Ana içeriğe geç
İmsak--:--
Güneş--:--
Öğle--:--
İkindi--:--
Akşam--:--
Yatsı--:--
Sonraki--:--:--

İstişare Nedir? Danışarak Karar Vermenin Önemi ve Adabı

İstişare Nedir? Danışarak Karar Vermenin Önemi ve Adabı

İstişare; bir işe karar vermeden önce o işin ehline danışmak, görüş almak demektir. Kur'an-ı Kerim müminlerin işlerini danışarak yürütmesini över, Resûlullah (s.a.s.) da ashabıyla sürekli istişare ederdi. Üniversite tercihi gibi hayatın dönüm noktalarında danışmak, sünnete uymanın yanında isabetli karar vermenin de anahtarıdır.

Sınav sonuçlarının açıklandığı, tercih listelerinin hazırlandığı şu günlerde binlerce genç ve ailesi aynı sorunun etrafında dönüp duruyor: Hangi bölüm, hangi şehir, hangi yol? İş değiştirmeyi düşünen, evlilik arefesindeki ya da yeni bir işe girişecek olan için de durum farklı değil. İslam bu kavşaklarda bize iki sağlam el uzatır: kullara danışmak (istişare) ve Allah'a danışmak (istihare).

İstişare Ne Demektir?

Arapça "şûrâ" kökünden gelen istişare, kelime olarak "arı kovanından bal almak" anlamındaki bir fiile dayanır. Ne güzel bir benzetme: Danışan kişi, muhatabının tecrübesinden ve aklından bal alır gibi görüş devşirir. Terim olarak istişare, karar vermeden önce konunun ehliyle görüşüp onların düşüncesini almaktır. Yerleşik kültürümüzdeki karşılığıyla "danışma"dır; atalarımız bunu "Danışan dağı aşmış, danışmayan düz yolda şaşmış" sözüyle özetlemiştir.

Kur'an İstişareyi Emrediyor

İstişare, Kur'an-ı Kerim'de bizzat Resûlullah'a (s.a.s.) emredilmiştir. Uhud'un ardından inen âyette Rabbimiz şöyle buyurur:

وَشَاوِرْهُمْ فِي الْاَمْرِۚ فَاِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّل۪ينَ

"…İş konusunda onlarla istişare et. Karar verince de artık Allah'a tevekkül et. Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever." (Âl-i İmrân, 159)

Düşündürücüdür: Vahiyle desteklenen bir peygambere dahi danışması emrediliyor. Demek ki istişare bir zaaf değil, bir olgunluk göstergesidir. Nitekim Şûrâ sûresi, müminleri anlatırken "Onların işleri aralarında danışma iledir" buyurur (Şûrâ, 38) ve bir sûre bu adı taşır.

Resûlullah'ın (s.a.s.) Hayatında Danışma

Efendimiz bu emri hayatına öyle yerleştirmişti ki, sahabeden Ebû Hüreyre (r.a.) şöyle der: "Ashabıyla Resûlullah'tan (s.a.s.) daha çok istişare eden birini görmedim." (Tirmizî, Cihâd 35 — hasen). Bedir'de ordunun konaklayacağı yeri bir sahâbînin görüşüyle değiştirdi. Uhud'da kendi kanaati Medine'de kalmak yönündeyken gençlerin meydan savaşı isteğine uydu. Hendek kuşatmasında Selmân-ı Fârisî'nin (r.a.) hendek kazma önerisini kabul etti. Karar öncesi danışmak, karar sonrası ise kararlılık ve tevekkül; âyetin çizdiği denge tam olarak budur.

Bir hadis de danışılan kişiye sorumluluk yükler: "Kendisine danışılan kimse güvenilir olmalıdır (emanet taşır)." (Ebû Dâvûd, Edeb 114; Tirmizî, Edeb 57 — hasen). Yani görüş sorulan kişi, bildiğini dürüstçe söylemek; bilmiyorsa "bilmiyorum" demek zorundadır. Yanlış yönlendirme, emanete hıyanettir.

Kime Danışılır? İstişarenin Adabı

Her konu herkese danışılmaz; istişarenin bereketi ehlini bulmakla ortaya çıkar. Danışılacak kişide aranan başlıca özellikler şunlardır: o alanda bilgi ve tecrübe sahibi olması, dindar ve güvenilir olması, sır saklaması ve danışana karşı art niyet taşımamasıdır. Üniversite tercihinde bu; o mesleğin içindeki insanlar, rehber öğretmenler ve öğrenciyi tanıyan hocalardır. Ticarette işin erbabı, ailevi meselelerde hikmet sahibi büyüklerdir.

