İslam'da Ağaç Dikmenin Fazileti: Yanan Ormanların Ardından Sadaka-i Câriye
İslam'a göre ağaç dikmek, sahibine ömür boyu ve öldükten sonra bile sevap kazandıran bir sadaka-i câriyedir. Peygamberimiz (s.a.s.), diktiği ağaçtan insan, kuş veya hayvanın yediği her şeyin sahibi için sadaka olacağını müjdelemiştir. Orman yangını haberlerinin yüreğimizi yaktığı şu yaz günlerinde bu müjdeyi yeniden hatırlamanın tam zamanı.
Yanan Ormanlar ve Müminin Duruşu
Temmuz sıcakları bastırdı; haberlerde yine orman yangınlarıyla mücadele eden ekipleri izliyoruz. Geçtiğimiz yıl on binlerce hektar ormanımız kül olmuştu, bu yaz da yurdun farklı köşelerinden yangın haberleri geliyor. Bir mümin bu manzara karşısında yalnızca üzülmekle kalmaz; üzüntüsünü ikiye böler: bir yanıyla dua eder, diğer yanıyla elini toprağa uzatır.
Çünkü İslam'ın tabiata bakışı, "çevrecilik"ten çok daha derindir. Yeryüzü bize emanettir; her yaprak, Allah'ın varlığına işaret eden bir ayettir. Kur'an-ı Kerim kupkuru toprağın yeşermesini, yeniden dirilişin delili olarak gösterir:
وَآيَةٌ لَّهُمُ الْأَرْضُ الْمَيْتَةُ أَحْيَيْنَاهَا وَأَخْرَجْنَا مِنْهَا حَبًّا فَمِنْهُ يَأْكُلُونَ
"Ölü toprak onlar için bir delildir. Biz onu dirilttik ve ondan taneler çıkardık; işte ondan yiyorlar." (Yâsîn, 33)
Yanan bir ormanın yeniden yeşermesi de aynı ayetin gözümüzün önünde tecellisidir. O yeşermeye bir fidanla ortak olmak ise müminin elindedir.
"Diktiğin Ağaçtan Yenen Her Şey Sadakadır"
Enes b. Mâlik'in (r.a.) naklettiği şu hadis, İslam medeniyetinin ağaca bakışını tek cümlede özetler:
"Bir Müslüman bir ağaç diker veya bir ekin eker de ondan bir kuş, bir insan yahut bir hayvan yerse, bu onun için mutlaka bir sadaka olur."
(Buhârî, Hars, 1; Müslim, Müsâkât, 12)
Dikkat edilirse hadiste sevabın şartı, meyveyi bir insanın yemesi değildir. Dalına konan serçe, gölgesine sığınan yolcu, kökünü kemiren karınca bile o ağacı diken için sevap yazdırır. Üstelik bu, ağacın sahibi öldükten sonra da devam eder.
Ağaç Bir Sadaka-i Câriyedir
Peygamberimiz (s.a.s.) insanın ölümüyle amel defterinin kapanacağını, ancak üç kapının açık kalacağını haber vermiştir: "İnsan öldüğünde ameli kesilir; ancak şu üç şey müstesna: sadaka-i câriye, kendisinden faydalanılan ilim ve arkasından dua eden salih evlat." (Müslim, Vasiyyet, 14)
Sadaka-i câriye, "akıp giden sadaka" demektir: çeşme, kuyu, okul, cami… Ve elbette ağaç. Bir fidan, onu diken için yıllarca nefes alan bir hayır kurumuna dönüşür. Bu yüzden âlimlerimiz, vefat eden bir yakının ardından onun adına ağaç dikmeyi ve sevabını ona bağışlamayı güzel görmüşlerdir. Mezar taşından daha kalıcı bir hatıra vardır: adına gölge veren bir çınar.
