III. Mehmed Kimdir? Eğri Fatihi Padişahın Kısa Saltanatı
III. Mehmed (1566-1603), Osmanlı Devleti'nin on üçüncü padişahıdır. Ocak 1595'te tahta çıktı ve sekiz yıl saltanat sürdü. 1596'da Eğri Kalesi'ni alıp Haçova'da Habsburg ordusunu yenilgiye uğrattığı için "Eğri Fatihi" diye anıldı. Ordunun başında bizzat sefere çıkan son padişahlardan biriydi; dönemi aynı zamanda Celâlî isyanlarıyla anılır.
Osmanlı tarihinde bazı saltanatlar, bir dönemin kapanış perdesidir. III. Mehmed'inki böyledir. Onunla birlikte bir usul sona ermiş, devlet başka bir yönetim alışkanlığına geçmiştir.
Manisa'da geçen şehzadelik
1566'da Manisa'da doğdu. Babası III. Murad, annesi Safiye Sultan'dı. Uzun yıllar Manisa sancakbeyliği yaptı; taşrada halkı, kadıyı, sipahiyi, vergi defterini yakından tanıdı.
Bu ayrıntı göründüğünden önemlidir. Osmanlı'da şehzadeler yüzyıllarca sancaklara gönderilir, orada küçük çapta bir devlet yönetmeyi öğrenirdi. III. Mehmed, sancağa çıkmış son şehzadedir. Ondan sonra hanedan çocukları sarayda büyütüldü. Bu değişiklik güvenlik kaygısıyla yapıldı; ama tahta çıkan padişahların idarî tecrübesini de belirgin biçimde azalttı.
1595: cülûs ve şehzadeler meselesi
III. Murad Ocak 1595'te vefat edince Manisa'daki şehzade İstanbul'a çağrıldı ve tahta oturdu. Cülûsun hemen ardından yaşananlar, Osmanlı tarihinin en ağır sayfalarındandır: kaynaklar, o gece on dokuz şehzadenin hayatına son verildiğini kaydeder. Dördü gençlik çağındaydı, kalanı çocuk yaştaydı. Cenazeleri babalarının türbesine defnedildi ve şehir günlerce yas tuttu.
Bu uygulamanın dayanağı, Fâtih devrinden itibaren kanunnâmelerde yer bulan ve saltanat kavgasının doğuracağı iç savaşı önleme gerekçesine dayandırılan bir devlet teamülüydü. Gerekçe açıktı: taht için ayaklanan bir şehzade, ülkeyi ikiye bölebilir, on binlerce insanın canına mal olabilirdi.
Ne var ki bu gerekçe, uygulamayı tartışmasız kılmaz. Meselenin fıkhî yönü âlimler arasında tartışmalıdır; suçu sabit olmayan bir kimsenin ihtimale dayanarak öldürülmesine karşı çıkanlar dönemin kendi içinde de vardı. Nitekim bu itirazlar birkaç kuşak sonra usulü fiilen değiştirecektir. Kur'an'ın yöneticiye çizdiği çerçeve nettir:
إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُكُمْ أَنْ تُؤَدُّوا الْأَمَانَاتِ إِلَىٰ أَهْلِهَا وَإِذَا حَكَمْتُمْ بَيْنَ النَّاسِ أَنْ تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِ
"Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emreder." (Nisâ, 58)
Eğri seferi ve Haçova
Tahta çıktığında Avusturya ile başlayan savaş üçüncü yılına giriyordu ve iyi gitmiyordu. 1595'te Estergon elden çıkmış, cephede moral bozulmuştu. Devlet erkânı ve dönemin âlimlerinden Hoca Sadeddin Efendi, padişahı bizzat sefere çıkmaya ikna etti. Yirmi yılı aşkın süredir hiçbir padişah ordunun başında sefere çıkmamıştı.
1596 yazında yola çıkan ordu, Eğri Kalesi'ni kuşatarak ele geçirdi. Bu fetih padişaha "Eğri Fatihi" unvanını kazandırdı.
Asıl imtihan ekim ayında geldi. Haçova ovasında karşılaşılan müttefik Habsburg-Erdel ordusu, Osmanlı hatlarını yarıp otağa kadar ilerledi. Ordugâhta panik çıktı; padişahın çekilmesi teklif edildi. Rivayete göre Hoca Sadeddin Efendi, sancağın yerinde kalmasında ısrar etti ve padişah at üstünde bekledi. Yağmayla dağılan düşman saflarına yapılan karşı hücum, günü tersine çevirdi.
Haçova, bir Osmanlı padişahının bizzat bulunduğu son büyük meydan muharebelerindendir. Savaş buna rağmen bitmedi; on üç yıl daha sürdü ve ancak 1606'da masada kapandı.
