Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İslam Arşivi

II. Süleyman Kimdir? Kırk Yıllık Bekleyişten Sonra Tahta

II. Süleyman (1642-1691), Sultan İbrahim'in oğlu ve IV. Mehmed'in kardeşidir. Yaklaşık kırk yılını sarayın kapalı dairelerinde geçirdikten sonra 8 Kasım 1687'de tahta çıktı. Dört yıla yakın saltanatı, Kutsal İttifak savaşlarının en ağır döneminde geçti ve 22 Haziran 1691'de Edirne'de vefat etti.

Osmanlı hanedanında bazı isimlerin hayatı, tahta çıkmadan önceki uzun sessizlikle anlaşılır. II. Süleyman bunların en belirgin örneğidir.

Kırk yıl aynı odalarda

1642'de doğdu. Kardeşi IV. Mehmed'in tahta çıkmasından sonra, hanedan usulünce sarayın "kafes" denilen dairelerinde ikamet ettirildi. Bu uygulama, kardeş katlinin yerini alan bir tedbirdi: veraset hakkı olan şehzadeler öldürülmüyor, fakat siyasetten tamamen uzak tutuluyordu.

Bu yılların ayrıntısını bilmiyoruz. Kaynakların hemen hepsi onun mütedeyyin bir hayat sürdüğünde, vaktinin büyük kısmını ibadet ve kitapla geçirdiğinde, hatta hattıyla mushaf istinsah ettiğinde birleşir. Bunun ötesine geçen ayrıntılar sonraki devir yazarlarının tahminleridir; bu yüzden ihtiyatla okunmalıdır.

1687 Kasım'ında kapısına gelen kalabalık, tahta davet için gelmişti. Rivayete göre kendisini almaya gelenleri idam emri sanmış ve iki rekât namaz kılmak için mühlet istemiştir. Bu sahne dönemin vekāyi'nâmelerinde nakledilir; doğruluğunu kesinlikle tespit etmek mümkün değildir, ancak o gün sarayda hâkim olan belirsizliği iyi anlatır.

Devraldığı tablo

Tahta çıktığında devlet, 1683 Viyana bozgunundan sonra kurulan Kutsal İttifak'a karşı dört ayrı cephede savaşıyordu. Avusturya Macaristan'da ilerliyor, Venedik Mora'da ve Ege'de tutunuyor, Lehistan kuzeyden zorluyor, 1686'dan itibaren Rusya da savaşa katılmış bulunuyordu.

İlk iki yıl kayıplarla geçti. 1688'de Belgrad, ertesi yıl Niş ve Vidin elden çıktı. Tahta çıkışın kendisi bile hazineye yük olmuştu: yeni padişahın cülûsunda askere dağıtılması âdet olan bahşiş, savaşın ortasında ödenmesi güç bir kalemdi. Kaynaklar, bu sıkışıklık yüzünden saraydaki bazı gümüş eşyanın sikke bastırılmak üzere darphâneye gönderildiğini kaydeder.

1688 Mart'ında İstanbul'da çıkan ayaklanmada Sadrazam Siyavuş Paşa öldürüldü. Payitahtta düzenin bu ölçüde bozulması cephedeki durumu doğrudan etkiliyordu; kendi sokağını idare edemeyen bir merkezden Tuna boyunda tutunması beklenemezdi. Padişahın bu şartlarda yapabileceği en kritik iş, doğru sadrazamı bulmaktı.

Köprülüzâde Fâzıl Mustafa Paşa

Bu isim, Köprülü Mehmed Paşa'nın küçük oğlu Fâzıl Mustafa Paşa oldu. 1689 sonbaharında sadarete getirildi ve iki yıl gibi kısa bir sürede hem cepheyi hem maliyeyi elden geçirdi.

İcraatının en dikkat çekici tarafı malî ve içtimaî olanıdır. Savaşın yükü altında ezilen reâyânın durumunu düzeltmek için gayrimüslimlerden alınan cizyenin tahsilini yeniden düzenledi. 1691 başında çıkarılan bir fermanla mükellefler malî güçlerine göre üç sınıfa ayrıldı, tahsilat merkezî bir kaleme bağlandı ve aracıların keyfî uygulamalarının önü kesilmeye çalışıldı. Kaynaklarda bu düzenleme için "nizâm-ı cedîd" tabiri kullanılır. Amaç ikiliydi: hazineye düzenli gelir sağlamak ve halkın üzerindeki fazladan yükü kaldırmak.