Kıyamet Kopuyor Olsa Bile
İslam'ın fidana verdiği değeri anlatan bir rivayet daha vardır ki, insanı her okuyuşta yeniden silkeler: "Kıyamet kopuyorken birinizin elinde bir hurma fidanı bulunursa, onu dikmeye gücü yetiyorsa hemen diksin." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 191; Buhârî, el-Edebü'l-Müfred, 479 — sahih)
Dünyanın son saniyesinde bile boşa gitmeyecek bir amel: fidan dikmek. Umudun bundan daha güçlü bir tarifi az bulunur. Yangın haberleriyle içi daralan herkese Efendimizin (s.a.s.) bu sözü âdeta şöyle seslenir: karamsarlığa kapılma, elindekini toprağa ver.
Ormanı Korumak da İbadettir
Ağaç dikmek kadar, dikileni korumak da dinî bir sorumluluktur. Yangınların bir kısmının ihmal yüzünden çıktığı biliniyor: söndürülmeden atılan bir izmarit, rüzgârlı günde yakılan anız, piknik ateşi… İslam'da başkalarına zarar vermek yasaktır; Peygamberimiz (s.a.s.) "Zarar vermek de yoktur, zarara zararla karşılık vermek de yoktur" buyurmuştur (İbn Mâce, Ahkâm, 17 — hasen). Milyonlarca canlının yuvası olan bir ormana ihmalle zarar veren kimse, yalnız devlete karşı değil, toplumun tamamına ve o ormandaki her cana karşı sorumludur. Bu, altından kalkılması zor bir kul hakkıdır.
O hâlde tedbir de ibadetin parçasıdır: ormanlık alanda ateş yakmamak, izmarit atmamak, gördüğü dumanı vakit kaybetmeden yetkililere bildirmek… Bunlar küçük işler gibi görünse de binlerce hektarı ve nice canı kurtarabilir.
Bugün Ne Yapabiliriz?
Yanan bölgeler için üzülmek güzeldir ama yeterli değildir. Elimizden gelenler belli: Yetkili kurumların fidan bağışı kampanyalarına katılmak, imkânı olanın dikim etkinliklerinde bizzat toprağa dokunması, vefat eden yakınlarımız adına fidan bağışlamak ve yağmur ile rahmet için dua etmek. Bir yandan da evdeki israfı azaltmak; çünkü suyu ve nimeti korumak, ağacı korumakla aynı emanet bilincinin parçasıdır. [İç link: "Su İsrafı Günah mı?" yazısı]
Sıkça Sorulan Sorular
İslam'da ağaç dikmek sevap mıdır?
Evet. Peygamberimiz (s.a.s.), bir Müslümanın diktiği ağaçtan insan, kuş veya hayvanın yediği her şeyin onun için sadaka olacağını bildirmiştir (Buhârî, Hars, 1; Müslim, Müsâkât, 12). Ağaç dikmek süreklilik arz eden bir hayırdır.
Ölen bir kişi adına ağaç dikilebilir mi?
Evet, caizdir ve güzel bir davranıştır. Ağaç bir sadaka-i câriye olduğundan, vefat eden kişi adına fidan dikip sevabını ona bağışlamak, ardından yapılabilecek en kalıcı hayırlardandır.
Orman yangınına ihmalle sebep olmak günah mıdır?
Evet. Topluma, tabiata ve canlılara zarar vermek İslam'da yasaklanmıştır; "Zarar vermek yoktur" hadisi (İbn Mâce, Ahkâm, 17) bunun genel ilkesidir. İhmalle yangına yol açan kişi hem günaha girer hem de toplumun hakkını üstlenmiş olur; verdiği zararı imkânı ölçüsünde telafi etmesi gerekir.
Kıyamet günü fidan hadisi sahih midir?
Evet. "Kıyamet kopuyorken elinizde bir fidan varsa diksin" anlamındaki hadis, Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde ve Buhârî'nin el-Edebü'l-Müfred'inde sahih bir senedle yer alır. Âlimler bu hadisi, hayırlı işi hiçbir şartta ertelememe düsturu olarak açıklamışlardır.
Yorumlar