorulan Sorular

Vak'a-i Hayriyye nedir?

15-17 Haziran 1826'da Yeniçeri Ocağı'nın ayaklanmasının bastırılıp ocağın resmen kaldırılmasına devletin verdiği addır. "Hayırlı olay" anlamına gelir ve dönemin resmî bakışını yansıtır.

Yeniçeri Ocağı neden kaldırıldı?

Ocak talim ve disiplinini yitirmiş, maaş belgeleri alınıp satılan bir gelir kapısına dönüşmüş, her ıslahat girişimini isyanla engeller hâle gelmişti. Mora'daki askerî başarısızlık son gerekçeyi oluşturdu.

Olayda ne kadar can kaybı oldu?

Kesin sayı bilinmiyor. Kaynaklar birkaç binden başlayıp çok daha yüksek rakamlara uzanan farklı tahminler verir. Takip eden günlerde İstanbul ve taşrada tutuklama, sürgün ve idamlar sürmüştür.

Bektaşî tekkeleri neden kapatıldı?

Tarikatın Yeniçeri Ocağı ile yüzyıllara dayanan bağı sebebiyle, dağıtılan ocak mensuplarına toplanma zemini bırakmamak amacıyla kapatıldı. Bazı tekkeler başka tarikatlara devredildi, bazı babalar sürgün edildi.

Ocağın yerine hangi ordu kuruldu?

Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye. 17 Haziran 1826'da kuruldu; düzenli maaş, on iki yıllık hizmet süresi ve zorunlu talim esasına dayanıyordu. Her tabura imam tayin edilmişti.

Sitede keşfet
İslam Arşivi
Editöryal
İlgili yazılar
Yorumlar
Tüm yazılar