II. Mustafa Kimdir? Zenta, Karlofça ve Edirne Vak'ası
II. Mustafa (1664-1703), IV. Mehmed'in oğludur. 1695'te tahta çıkar çıkmaz ordunun başında bizzat sefere çıkacağını ilan etti ve üç sefer düzenledi. İlk ikisi başarıyla sonuçlandı; 1697'deki Zenta bozgunu ise Karlofça Antlaşması'na giden yolu açtı. Saltanatı 1703'teki Edirne Vak'ası ile sona erdi.
Tahta çıkışının hemen ardından yayımladığı hatt-ı hümâyun, Osmanlı belgeleri içinde alışılmadık derecede kişisel bir metindir. Padişah, kendisinden önceki uzun dönemin aksine zevk ve rahatı kendine haram ettiğini, ordunun başında bizzat sefere çıkacağını yazıyordu. Bu, elli yıla yakın süredir görülmeyen bir tavırdı.
Söz ve icraat: üç sefer
Sözünü tuttu. 1695 yazında ilk seferine çıktı; Lipova Kalesi alındı ve Lugoş civarında yapılan muharebe kazanıldı. Ertesi yıl Temeşvar yönünde yapılan ikinci seferde de Olaş'ta bir başarı elde edildi. Padişahın cephede bulunması askerin moralini yükseltmiş, uzun yıllardır süren kötü haber zincirini kırmıştı.
Ancak aynı yıllarda kuzeyde başka bir gelişme yaşanıyordu: 1696'da Rus kuvvetleri Azak Kalesi'ni ele geçirdi. Savaş artık iki ayrı yönde birden sürüyordu.
Zenta: bir nehir geçişinde kaybedilen ordu
1697'deki üçüncü sefer, savaşın seyrini belirledi. Osmanlı ordusu Tisza nehrini geçmek üzere köprü kurmuş, kuvvetlerin bir kısmı karşıya geçmiş, bir kısmı hâlâ bu yakadaydı. 11 Eylül 1697 akşamına doğru Prens Eugene komutasındaki Avusturya ordusu tam bu geçiş anında saldırdı.
Ordunun ikiye bölünmüş hâlde yakalanması sonucu belirledi. Sadrazam Elmas Mehmed Paşa dahil çok sayıda kumandan hayatını kaybetti; ağırlıklar, toplar ve hazine düşman eline geçti. Kayıp rakamları için kaynaklar çok farklı sayılar verir; kesin olan, bir günde uğranılan zararın telafi edilemez olduğudur.
Bu tür bozgunlarda tek bir sebep aramak yanıltıcıdır. Nehir geçişi gibi en riskli anda keşfin yetersiz kalması, komuta kademesinde geçiş sırası konusunda yaşanan anlaşmazlık ve karşı tarafın istihbarat üstünlüğü birlikte rol oynadı. Kur'an'ın uyarısı tam da bu noktaya bakar:
فَإِنْ تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللَّهِ وَالرَّسُولِ
"Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz onu Allah'a ve Resûlü'ne götürün." (Nisâ, 59)
Ayet, anlaşmazlığın kendisini değil, çözümsüz bırakılmasını sorun sayar. Ordunun tepesinde de, birkaç yıl sonra Edirne'de de eksik olan tam buydu: itirazı taşıyacak işleyen bir mecra.
Karlofça (1699): yeni bir masanın kurulması
Zenta'dan sonra savaşı sürdürecek imkân kalmamıştı. Karşı taraf da on altı yıldır süren savaştan yorulmuştu. İngiltere ve Hollanda'nın aracılığıyla Sirem bölgesindeki Karlofça'da müzakereler başladı ve 26 Ocak 1699'da antlaşma imzalandı.
Şartlar ağırdı: Macaristan ve Erdel Avusturya'ya bırakıldı (Temeşvar bölgesi Osmanlı'da kaldı), Podolya ve Kamaniçe Lehistan'a, Mora ile Dalmaçya kıyılarının önemli kısmı Venedik'e verildi. Rusya ile mesele ertelendi ve 1700'de İstanbul'da imzalanan ayrı bir antlaşmayla Azak Rusya'da kaldı.
Karlofça'nın asıl önemi kaybedilen toprakların ölçüsünde değil, kurulan yeni ilişkidir. Osmanlı Devleti ilk defa yenilgiyi kabul etmiş bir taraf olarak, üstelik yabancı devletlerin aracılığıyla masaya oturuyordu. Bundan sonraki iki yüz yılın diplomasisi bu yeni konumun üzerine kuruldu.
Antlaşmayı yürüten reîsülküttâb Râmi Mehmed Efendi'nin gösterdiği titizlik, sonraki nesillere Osmanlı diplomasisinin bir okul hâline gelmesi bakımından örnek olmuştur. İmzalanan ahde bağlı kalınması ise İslam hukukunda ayrıca bir yükümlülüktür; Efendimiz (s.a.s.) sözünde durmamayı münafıklık alâmetleri arasında saymıştır:
"Münafığın alâmeti üçtür: Konuştuğunda yalan söyler, söz verdiğinde sözünden döner, kendisine bir şey emanet edildiğinde hıyanet eder." (Buhârî, Îmân 24; Müslim, Îmân 107)
Amcazâde Hüseyin Paşa'nın toparlanma programı
Zenta'dan sonra sadarete getirilen Amcazâde Hüseyin Paşa, savaş sonrası dönemin en dikkate değer icraatlarını yaptı. Ulûfe alan asker sayısını gerçek ihtiyaca göre azalttı, bazı olağanüstü vergileri kaldırdı, göçmüş köylüyü toprağına döndürmeye çalıştı, tersanede yeni gemiler yaptırdı.
