Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İslam Arşivi

Osmanlı Serisi 58/60: Mondros'tan Sonra — İşgal Yılları ve Son Osmanlı Meclisi

30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Mütarekesi, savaşı bitirmekten çok yeni bir dönemi başlattı. Yedinci madde işgallere hukukî kılıf sağladı; İstanbul ve Anadolu'nun geniş bir bölümü denetim altına alındı. Anadolu'da kongreler toplandı, 28 Ocak 1920'de Misâk-ı Millî kabul edildi ve son Osmanlı Mebusan Meclisi mart ayında dağıtıldı.

Mütareke metinleri genellikle silahların sustuğu ana işaret eder. Mondros'ta imzalanan belge ise tersine işledi: ateşkesin ardından haritada yeni sınırlar çizilmeye başlandı.

Limni'de imzalanan yirmi beş madde

Görüşmeler Limni adasının Mondros limanında, bir İngiliz zırhlısında yapıldı. Osmanlı heyetine Bahriye Nazırı Rauf Bey başkanlık etti; karşı tarafı Amiral Calthorpe temsil etti. 30 Ekim 1918'de imzalanan metin yirmi beş maddeden oluşuyordu.

Maddelerin bir kısmı olağan ateşkes hükümleriydi: Boğazların açılması, esirlerin serbest bırakılması, ordunun terhisi, telsiz ve telgraf hatlarının denetimi, Hicaz, Yemen, Suriye ve Irak'ta kalan garnizonların en yakın itilaf komutanına teslimi.

Fakat metnin ağırlık merkezi 7. maddeydi. Bu maddeye göre itilaf devletleri, kendi güvenliklerini tehdit eden bir durum ortaya çıktığı takdirde herhangi bir stratejik noktayı işgal edebileceklerdi. "Tehdit"in ne olduğunu tanımlayan taraf ise işgal edecek olan taraftı. 24. madde de doğu vilayetleri için benzer bir yetki içeriyordu.

İşgalin haritası

Uygulama gecikmedi. Kasım 1918'de Musul, mütareke sonrası olmasına rağmen boşaltılarak devralındı. 13 Kasım'da itilaf donanması İstanbul önlerine demirledi. Ardından Adana, Antep, Maraş ve Urfa çevresi; Antalya ve Konya bölgesi; İzmir ve çevresi peş peşe denetim altına alındı. 15 Mayıs 1919'daki İzmir işgali, Anadolu'daki tepkinin kırılma noktası oldu.

Bu yıllarda toplumsal doku da zorlandı. Uzun savaşın yorgunluğu, göç dalgaları ve işgal kuvvetleriyle kurulan ilişkiler, farklı cemaatler arasında güvensizliği derinleştirdi; karşılıklı şiddet olayları yaşandı. Bu dönemde acı çekmeyen taraf yoktu. Bu sayfaları anlatırken hedef, hesaplaşma değil olan biteni doğru kaydetmektir.

İstanbul hükümetleri ve Anadolu

Mart 1919'dan itibaren hükümet Damat Ferid Paşa'nın başkanlığında kuruldu; aynı yıl içinde ve 1920'de birkaç defa yeniden düzenlendi. İstanbul'un tercihi, mütareke şartlarına uyarak müzakere yoluyla sonuç almaktı.

Anadolu'da ise farklı bir hat oluştu. Önce mahallî direniş örgütlenmeleri ve müdafaa-i hukuk cemiyetleri kuruldu. 19 Mayıs 1919'da 9. Ordu müfettişi sıfatıyla Samsun'a çıkan Mustafa Kemal Paşa'nın da imzasını taşıyan 22 Haziran 1919 tarihli Amasya Genelgesi, vatanın bütünlüğünün tehlikede olduğunu ve millî bir kongrenin toplanması gerektiğini bildirdi.

Bunu kongreler izledi: Temmuz-Ağustos 1919'da Erzurum, Eylül 1919'da Sivas kongreleri toplandı. Batı Anadolu'da Balıkesir ve Alaşehir kongreleri yapıldı. Sivas'ta cemiyetler tek çatı altında birleştirildi ve bir temsil heyeti oluşturuldu. Ekim 1919'da İstanbul hükümetiyle Amasya'da yapılan görüşmelerde seçimlerin yenilenmesi kararlaştırıldı.

Meselenin usulüne dair ölçü, Kur'an'ın toplumsal işlerde işaret ettiği yöntemdir:

فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا

"Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır." (İnşirâh, 5-6)

Son Mebusan Meclisi ve Misâk-ı Millî

Seçimlerin ardından Osmanlı Mebusan Meclisi 12 Ocak 1920'de İstanbul'da toplandı. Bu, imparatorluk tarihinin son parlamentosu oldu.

