Şehit Kime Denir? İslam'da Şehitliğin Fazileti ve Mertebesi
Şehit; Allah yolunda, vatanını, canını, malını ve mukaddesatını savunurken hayatını kaybeden mümine denir. Kur'an-ı Kerim, şehitlere "ölüler" denmesini yasaklar; onlar Rableri katında diridir ve rızıklandırılırlar (Âl-i İmrân, 169). Bu yüzden şehitlik, İslam'da peygamberlik ve sıddîklıktan sonra gelen en yüksek mertebelerden biri kabul edilmiştir.
"Şehit" ne demek? Kelimenin taşıdığı incelik
Şehit kelimesi, Arapçada "tanık olmak, hazır bulunmak" anlamındaki şehâdet kökünden gelir. Âlimler bu isimlendirmeye birkaç güzel izah getirmişlerdir: Şehit, cennete girişine bizzat tanıklık ettiği için; melekler onun ruhunu karşılamaya şahit oldukları için; ya da Rabbinin katında diri olarak hazır bulunduğu için bu ismi almıştır. Hangi izah esas alınırsa alınsın sonuç değişmez: Şehit, ölümüyle kaybolan değil, asıl hayata gözlerini açan kimsedir.
Bu yıl 15 Temmuz'un onuncu yıl dönümü. Türkiye, o gece vatanı ve milletin iradesini savunurken canını veren şehitlerini bir kez daha rahmetle anıyor. Tam da bu günlerde "şehit kime denir, şehitlik neden bu kadar yücedir?" sorusu yeniden gündemde. Cevabı, doğrudan Kur'an ve sahih sünnette bulmak mümkün.
Kur'an'da şehitlik: "Onlara ölüler demeyin"
Şehitliğin mahiyetini en açık biçimde ortaya koyan ayet, Âl-i İmrân sûresindedir:
وَلَا تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُوا فِي سَبِيلِ اللّٰهِ اَمْوَاتًاۜ بَلْ اَحْيَٓاءٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ
"Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler; Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar." (Âl-i İmrân, 169)
Bakara sûresinde de aynı hakikat şöyle vurgulanır: "Allah yolunda öldürülenlere 'ölüler' demeyin. Hayır, onlar diridirler; fakat siz farkında değilsiniz." (Bakara, 154). Demek ki şehidin ölümü, bizim bildiğimiz anlamda bir yok oluş değil; berzah âleminde özel bir hayata geçiştir. Kabir hayatının mahiyetini tam olarak bilemeyiz, ama Kur'an'ın bu iki ayeti, şehitlerin Allah katında diri olduğunu ve nimetlendirildiğini kesin bir dille haber verir.
Sahih hadislerde şehitliğin fazileti
Resûlullah (s.a.s.) şehitliğin değerini anlatırken çarpıcı bir tablo çizer. Enes b. Mâlik'in (r.a.) rivayet ettiği hadiste şöyle buyurur:
"Cennete giren hiçbir kimse, yeryüzündeki her şey kendisine verilse bile dünyaya geri dönmek istemez. Yalnız şehit müstesna. O, gördüğü büyük ikram sebebiyle dünyaya dönüp on kere daha şehit olmayı temenni eder." (Buhârî, Cihâd 21; Müslim, İmâre 108-109)
Cennete kavuşan hiç kimsenin dünyayı özlemeyeceğini düşünürsek, şehidin "keşke dönüp bir daha şehit olsam" demesi, ona verilen ikramın büyüklüğünü anlatmaya yeter. Bir başka sahih hadiste ise şu müjde yer alır: "Şehidin borç dışındaki bütün günahları bağışlanır." (Müslim, İmâre 119). Tirmizî'nin "hasen-sahih" olarak değerlendirdiği bir rivayette de şehide altı ikramdan söz edilir: İlk damla kanıyla bağışlanması, cennetteki makamını görmesi, kabir azabından korunması, en büyük korku olan kıyamet dehşetinden emin olması, başına vakar tacı konulması ve yakınlarından yetmiş kişiye şefaat etme yetkisi verilmesi (Tirmizî, Fedâilü'l-cihâd 25).
Müslim'deki borç istisnası üzerinde ayrıca durmak gerekir. Şehitlik gibi muazzam bir mertebe bile kul hakkını silmiyor. Bu, İslam'ın kul hakkına verdiği önemin en çarpıcı delillerinden biridir.
