Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İslam Arşivi

Namaz Kılmamak Büyük Günah mı? Namazı Terk Etmenin Hükmü

Namazı özürsüz terk etmek, âlimlerin ittifakıyla büyük günahlardandır. Farz olduğunu inkâr etmeden, tembellik yüzünden terk eden kişi Ehl-i Sünnet'in genel kabulüne göre dinden çıkmaz; fakat ağır bir vebal altındadır ve kılmadığı namazları kaza etmesi gerekir.

Bu soruyu soranların çoğu meraktan sormaz. Genellikle arkasında bir hikâye vardır: bir dönem kılınıp sonra bırakılmış namazlar, "artık çok geç" duygusu, ya da yıllar sonra yeniden başlamak isteyip nereden başlayacağını bilememek. O yüzden meseleyi yalnızca hükümle değil, çıkış yoluyla birlikte ele almak gerekir.

Namazın dindeki yeri

Namaz, kelime-i şehâdetten sonra İslam'ın ilk şartıdır ve Kur'an'da elliden fazla yerde emredilir. Vaktinin bile belirlenmiş olması, onun ertelenebilir bir iş olmadığını gösterir:

اِنَّ الصَّلٰوةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ كِتَاباً مَوْقُوتاً

"Şüphesiz namaz, müminlere belirli vakitlerde farz kılınmıştır." (Nisâ, 103)

Kur'an, namazı terk edenlerin âkıbetini de anlatır. Geçmiş ümmetlerden söz edilirken şöyle buyrulur: "Onlardan sonra yerlerine, namazı zayi eden, şehvetlerine uyan bir nesil geldi. Onlar da azgınlıklarının cezasını bulacaklardır." (Meryem, 59) Ayetin devamında tövbe edip iman ve salih amel işleyenlerin istisna tutulması, kapının kapanmadığını göstermesi bakımından önemlidir.

Sahih hadislerde terk-i salât

Konuyla ilgili en sert ifadeler hadislerde yer alır:

"Kişi ile şirk ve küfür arasında namazın terki vardır." (Müslim, Îmân 134)

Bir başka rivayette Efendimiz (s.a.s.), "Bizimle onlar arasındaki ahid namazdır; kim onu terk ederse kâfir olmuştur" buyurmuştur (Tirmizî, Îmân 9; Nesâî, Salât 8). Bu rivayetler sahihtir; asıl tartışma nasıl anlaşılacağındadır.

Namaz kılmayan dinden çıkar mı?

Burada iki ana yaklaşım vardır ve ikisi de ciddi delillere dayanır:

Çoğunluğun görüşü: Hanefî, Mâlikî ve Şâfiî âlimlerinin büyük kısmına göre, namazın farz olduğunu kabul ettiği hâlde tembellikten kılmayan kişi fâsık olur, kâfir olmaz. Hadislerdeki "küfür" ifadesi, işin ağırlığını göstermek için kullanılan bir uyarıdır; kişinin imanının bittiğini değil, küfre giden yola yaklaştığını anlatır. Bu yorumun dayanağı, Allah'ın şirk dışındaki günahları dilerse bağışlayacağını bildiren ayettir (Nisâ, 48) ve büyük günah işleyenin mümin sayılmaya devam ettiğini gösteren rivayetlerdir.

Diğer görüş: Bazı Hanbelî âlimleri ve ilk dönem imamlarından bir grup, namazı büsbütün terk etmeyi küfür saymıştır. Onlara göre hadislerin zâhirî anlamından ayrılmak için yeterli sebep yoktur.

Ehl-i Sünnet'in genel kabulü birincisidir. Fakat şu noktayı atlamamak gerekir: iki görüş de namazı terk etmeyi hafif görmez. Aradaki fark, cezanın derecesindedir; meselenin ciddiyetinde değil. "Nasılsa kâfir olmuyormuşum" diye düşünmek, bu tartışmayı tersinden okumak olur.

Farzı inkâr etmekle terk etmek arasındaki fark

Bu ayrım hükmün kilit noktasıdır. Namazın farz olduğunu bile bile kılmayan kişi günahkârdır. Ancak namazın farz olduğunu reddeden, "böyle bir emir yok" ya da "artık gereksiz" diyen kişinin durumu farklıdır; bu, dinin kesin bir hükmünü inkâr anlamına gelir ve âlimlerin ittifakıyla imanı zedeler. Yani mesele yalnızca davranış değil, o davranışa eşlik eden inançtır.