Meclisin en önemli işi 28 Ocak 1920'de kabul edilen ve şubat ayında kamuoyuna duyurulan Misâk-ı Millî kararlarıydı. Altı maddelik metin özetle şunları öngörüyordu: mütareke imzalandığı andaki hatlar içinde kalan ve Müslüman çoğunluğun yaşadığı topraklar bölünmez bir bütündür; mütareke hattı dışında kalan Arap çoğunluklu bölgelerin geleceği halkın serbest oyuyla belirlenir; Kars, Ardahan ve Batum ile Batı Trakya için gerekirse halk oylamasına başvurulur; İstanbul ve Marmara'nın güvenliği sağlanmak şartıyla Boğazlar meselesi ilgili devletlerle birlikte çözülür; azınlık hakları, komşu ülkelerdeki Müslüman azınlıklara tanınan haklarla aynı esasa bağlanır; siyasî ve malî gelişmeyi engelleyen kayıtlar kaldırılır.

Bu metin bir bağımsızlık programıydı ve bir parlamento kararı olarak kayda geçti. Hukukî değeri de buradan gelir: sonraki yılların bütün müzakerelerinde referans metin olarak kullanıldı.

16 Mart 1920: meclisin kapanışı

Misâk-ı Millî'nin ilanından kısa süre sonra, 16 Mart 1920 sabahı İstanbul resmen işgal edildi. Şehzadebaşı'ndaki karakol basıldı, telgrafhane ve resmî daireler denetim altına alındı, bazı mebuslar tutuklanarak Malta'ya gönderildi.

Meclis 18 Mart 1920'de bir protesto kararı alarak çalışmalarına ara verdi; 11 Nisan'da padişah iradesiyle feshedildi. Böylece 1876'da Kanûn-ı Esâsî ile başlayan, 1908'de yeniden açılan Osmanlı parlamento tecrübesi sona erdi.

Dağılan meclisin bir kısım üyesi Ankara'ya geçti. 23 Nisan 1920'de Ankara'da Büyük Millet Meclisi toplandı; hem yasama hem yürütme yetkisini kendinde toplayan yeni bir kurumsal yapı doğdu. Böylece aynı ülkede iki ayrı meşruiyet merkezi ortaya çıktı: biri İstanbul'da, işgal altında; diğeri Ankara'da, seçilmiş bir meclis olarak.

10 Ağustos 1920'de imzalanan Sevr Antlaşması İstanbul hükümetinin temsilcilerince kabul edildi, fakat Mebusan Meclisi dağıtılmış olduğu için usulünce onaylanamadı ve yürürlüğe girmedi.

Zulüm ve hesap

İşgal yılları, hukukun güç karşısında ne kadar kırılgan olabileceğini gösterdi. Efendimiz'in (s.a.s.) uyarısı bu konuda kısa ve nettir:

"Zulüm, kıyamet gününde karanlıklar olacaktır." (Buhârî, Mezâlim, 8; Müslim, Birr, 56)

Bu ölçü, sadece karşı tarafa yöneltilecek bir ithamı değil, her devrin kendi iç muhasebesini de kapsar.

Bu tarihten bugüne kalan ders

Mondros'un yedinci maddesi, hukuk metinlerinde muğlak ifadenin ne demek olduğunu öğreten bir örnektir. "Gerekirse", "güvenlik gerektirdiğinde" gibi kalıplar imza anında zararsız görünür; uygulamada ise onu yorumlayacak olan güçlü tarafın elinde sınırsız yetkiye dönüşür. Bir metni okurken en çok tanımsız bırakılan kelimelere dikkat etmek gerekir.

İkinci ders kurumların sürekliliği üzerine. İşgal, orduyu ve idareyi dağıttı; fakat karar alma geleneği ortadan kalkmadı. Kongreler ve meclisler yoluyla işleyen bir usul, olağanüstü şartlarda bile devam etti. Toplumları ayakta tutan şey çoğu zaman kişiler değil, işleyen usullerdir.

Bir sonraki bölümde bu sürecin hukukî sonucuna bakıyoruz: 1 Kasım 1922 tarihli meclis kararı ve saltanatın kaldırılması.

Sıkça Sorulan Sorular

Mondros Mütarekesi ne zaman ve nerede imzalandı?

30 Ekim 1918'de Limni adasının Mondros limanında, bir İngiliz zırhlısında imzalandı. Osmanlı heyetine Bahriye Nazırı Rauf Bey başkanlık etti.

Mondros'un 7. maddesi neden önemlidir?

İtilaf devletlerine, güvenliklerini tehdit eden bir durum gördüklerinde herhangi bir stratejik noktayı işgal etme yetkisi tanıyordu. Sonraki işgallerin hukukî dayanağı bu madde oldu.

Misâk-ı Millî ne zaman kabul edildi?

Son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından 28 Ocak 1920'de kabul edildi ve şubat ayında kamuoyuna duyuruldu. Altı madde hâlinde sınırlar, Boğazlar ve azınlık hakları konusundaki esasları belirledi.

Son Osmanlı Mebusan Meclisi ne oldu?

12 Ocak 1920'de toplandı. 16 Mart 1920'deki işgalin ardından 18 Mart'ta çalışmalarına ara verdi ve 11 Nisan 1920'de feshedildi.

Sevr Antlaşması neden yürürlüğe girmedi?

10 Ağustos 1920'de imzalandı; ancak Mebusan Meclisi dağıtılmış olduğundan usulüne uygun biçimde onaylanamadı ve hiçbir zaman yürürlük kazanmadı.

Sitede keşfet
İslam Arşivi
Editöryal
İlgili yazılar
Yorumlar
Tüm yazılar