Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İslam Arşivi

III. Mustafa Kimdir? Çeşme Faciası ve Yenileşmenin İlk Adımları

III. Mustafa (1717-1774), III. Ahmed'in oğludur. 1757'de tahta çıktı ve on altı yıl saltanat sürdü. Saltanatının ilk yarısı barış ve imar yıllarıydı: Laleli Camii bu dönemde yapıldı. 1766 depremi ve 1768'de başlayan Osmanlı-Rus Savaşı ise dengeyi bozdu; 1770'te donanmanın Çeşme'de yakılması dönemin en ağır darbesi oldu.

Sessiz bir başlangıç: Ragıb Paşa yılları

III. Mustafa tahta çıktığında kırk yaşındaydı ve hazine iyi durumda değildi. Karşısında iki seçenek vardı: prestij için savaşa girmek ya da bekleyip toparlanmak. İkincisini seçti.

Bu tercihin arkasında sadrazam Koca Ragıb Paşa'nın etkisi büyüktür. Avrupa'da Yedi Yıl Savaşları sürerken Prusya ile ittifak teklifleri geldi; Ragıb Paşa hepsini nazikçe savuşturdu. Onun bilinen tavrı, elinde hazır ordusu ve parası olmayan bir devletin masaya oturmaması gerektiğiydi. 1763'teki vefatına kadar hazine düzeltildi, harcamalar kısıldı, sınırlar sakin tutuldu.

Padişahın kendisi de kalem ehliydi. "Cihangir" mahlasıyla şiir yazardı. Kendisine nispet edilen ve devrin ruhunu özetleyen dörtlük, çaresizlikle teslimiyet arasındaki o ince yeri anlatır: dünyanın düzelmesini artık kendi gücünden değil, ilâhî merhametten ummaktadır. Bu satırlar bir hükümdarın kendi devrine ne kadar açık gözle baktığını gösterir.

Laleli, Ayazma ve şehri güzelleştirme gayreti

Barış yılları imara ayrıldı. Üsküdar'da annesi adına yaptırdığı Ayazma Camii 1761'de tamamlandı. Asıl büyük eseri ise 1760'ta başlanan ve 1764'te ibadete açılan Laleli Camii'dir.

Laleli, Nuruosmaniye ile başlayan barok üslubun daha oturmuş bir devamıdır. Cami, altındaki çarşı ve kervansaray gelirleriyle desteklenen bir külliyenin merkezidir; yani ibadethane, aynı zamanda kendi masrafını karşılayan bir iktisadî yapıya oturtulmuştur. Vakıf mantığının en pratik hâlidir bu.

22 Mayıs 1766: şehri sarsan gece

Sonra deprem geldi. 22 Mayıs 1766'da İstanbul'u vuran sarsıntı, şehrin gördüğü en yıkıcı depremlerden biri oldu. Surlar, hanlar, konaklar, medreseler zarar gördü.

En ağır kayıp Fatih Camii'nde yaşandı; ana kubbe çöktü, külliyede can kayıpları oldu. Kaynaklarda geçen kayıp rakamları birbirini tutmaz ve bu tür felaketlerde sayılar genellikle tahmine dayanır; ihtiyatla okumak gerekir. Kesin olan, yapının ayakta kalamayacak kadar hasar gördüğüdür.

III. Mustafa camiyi onarmak yerine yeniden yaptırmayı seçti. 1767'de yeni bir plan hazırlandı ve cami dört yıl süren çalışmanın ardından 1771'de tekrar ibadete açıldı. Bugün Fatih Camii'nde görülen yapı, büyük ölçüde bu ikinci inşanın ürünüdür.

Aynı yıllarda İstanbul su yollarında ve surlarda kapsamlı onarımlar yapıldı. Bir felaketin ardından şehri yeniden ayağa kaldırmak, savaş kazanmak kadar göz alıcı değildir; fakat halkın hayatına doğrudan dokunan iş budur.

وَلَنَبْلُوَنَّكُم بِشَيْءٍ مِّنَ الْخَوْفِ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِّنَ الْأَمْوَالِ وَالْأَنفُسِ وَالثَّمَرَاتِ ۗ وَبَشِّرِ الصَّابِرِينَ

"Andolsun ki sizi biraz korku, biraz açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz eksiltmekle imtihan ederiz. Sabredenleri müjdele." (Bakara, 155)

1768: savaşa giden yol

On bir yıllık barış, Lehistan meselesiyle bozuldu. Rusya'nın Leh iç siyasetine ağırlığını koyması, kendisine muhalif grupları takip eden Rus birliklerinin Osmanlı sınırındaki Balta kasabasına girmesiyle doğrudan bir hadiseye dönüştü. Ekim 1768'de savaş ilan edildi.

Karar, sarayda ve halk arasında geniş destek gördü. Yıllardır süren geri çekilmenin telafi edileceği düşünülüyordu. Fakat ordunun hazırlığı, seferberliğin işleyişi ve ikmal düzeni bu beklentiyi karşılayacak durumda değildi. 1769 ve 1770'te Tuna boylarında ve Kartal civarında alınan yenilgiler, aradaki farkı acı biçimde gösterdi.

Çeşme, 6-7 Temmuz 1770

Savaşın en beklenmedik darbesi denizden geldi. Rus donanmasının Baltık'tan yola çıkıp Avrupa'yı dolaşarak Akdeniz'e ulaşması, Osmanlı karargâhında ciddiye alınmayan bir ihtimaldi. Filo geldi.

