Osmanlı Serisi 34/60: Yemen, Habeş ve Hint Okyanusu Seferleri
Portekizlilerin 15. yüzyıl sonunda Hint Okyanusu'na girmesi, hac yollarını ve Kızıldeniz ticaretini tehdit etti. Osmanlı, 1517'de Mısır'ı aldıktan sonra bu denizde varlık göstermeye başladı; Yemen ve Habeş'te eyaletler kurdu, Diu'dan Hürmüz'e uzanan seferler düzenledi ama okyanusta kalıcı bir üstünlük kuramadı.
Osmanlı denizciliği denince akla önce Akdeniz gelir. Oysa 16. yüzyılda devletin en zorlu deniz mücadelesi Akdeniz'de değil, çok daha uzakta — Kızıldeniz'in ağzında ve Basra Körfezi'nde yaşandı. Rakip de alışılmış değildi: okyanus gemileri ve top teknolojisiyle gelen Portekiz.
Bir keşfin doğurduğu tehdit
1498'de Vasco da Gama'nın Ümit Burnu'nu dolaşarak Hindistan'a ulaşması, Doğu ticaretinin haritasını değiştirdi. Baharat ve ipek artık Kızıldeniz ve Basra üzerinden değil, Afrika'nın etrafından dolaşarak Avrupa'ya gidebiliyordu.
Portekizliler yalnızca ticaretle yetinmediler. Hint Okyanusu'nda üsler kurdular, Müslüman tüccar gemilerine el koydular ve hac için Kızıldeniz'e açılan gemileri tehdit ettiler. Kaynaklar, bazı Portekiz komutanlarının Medine'ye baskın planları yaptığını dahi kaydeder. Bu, Osmanlı için sadece ekonomik değil, doğrudan bir kutsal emanet meselesiydi.
Mısır'ın fethiyle açılan kapı
1517'de Memlük Devleti'nin ortadan kalkmasıyla Osmanlı, Kızıldeniz'in kuzey kıyısına sahip oldu. Süveyş'te bir tersane kuruldu; Akdeniz'de yapılan gemi parçaları karadan taşınarak burada birleştirildi. Bu, ciddi bir lojistik başarıydı.
Deniz üzerinden hükmetmenin Kur'an'daki hatırlatması da bu çabanın arka planını oluşturur:
اللَّهُ الَّذِي سَخَّرَ لَكُمُ الْبَحْرَ لِتَجْرِيَ الْفُلْكُ فِيهِ بِأَمْرِهِ وَلِتَبْتَغُوا مِنْ فَضْلِهِ
"Allah, emriyle gemiler denizde yüzsün ve lütfundan (rızkınızı) arayasınız diye denizi hizmetinize verendir." (Câsiye, 12)
1538: Diu seferi
Kanûnî'nin emriyle Mısır Beylerbeyi Hadım Süleyman Paşa büyük bir donanmayla Süveyş'ten yola çıktı. Yolda Aden alındı ve Osmanlı bayrağı Arabistan'ın güney ucuna dikildi.
Donanma Hindistan'ın batı kıyısındaki Diu kalesini kuşattı. Gucerat Sultanlığı ile kurulan ittifak beklendiği gibi işlemedi; kuşatma sonuçsuz kaldı ve donanma geri döndü. Sefer, hedefine ulaşamamış olsa da Kızıldeniz'in ağzının Osmanlı denetimine girmesini sağladı.
Yemen ve Habeş: iki zor eyalet
Yemen, Osmanlı'nın en çok uğraştığı bölgelerden biri oldu. 1538'den itibaren sahil şeridinde hâkimiyet kuruldu, ancak dağlık iç kesimlerde Zeydî imamların direnişi hiç bitmedi. 1560'ların sonunda yaşanan büyük isyan üzerine Özdemiroğlu Osman Paşa ve Koca Sinan Paşa komutasındaki kuvvetler bölgeyi yeniden ele geçirdi (1569-1571).
Habeş eyaleti ise 1555'te Özdemir Paşa tarafından kuruldu. Merkezi Sevâkin ve Masavva limanlarıydı. Bu eyalet, Kızıldeniz'in Afrika kıyısını kontrol altında tutmayı ve Portekiz'in bölgedeki nüfuzunu sınırlamayı amaçlıyordu.
Her iki eyalet de merkeze uzaklık, iklim ve lojistik yüzünden sürekli sorun çıkardı. Osmanlı bu bölgelerde geniş bir yönetim kurmaktan çok, limanları ve deniz yollarını elde tutmayı hedefledi.
Pîrî Reis ve Seydi Ali Reis
Meşhur haritacı ve Kitâb-ı Bahriye yazarı Pîrî Reis, ileri yaşında Mısır kaptanlığına getirildi. 1552'de Basra Körfezi'ne açıldı, Maskat'ı aldı ve Hürmüz'ü kuşattı. Kuşatma sonuç vermeyince donanmanın büyük kısmını Basra'da bırakıp az sayıda gemiyle Mısır'a döndü. Bu davranışı sebebiyle 1554'te idam edildi; kaynaklar idamın gerekçesini farklı biçimlerde değerlendirir.