Yıllarca kılmayan ne yapmalı?

En çok sorulan kısım burasıdır ve cevabı ferahlatıcıdır. Öncelikle samimi bir tövbe gerekir; pişmanlık, bir daha dönmeme kararı ve Allah'tan bağışlanma dilemek. Ardından kılınmayan farz namazların kaza edilmesi gerekir. Hanefî fıkhında kaza borcu düşmez, ancak insanı ezmek için de konulmamıştır: kişi her vakit namazının yanında bir vakit kaza kılarak yıllara yayılmış bir borcu yine yıllara yayarak kapatabilir.

Uygulamada işe yarayan yol, azdan başlamaktır. Beş vakti bir günde toparlamaya çalışıp üçüncü günde bırakmak yerine, önce sabah ve akşamı oturtmak; sonra diğerlerini eklemek. Efendimiz (s.a.s.) amelin makbulünü tarif ederken, "Amellerin Allah'a en sevimli olanı, az da olsa devamlı yapılanıdır" buyurmuştur (Buhârî, Rikāk 18; Müslim, Münâfikîn 218).

Bir de şu var: geçmişi hesap etmekten bugünü kaçırmamak. Kaza borcunu düşünmek insanı bazen felç eder. Oysa asıl kazanç, bugünün öğle namazını vaktinde kılmakla başlar. Kur'an'da "De ki: Ey kendi aleyhlerine aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin" buyrulur (Zümer, 53). Bu ayet, tam da yıllarını geride bırakmış insanlar için indirilmiştir.

Kılmayan birine nasıl davranmalı?

Namaz kılmayan bir yakına karşı takınılacak tavır, çoğu zaman onun namaza dönüp dönmeyeceğini belirler. Sürekli hatırlatma, ayıplama ve karşılaştırma insanı ibadetten değil, ibadeti hatırlatandan uzaklaştırır. Efendimiz'in (s.a.s.) yöntemi kolaylaştırmaktı: "Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin." (Buhârî, İlim 11; Müslim, Cihâd 6) Sabırlı bir örneklik, çoğu nasihatten daha etkilidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Namaz kılmayan kişi kâfir olur mu?

Namazın farz olduğunu kabul ettiği hâlde tembellikten kılmayan kişi, Ehl-i Sünnet'in genel kabulüne göre dinden çıkmaz; büyük günah işlemiş olur. Ancak namazın farziyetini inkâr eden kişinin durumu farklıdır ve bu, imanı zedeleyen bir tutumdur.

Yıllardır kılmadığım namazları nasıl kaza ederim?

Tövbe ettikten sonra kılınmayan farz namazlar kaza edilir. Yaygın uygulama, her vakit namazının ardından bir vakit kaza namazı kılarak borcu düzenli biçimde azaltmaktır. Niyette "üzerimdeki ilk kılamadığım sabah namazı" gibi bir sıra belirtmek yeterlidir.

Kaza namazı borcu olan nafile kılabilir mi?

Kılabilir; ancak kaza borcu olan kişinin, sünnet ve nafilelerin bir kısmının yerine kaza kılmasının daha uygun olduğu fıkıh kaynaklarında belirtilir. Sabah namazının sünneti ve vitir gibi vurgulu olanlar bunun dışında tutulur.

Namaza yeniden başlamak isteyen nereden başlamalı?

Abdesti ve namazın kılınışını tazeleyerek bugünün vakit namazından başlanır. Beş vakti birden oturtmak zor geliyorsa önce bir iki vakit düzene sokulur, ardından diğerleri eklenir. Az ama sürekli olan amel, dinimizde daha makbul sayılmıştır.

Namaz kılmayan birinin diğer ibadetleri kabul olur mu?

Orucu, zekâtı ve hayrı elbette geçerlidir; kimse "namaz kılmıyorsan diğerlerini de yapma" diyemez. Ancak namaz, dinin direği sayıldığı için diğer ibadetlerin yerini tutmaz. Doğru yaklaşım, yapılan iyilikleri bırakmadan namazı da bunlara eklemektir.

Sitede keşfet
İslam Arşivi
Editöryal
İlgili yazılar
Yorumlar
Tüm yazılar