Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İslam Arşivi

III. Osman Kimdir? Kısa Saltanatı ve Nuruosmaniye Camii

III. Osman (1699-1757), II. Mustafa'nın oğlu ve I. Mahmud'un kardeşidir. Ömrünün elli bir yılını sarayın kafes dairesinde geçirdikten sonra 1754'te tahta çıktı, üç yıla yakın saltanat sürdü. Döneminden bugüne kalan asıl eser, adıyla anılan Nuruosmaniye Camii'nin tamamlanıp ibadete açılmasıdır. Kaynaklar bu kısa dönem hakkında oldukça az bilgi verir.

Osmanlı hanedanının bazı üyeleri hakkında ciltler dolusu şey yazılmıştır. Bazıları içinse birkaç sayfa zor doldurulur. III. Osman ikinci gruptadır; bunun sebebi ilgisizlik değil, geriye gerçekten az malzeme kalmış olmasıdır. Bir tarihçinin en dürüst cümlesi bazen "elimizde yeterli belge yok" demektir.

Elli bir yıl kapalı bir dairede

1699'da doğdu. Babası II. Mustafa 1703'te tahttan indirildiğinde henüz dört yaşındaydı. Bundan sonraki hayatı, on yedinci yüzyıl başında yerleşen usule göre şekillendi: hanedanın tahta aday erkekleri artık sancağa çıkarılıp idarecilik öğrenmiyor, sarayın iç bölümünde ayrılmış dairelerde yaşıyordu.

Bu düzenin bir mantığı vardı. Kardeş katlinin önüne geçiyor, taht kavgalarını azaltıyordu. Bedeli ise ağırdı. Bir insan hayatının en verimli yıllarını devlet işlerinden, ordudan, taşradan ve halkın gerçek hâlinden uzakta geçiriyor; sonra bir sabah kendisini imparatorluğun başında buluyordu. III. Osman'ın kapalı geçirdiği süre elli bir yıla ulaştı. Bu, bütün hanedan içinde en uzun bekleyişlerden biridir.

13 Aralık 1754'te ağabeyi I. Mahmud vefat edince tahta çıktı. Elli beş yaşındaydı ve daha önce hiçbir idarî görev üstlenmemişti.

Üç yılda yedi sadrazam

Saltanatının en belirgin özelliği, hükûmet başındaki hızlı değişimdir. Üç yıla sığmayan bir sürede sadaret makamı birçok defa el değiştirdi; bazı sadrazamlar birkaç ay, biri yalnız birkaç hafta görevde kalabildi. Bu istikrarsızlık, deneyimsiz bir hükümdarın çevresindeki güç dengelerini okumakta zorlanmasıyla açıklanır.

Denge nihayet Ocak 1757'de kuruldu. Devrin en yetenekli devlet adamlarından Koca Ragıb Paşa sadarete getirildi. Şair, münşî ve soğukkanlı bir diplomat olan Ragıb Paşa, Avrupa'da Yedi Yıl Savaşları sürerken Osmanlı'yı bu girdaptan uzak tutma siyaseti izledi. Görevi III. Osman'ın vefatından sonra da sürdü; asıl etkisini bir sonraki padişah döneminde gösterecekti.

Dış siyasette III. Osman devri sessizdir. Savaş yoktur, büyük bir antlaşma yoktur. 1739'da imzalanan Belgrad Antlaşması'nın getirdiği sükûnet devam etmektedir. Buna karşılık başkent iki büyük yangın yaşadı; 1755 ve 1756 yangınları İstanbul'un yoğun mahallelerinde geniş tahribat yaptı ve dönemin en çok konuşulan hadiseleri arasına girdi.

Nuruosmaniye: bir padişahın adını taşıyan cami

Bu saltanattan bugüne kalan en somut miras, Çemberlitaş yakınındaki cami ve külliyedir.

İnşaata I. Mahmud döneminde, 19 Ocak 1749'da atılan temelle başlanmıştı. Yapı henüz bitmeden I. Mahmud vefat edince iş III. Osman'a kaldı. Cami 5 Aralık 1755'te düzenlenen bir merasimle ibadete açıldı ve padişah ona "Nûr-ı Osmânî" adını verdi. İsim, hem hanedanın kurucusuna hem de yeni padişahın adına aynı anda gönderme yapar.

Nuruosmaniye, Osmanlı mimarisinde bir eşiği işaret eder. Klasik dönemin kare planlı, çok kubbeli şemasından ayrılır; tek büyük kubbesi, kavisli hatları ve hareketli süslemesiyle Osmanlı barok üslubunun ilk büyük örneği sayılır. At nalı biçimindeki avlusu, selâtin camileri arasında benzeri olmayan bir çözümdür.

Külliye sadece camiden ibaret değildi: medrese, kütüphane, imaret, sıbyan mektebi, türbe, sebil ve çeşmeler aynı bütünün parçasıydı. Vakfiyesi, bu birimlerin gelirini, kadrosunu ve işleyişini yazılı kurallara bağlamıştı. Yani yapı, açıldığı gün biten bir inşaat değil, yüzyıllarca işleyecek bir kurum olarak tasarlanmıştı.

