Mescid-i Aksa Neden Kutsaldır? İlk Kıble ve Miraç Yolculuğunun Durağı
Mescid-i Aksa, Kudüs'te bulunan ve Müslümanların ilk kıblesi olan mescittir. Kur'an'da adı geçen tek mescit Mescid-i Harâm'dan sonra ikinci mabet olarak zikredilir; Peygamber Efendimiz'in (s.a.s.) İsrâ yolculuğunun varış noktasıdır. İbadet için özel olarak yolculuk yapılabilecek üç mescitten biridir.
Kudüs'ten bir haber geldiğinde Müslümanların yüreğinin oynaması tesadüf değildir. Orası, İslam'ın ilk yıllarında namaz kılınırken yönelinen taraftı. Mekke'de bir mümin secdeye vardığında yüzü kuzeye, Kudüs'e dönüktü. Bu bağ, sonradan kurulmuş duygusal bir bağ değil; ayetle ve sahih rivayetle sabit bir tarihtir.
Mescid-i Aksa Nerede, Adı Ne Anlama Geliyor?
Mescid-i Aksa, Kudüs'ün eski şehir bölümünde, Harem-i Şerif diye anılan geniş avlunun içinde yer alır. "Aksâ" kelimesi Arapçada "en uzak" demektir. Mekke'den bakıldığında o gün bilinen mabetlerin en uzağı olduğu için bu adı almıştır.
Burada sık yapılan bir karışıklığa değinmek gerekir: İnternette Mescid-i Aksa denilerek paylaşılan altın kubbeli yapı çoğu zaman Kubbetü's-Sahra'dır. Kurşunî kubbeli, güney tarafta duran yapı ise Kıble Mescidi'dir. Aslında âlimlerin çoğunluğuna göre "Mescid-i Aksa" ismi, avlunun tamamını — surlarla çevrili bütün alanı — kapsar. Yani mesele tek bir binadan ibaret değildir.
İlk Kıble Oluşu
Müslümanlar hicretin ikinci yılına kadar, yaklaşık on altı ay Kudüs'e yönelerek namaz kıldılar. Kıblenin Kâbe'ye çevrilmesi Bakara sûresindeki ayetlerle bildirildi. Ancak kıblenin değişmesi, Mescid-i Aksa'nın değerini düşürmedi; ona verilen sıfat "mübarek kılınan yer" olarak Kur'an'da kalıcı biçimde yer aldı.
İsrâ Gecesi: Yolculuğun Varış Noktası
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bir gece Mekke'den alınıp Kudüs'e götürüldü; Mi'râc yolculuğu oradan başladı. Kur'an bu hadiseyi şöyle haber verir:
سُبْحَانَ الَّذ۪ٓي اَسْرٰى بِعَبْدِه۪ لَيْلاً مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَى الْمَسْجِدِ الْاَقْصَا الَّذ۪ي بَارَكْنَا حَوْلَهُ
"Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu bir gece Mescid-i Harâm'dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah'ın şanı yücedir." (İsrâ, 1)
Ayetin bir ayrıntısına dikkat edilir: Mübarek kılınan yalnızca mescit değil, "çevresi"dir. Müfessirler bu ifadeyi Kudüs ve civarındaki bereketli topraklar olarak açıklar. Peygamberlerin çoğunun ayak izi buralara düşmüştür; İbrâhim, Dâvûd, Süleymân, Zekeriyyâ, Yahyâ ve Îsâ (aleyhimüsselâm) bu coğrafyada yaşadı.
Yeryüzünün İkinci Mescidi
Ebû Zer (r.a.) bir gün Efendimiz'e (s.a.s.) yeryüzünde ilk kurulan mescidi sordu. Aldığı cevap şuydu: Mescid-i Harâm. "Sonra hangisi?" dedi. "Mescid-i Aksâ" buyuruldu. Aralarındaki sürenin ne kadar olduğunu sorunca da "Kırk yıl" cevabını aldı. (Buhârî, Enbiyâ, 40; Müslim, Mesâcid, 1)
Bu rivayet, Mescid-i Aksa'yı belli bir millete veya belli bir döneme ait bir yapı olmaktan çıkarır. O, tevhid inancının insanlık tarihindeki en eski ikinci adresidir.
