Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İslam Arşivi

Osmanlı Serisi 55/60: Kûtü'l-Amâre ve Irak Cephesi

İngiliz kuvvetleri Kasım 1914'te Basra'yı aldı ve Dicle boyunca Bağdat'a yürüdü. Selmân-ı Pâk'ta durdurulan tümen Kût kasabasında kuşatıldı; beş aylık kuşatma 29 Nisan 1916'da teslimle bitti. Esirlere yapılan muamele kaynakların birleşmediği tartışmalı bir başlıktır. Osmanlı bu sonuca rağmen 1917'de Bağdat'ı kaybetti.

I. Dünya Savaşı denince akla önce Çanakkale gelir. Oysa savaşın ilk günlerinde açılan ve en uzun süren cephelerden biri Irak'taydı. Petrol, Hint yolu ve Basra Körfezi'nin denetimi bu cepheyi İngiltere için baştan itibaren öncelikli hâle getirmişti.

Basra elden çıkıyor

İngiliz kuvvetleri, Osmanlı savaşa resmen girmeden birkaç gün önce Basra Körfezi'ne yaklaştı. Kasım 1914 başında Fav'a çıkarma yapıldı; ayın sonunda Basra alındı, aralıkta Kurna işgal edildi. Bölgedeki Osmanlı kuvvetleri sayıca ve teçhizatça çok gerideydi.

Ertesi yıl ilerleme sürdü. Amâre, Nâsıriye ve eylül 1915'te Kût alındı. Charles Townshend komutasındaki tümen, Londra'daki tereddütlere rağmen Bağdat'a doğru yürümeye devam etti. Bu karar cephenin seyrini değiştirecekti: ikmal hattı Basra'ya, yani yüzlerce kilometre geriye bağlıydı ve Dicle'nin su seviyesine göre çalışıyordu.

Selmân-ı Pâk'ta duran ilerleme

Bağdat'ın yaklaşık otuz kilometre güneydoğusunda, eski Ktesifon harabelerinin bulunduğu yerde iki kuvvet karşılaştı. Bölge, Efendimiz'in (s.a.s.) ashabından Selmân-ı Fârisî'nin (r.a.) türbesinin burada bulunması sebebiyle Selmân-ı Pâk adıyla anılır.

22-25 Kasım 1915'teki muharebe iki taraf için de ağır geçti. Osmanlı hatları yarılmadı; kayıpları ağırlaşan İngiliz tümeni geri çekilmeye karar verdi ve Dicle'nin bir dirsek yaptığı Kût kasabasına girdi. Townshend burada savunmaya geçti.

Beş ay süren kuşatma

Kuşatma 7 Aralık 1915'te başladı. Kût'un coğrafyası savunma için elverişliydi; nehir kasabayı üç yandan çeviriyordu. Ancak aynı coğrafya, kuşatılan birliği de kapana kıstırıyordu.

Kurtarma girişimleri ocak ayında başladı. Şeyh Saad, Vâdi, Hannâ ve Felâhiye'de yapılan taarruzların hiçbiri sonuç vermedi. Bataklık arazi, kış yağmurları ve savunma hatlarının derinliği bu girişimleri tek tek kırdı. Kaynaklar, kurtarma harekâtında verilen kaybın kuşatılan tümenin mevcudundan fazla olduğunu kaydeder.

Nisan 1916'da erzak bitme noktasına geldiğinde İngilizler uçakla ikmal denedi. Havadan yapılan bu erzak atışları, askerî tarihte hava ikmalinin ilk örneklerinden sayılır; atılan miktar ihtiyacın çok altında kaldı.

Kuşatmanın son haftasında bir teklif geldi. Tümenin serbest bırakılması karşılığında yüklü bir para ödenmesi ve topların teslim edilmesi önerildi. Teklifin tutarı için kaynaklar farklı rakamlar verir; bir milyon sterlinden başlayıp iki milyona çıkan sayılar zikredilir. Müzakerelere İngiliz tarafından iki subay katıldı. Altıncı Ordu komutanı Halil Paşa teklifi reddetti ve kayıtsız şartsız teslim şartında ısrar etti.

29 Nisan 1916 günü Kût teslim oldu. Esir sayısı için kaynaklar on üç bin civarında rakam verir; bunların büyük çoğunluğu Hint asıllı askerlerdi. Bir general ve tümen kurmayının tamamının esir düşmesi, İngiltere için savaşın en ağır tesliminden biri sayıldı.

Esirler meselesi: tek yanlı anlatılamaz

Kût'tan sonra esirlerin başına gelenler bu cephenin en tartışmalı konusudur ve dürüst bir anlatım iki tarafı da kaydetmeyi gerektirir.

İngiliz kaynakları, esirlerin Bağdat'a ve oradan Anadolu'ya yaptığı uzun yürüyüşlerde çok yüksek bir ölüm oranı bildirir; bazı çalışmalarda erlerin yarısından fazlasının savaş bitmeden öldüğü belirtilir. Demiryolu inşaatında çalıştırılan esirlerin durumu ayrıca eleştirilmiştir. Ayrıca Townshend'in İstanbul yakınlarında rahat şartlarda tutulması, erlerle subaylar arasındaki muamele farkı bakımından haklı olarak sorgulanmıştır.

Osmanlı tarafındaki kayıtlar ve bu konuyu çalışan araştırmacılar ise şu noktaları öne çıkarır: kuşatma sonunda esirlerin çoğu zaten hastalıklı ve açtı; aynı yollarda Osmanlı askeri de benzer şartlarda yürüyordu; tifüs ve dizanteri o yıl bütün cephelerde yaygındı; devletin kendi birliklerini bile besleyemediği bir lojistik çöküş yaşanıyordu.

