Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İslam Arşivi

Kader ve Kaza Nedir? İnsanın İradesi Nerede Başlar?

Kader, Allah'ın (c.c.) olacak her şeyi ezelî ilmiyle bilmesi ve takdir etmesidir. Kaza ise takdir edilenin zamanı gelince gerçekleşmesidir. Allah'ın bilmesi, kulu o fiile mecbur bırakmaz; insan kendi tercihiyle davranır ve bu yüzden sorumludur. Kadere iman, imanın altı esasından biridir.

Bu konu, dinî sohbetlerin en çok dağıldığı yerdir. Kimi "her şey yazılmış, ne yapsam boş" der; kimi de "o zaman Allah niye hesap soruyor?" diye sıkışır. Oysa meselenin düğümü, çoğu zaman bir tek noktada çözülür: Bilmek, mecbur bırakmak değildir.

Kader ile kaza arasındaki fark

Kelâm kitaplarında kader, Allah'ın ezelde olacak her şeyi bilmesi ve buna göre takdir etmesi diye tanımlanır. Kaza ise bu takdirin, vakti geldiğinde yaratılıp gerçekleşmesidir. Yani biri plan, diğeri uygulamadır.

Bir öğretmen düşünün: Yıllardır tanıdığı öğrencisinin sınavda hangi soruda takılacağını, hangi hatayı yapacağını neredeyse kesin biliyor. Sınav bittiğinde tahmini doğru çıkıyor. Peki öğrenci o hatayı, öğretmen bildiği için mi yaptı? Hayır. Öğretmen bildiği için değil, öğrenci öyle yaptığı için biliyordu. Bu örnek eksiktir — Allah'ın ilmi bir tahmin değil, kuşatıcı ve kesin bir bilgidir — ama düğümü çözmeye yarar.

اِنَّا كُلَّ شَيْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ

"Şüphesiz biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık." (Kamer, 49)

Âyetteki "kader" kelimesi burada aynı zamanda "ölçü" demektir. Kâinatta hiçbir şey başıboş, rastgele ve ölçüsüz değildir. Suyun kaynama noktasından bir bebeğin dünyaya gelme süresine kadar her şeyin bir düzeni vardır. Kadere iman, önce bu düzenin sahibini tanımaktır.

İmanın altı esasından biri

Cibrîl hadisi diye bilinen rivayette, imanın ne olduğu sorulduğunda Efendimiz (s.a.s.) şöyle cevap verir: "Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve âhiret gününe iman etmen; bir de kadere, hayrına ve şerrine iman etmendir." (Müslim, Îmân, 1; ayrıca Buhârî, Îmân, 37)

Dikkat edilirse hadis "kaderin şerrine de iman" diyor. Bu, şerri Allah'ın beğendiği anlamına gelmez. Kâinatta hiçbir şeyin O'nun ilmi ve yaratması dışında olmadığını kabul etmek demektir. Kul kötü fiili tercih eder; yaratma ise Allah'a aittir. Sorumluluk, tercihin sahibine yüklenir.

Peki insanın iradesi nerede?

Ehl-i Sünnet'in genel kabulüne göre insanda "cüz'î irade" denen bir tercih gücü vardır. Bu irade sınırsız değildir — kimse nerede ve hangi ailede doğacağını seçmez. Ama sınırlı da olsa gerçektir: Yalan söylemekle doğruyu söylemek arasında, namaza kalkmakla uyumaya devam etmek arasında tercih yapan kişinin kendisidir.

Kur'an baştan sona bu tercihe hitap eder. Emirler, yasaklar, uyarılar, müjdeler... Bunların hepsi, muhatabın seçebildiği varsayımı üzerine kuruludur. Seçemeyen birine "yapma" demenin anlamı olmazdı.

اِنَّ اللّٰهَ لَا يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتّٰى يُغَيِّرُوا مَا بِاَنْفُسِهِمْ

"Bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez." (Ra'd, 11)

Bu âyet, kaderi tembelliğin gerekçesi yapmanın önündeki en açık settir.

Hz. Ömer'in verdiği ders: kaderden kadere kaçmak

Hz. Ömer (r.a.) ordusuyla Şam yolundayken bölgede veba salgını çıktığı haberi geldi. İstişare etti ve geri dönme kararı aldı. Ebû Ubeyde b. Cerrâh (r.a.) itiraz etti: "Allah'ın kaderinden mi kaçıyorsun?" Hz. Ömer'in cevabı, bu konudaki en berrak cümlelerden biridir:

"Evet, Allah'ın kaderinden yine Allah'ın kaderine kaçıyoruz." Ardından şu örneği verdi: Bir vadinin biri otlak, biri çorak iki yamacı olsa, develerini otlak tarafta güden de çorak tarafta güden de Allah'ın kaderiyle hareket etmiş olur. (Buhârî, Tıb, 30; Müslim, Selâm, 98)

Yani tedbir almak kaderden kaçmak değil, kaderin içinde yürümektir. Sonucu bilmediğimiz için sebeplere sarılmakla yükümlüyüz.

