Muska Takmak Caiz mi? Muskanın ve Nazarlığın Dinî Hükmü
Fıkıh kaynaklarına göre içeriği bilinmeyen, tılsım ve anlamı belirsiz ifadeler taşıyan muskaları takmak caiz değildir; korunmayı ve şifayı muskadan beklemek tevhid inancını zedeler. Âyet ve dualarla Allah'a sığınmak, yani rukye ise meşrudur. Peki bu ikisi arasındaki çizgi tam olarak nereden geçer?
Muska Nedir? Temîme ile Rukye Aynı Şey mi?
Muska; nazardan, hastalıktan veya kötülüklerden koruduğuna inanılarak üzerinde taşınan yazılı nesnelere verilen addır. Hadislerde geçen adıyla "temîme", cahiliye Araplarının çocuklarına taktığı boncuk ve nesneleri ifade eder. Rukye ise okuyarak Allah'a sığınmaktır; hasta üzerine âyet ve me'sur duaların okunmasıdır.
Aradaki fark görünüşte küçük, hakikatte büyüktür. Rukyede insan Allah'a yönelir, şifayı O'ndan bekler. Muskada ise yönelim çoğu zaman boyna asılan nesneye kayar; insan zamanla Allah'ı değil muskayı "koruyucu" görmeye başlar. İslam'ın hassasiyet gösterdiği nokta tam burasıdır.
Sahih Hadisler Ne Diyor?
Abdullah b. Mes'ûd (r.a.) Resûlullah'tan (s.a.s.) şu sözü nakleder: "Rukyeler (şirk içerenler), temîmeler ve tivele şirktir." (Ebû Dâvûd, Tıb 17) Buradaki tivele, karı kocayı birbirine ısındırdığına inanılan büyü ve nesnelerdir; hadis, korunmayı Allah'tan başkasından bekleyen her aracı aynı kefeye koyar.
Öte yandan Efendimiz (s.a.s.) cahiliyeden kalma okuma âdetlerini soran sahabilere rukyelerini göstermelerini istemiş ve şu ölçüyü koymuştur: "İçinde şirk bulunmadıkça rukyede sakınca yoktur." (Müslim, Selâm 64) Demek ki yasaklanan, okumak ve dua etmek değil; işin içine şirk, tılsım ve bilinmez sözler karışmasıdır.
Kur'an'ın Koyduğu Temel: Fayda da Zarar da Allah'tandır
Muska meselesinin altında yatan asıl soru şudur: Fayda ve zarar kimin elindedir? Kur'an-ı Kerim buna kesin cevap verir:
وَإِن يَمْسَسْكَ اللَّهُ بِضُرٍّ فَلَا كَاشِفَ لَهُ إِلَّا هُوَ
"Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu O'ndan başka giderecek yoktur." (Yûnus, 107)
En'âm sûresinin 17. âyeti de aynı hakikati pekiştirir. Bir bez parçasının, bir boncuğun ya da katlanmış bir kâğıdın kendi başına koruduğuna inanmak, bu âyetlerin çizdiği çerçevenin dışına taşmaktır. Kalp "koruyan Allah'tır" dediği hâlde nesneye itibar etmeye başlamışsa, tehlike çanı çalıyor demektir.
İçinde Âyet Yazılı Muska Caiz mi?
Bu noktada âlimler arasında görüş ayrılığı vardır. Selef âlimlerinden bir kısmı, içinde yalnızca âyet ve sahih dua bulunan yazıların taşınmasına izin vermiştir. Abdullah b. Mes'ûd (r.a.) gibi sahabiler ve onları izleyen birçok âlim ise kapıyı tamamen kapatmıştır; çünkü serbest bırakıldığında işin nereye vardığı bellidir: âyetin yanına tılsım karışır, saygı gösterilmesi gereken âyetler kirli yerlere sokulur, insanlar okumayı bırakıp taşımaya güvenir.
Âlimlerin çoğunluğunun vardığı sonuç şudur: İçinde ne yazdığı bilinmeyen, anlamsız harf ve şekiller taşıyan muskalar caiz değildir. İçinde yalnız âyet ve dua olsa bile muska edinmek tavsiye edilmez; çünkü hem şirke hem de istismara kapı aralar. Doğrusu, âyet ve duaları taşımak değil okumaktır. Kur'an bir koruma nesnesi değil, hidayet kitabıdır.