Sadece savaşta ölen mi şehit olur? Şehit çeşitleri
Halk arasında şehitlik çoğu zaman yalnızca savaş meydanıyla anılır. Oysa sahih hadisler bu kapıyı çok daha geniş tutar. Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
"Şehitler beştir: Veba hastalığından ölen, iç hastalığından (karın hastalığı) ölen, suda boğulan, enkaz altında kalarak ölen ve Allah yolunda öldürülen." (Buhârî, Ezân 32; Müslim, İmâre 164)
Başka sahih rivayetlerde malını savunurken öldürülen (Buhârî, Mezâlim 33), canını ve ailesini korurken ölen (Tirmizî, Diyât 21) ve doğum sırasında vefat eden kadın da (Ebû Dâvûd, Cenâiz 11) şehitler arasında sayılmıştır. Fıkıh âlimleri bu rivayetlerden hareketle şehitleri ikiye ayırırlar:
- Hakiki şehit (dünya ve ahiret şehidi): Allah yolunda, vatan ve mukaddesat savunmasında öldürülen kimsedir. Yıkanmaz, kefenlenmez; kanlı elbisesiyle cenaze namazı kılınarak defnedilir. Kanı, kıyamet günü onun şahidi olacaktır.
- Hükmî şehit (ahiret şehidi): Yukarıdaki hadislerde sayılan sebeplerle (hastalık, boğulma, enkaz, doğum gibi) vefat eden müminlerdir. Bunlara normal cenaze işlemleri uygulanır; fakat ahirette şehit sevabına nail olmaları umulur.
Bu genişlik, aslında büyük bir rahmet kapısıdır. Depremde yakınını kaybeden, hastalıkla boğuşarak vefat eden bir müminin ardından "şehit hükmünde" diyebilmek, geride kalanlar için de derin bir tesellidir.
Şehitler için biz ne yapabiliriz?
Şehitlere karşı vazifemiz yılda bir gün anmaktan ibaret değildir. Onlar için yapılabilecekler bellidir: Ruhlarına Fâtiha ve dua göndermek, bağışlanmaları için istiğfarda bulunmak, adlarına sadaka vermek ve hayır yapmak. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) Uhud şehitlerini yıllar sonra bile ziyaret etmiş ve onlara dua etmiştir.
Bir de şu var: Şehidin asıl emaneti geride bıraktıklarıdır. Ailesine sahip çıkmak, yetimini gözetmek, uğrunda can verdiği değerleri yaşatmak da bu vefanın parçasıdır. 15 Temmuz'un onuncu yılında yurt genelinde anma programları düzenlenirken, şehitlerimiz için yapılacak en kalıcı anma da budur: dua ve emanete sadakat. Dilinize şu kısa duayı alabilirsiniz: "Allah'ım! Şehitlerimizin şehadetini kabul eyle, makamlarını âlî eyle, geride bıraktıklarına sabır ve metanet ver."
Sıkça Sorulan Sorular
Şehitler neden yıkanmadan defnedilir?
Hakiki şehit, üzerindeki kanla birlikte Allah'ın huzuruna çıkar; o kan kıyamette onun lehine şahitlik edecektir. Bu sebeple fıkıh kaynaklarına göre savaş ve savunma şehidi yıkanmaz, kanlı elbisesi kefeni sayılır; cenaze namazı kılınarak defnedilir.
Sadece savaşta ölen mi şehit sayılır?
Hayır. Sahih hadislerde vebadan ölen, suda boğulan, enkaz altında kalan, iç hastalığından ölen, malını ve ailesini savunurken öldürülen ve doğumda vefat eden kadın da şehitler arasında sayılmıştır. Bunlar "ahiret şehidi" kabul edilir ve şehit sevabına nail olmaları umulur.
Şehit borçlu ölürse ne olur?
Sahih hadiste şehidin borç dışındaki bütün günahlarının bağışlanacağı bildirilmiştir (Müslim, İmâre 119). Kul hakkı ve borç, ancak hak sahibinin helâl etmesi veya borcun ödenmesiyle düşer. Bu yüzden şehidin borcunu mirasçılarının ya da devletin ödemesi büyük önem taşır.
Vatan savunmasında ölenler şehit midir?
Âlimlerin genel kabulüne göre vatanını, milletini, canını ve namusunu meşru şekilde savunurken öldürülen mümin şehittir. Vatan savunması, dinin korunmasını da içine alan bir "Allah yolunda" oluş kapsamında değerlendirilmiştir. 15 Temmuz gecesi ve benzeri durumlarda milletin iradesini savunurken hayatını kaybedenler de bu çerçevede şehit hükmünde kabul edilir.
Yorumlar