Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İslam Arşivi

Kâbe'yi Kim İnşa Etti? Bir Mabedin Dört Bin Yıllık Tarihi

Kâbe, Kur'an'ın bildirdiğine göre insanlar için kurulan ilk mabettir ve bugünkü temelleri Hz. İbrâhim ile oğlu Hz. İsmâil (a.s.) tarafından yükseltilmiştir. Yapı, tarih boyunca sel ve yangınlar sebebiyle birkaç kez onarılmış; bugün ayakta duran duvarların büyük bölümü 1630'daki büyük selin ardından yapılan inşadan kalmadır.

Hac kayıtlarının sürdüğü şu günlerde milyonlarca insanın gönlü aynı noktaya dönük. Peki o taş yapının arkasında nasıl bir tarih var? Kimler eliyle yükseldi, kaç defa yıkıldı, bugünkü hâline nasıl geldi?

İlk ev

Kur'an, Kâbe'nin konumunu tek cümlede belirler:

اِنَّ اَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذ۪ي بِبَكَّةَ مُبَارَكًا وَهُدًى لِلْعَالَم۪ينَ

"Şüphesiz insanlar için kurulan ilk mâbed, Mekke'deki mübarek ve âlemlere hidayet kaynağı olan evdir." (Âl-i İmrân, 96)

Bu ayet, Kâbe'nin İslam'la başlamadığını, aksine insanlık tarihinin en eski ibadet merkezi olduğunu söyler. Ebû Zer (r.a.) sorduğunda Efendimiz'in (s.a.s.) "yeryüzünde kurulan ilk mescit Mescid-i Harâm'dır" buyurması da bunu teyit eder (Buhârî, Enbiyâ, 10; Müslim, Mesâcid, 1).

Hz. İbrâhim ve Hz. İsmâil'in inşası

Tarihin bilinen dönemecinde Hz. İbrâhim (a.s.) vardır. Eşi Hâcer ile oğlu İsmâil'i o ıssız vadiye bıraktığında orada ne su vardı ne insan. Zemzem'in çıkışı, Mekke'nin bir yerleşim yerine dönüşmesi ve baba-oğulun mabedi yükseltmesi bu vadinin hikâyesidir. Kur'an inşa anını bir dua ile aktarır:

وَاِذْ يَرْفَعُ اِبْرٰه۪يمُ الْقَوَاعِدَ مِنَ الْبَيْتِ وَاِسْمٰع۪يلُۜ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّاۜ اِنَّكَ اَنْتَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ

"İbrâhim, İsmâil ile birlikte evin temellerini yükseltirken şöyle diyorlardı: Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur. Şüphesiz sen işitensin, bilensin." (Bakara, 127)

Ayetin dikkat çeken tarafı şu: İki peygamber koca bir mabedi inşa ediyor, ama dilleri övünmeyle değil, "kabul et" niyazıyla meşgul. Amelin büyüklüğü, sahibini kibre değil endişeye götürüyor.

Câhiliye dönemi: mabedin gölgede kalan asırları

Zamanla Mekke ticaretin merkezi oldu, fakat mabedin anlamı bulandı. Kâbe'nin çevresi putlarla doldu; tavaf bile bazı kabilelerce garip âdetlere büründü. Yine de Kâbe, Araplar için saygı gören bir merkez olmayı sürdürdü. Fil Vakası olarak bilinen ve Kur'an'da müstakil bir sûreyle anılan olay (Fîl sûresi) bu dönemin en bilinen hadisesidir: Kâbe'yi yıkmak üzere gelen ordu hedefine ulaşamamıştır.

Kureyş'in onarımı ve Hacerülesved hakemliği

Efendimiz (s.a.s.) otuz beş yaşlarındayken Kâbe, sel ve yangın sebebiyle yıpranmıştı. Kureyş yapıyı yeniden inşa etmeye karar verdi. Yalnız bir sorun vardı: Kaynakların bildirdiğine göre yalnız helâl kazançla inşa etme kararı alınmış, toplanan para İbrâhim temellerinin tamamını örtmeye yetmemişti. Bu yüzden kuzey tarafta bir bölüm dışarıda bırakıldı. Bugün Hicr veya Hatîm denilen, yarım daire duvarla çevrili alan işte o bölümdür — ve tavaf bu alanın dışından yapılır.

Hz. Âişe'nin (r.anhâ) naklettiğine göre Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştu: "Ey Âişe! Kavmin câhiliyeden yeni çıkmış olmasaydı, Kâbe'yi yıkar, İbrâhim'in temelleri üzerine yeniden yapardım." (Buhârî, Hac, 42; Müslim, Hac, 399) Bu söz, İslam'ın toplumsal değişimde ne kadar temkinli davrandığını gösteren en açık örneklerdendir: doğru bilinen bir iş bile, fitneye yol açacaksa ertelenebilir.

İnşaat sırasında Hacerülesved'i yerine kimin koyacağı tartışması çıktı ve iş neredeyse kan dökülmesine varacaktı. Kabileler, Mescid-i Harâm'a ilk girecek kişinin hakem olmasına razı oldular. Gelen kişi henüz peygamberlik verilmemiş olan Muhammed'di (s.a.s.) ve halk "el-Emîn geldi" diye sevindi. Çözümü basitti: taşı bir örtünün üzerine koydurdu, kabile temsilcilerine örtünün uçlarından tutturdu, hep birlikte kaldırdılar; sonra taşı kendi eliyle yerine yerleştirdi. Kimse kırılmadı, kimse üstün gelmedi.