Vergide adalet, Kur'an'ın üzerinde durduğu emanet ölçüsünün doğrudan bir uygulamasıdır. Efendimiz (s.a.s.), dinin özünü sorulduğunda şöyle özetlemişti:

"Din nasihattir." Ashâb, "Kime karşı?" diye sordu. "Allah'a, Kitabına, Resûlüne, Müslümanların yöneticilerine ve bütün Müslümanlara karşı" buyurdu. (Müslim, Îmân 95)

Buradaki "nasihat" öğüt vermekten fazlasıdır; bir işi sahibine yakışır biçimde, iyiliğini isteyerek görmek demektir. Fâzıl Mustafa Paşa'nın vergi düzenlemesi de tam olarak bunun idarî karşılığıydı.

Askerî tarafta da toparlanma oldu. 1690 yazında Kanije kaybedilmesine rağmen aynı yılın ekim ayında Belgrad geri alındı ve Tuna hattı yeniden kuruldu. İki yıl önce kaybedilen bir şehrin geri alınması, cephede moralin düzelmesi bakımından önemliydi.

Kısa bir saltanatın sonu

1691 Mayıs'ında padişah, Avusturya seferine çıkacak olan sadrazama Sancak-ı Şerîf'i teslim etti. Fakat kendisi hastaydı. Edirne'ye kadar gidebildi ve 22 Haziran 1691'de orada vefat etti. Naaşı İstanbul'a getirilerek Süleymaniye'de, Kanûnî Sultan Süleyman'ın türbesine defnedildi. Yerine kardeşi II. Ahmed geçti.

Vefatından yaklaşık iki ay sonra Salankamen'de kaybedilen muharebede Fâzıl Mustafa Paşa da hayatını kaybedecek, kısa süreli toparlanma sona erecekti.

Kaynaklar ne söylüyor, ne söylemiyor

Bu padişah hakkında yazarken dürüst olmak gerekir: elimizdeki malzeme sınırlıdır. Saltanatı dört yıldan kısadır, bu süre büyük ölçüde savaş idaresiyle geçmiştir ve kararların çoğu sadrazam eliyle alınmıştır. Şahsiyetine dair anlatılanların büyük kısmı — dindarlığı, sadeliği, hayır işlerine düşkünlüğü — dönemin yazarlarının kısa notlarına dayanır.

Onu ne büyük bir ıslahatçı ne de tamamen edilgen bir figür olarak sunmak doğru olur. Yapabildiği en isabetli işi yaptı: kritik bir anda kabiliyetli bir sadrazamı buldu ve ona iş görecek alanı açtı. Devletin o yıllarda ayakta kalmasında bu tercihin payı büyüktür.

إِنَّ اللَّهَ لَا يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتَّىٰ يُغَيِّرُوا مَا بِأَنْفُسِهِمْ

"Şüphesiz ki bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez." (Ra'd, 11)

Bu tarihten bugüne kalan ders

Fâzıl Mustafa Paşa'nın iki yılda yaptığı iş, bir devletin en ağır krizde bile toparlanabileceğini gösterir. Ama toparlanmanın başladığı yer cephe değil, vergi defteriydi. Halkın omzundaki yük hafifletilmeden askerî başarı kalıcı olmuyor.

İkinci nokta daha kişisel: kırk yıl kenarda bekleyen bir insanın önüne bir sorumluluk çıktığında yapabileceği en akıllı şey, bilmediği alanı bilene teslim etmektir. Bunu yapabilmek de bir tür ehliyettir.

Sıkça Sorulan Sorular

II. Süleyman kaç yıl tahtta kaldı?

8 Kasım 1687'de tahta çıktı ve 22 Haziran 1691'de Edirne'de vefat etti. Saltanatı yaklaşık üç yıl yedi ay sürdü.

II. Süleyman tahta çıkmadan önce nerede yaşıyordu?

Sarayın "kafes" olarak bilinen şehzade dairelerinde. Kardeş katli usulünün yerini alan bu uygulamada şehzadeler hayatta bırakılıyor, fakat devlet işlerinden tamamen uzak tutuluyordu. Kırk yıla yakın bu şekilde yaşadı.

Köprülüzâde Fâzıl Mustafa Paşa hangi ıslahatları yaptı?

En bilineni cizye tahsilinin yeniden düzenlenmesidir: mükellefler malî güçlerine göre sınıflandırıldı, tahsilat merkezîleştirildi ve aracıların keyfî uygulamaları sınırlandırılmaya çalışıldı. Ayrıca ordunun düzeni ve maliyenin işleyişi konusunda da tedbirler aldı.

II. Süleyman döneminde Belgrad geri alındı mı?

Evet. 1688'de kaybedilen Belgrad, Fâzıl Mustafa Paşa'nın seferiyle 1690 Ekim'inde geri alındı ve Tuna hattı yeniden kuruldu.

Sitede keşfet
İslam Arşivi
Editöryal
İlgili yazılar
Yorumlar
Tüm yazılar