Tevekkül: önce deveni bağla

Bir adam Efendimiz'e (s.a.s.) gelip devesini bağlamadan mı yoksa bağlayıp mı tevekkül etmesi gerektiğini sordu. Cevap kısaydı: "Önce bağla, sonra tevekkül et." (Tirmizî, Kıyâmet, 60 — hasen)

Tevekkül, sebepleri terk etmek değil; sebeplere yapıştıktan sonra sonucu Allah'a bırakmaktır. Doktora gitmeyip "kaderimde ne varsa o olur" demek tevekkül değil, ihmaldir. İlacını içip şifayı Allah'tan beklemek tevekküldür.

"Kader" bahane olabilir mi?

Hayır. Efendimiz (s.a.s.) bir defasında kaderi anlattığında sahâbe "Öyleyse amel etmeyi bırakalım mı?" diye sordu. Cevap şöyleydi: "Amel edin; herkese, ne için yaratılmışsa o kolaylaştırılır." (Buhârî, Tefsîr, Sûretü'l-Leyl; Müslim, Kader, 6)

Cümlenin mantığı ilgi çekicidir: Kaderi bildiğini iddia eden kişi, aslında hiçbir şey bilmiyordur. Kimse kendi âkıbetinin ne olduğunu bilmez; bildiğimiz tek şey, ne yapmakla emrolunduğumuzdur. Kader, geçmişe bakıp teselli bulmak içindir; geleceğe bakıp tembellik yapmak için değil.

Nitekim kul, Allah'ın kendisine yüklediğinden fazlasıyla imtihan edilmez:

لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَا

"Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden fazlasını yüklemez." (Bakara, 286)

Bu inanç insana ne kazandırır?

Kadere iman, doğru anlaşıldığında insanı hem gevşetmez hem de ezmez. Elinden geleni yapıp sonuç istediği gibi çıkmayan kişi, kendini yiyip bitirmez; çünkü sonucu yaratanın kendisi olmadığını bilir. Başarıya ulaşınca da kibirlenmez; çünkü sebepleri kendisine kimin verdiğini bilir.

İki uçtan da uzak durmak gerekir: Her şeyi kendine bağlayan kibirden ve hiçbir şeyi kendine bağlamayan tembellikten. Sağlıklı yer, ikisinin ortasıdır: Çalış, sarıl, iste — sonra teslim ol.

Sıkça Sorulan Sorular

Kader ile kaza arasındaki fark nedir?

Kader, Allah'ın olacak her şeyi ezelî ilmiyle bilip takdir etmesidir. Kaza ise takdir edilen şeyin vakti geldiğinde yaratılıp gerçekleşmesidir. Kısaca kader takdir, kaza ise o takdirin uygulanmasıdır.

Her şey yazılmışsa insan neden sorumlu tutuluyor?

Allah'ın bir fiili önceden bilmesi, kulu o fiile mecbur bırakmaz. İnsanda tercih gücü (cüz'î irade) vardır ve fiili kendi seçimiyle işler. Sorumluluk, zorlamadan değil tercihten doğar. Kur'an'ın emir ve yasaklarla hitap etmesi de bu tercih gücünün varlığını gösterir.

Kader değişir mi? Dua kaderi değiştirir mi?

Allah'ın ilmi değişmez; ancak duanın da olacakların içinde takdir edilmiş bir sebep olduğu kabul edilir. Yani dua, kaderin dışında bir müdahale değil, kaderin içindeki bir vesiledir. Bu sebeple dua etmek hem emredilmiş hem de sonucu etkileyen bir ibadet sayılır.

"Kaderimde varsa olur" deyip tedbir almamak doğru mu?

Doğru değildir. Hz. Ömer'in (r.a.) salgın karşısındaki tavrı ve "Deveni bağla, sonra tevekkül et" hadisi bunun aksini söyler. Sebeplere sarılmak kaderden kaçmak değil, kaderin içinde hareket etmektir; tedbiri terk etmek ise tevekkül değil ihmaldir.

Kadere iman imanın şartlarından mıdır?

Evet. Cibrîl hadisinde imanın esasları sayılırken "kadere, hayrına ve şerrine iman etmek" de zikredilmiştir (Müslim, Îmân, 1). Ehl-i Sünnet'in genel kabulüne göre kadere iman, imanın altı esasından biridir.

Sitede keşfet
İslam Arşivi
Editöryal
İlgili yazılar
Yorumlar
Tüm yazılar