Kıblenin dönüşü ve fethin günü

Hicretten sonra Medine'de bir süre Kudüs'e yönelerek namaz kılındı. Hicretin ikinci yılında kıble Kâbe'ye çevrildi: "Yüzünü Mescid-i Harâm tarafına çevir." (Bakara, 144) Bu, sadece bir yön değişikliği değil; yeni ümmetin kendi merkezini kurmasıydı.

Mekke'nin fethedildiği gün Efendimiz (s.a.s.) Kâbe'nin içindeki ve çevresindeki putları temizledi ve şu ayeti okudu: "Hak geldi, bâtıl yok oldu. Zaten bâtıl yok olmaya mahkûmdur." (İsrâ, 81) Şehir kan dökülmeden alınmış, mabed asli işlevine dönmüştü.

Sonraki yüzyıllar: yıkımlar ve onarımlar

  • Abdullah b. Zübeyr dönemi (h. 64): Kuşatma sırasında zarar gören Kâbe, Hz. Âişe'den nakledilen hadise dayanılarak İbrâhim temelleri üzerine, Hicr içeri alınacak biçimde yeniden inşa edildi.
  • Haccâc dönemi: Yapı, Kureyş'in bıraktığı ölçülere geri döndürüldü. Sonraki halifeler bu tartışmayı yeniden açmak istese de, mabedin sık sık yıkılıp yapılmasının doğru olmayacağı görüşü ağır bastı ve bugünkü plan böylece sabitlendi.
  • 1630 seli: Büyük bir selin duvarları yıkmasının ardından Osmanlı döneminde kapsamlı bir inşa gerçekleştirildi. Bugün görülen duvarların büyük kısmı bu onarımdan kalmadır.
  • Kisve: Kâbe'nin örtüsü asırlar boyunca farklı devletlerce hazırlandı; uzun bir dönem Mısır'dan gönderilen kisve, Osmanlı himayesinde düzenli olarak yenilendi. Bugün Mekke'de üretiliyor.

Bir taş yapıdan fazlası

Kâbe'ye yönelmek, taşa saygı göstermek değildir. Hz. Ömer'in (r.a.) Hacerülesved'i öperken söylediği söz bu sınırı berrak biçimde çizer: "Biliyorum ki sen bir taşsın; ne fayda ne zarar verebilirsin. Resûlullah'ın (s.a.s.) seni öptüğünü görmeseydim, ben de öpmezdim." (Buhârî, Hac, 50; Müslim, Hac, 251) İbadet Allah'a yapılır; Kâbe ise ümmetin ortak yönüdür.

Belki de bu yüzden tavaf ederken kimin nereden geldiği anlaşılmaz. Aynı halkada, aynı yöne, aynı sözlerle dönen insan kalabalığı — mabedin tarihi kadar dikkat çekici olan şey, bugün hâlâ aynı işi görüyor olmasıdır.

Bu tarihten bugüne kalan ders

Kâbe'nin tarihi bize üç şey söylüyor. Birincisi: Helâl kazanç, bir mabedin duvarını bile belirler. Kureyş helâl para yetmediği için binayı küçültmüş; İslam bu tercihi bozmamıştır. İkincisi: Doğru bir iş bile toplumu bölecekse ertelenebilir. Efendimiz'in (s.a.s.) Hz. Âişe'ye söylediği söz, ıslahın hız değil basiret işi olduğunu öğretir. Üçüncüsü: Anlaşmazlık, herkesin ucundan tuttuğu bir örtüyle çözülebilir. Hacerülesved hakemliği, on dört asır sonra bile taze duran bir uzlaşma dersidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Kâbe'yi ilk kim inşa etti?

Kur'an, Kâbe'nin insanlar için kurulan ilk mâbed olduğunu bildirir (Âl-i İmrân, 96). Bugünkü temellerin yükseltilmesi ise Hz. İbrâhim ve oğlu Hz. İsmâil (a.s.) tarafından gerçekleştirilmiştir (Bakara, 127). Daha öncesine dair anlatımların bir kısmı sağlam kaynağa dayanmadığı için ihtiyatla karşılanır.

Hatîm (Hicr) nedir, neden tavafın dışında kalır?

Kâbe'nin kuzey tarafında yarım daire duvarla çevrili alandır. Kureyş yeniden inşa ederken helâl kazançtan toplanan para yetmediği için Hz. İbrâhim'in temellerinin bir bölümü dışarıda kalmıştır. Bu alan Kâbe'den sayıldığı için tavaf onun dışından yapılır.

Kâbe kaç defa yeniden inşa edildi?

Kaynaklar farklı sayılar verir; kesin bir rakam vermek doğru olmaz. Tarihî olarak bilinenler arasında Hz. İbrâhim'in inşası, Kureyş'in onarımı, Abdullah b. Zübeyr dönemindeki yeniden yapım, Haccâc'ın eski plana döndürmesi ve 1630 selinden sonraki büyük inşa öne çıkar.

Hacerülesved nedir, ona secde edilir mi?

Kâbe'nin doğu köşesinde bulunan siyah taştır. Tavafa başlarken selâmlanır veya öpülür; ancak ona secde edilmez, ondan bir şey istenmez. Hz. Ömer'in (r.a.) sözü bu sınırı açıkça belirtir: taşın kendisi fayda veya zarar veremez, yapılan şey sünnete uymaktır.

Kıble neden Kudüs'ten Kâbe'ye çevrildi?

Hicretten sonra bir süre Kudüs'e yönelinmiş, hicretin ikinci yılında Bakara sûresi 144. ayetle kıble Mescid-i Harâm'a çevrilmiştir. Bu değişiklik, müminlerin bağlılığını sınayan bir imtihan ve İslam ümmetinin kendi merkezini kazanması olarak yorumlanmıştır.

Sitede keşfet
İslam Arşivi
Editöryal
İlgili yazılar
Yorumlar
Tüm yazılar