Ana içeriğe geç
İmsak--:--
Güneş--:--
Öğle--:--
İkindi--:--
Akşam--:--
Yatsı--:--
Sonraki--:--:--

İmam Buhârî: Buhara'dan Dünyaya Bir İlim Mirası

İmam Buhârî: Buhara'dan Dünyaya Bir İlim Mirası

İmam Buhârî, hicrî 13 Şevval 194'te, miladî takvimle 21 Temmuz 810'da Buhara'da doğdu; İslam tarihinin en güvenilir hadis kitabı kabul edilen Sahîh-i Buhârî'yi telif etti. Yüz binlerce rivayeti eleyerek yalnızca sağlam senetli hadisleri kaydeden bu titizlik, onu "emîrü'l-müminîn fi'l-hadîs" yani hadiste müminlerin emiri unvanına taşıdı.

Bugün 21 Temmuz. Tam 1216 yıl önce bugün, Buhara'da bir bebek dünyaya geldi; adını Muhammed koydular. Muhammed bin İsmail el-Buhârî... Kimse o gün, bu çocuğun adının kıyamete kadar Resûlullah'ın (s.a.s.) sözleriyle yan yana anılacağını bilemezdi. Bugün dünyanın herhangi bir yerinde bir hadis okunsa ve ardından "Buhârî rivayet etti" dense, o söze duyulan güven bir anda artar. Peki bu güven nasıl inşa edildi?

Buhara'da Yetim Bir Çocuk

Babası İsmail, hadis ilmiyle uğraşan takva sahibi bir tüccardı; Muhammed henüz bebekken vefat etti. Onu, dindarlığıyla bilinen annesi büyüttü. Kaynaklar, küçük yaşta gözlerini kaybettiğini, annesinin uzun gece dualarının ardından görme yetisine yeniden kavuştuğunu nakleder; bu hadise, ailenin çocuğu ilme adamasında dönüm noktası sayılır. Kesin olan şu: Muhammed, on yaşına varmadan Kur'an'ı ezberlemiş, on bir yaşında hadis meclislerine oturmuştu.

Hâfızası daha çocukken dillere destandı. Bir gün hocası Dâhilî, ders sırasında bir senedi yanlış okuyunca küçük Muhammed düzeltti. Hoca kayıtlarına bakıp çocuğun haklı olduğunu gördü. O gün mecliste bir şey değişmişti: artık hocalar da bu talebeye kulak veriyordu.

İlim İçin Yollara Düşmek

On altı yaşında annesi ve ağabeyi ile hacca gitti; dönüş yolunda kendisi Hicaz'da kaldı. Sonrası, İslam dünyasını baştan başa dolaşan bir ömürdür: Mekke, Medine, Bağdat, Basra, Kûfe, Şam, Mısır, Nîşâbur... Kaynaklar, bin civarında hocadan hadis yazdığını söyler. Devrin büyük imamlarıyla, Ahmed bin Hanbel, Ali bin el-Medînî ve Yahyâ bin Maîn ile aynı meclislerde bulundu; öyle ki hocaları bile onun hafızasına başvurur olmuştu.

Bağdat'ta yaşandığı nakledilen meşhur hadise, bu hafızanın çapını gösterir. Rivayete göre şehrin muhaddisleri onu sınamak için yüz hadisin senetleriyle metinlerini birbirine karıştırıp on kişiye paylaştırdılar. Her biri "şu hadis şöyle midir?" diye sordukça Buhârî yalnızca "bilmiyorum" dedi. Sorular bitince söz aldı; yüz hadisin her birini önce sorulduğu bozuk hâliyle, sonra doğru senet ve metniyle tek tek düzeltti. Mecliste onu küçümseyenler, oradan onun büyüklüğünü teslim ederek ayrıldı.

Sahîh-i Buhârî Nasıl Yazıldı?

Buhârî'nin devrinde hadis rivayeti yaygınlaşmış, fakat sağlamla çürüğü ayırma ihtiyacı da büyümüştü. Hocası İshak bin Râhûye'nin bir gün "Keşke biri yalnızca sahih hadisleri toplayan muhtasar bir kitap yazsa" dediği, bu sözün Buhârî'nin kalbine düştüğü nakledilir. O da ömrünün on altı yılını bu işe verdi.

Kaynaklar, altı yüz bin rivayetlik bir malzemeyi elediğini, kitabına aldığı her hadis için gusledip iki rekât namaz kıldığının ve öyle karar verdiğinin nakledildiğini söyler. Sonuçta ortaya çıkan eser, tekrarlarıyla birlikte yedi bin küsur, tekrarsız yaklaşık dört bin hadis içerir. Adı uzundur; ümmet onu kısaca Sahîh-i Buhârî diye sevdi. Kur'an-ı Kerim'den sonra en güvenilir kitap kabul edilmesinin sebebi, yazarının koyduğu ağır şartlardır: ravilerin yalnız güvenilir değil, birbirleriyle görüştüğü sabit kişiler olması gerekiyordu.