Sakız Adası açıklarındaki ilk çarpışmanın ardından Osmanlı donanması Çeşme limanına çekildi. Dar koya sıkışan gemiler, gece yapılan ateş gemisi saldırısıyla birbirine tutuştu ve donanmanın büyük bölümü yandı. Tek bir gecede Osmanlı deniz gücünün belkemiği kırıldı.

Bu felaketten çıkan tek olumlu isim Cezayirli Gazi Hasan Paşa oldu; hem muharebedeki tutumu hem de sonraki yıllarda donanmanın yeniden kurulmasındaki rolüyle öne çıktı. Çeşme, aynı zamanda soğuk bir teşhis koydurdu: mesele cesaret değil, gemi tasarımı, top menzili, seyir eğitimi ve haber alma düzeniydi.

Baron de Tott ve mühendislik eğitiminin ilk temelleri

Teşhis konulunca çare arandı. Macar asıllı Fransız subay Baron de Tott'a görev verildi. Çalışmaları üç başlıkta toplanabilir: Boğaz ve Çanakkale istihkâmlarının yeniden düzenlenmesi, "sürat topçuları" adı verilen hızlı ateş eden yeni bir topçu birliğinin kurulması ve top dökümhanesinin ıslahı.

Üçüncüsü, uzun vadede en önemlisi oldu. Tersane içinde hendese, harita ve seyir bilgisi okutulan bir sınıf açıldı. Buradan gelişen kurum Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyun adıyla anılacaktı. Kuruluş yılı konusunda kaynaklar ayrılır: yaygın kabul 1773'tür, buna karşılık arşiv belgelerine dayanan çalışmalar açılışın 1775'te, yani I. Abdülhamid döneminde gerçekleştiğini savunur. Hangi tarih kabul edilirse edilsin, fikrin doğduğu ve ilk adımların atıldığı devir III. Mustafa'nın devridir.

Öğrenciler tecrübeli kaptanlar ve denizcilikle ilgili ailelerin çocukları arasından seçiliyordu. Bu tercih anlamlıdır: yeni bilgi, mesleği zaten bilen insanlara verilmek isteniyordu.

Efendimiz'in (s.a.s.) mü'minin darlık ve genişlik karşısındaki hâlini anlattığı şu hadis, bu devri okurken akılda tutulmaya değer:

"Mü'minin işi şaşılacak şeydir; her hâli onun için hayırdır. Bu, yalnız mü'mine mahsustur. Sevindirici bir şey gelirse şükreder, bu onun için hayır olur; bir sıkıntı isabet ederse sabreder, bu da onun için hayır olur." (Müslim, Zühd 64)

III. Mustafa 21 Ocak 1774'te, savaş henüz sürerken vefat etti ve Laleli Camii yanındaki türbesine defnedildi. Barış masasına oturmak kardeşi I. Abdülhamid'e kalacaktı.

Bu tarihten bugüne kalan ders

Çeşme'nin asıl dersi, hazır olmadan girilen bir işin bedelidir. Savaş kararı verilirken duyulan öfke haklı olabilir; fakat haklılık, hazırlıksızlığı telafi etmez. Ragıb Paşa'nın yıllarca sürdürdüğü "önce toparlan" siyaseti, vefatından beş yıl sonra terk edildi ve fatura ağır oldu.

İkinci ders, felaketin verdiği uyanışla ilgilidir. Bir donanmanın bir gecede yanması, uzun süredir ertelenen soruyu ertelenemez hâle getirdi: eğitim ve teknik bilgi olmadan cesaret yetmiyor. Mühendishâne'nin fikri bu külün içinden çıktı. Ders acıyla öğrenilirse de ders olmaktan çıkmaz; asıl kayıp, acıdan da bir şey öğrenmemektir.

Sıkça Sorulan Sorular

Çeşme Baskını ne zaman ve nasıl oldu?

6-7 Temmuz 1770 gecesi yaşandı. Sakız açıklarındaki çarpışmanın ardından Çeşme limanına çekilen Osmanlı donanması, dar koyda sıkışmışken ateş gemileriyle yapılan saldırı sonucu büyük ölçüde yandı. Osmanlı deniz gücü bu darbeden uzun süre toparlanamadı.

1766 İstanbul depremi hangi yapıları etkiledi?

22 Mayıs 1766'daki depremde surlar, hanlar ve medreseler zarar gördü; en ağır hasar Fatih Camii'nde yaşandı ve ana kubbe çöktü. Cami 1767'de hazırlanan yeni bir planla yeniden yapıldı ve 1771'de ibadete açıldı.

Laleli Camii ne zaman yapıldı?

1760'ta başlanan cami 1764'te ibadete açıldı. Nuruosmaniye ile başlayan Osmanlı barok üslubunun olgunlaşmış örneklerindendir; altındaki çarşı ve kervansaray gelirleriyle desteklenen bir külliyenin merkezidir.

Baron de Tott Osmanlı'da ne yaptı?

Boğaz istihkâmlarını yeniden düzenledi, "sürat topçuları" adıyla anılan hızlı ateş eden bir topçu birliği kurdu, top dökümhanesini ıslah etti ve tersane içinde hendese ile seyir bilgisi okutulan bir sınıf açtı. Bu sınıf, Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyun'un çekirdeği sayılır.

Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyun ne zaman kuruldu?

Yaygın kabul 1773'tür. Arşiv belgelerine dayanan bazı çalışmalar ise resmî açılışın 1775'te, I. Abdülhamid döneminde yapıldığını savunur. Kurumun fikrî temelleri ve ilk dersleri III. Mustafa devrinde atılmıştır.

Sitede keşfet
İslam Arşivi
Editöryal
İlgili yazılar
Yorumlar
Tüm yazılar