Kur'an, hiçbir ömrün ve hiçbir devletin süresinin kendi elinde olmadığını hatırlatır:

وَلِكُلِّ أُمَّةٍ أَجَلٌ ۖ فَإِذَا جَاءَ أَجَلُهُمْ لَا يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ

"Her ümmetin belirlenmiş bir eceli vardır. Ecelleri geldiğinde ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler." (A'râf, 34)

Kaynakların az konuştuğu bir dönem

III. Osman hakkında anlatılan bazı ayrıntılar vardır: sarayda yürürken duyulsun diye özel ayakkabı giydiği, kalabalıktan ve gürültüden hoşlanmadığı, kısa öfkeleri olduğu gibi. Bu anlatıların önemli bir kısmı geç tarihli metinlerde ve yabancı gözlemcilerin notlarında yer alır; hepsinin belgeye dayandığını söylemek mümkün değildir.

Bu yüzden burada ihtiyatlı davranmak gerekir. Kısa bir saltanatın boşluklarını renkli hikâyelerle doldurmak kolaydır, fakat doğru değildir. Elimizde kesin olan şudur: III. Osman deneyimsiz bir yaşta ve hazırlıksız biçimde tahta çıkmış, savaşa girmemiş, büyük bir reform denemesine kalkışmamış, buna karşılık selefinin başlattığı büyük bir külliyeyi tamamlayıp vakfetmiştir.

Efendimiz'in (s.a.s.) amellerin değerini ölçerken kullandığı ölçüt de büyüklük değil, süreklilik olmuştur:

"Allah'a amellerin en sevimlisi, az da olsa devamlı olanıdır." (Buhârî, Rikāk 18; Müslim, Müsâfirîn 218)

30 Ekim 1757'de vefat etti ve Eminönü'nde Yeni Cami yanındaki Turhan Sultan Türbesi'ne defnedildi. Yerine, III. Ahmed'in oğlu olan yeğeni III. Mustafa geçti.

Bu tarihten bugüne kalan ders

Kafes usulü, iyi niyetli bir çözümün nasıl yeni bir problem doğurabileceğini gösterir. Taht kavgalarını azaltmak için getirilen düzen, zamanla devletin başına hiç yönetmemiş insanlar oturtmaya başladı. Bir kurum, çözdüğü sorunun yerine hangi sorunu koyduğu hesaplanmadan sürdürülürse, faydası bir noktadan sonra zararına dönüşür.

İkinci ders, adın nasıl kalıcı olduğuyla ilgilidir. III. Osman'ın siyasî bir başarısı, kazanılmış bir seferi, hatırlanan bir fermanı yok. Buna rağmen adı bugün İstanbul'un en işlek semtlerinden birinde her gün anılıyor; çünkü orada bir cami, bir kütüphane ve bir aşevi var. İnsanın arkasında bıraktığı en dayanıklı şey, çoğu zaman insanların istifade etmeye devam ettiği şeydir.

Sıkça Sorulan Sorular

III. Osman kaç yıl tahtta kaldı?

13 Aralık 1754'ten 30 Ekim 1757'deki vefatına kadar, yaklaşık üç yıl saltanat sürdü. Bu süre, Osmanlı padişahları arasındaki en kısa saltanatlardan biridir.

Nuruosmaniye Camii'ni kim yaptırdı?

Temeli 19 Ocak 1749'da I. Mahmud tarafından atıldı; yapı onun vefatı üzerine kardeşi III. Osman zamanında bitirildi ve 5 Aralık 1755'te ibadete açıldı. Camiye "Nûr-ı Osmânî" adını III. Osman vermiştir.

Nuruosmaniye Camii mimari açıdan neden önemlidir?

Klasik Osmanlı şemasından ayrılan kavisli hatları, hareketli süslemesi ve tek büyük kubbesiyle Osmanlı barok üslubunun ilk büyük örneği sayılır. At nalı biçimindeki avlusu selâtin camileri arasında benzersizdir.

III. Osman döneminde savaş oldu mu?

Hayır. 1739 Belgrad Antlaşması'ndan sonra başlayan barış dönemi devam etti; saltanatı boyunca büyük bir sefer yapılmadı. Sadrazam Koca Ragıb Paşa, Avrupa'daki Yedi Yıl Savaşları'na girmeme siyaseti izledi.

III. Osman neden az tanınır?

Saltanatı kısa sürdüğü, büyük bir savaş veya reform hareketi yaşanmadığı ve dönemine ait kaynak malzemesi sınırlı kaldığı için hakkında az yazılmıştır. Anlatılan kişisel ayrıntıların çoğu geç tarihli metinlere dayanır ve ihtiyatla karşılanmalıdır.

Sitede keşfet
İslam Arşivi
Editöryal
İlgili yazılar
Yorumlar
Tüm yazılar