Bu titizliğin arkasında bir korku vardı ve o korkunun kaynağı bizzat Efendimiz'in (s.a.s.) şu uyarısıydı: "Kim benim ağzımdan kasten yalan uydurursa, cehennemdeki yerine hazırlansın." (Buhârî, İlim 38; Müslim, Mukaddime 3) Buhârî bu hadisi bizzat kitabına almış ve ömrünü, Resûlullah'a ait olmayan tek sözün bile ona nispet edilmemesi için harcamıştır.

Habere "Dur" Diyen Ahlâk

Hadis âlimlerinin bu çabası, Kur'an'ın açık bir emrine dayanır:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِن جَاءَكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَإٍ فَتَبَيَّنُوا

"Ey iman edenler! Size bir fâsık bir haber getirirse, onun doğruluğunu araştırın." (Hucurât, 6)

İsnad sistemi, yani "bu sözü kim, kimden, o da kimden duydu" zinciri, bu ayetin ete kemiğe bürünmüş hâlidir. Buhârî ve arkadaşları her ravinin doğruluğunu, hafızasını, kiminle görüştüğünü tek tek inceledi. İnsanlık tarihinde bilginin kaynağını bu ölçekte denetleyen başka bir sistem gösterilemez. Bu yüzden Buhârî'ye "hadiste müminlerin emiri" denildi.

Son Yıllar: Sürgünde Biten Ömür

Şöhreti, ömrünün sonunda başına imtihan oldu. Nîşâbur'da ve ardından memleketi Buhara'da, kıskançlıkların ve yöneticilerle yaşadığı gerginliklerin gölgesinde kaldı; Buhara emîri, çocuklarına özel ders vermesini isteyince "ilmi kimsenin kapısına taşımam, isteyen mescide gelsin" anlamında bir cevap verdi ve şehirden ayrılmak zorunda bırakıldı. Semerkand yakınındaki Hartenk köyünde, akrabalarının yanında konakladı. Hicrî 256 yılı Ramazan bayramı gecesi, miladî 869'da orada vefat etti. Bugün Semerkand yakınlarındaki kabri ve külliyesi, dünyanın dört yanından gelen ziyaretçileri ağırlıyor.

Bu Tarihten Bugüne Kalan Ders

Buhârî'nin hayatı, bilgi bolluğunun içinde boğulan çağımıza bir pusula gibidir. O, önüne gelen her rivayeti değil, kaynağı sağlam olanı aktardı; duyduğunu değil, doğrulattığını yazdı. Bugün bir ekran başında, kaynağı belirsiz bir haberi saniyeler içinde binlerce kişiye ulaştırabiliyoruz. "Bu sözü kim söylemiş, nereden biliyoruz?" sorusunu sormak, Buhârî'den bize miras kalan ahlâktır. Bir de şu var: yetim bir çocuğun, bir annenin duası ve emeğiyle nerelere ulaşabileceğinin, tarihin gördüğü en güzel örneklerinden biri yine odur.

Sıkça Sorulan Sorular

Sahîh-i Buhârî'de kaç hadis vardır?

Tekrarlarıyla birlikte yedi bin küsur, tekrarlar çıkarıldığında yaklaşık dört bin hadis içerir. Buhârî bu hadisleri, kaynakların altı yüz bin olarak naklettiği büyük bir rivayet birikimi içinden, yaklaşık on altı yıllık bir çalışmayla seçmiştir.

İmam Buhârî nereli ve hangi millettendir?

Bugünkü Özbekistan sınırları içindeki Buhara şehrinde doğmuştur; nisbesi de buradan gelir. Orta Asyalı bir aileye mensuptur; dedelerinden Berdizbeh'in Fars kökenli olduğu nakledilir. Onu asıl tanımlayan aidiyet, İslam ilim medeniyetinin evladı olmasıdır.

Kütüb-i Sitte nedir, Buhârî'nin yeri nedir?

Kütüb-i Sitte, en güvenilir kabul edilen altı hadis kitabının ortak adıdır: Buhârî ve Müslim'in Sahîh'leri ile Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve İbn Mâce'nin Sünen'leri. Sahîh-i Buhârî, bu altı kitabın ilki ve âlimlerin çoğunluğuna göre en güvenilir olanıdır.

Sahîh-i Buhârî neden bu kadar güvenilir kabul edilir?

Çünkü Buhârî, hadis kabulünde devrinin en ağır şartlarını koymuştur: senetteki her ravinin güvenilir ve sağlam hafızalı olması yetmez; birbirleriyle bizzat görüştüklerinin de sabit olması gerekir. Eser ayrıca telifinden bu yana binlerce âlimin incelemesinden geçmiştir.

Sitede keşfet
İslam ArşiviEditöryal

İlgili yazılar

Yorumlar

Tüm yazılar