Ana içeriğe geç
İmsak--:--
Güneş--:--
Öğle--:--
İkindi--:--
Akşam--:--
Yatsı--:--
Sonraki--:--:--

İslam'da Aile Olmanın Önemi

İslam'da Aile Olmanın Önemi

İslam'da aile, üzerine toplumun bina edildiği ilk ve en sağlam yapıdır. Kur'an aileyi, eşler arasına konan sevgi (meveddet) ve merhametle (rahmet) kurulan bir huzur yuvası olarak tanımlar. İyi bir mü'min olmanın ölçülerinden biri de insanın kendi ailesine karşı gösterdiği güzel ahlâktır.

Aile: huzurun kurulduğu ilk yuva

İnsan yalnız yaşamak için yaratılmadı. Yorulduğunda sığınacağı, sevincini paylaşacağı, derdini döküp rahatlayacağı bir yere ihtiyaç duyar. İşte aile bu ihtiyaca verilmiş ilâhî bir cevaptır. Kur'an, eşler arasındaki ilişkiyi tarif ederken "huzur bulma" kelimesini seçer; çünkü sağlam bir yuvanın özünde dinginlik vardır.

Rabbimiz, ailenin kuruluşunu kendi varlığının delillerinden biri olarak sayar ve şöyle buyurur:

وَمِنْ اٰيَاتِه۪ٓ اَنْ خَلَقَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجًا لِتَسْكُنُٓوا اِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُمْ مَوَدَّةً وَرَحْمَةً

"Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet koyması da O'nun (varlığının) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır." (Rûm, 30/21)

Âyetin ölçüsü çok inceliklidir: yuvayı ayakta tutan iki direk meveddet ve rahmettir. Meveddet, gençliğin ve çekimin sıcak sevgisidir; rahmet ise yıllar geçtikçe olgunlaşan, kusuru örten, zayıf anında elinden tutan şefkattir. Bir evde bu ikisi varsa, orada huzur eksik olmaz.

En hayırlı insan, ailesine en iyi davranandır

İslâm'da dindarlık sadece camide, seccade üstünde ölçülmez; asıl sınav çoğu zaman evin içinde, en yakınlarımıza karşı tutumumuzda verilir. Dışarıda herkese güler yüzlü olup eve girince somurtan bir kişinin ahlâkında bir eksik var demektir. Peygamberimiz (s.a.s.) bu ölçüyü çok net koyar:

خَيْرُكُمْ خَيْرُكُمْ لِاَهْلِه۪ وَاَنَا خَيْرُكُمْ لِاَهْل۪ي

"Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de aileme karşı en hayırlı olanınızım." (Tirmizî, Menâkıb 63)

Burada Resûlullah (s.a.s.) kendisini örnek gösterir; çünkü o, evinde de aynı yumuşaklığı, sabrı ve vefayı yaşardı. Eşine yardım eder, çocuklara şefkatle yaklaşır, ev halkına asla sert davranmazdı. Demek ki güzel ahlâkın gerçek mihenk taşı, en rahat olduğumuz, maskelerin düştüğü yer olan evimizdir.

Evde herkesin bir sorumluluğu var

Aile, sadece haklardan değil, sorumluluklardan da örülür. Eşler birbirine, anne-baba çocuğuna, evlât da yaşlanan ana-babasına karşı vazifelidir. Bu sorumluluk bilincini Peygamberimiz unutulmaz bir benzetmeyle anlatmıştır:

كُلُّكُمْ رَاعٍ وَكُلُّكُمْ مَسْؤُولٌ عَنْ رَعِيَّتِه۪

"Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüğünüzden sorumlusunuz." (Buhârî, Cum'a 11; Müslim, İmâre 1829)

Bu söz, evdeki herkese bir emanet yükler. Baba, ailesinin geçiminden ve terbiyesinden; anne, yuvanın düzeninden ve evlâdın yetişmesinden; çocuk da kendisine verilenden sorumludur. Kimse "benim üstüme vazife değil" diyemez; herkesin omzunda, sevgiyle taşınması gereken bir emanet vardır.