Danışanın da görevleri var: Meseleyi dürüstçe ve eksiksiz anlatmak, sadece kendi görüşünü onaylatacak kişileri seçmemek, farklı görüşleri sabırla dinlemek. İstişareden çıkan sonuç kendi arzusuna ters düşse bile bunu bir kazanç saymak gerekir; zira insan kendi görüşüne âşık olunca hataya sürüklenir.

Sahabenin Yönetiminde ve Aile Hayatında İstişare

Efendimizden sonra ashâb da bu yolu sürdürdü. Hz. Ebûbekir (r.a.) bir meseleyle karşılaşınca önce Kur'an'a, sonra sünnete bakar; ikisinde açık hüküm bulamazsa ashâbın ileri gelenlerini toplayıp danışırdı. Hz. Ömer (r.a.) devlet işlerinde istişare meclisini hiç eksik etmedi; "İstişaresiz yürütülen işte hayır yoktur" anlayışı onun yönetiminin mührüydü. Hudeybiye günü Efendimiz'in (s.a.s.), hanımı Ümmü Seleme validemizin (r.anhâ) görüşüyle hareket edip sıkıntıyı çözmesi ise ayrı bir inceliği gösterir: Danışmak yaş, makam ve cinsiyet gözetmez; doğru görüş kimden gelirse ondan alınır.

Bu son örnek, istişarenin asıl mektebinin ev olduğunu da hatırlatıyor. Eşlerin birbirine danıştığı, çocukların fikrinin sorulduğu bir evde yetişen genç, danışmayı tabiat hâline getirir. Kur'an, çocuğun sütten kesilmesi gibi gündelik bir konuda bile anne babanın "birbirleriyle istişare ederek" karar vermesinden söz eder (Bakara, 233). Aile içinde küçük meselelerde işletilmeyen istişare, büyük kararlarda bir anda işlemeye başlamaz.

İstişare ile İstihare Arasındaki Fark

İkisi birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. İstişare kulların aklına ve tecrübesine başvurmak, istihare ise hayırlısını Allah'tan istemektir. Âlimlerin tavsiye ettiği sıra da şudur: Önce araştır ve ehline danış, aklın gereğini yap; gönlün yine de mutmain olmazsa istihare namazı kılarak hayırlısını Rabbinden dile, sonra karar ver ve tevekkül et. İstihare, araştırma ve danışma zahmetinin yerine geçen bir kısa yol değildir.

Tercih Dönemindekilere Birkaç Söz

Önünde tercih listesi duran bir gence şunu hatırlatmak isteriz: Bu listeye yazacağın satırlar önemli, ama kaderin tek kapısı değil. Ehline danış, araştır, istihareni yap, kararını ver ve Allah'a güven. Âyetin ifadesiyle "azmettikten sonra tevekkül" et. Sonuç beklediğin gibi çıkmazsa bil ki senin için hayırlı olanı en iyi bilen Allah'tır. Danışılmış, dua edilmiş ve tevekkülle verilmiş bir kararın pişmanlığı olmaz.

Sıkça Sorulan Sorular

İstişare ne demektir, kısaca?

İstişare, bir karar vermeden önce konunun ehline danışıp görüş almak demektir. Kur'an'da müminlerin özelliği olarak anılır (Şûrâ, 38) ve Resûlullah'a (s.a.s.) da emredilmiştir (Âl-i İmrân, 159).

İstişare kiminle yapılır?

Konusunda bilgili ve tecrübeli, güvenilir, sır saklayan ve danışana iyilik isteyen kişilerle yapılır. Hadiste "Kendisine danışılan kimse güvenilirdir" buyrulmuştur (Ebû Dâvûd, Edeb 114).

Önce istihare mi yapılır, istişare mi?

Tavsiye edilen sıra önce araştırmak ve ehline danışmak, sonra istihare ile hayırlısını Allah'tan istemektir. İstihare, danışma ve araştırmanın yerine geçmez; onları tamamlar.

İstişare sonucuna uymak zorunlu mudur?

İstişare bağlayıcı değildir; karar ve sorumluluk danışana aittir. Ancak ehil kişilerin ortak kanaatine sebepsiz yere aykırı davranmak isabetli olmaz. Karar verildikten sonra da tereddüde kapılmadan Allah'a tevekkül edilir.

Sitede keşfet
İslam ArşiviEditöryal

İlgili yazılar

Yorumlar

Tüm yazılar