Yolculuk Yapılabilecek Üç Mescitten Biri
İslam'da bir mekân için sırf orada ibadet etmek maksadıyla sefere çıkmak, yalnızca üç yer için söz konusudur:
"Üç mescit dışında (ibadet için) yolculuğa çıkılmaz: Mescid-i Harâm, benim şu mescidim ve Mescid-i Aksâ." (Buhârî, Fazlü's-salât fî mescidi Mekke ve'l-Medîne, 1; Müslim, Hac, 511)
Üçüncü sırada anılması, Mescid-i Aksa'nın Müslüman için sıradan bir tarihî yapı olmadığını gösterir. Nitekim Efendimiz'in azatlı cariyesi Meymûne'ye verdiği tavsiye de aynı çizgidedir: Orada namaz kılınmasını, gidilemiyorsa hiç değilse kandilleri için zeytinyağı gönderilmesini istemiştir. (Ebû Dâvûd, Salât, 14) Yani mesafe bir mazeret sayılmamış, gücün yettiği kadarıyla bir bağ kurulması öğütlenmiştir.
Kudüs'ün Müslümanlarla Buluşması
Kudüs, Hz. Ömer (r.a.) döneminde, hicrî 15 yılı civarında Müslümanların yönetimine geçti. Şehir kuşatma altında uzun süre direnmedi; teslim şartlarını görüşmek için halifenin bizzat gelmesi istendi. Hz. Ömer Medine'den yola çıktı ve şehre gösterişsiz bir kafileyle girdi.
Şehir halkına verilen emannâmede can, mal ve mabetlerinin güvence altında olduğu, kimsenin dinî inancından dolayı zorlanmayacağı yazılıydı. Rivayete göre Hz. Ömer, kendisine sunulan bir kilisede namaz kılmayı, sonradan orayı camiye çevirmek isteyenler çıkar endişesiyle reddetti ve dışarıda kıldı. Bu tavır, fetih anlatılarında kolayca gözden kaçan ama asıl mesele olan şeyi gösterir: Güç eline geçtiğinde verdiği sözü tutan bir ahlak.
Kur'an'ın ölçüsü de budur:
"Ahdi yerine getirin; çünkü verilen sözden sorumlu olunacaktır." (İsrâ, 34)
Bugün Bir Müslümana Ne Düşer?
Kudüs uzun zamandır gerginliğin eksilmediği bir şehir. Mescid-i Aksa'nın statüsünü değiştirmeye dönük her girişim, dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlarda karşılık buluyor. Buradaki hassasiyet siyasi bir refleksten önce dinî bir bağ meselesidir.
Yapılabilecekler mütevazı ama gerçektir: Meseleyi doğru öğrenmek ve doğru anlatmak; abartılı, kaynaksız paylaşımlarla yalanın yayılmasına aracı olmamak; oranın ehli için dua etmek; imkânı olanın maddî yardımını ulaştırması. Ayrıca öfkenin dili bozmasına izin vermemek gerekir. İslam, zulme karşı çıkarken bile ölçüyü elden bırakmaz:
"Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletten saptırmasın. Adaletli olun; bu, takvâya daha yakındır." (Mâide, 8)
Mescid-i Aksa'yı gündemde tutan şey haberler olabilir; fakat onu Müslümanın kalbinde tutan şey bir ayet ve bir hadistir. İkisi de haberlerden çok daha eskidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Mescid-i Aksa nerededir?
Kudüs'ün eski şehir bölümünde, Harem-i Şerif adı verilen geniş avlunun içindedir. Âlimlerin çoğunluğuna göre "Mescid-i Aksa" adı, tek bir binayı değil surlarla çevrili bu alanın tamamını kapsar.
Mescid-i Aksa neden kutsal sayılır?
Müslümanların ilk kıblesi olduğu, İsrâ sûresinde "çevresi mübarek kılınan" mescit olarak anıldığı, Mi'râc yolculuğunun başladığı yer olduğu ve ibadet maksadıyla yolculuk yapılabilecek üç mescitten biri sayıldığı için.
Altın kubbeli yapı Mescid-i Aksa mı?
Hayır. Altın kubbeli yapı Kubbetü's-Sahra'dır. Güneydeki kurşunî kubbeli yapı Kıble Mescidi olarak bilinir. İkisi de Mescid-i Aksa alanının içindedir.
Mescid-i Aksa ne zaman kıble olmaktan çıktı?
Hicretin ikinci yılında, yaklaşık on altı aylık bir süreden sonra kıble Kâbe'ye çevrildi. Bu değişiklik Mescid-i Aksa'nın Kur'an'da bildirilen değerini ortadan kaldırmaz.
Mescid-i Aksa'ya gidemeyen ne yapabilir?
Meseleyi doğru kaynaklardan öğrenip yanlış bilgi yaymamak, oranın ehli için dua etmek ve imkânı ölçüsünde maddî destek ulaştırmak sayılabilir. Efendimiz'in (s.a.s.) gidemeyene "hiç değilse kandilleri için yağ gönderin" buyurması bu anlayışın örneğidir.