Ana-baba hakkı: cennetin eşiği

Ailenin en hassas halkalarından biri ana-baba hakkıdır. Kur'an, Allah'a kullukla ana-babaya iyiliği çoğu yerde yan yana zikreder. Onlara "öf" bile dememeyi, yaşlılıklarında incitmemeyi, gönüllerini almayı emreder (bk. İsrâ, 17/23-24). Çünkü bir insanın Rabbine şükrü, kendisini büyüten ellere vefasından ayrı düşünülemez.

Çocuk yetiştirmek de bu sorumluluğun öbür yüzüdür. Ona güzel bir isim vermek, helâl lokmayla beslemek, namazı ve edebi sevdirerek öğretmek; bunların hepsi sadaka-i câriye hükmündedir. İyi yetişmiş bir evlât, ebeveyni göçtükten sonra bile onların amel defterine hayır yazdırmaya devam eder.

Huzurlu yuvanın sırrı: sabır, vefa ve dua

Hiçbir aile kusursuz değildir; her evde tatsızlık, yorgunluk, dargınlık olabilir. Önemli olan bu anları yıkıma değil, olgunlaşmaya çevirebilmektir. Bir tarafın öfkelendiği yerde diğerinin susmayı bilmesi, hatanın büyümeden helâlleşmeyle kapanması, yuvayı ayakta tutan görünmez harçtır.

Mü'min, ailesi için dua etmeyi de ihmal etmez. "Rabbenâ heb lenâ min ezvâcinâ ve zürriyyâtinâ kurrate a'yün" yani "Rabbimiz! Bize göz aydınlığı olacak eşler ve nesiller bağışla" (Furkân, 25/74) niyazı, her mü'minin yuvası için yaptığı en güzel dilektir. Aile bağını güçlendiren ibadetler için Cuma günü ibadetleri ve tövbe ve istiğfar duaları yazılarımıza da bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

İslam'da aile neden bu kadar önemlidir?

Çünkü aile, toplumun temel taşıdır ve insanın huzur bulduğu ilk yuvadır. Kur'an aileyi, eşler arasına konan sevgi ve merhametle kurulan bir dinginlik ortamı olarak tanımlar (Rûm, 21). Sağlam aileler, sağlam ve huzurlu bir toplumun da güvencesidir.

Eşler arasında en önemli bağ nedir?

Kur'an'ın ifadesiyle meveddet (sevgi) ve rahmet (merhamet). Sevgi ilişkiyi başlatır, merhamet ise onu zorlu zamanlarda ayakta tutar. Bu ikisinin bulunduğu yuvada karşılıklı saygı, sabır ve vefa kendiliğinden gelişir.

Peygamberimiz aile içinde nasıl davranırdı?

Resûlullah (s.a.s.) evinde son derece yumuşak, yardımsever ve şefkatliydi. Eşine ev işlerinde yardım eder, çocuklara sevgiyle yaklaşırdı. "Sizin en hayırlınız, ailesine en hayırlı olanınızdır" buyurarak kendisini örnek göstermiştir (Tirmizî, Menâkıb 63).

İslam'da ana-baba hakkı nedir?

Kur'an, ana-babaya iyiliği Allah'a kulluğun hemen ardından zikreder. Onlara "öf" bile dememek, yaşlılıklarında incitmemek, gönüllerini hoş tutmak emredilmiştir (İsrâ, 23-24). Ana-baba rızası, evlât için büyük bir hayır kapısıdır.

Aile huzuru için ne yapılmalı?

Karşılıklı sabır, vefa, helâlleşmeyi geciktirmemek ve aile için dua etmek huzurun temelidir. Herkesin sorumluluğunu sevgiyle taşıması, küçük kırgınlıkları büyütmeden çözmesi yuvayı ayakta tutar. Furkân sûresi 74. âyetteki "göz aydınlığı" duası bu niyetin güzel bir ifadesidir.

Sitede keşfet
İslam ArşiviEditöryal

İlgili yazılar

Yorumlar

Tüm yazılar