Muska Ticareti: Bir İstismar Kapısı
Meselenin bir de acı yüzü var. Para karşılığı muska yazan, "yıldıznameye bakan", vefk ve tılsım hazırlayan kişiler, çaresiz insanların umudunu gelir kapısına çevirmektedir. Sıkıntıya düşen insan her kapıyı çalar; bunu bilen istismarcılar da din kisvesine bürünür. Oysa şifa arayan mümine Efendimiz (s.a.s.) tedaviyi, duayı ve tevekkülü öğretmiştir; kimseye "falancaya muska yazdır" dememiştir. Dinî duyguların bu şekilde sömürülmesi, başlı başına bir din istismarıdır ve bu kişilere gidip para vermek, istismarın devamına katkıdır.
Muska Yerine Ne Yapmalı?
İslam, muskanın vaat ettiği korunmanın meşru yolunu zaten göstermiştir. Efendimiz (s.a.s.) her gece yatağına girdiğinde İhlâs, Felak ve Nâs sûrelerini okuyup avuçlarına üfler, elleriyle vücudunu meshederdi (Buhârî, Fedâilü'l-Kur'ân 14). Sabah ve akşam okunan zikirler, Âyetel Kürsî, "Bismillâhillezî lâ yedurru..." duası müminin gerçek kalkanıdır.
Bunlara Efendimizin (s.a.s.) sabah ve akşam üçer defa okumayı öğrettiği şu duayı da ekleyelim: "Bismillâhillezî lâ yedurru mea'smihî şey'ün fi'l-erdi ve lâ fi's-semâi ve hüve's-semîu'l-alîm." Yani: İsmiyle birlikte yerde ve gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah'ın adıyla; O her şeyi işitir ve bilir. (Tirmizî, Deavât 13) Görüldüğü gibi Sünnet, boynumuza asacağımız bir nesne değil, dilimizden düşürmeyeceğimiz bir dua bırakmıştır.
Hasta olan tedavi olur, okur ve okutur; ancak okuyan kişiden değil, Şâfî olan Allah'tan bekler. Efendimiz (s.a.s.) hastaları eliyle mesheder ve "İnsanların Rabbi olan Allah'ım, şu sıkıntıyı gider, şifa ver; Şâfî sensin, senin şifandan başka şifa yoktur" diye dua ederdi (Buhârî, Merdâ 20). Nazar için de aynı ölçü geçerlidir: Nazar haktır, korunması dua iledir; boncukla, at nalıyla, kâğıtla değil.
Sıkça Sorulan Sorular
Muska takmak günah mı?
İçinde tılsım, anlamsız yazı ve şekiller bulunan yahut içeriği bilinmeyen muskaları takmak caiz değildir; korunmayı muskadan beklemek şirke kapı açar. İçinde yalnız âyet ve dua bulunanlar hakkında görüş ayrılığı olsa da âlimlerin çoğunluğu bunu da tavsiye etmemiştir.
İçinde ayet yazan muska takılır mı?
Bazı âlimler izin vermiş olsa da çoğunluk; âyetlere saygısızlık, tılsım karışması ve nesneye güvenme tehlikesi sebebiyle bunu uygun görmez. Âyetler taşınmak için değil, okunmak ve yaşanmak için indirilmiştir.
Nazar boncuğu ve nazarlık takmak caiz mi?
Koruduğu inancıyla nazar boncuğu ve benzeri nesneleri takmak caiz görülmez; hadiste temîme takanlar ağır bir dille uyarılmıştır (Ebû Dâvûd, Tıb 17). Nazardan korunmanın yolu Felak ve Nâs sûreleri ile me'sur dualardır.
Rukye nedir, caiz midir?
Rukye; hastaya veya kişinin kendisine âyet ve dua okumasıdır. İçinde şirk bulunmadıkça caizdir (Müslim, Selâm 64). Şifanın okuyandan değil Allah'tan olduğuna inanmak şarttır.
Yorumlar