Programın mantığı basitti: on altı yıl savaşan bir ülkenin önce nefes alması gerekiyordu. Fakat aldığı tedbirler, gelir kaybına uğrayan çevrelerde rahatsızlık doğurdu ve 1702'de görevinden ayrıldı.
Feyzullah Efendi meselesi ve Edirne Vak'ası
Saltanatın son yıllarına damgasını vuran konu, Şeyhülislam Feyzullah Efendi'nin nüfuzudur. Padişahın çocukluk hocası olan Feyzullah Efendi 1695'te şeyhülislamlığa getirildi ve zamanla ilmiye tayinlerinde belirleyici tek isim hâline geldi.
Asıl tepkiyi doğuran, oğullarını hızla üst makamlara yerleştirmesi ve büyük oğlunun kendisinden sonra şeyhülislam olmasını sağlayan bir düzenleme çıkartması oldu. İlmiye mesleğinde yükselme, kıdem ve liyakat esasına dayanırdı; bu uygulama yerleşik teâmülü açıkça zedeledi ve ulemâ arasında derin bir kırgınlık bıraktı.
İkinci mesele coğrafîydi. Saray uzun süredir Edirne'de bulunuyordu. İstanbul, payitaht olmasına rağmen ihmal edildiği duygusuna kapılmıştı; esnaf ve ocak mensupları arasında bu hoşnutsuzluk yaygındı.
1703 Temmuz'unda İstanbul'da cebeci ocağı mensupları, ödenmeyen ulûfeleri sebebiyle ayaklandı. Harekete kısa sürede ulemâ, yeniçeriler ve esnaf katıldı. Kalabalık Edirne'ye yürüdü. 22 Ağustos 1703'te II. Mustafa tahttan indirildi, yerine kardeşi III. Ahmed geçti; Feyzullah Efendi ise linç edilerek öldürüldü. Saray kısa süre sonra İstanbul'a döndü. II. Mustafa aynı yılın sonunda vefat etti.
Bu tarihten bugüne kalan ders
II. Mustafa'nın hikâyesi, iyi niyetin tek başına yetmediğini gösterir. Sefere bizzat çıkma kararı samimiydi ve ilk iki yıl sonuç da verdi; fakat ordunun eğitim, keşif ve komuta düzeni yenilenmediği için bir günlük hata bütün kazanımı sildi.
Edirne Vak'ası ise başka bir şeyi anlatır: bir kurumda liyakat ölçüsü kişisel tercihe kurban edildiğinde, o kurumun kendi mensupları bile onu savunmaz hâle gelir. Makamı çocuklarına miras bırakmaya çalışan bir uygulamanın bedelini yalnız o kişi değil, temsil ettiği bütün bir zümre ödemiştir.
Sıkça Sorulan Sorular
Zenta Savaşı ne zaman ve nerede oldu?
11 Eylül 1697'de, bugünkü Sırbistan sınırları içindeki Zenta yakınlarında, Tisza nehrinin geçildiği sırada. Osmanlı ordusu nehrin iki yakasına bölünmüşken saldırıya uğradı ve ağır kayıp verdi.
Karlofça Antlaşması neden dönüm noktası sayılır?
Osmanlı Devleti ilk defa açık bir yenilginin ardından, yabancı devletlerin aracılığıyla masaya oturdu ve büyük ölçüde toprak bıraktı. Bu tarihten sonra dış siyaset, fetih değil mevcudu koruma esasına göre şekillendi.
Karlofça ile hangi topraklar kaybedildi?
Macaristan ve Erdel Avusturya'ya, Podolya ile Kamaniçe Lehistan'a, Mora ve Dalmaçya kıyılarının önemli bölümü Venedik'e bırakıldı. Temeşvar bölgesi Osmanlı'da kaldı. Azak meselesi 1700'de Rusya ile ayrıca çözüldü.
Edirne Vak'ası nedir?
1703 yazında İstanbul'da ulûfe alamayan askerlerin başlattığı, ulemâ ve esnafın katılımıyla büyüyen ayaklanmadır. İsyancıların Edirne'ye yürümesiyle II. Mustafa tahttan indirildi ve Şeyhülislam Feyzullah Efendi öldürüldü.
Şeyhülislam Feyzullah Efendi'ye tepki neden büyüdü?
İlmiye tayinlerinde tek belirleyici isim hâline gelmesi, oğullarını hızla üst makamlara yerleştirmesi ve büyük oğlunun kendisinden sonra şeyhülislam olmasını sağlayan düzenleme, kıdem ve liyakate dayalı yerleşik teâmülü zedelediği için ulemâ arasında büyük kırgınlık doğurdu.