Yerine gönderilen Seydi Ali Reis, Basra'daki donanmayı Süveyş'e getirmekle görevlendirildi. Hürmüz Boğazı yakınlarında Portekiz donanmasıyla iki çetin çarpışma yaşadı; ardından şiddetli muson fırtınaları gemilerini Hindistan kıyılarına, Gucerat'a sürükledi.
Donanmasını kaybeden Seydi Ali Reis, kalan adamlarıyla karadan dönmeye karar verdi. Hindistan'dan Afganistan, Orta Asya ve İran üzerinden yaklaşık üç yıl süren bir yolculukla İstanbul'a ulaştı. Bu yolculuğu anlattığı Mir'âtü'l-Memâlik ("Memleketlerin Aynası"), Türk seyahat edebiyatının ilk örneklerinden sayılır.
Açe'den gelen mektup
Osmanlı'nın Hint Okyanusu'ndaki itibarını gösteren ilginç bir olay da uzak doğudan geldi. Bugünkü Endonezya'nın Sumatra adasındaki Açe Sultanlığı, Portekiz baskısına karşı 1560'larda İstanbul'dan yardım istedi.
İstanbul bu talebi ciddiye aldı; top, topçu ve gemi ustası gönderilmesine karar verildi. Ancak tam o sırada Yemen'de patlak veren isyan yüzünden sefer tam olarak gerçekleştirilemedi. Yine de gönderilen sınırlı destek, Açe'nin savunmasında etkili oldu ve iki ülke arasında uzun süren bir hatıra bıraktı.
Sonuç: kazanılan ve kazanılamayan
Osmanlı, Hint Okyanusu'nda Portekiz'i tamamen söküp atamadı. Bunun sebepleri açıktır: okyanus şartlarına uygun gemi tipi eksikliği, üs mesafelerinin çok uzun olması ve devletin asıl ağırlığının Akdeniz ile Orta Avrupa'da bulunması.
Buna karşılık elde edilen sonuç da küçümsenemez. Kızıldeniz ve Basra Körfezi Portekiz'e kapatıldı, hac yolları güvence altına alındı ve baharat ticareti 16. yüzyıl boyunca eski güzergâhından akmaya devam etti.
Denize açılmanın manevî değeri hakkında Efendimiz'in (s.a.s.) bir müjdesi vardır. Ümmü Harâm'ın (r.anhâ) rivayet ettiği hadiste, ümmetinden deniz seferine çıkacak ilk ordunun cennetle müjdelendiği bildirilmiştir (Buhârî, Cihâd, 3 ve 63). Osmanlı denizcileri, uzak sularda yol alırken bu müjdeyi hatırlarından çıkarmadılar.
Bu tarihten bugüne kalan ders
Bu bölümün en öğretici tarafı, bir gücün her yerde birden güçlü olamayacağını göstermesidir. Osmanlı Akdeniz'de zirvedeyken aynı anda okyanusta üstünlük kuramadı; çünkü kaynak, teknoloji ve mesafe buna elvermedi.
Bugün için ders şudur: gerçek strateji, her cephede kazanmayı istemek değil; hangi cephenin hayatî olduğunu doğru seçmek. Osmanlı da nihayetinde bunu yaptı — okyanusu bırakıp Kızıldeniz'i tuttu, çünkü orada hac yolu vardı.
Bir sonraki bölümde Akdeniz'in batı ucuna, Cezayir ve Trablusgarp'a gidiyoruz.
Sıkça Sorulan Sorular
Osmanlı neden Hint Okyanusu'na sefer düzenledi?
Portekizlilerin bölgeye yerleşerek hac yollarını, Müslüman tüccar gemilerini ve Kızıldeniz ticaretini tehdit etmesi üzerine sefere çıkıldı.
Diu seferi başarılı oldu mu?
1538'deki Diu kuşatması sonuçsuz kaldı. Ancak sefer sırasında Aden alındı ve Kızıldeniz'in ağzı Osmanlı denetimine girdi.
Habeş eyaleti nerede ve ne zaman kuruldu?
1555'te Özdemir Paşa tarafından kuruldu. Merkezi Kızıldeniz'in Afrika kıyısındaki Sevâkin ve Masavva limanlarıydı.
Mir'âtü'l-Memâlik nedir?
Seydi Ali Reis'in, donanmasını kaybettikten sonra Hindistan'dan karadan İstanbul'a dönüşünü anlattığı eserdir. Türk seyahat edebiyatının ilk örneklerinden sayılır.
Osmanlı Portekiz'i Hint Okyanusu'ndan çıkarabildi mi?
Hayır. Okyanusta kalıcı üstünlük sağlanamadı; ancak Kızıldeniz ve Basra Körfezi Portekiz'e kapatılarak hac yolları güvence altına alındı.