Anadolu'da yükselen huzursuzluk
Batıda sefer sürerken Anadolu'da başka bir yangın büyüyordu. Uzun savaş, orduya asker ve para yetiştirmeyi zorlaştırmış; sefere çağrılıp sonra dağıtılan silahlı gruplar köylere dönmüştü. Buna vergi yükünün ağırlaşması ve gümüşün değer kaybı eklendi.
Celâlî isyanları denen dalga işte bu zeminde büyüdü. Karayazıcı Abdülhalim'in etrafında toplanan kalabalıklar, kısa süre içinde birkaç şehri baskı altına aldı. Anadolu köylüsünün yerini yurdunu bırakıp göç etmesine yol açan "büyük kaçgun" bu yılların hâtırasıdır. İsyanların bastırılması bir sonraki padişahın dönemine kalacaktır.
Kararın merkezi değişirken
III. Mehmed döneminde dikkat çeken bir başka gelişme, karar süreçlerinin ağırlık merkezinin kaymasıdır. Sefere çıkmayan, sancak tecrübesi olmayan padişahlarla birlikte sadrazam, saray erkânı ve valide sultan çevresi belirleyici hâle gelmiştir.
Bunu kişilerin hırsıyla açıklamak yüzeysel olur. Değişen şey kurumdu: şehzadeler taşraya gönderilmeyince saray hem hanedanın yaşadığı hem de siyasetin yapıldığı yer oldu. Safiye Sultan'ın döneminde valide sultanlığın kazandığı ağırlık, bu yapısal dönüşümün sonucudur. Aynı yıllarda vezir değişikliklerinin sıklaşması da devletin karar mekanizmasındaki gerilimi gösterir.
Son yıllar
1603, padişah için ağır bir yıl oldu. Büyük oğlu Şehzade Mahmud'un kendisine karşı bir hazırlık içinde olduğu yolundaki ihbarlar üzerine şehzade hayatını kaybetti. Kaynaklar ihbarın sıhhati konusunda birbirinden farklı şeyler söyler; kesin olan, bu kararın padişahı derinden sarstığıdır.
Aynı yıl doğuda Safevîlerle savaş yeniden alevlendi ve Tebriz elden çıktı. III. Mehmed, oğlunun ölümünden birkaç ay sonra, Aralık 1603'te otuz yedi yaşında vefat etti. Yerine on üç yaşındaki oğlu I. Ahmed geçti.
Efendimiz'in (s.a.s.) bir sözü, ordunun başındaki adamın neden orada durması gerektiğini anlatır:
"İmam bir kalkandır; onun arkasında savaşılır ve onunla korunulur." (Buhârî, Cihâd 109; Müslim, İmâre 43)
Haçova'da olan da buydu. Yerinde duran bir hükümdar, kaybedilmek üzere olan bir günü çevirmişti.
Bu tarihten bugüne kalan ders
III. Mehmed'in sekiz yılı, bir kurumun kendi tedbiriyle nasıl zayıflayabileceğini gösterir. Şehzadeleri sancaktan alıp sarayda tutmak, kısa vadede taht kavgasını önledi; uzun vadede yönetmeyi hiç öğrenmemiş padişahlar yetiştirdi. Bir riski ortadan kaldırmaya çalışırken daha sinsi bir riski davet etmek, yalnız devletlere mahsus bir hata değildir.
İkincisi, Haçova'da kazanılan zafer savaşı bitirmedi. Tek bir başarılı gün, yapısal bir sorunu kapatmaya yetmiyor. Anadolu'daki huzursuzluğun kaynağı ovada değil, vergi defterinde ve para düzenindeydi; oraya bakılmayınca isyan otuz yıl sürdü.
Sıkça Sorulan Sorular
III. Mehmed kaç yıl padişahlık yaptı?
Ocak 1595'ten Aralık 1603'e kadar yaklaşık sekiz yıl. Otuz yedi yaşında vefat etti ve yerine oğlu I. Ahmed geçti.
III. Mehmed'e neden "Eğri Fatihi" denir?
1596 yazında ordunun başında Macaristan'a yürüyerek Eğri Kalesi'ni fethettiği için. Aynı seferde Haçova ovasında yapılan meydan muharebesi de Osmanlı lehine sonuçlandı.
Cülûsunda kaç şehzade hayatını kaybetti?
Kaynaklar on dokuz rakamını verir; dördü gençlik çağında, kalanı çocuk yaştaydı. Bu, kardeş katli teamülünün en geniş çaplı uygulaması olarak kaydedilmiş ve dönemin kendi içinde de tepki çekmiştir.
Celâlî isyanları III. Mehmed döneminde mi başladı?
İsyan dalgasının en yoğun evresi bu dönemde başladı. Uzun savaşın yükü, vergi baskısı ve dağılan askerî grupların Anadolu'ya dönmesi başlıca sebeplerdi; bastırılması sonraki padişahın dönemine kaldı.
Sancağa çıkan son şehzade kimdir?
III. Mehmed'dir. Manisa'da sancakbeyliği yapmıştı; ondan sonra şehzadeler taşraya gönderilmeyip sarayda yetiştirildi.