İki anlatı da tamamen yanlış değildir. Kaynaklar rakamlarda ve sorumluluğun ağırlığında ayrılır. Doğru tutum, bir tarafın iddiasını yok sayıp diğerini kesin gerçek gibi sunmak değil, ihtilafı okuyucuya açıkça söylemektir.

Esire muamelede İslam'ın ölçüsü

Tartışmanın nasıl sonuçlanacağından bağımsız olarak, bir Müslüman için ölçü bellidir. Kur'an, iyiliği anlatırken esiri yetim ve yoksulla aynı cümlede sayar:

وَيُطْعِمُونَ الطَّعَامَ عَلَىٰ حُبِّهِ مِسْكِينًا وَيَتِيمًا وَأَسِيرًا

"Onlar, kendileri de arzu ettikleri hâlde yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler." (İnsân, 8)

Efendimiz'in (s.a.s.) tarifi de aynı çizgidedir:

"Aç olanı doyurun, hastayı ziyaret edin ve esiri kurtarın." (Buhârî, Cihâd, 171)

Siyer kaynaklarında anlatıldığına göre Bedir esirleri Medine'de ailelere dağıtıldığında, ev sahipleri ekmeği esirlere verip kendileri hurmayla yetinmişti. Bu rivayetin ayrıntıları üzerinde kaynaklar arasında farklar bulunsa da, uygulamanın genel çerçevesi hadis ve siyer literatüründe sabittir. Kût'ta yaşananları değerlendirirken elimizdeki ölçü budur; bu ölçüye uymayan her uygulama, kim yapmışsa yapsın savunulamaz.

1917: Bağdat'ın kaybı

Kût'taki sonuç İngiltere'yi bölgeden çekilmeye değil, hazırlığını yenilemeye sevk etti. Yeni komutan Stanley Maude yönetiminde ikmal düzeni yeniden kuruldu, nehir taşımacılığı için gemi sayısı artırıldı ve kuvvet mevcudu birkaç katına çıkarıldı.

Aralık 1916'da başlayan taarruzla Kût şubat 1917'de geri alındı. 11 Mart 1917'de Bağdat düştü. Osmanlı kuvvetleri Samarra ve Musul hattına çekildi ve savaşın sonuna kadar kuzeyde tutundu. Beş asırdan uzun süredir Osmanlı yönetiminde bulunan Bağdat böylece elden çıktı.

Irak cephesinin bilançosu şudur: taktik bakımdan kazanılan büyük bir savunma muharebesi, stratejik bakımdan kaybedilen bir bölge. Bu ikisinin aynı cephede yan yana durabilmesi, savaşın gerçeğini anlatır.

Bu tarihten bugüne kalan ders

İlk ders lojistiktir. Townshend'in tümeni cesaretsizlikten değil, ikmal hattını gücünün çok ötesine uzattığı için kuşatıldı. Aynı hata bir yıl sonra karşı tarafça düzeltildiğinde sonuç da değişti. Bir işi bitirebilmek, onu başlatabilmekten farklı bir hazırlık ister.

İkinci ders esirlerle ilgili. Bir savaşta gücü elinde tutanın en zor imtihanı, artık silahsız kalmış insana nasıl davrandığıdır. İnsân sûresindeki ayet, esire yemek vermeyi iyiliğin en açık işaretlerinden biri olarak sayar. Kût'ta yaşananlar üzerine bugün bile tartışma sürüyorsa, bu tartışmayı savunma refleksiyle değil o ayetin ölçüsüyle karşılamak gerekir. Kendi tarihimizi savunmanın en sağlam yolu, ölçüyü tarihin üstünde tutmaktır.

Bir sonraki bölümde güney cephesine geçiyoruz: 1917'de Kudüs'ün kaybı ve Filistin'de yaşananlar.

Sıkça Sorulan Sorular

Kûtü'l-Amâre kuşatması ne zaman yaşandı?

Kuşatma 7 Aralık 1915'te başladı ve 29 Nisan 1916'da İngiliz tümeninin teslim olmasıyla sona erdi; yaklaşık beş ay sürdü.

Selmân-ı Pâk muharebesi nerede yapıldı?

Bağdat'ın yaklaşık otuz kilometre güneydoğusunda, eski Ktesifon harabelerinin bulunduğu bölgede. Yer adını, burada türbesi bulunan Selmân-ı Fârisî'den (r.a.) alır. Muharebe 22-25 Kasım 1915'te yapıldı.

Kût'ta fidye teklifi neden reddedildi?

Tümenin serbest bırakılması karşılığında para ve topların teslimi teklif edildi; tutar için kaynaklar farklı rakamlar verir. Altıncı Ordu komutanı Halil Paşa teklifi reddederek kayıtsız şartsız teslim şartında ısrar etti.

Kût'ta kaç esir alındı ve esirlere nasıl davranıldı?

Kaynaklar on üç bin civarında esirden söz eder. Esirlerin yürüyüş ve kamp şartlarındaki ölüm oranı tartışmalıdır: İngiliz kaynakları çok yüksek oranlar bildirir, Osmanlı tarafı ise genel lojistik çöküşü ve salgınları öne çıkarır. Kaynaklar bu konuda birleşmez.

Bağdat ne zaman kaybedildi?

11 Mart 1917'de. İngiliz kuvvetleri yeniden düzenlenip aralık 1916'da taarruza geçti; şubat 1917'de Kût'u, mart ayında Bağdat'ı aldı. Osmanlı kuvvetleri Musul hattına çekildi.

Sitede keşfet
İslam Arşivi
Editöryal
İlgili yazılar
Yorumlar
Tüm yazılar