Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İslam Arşivi

Osmanlı Serisi 32/60: Kırım ve Kuzey Karadeniz — Üç Asırlık Bir Bağ

Kırım Hanlığı, 1475'te Kefe'nin alınmasının ardından Osmanlı himayesine girdi ve yaklaşık üç asır bu bağı sürdürdü. 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile siyasî bağ koptu, 1783'te Rusya yarımadayı ilhak etti; ardından büyük göç dalgaları başladı.

Bir devletin gücünü anlamak için bazen haritaya değil, denize bakmak gerekir. 15. yüzyılın sonunda Karadeniz, çevresindeki bütün limanlarıyla birlikte Osmanlı denetimine geçti ve tarihçilerin "Osmanlı gölü" dediği duruma geldi. Bu tablonun kilit taşı Kırım'dı.

1475: Kefe'nin alınışı

Kırım'ın güney sahili yüzyıllardır Cenevizlilerin elindeydi. Kefe (bugünkü Feodosiya) bu kolonilerin en zengini, Karadeniz ticaretinin de merkeziydi. Fâtih Sultan Mehmed'in emriyle 1475'te Gedik Ahmed Paşa komutasındaki donanma Kefe'yi aldı; ardından Azak ve diğer sahil kaleleri de düştü.

Yarımadanın iç kısmında ise Cengiz soyundan gelen Giray hanedanı hüküm sürüyordu. Taht kavgaları yüzünden bir süre Osmanlı'nın elinde tutulan Mengli Giray, anlaşma sağlandıktan sonra han olarak Kırım'a gönderildi. Böylece kurulan ilişki bir işgal değil, bir himaye düzeniydi.

Nasıl bir bağdı?

Kırım Hanlığı iç işlerinde büyük ölçüde bağımsızdı. Kendi hukuku, kendi vergi düzeni, kendi ordusu vardı. Osmanlı'ya bağlılığın işaretleri şunlardı:

  • Cuma hutbelerinde önce Osmanlı padişahının adı okunurdu.
  • Han, İstanbul'un onayıyla tahta çıkar; gerektiğinde azledilirdi.
  • Sefer çağrısı geldiğinde Kırım süvarileri orduya katılırdı.
  • Sahil kaleleri (Kefe, Azak, Kerç) doğrudan Osmanlı yönetimindeydi.

Kırım süvarisi, Osmanlı ordusunun en hareketli unsurlarından biriydi. Hafif atlı birlikler olarak keşif, baskın ve takip görevlerinde kullanıldılar; özellikle Lehistan ve Rusya cephelerinde belirleyici oldular.

Öte yandan bu ilişkinin tartışmalı bir yönü de vardır: kuzey seferlerinde alınan esirlerin Kefe üzerinden yapılan köle ticareti. Dönemin bütün devletlerinde görülen bu uygulamayı bugünün ahlakî ölçüleriyle aklamak mümkün değildir; tarihî bir olgu olarak kaydetmek ve olduğu gibi görmek gerekir.

Kırım'ın ilim ve din hayatı

Bahçesaray, hanlığın başkenti olarak bir kültür merkezine dönüştü. Han sarayı, Zincirli Medrese ve şehirdeki camiler bu dönemin izlerini bugün de taşır. Kırım'da Hanefî fıkhı esas alınır, kadılar merkezî bir kadıasker'e bağlı çalışırdı.

Kırım Tatarları arasında tasavvuf da yaygındı; özellikle Nakşibendî ve Mevlevî çevreleri şehirlerde etkindi. Osmanlı'yla kurulan bağ askerî olduğu kadar ilmî de oldu: Kırımlı âlimler İstanbul medreselerinde okudu, İstanbul'dan giden hocalar Bahçesaray'da ders verdi.

1774: Küçük Kaynarca ve kopuş

1768-1774 Osmanlı-Rus savaşı ağır bir yenilgiyle bitti. Küçük Kaynarca Antlaşması'nda Kırım'ın Osmanlı'dan ayrılarak "bağımsız" olduğu kabul edildi. Ancak antlaşma metnine bir madde eklendi: Kırım Müslümanları dinî bakımdan Osmanlı halifesine bağlı kalacaktı.

Bu madde, hilafetin uluslararası bir antlaşmada dinî bir otorite olarak ilk defa bu şekilde yer alması bakımından dikkat çekicidir. Fakat pratikte fazla bir şey ifade etmedi. Siyasî destek çekildikten sonra dinî bağ tek başına yarımadayı koruyamadı.

Dokuz yıl sonra, 1783'te Rusya Kırım'ı doğrudan ilhak etti. Üç asırlık bağ böylece sona erdi.

Göç: bir halkın yollara düşmesi

İlhaktan sonra Kırım'dan Osmanlı topraklarına doğru büyük göç dalgaları başladı. İlk dalga 1783 sonrasında, ikinci ve en büyük dalga 1853-1856 Kırım Savaşı'nın ardından yaşandı. Kaynaklar farklı rakamlar verir; ancak yüz binlerce insanın Dobruca'ya, Rumeli'ye ve Anadolu'ya yerleştiği konusunda birleşirler.

Osmanlı bu göçler için özel bir yapı kurdu: muhacirlere arazi tahsisi, geçici vergi muafiyeti ve iskân desteği sağlandı. Eskişehir, Konya, Ankara ve Polatlı çevresindeki pek çok yerleşim bu dönemde kuruldu.

Hicret eden insanın Kur'an'daki karşılığı umut vericidir:

وَمَنْ يُهَاجِرْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ يَجِدْ فِي الْأَرْضِ مُرَاغَمًا كَثِيرًا وَسَعَةً

"Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer ve genişlik bulur." (Nisâ, 100)

Göçmenlerin karşılanması meselesinde ölçü de bellidir. Efendimiz'in (s.a.s.) hicretle ilgili tarifi, bir yer değiştirmeden fazlasını anlatır:

"Müslüman, elinden ve dilinden Müslümanların emin olduğu kimsedir. Muhacir ise Allah'ın yasakladığı şeyleri terk edendir." (Buhârî, Îmân, 4-5; Müslim, Îmân, 64-65)

Karadeniz'in kapanan kapısı

Kırım'ın kaybı sadece bir toprak kaybı değildi. Karadeniz'in kuzey kıyısı elden çıkınca deniz artık kapalı bir Osmanlı havzası olmaktan çıktı; Rus donanması Boğazlar'ın önüne kadar inebilecek bir konum kazandı. 19. yüzyıl boyunca Osmanlı diplomasisinin en zorlu başlığı olan "Boğazlar meselesi"nin kökeni büyük ölçüde buradadır.

Yani 1783, bir hanlığın sonu olduğu kadar, Osmanlı'nın kuzey stratejisinin de dönüm noktasıdır.

Bu tarihten bugüne kalan ders

Küçük Kaynarca'nın o meşhur maddesi öğretici bir örnektir: dinî bağ, siyasî ve askerî destekten koparıldığında tek başına koruyucu olmuyor. Bir topluluğa sahip çıkmak, dua etmenin ötesinde somut bir sorumluluk gerektiriyor.

İkinci ders göçmenlerin karşılanmasında. Kırım muhacirlerinin yerleştirilmesi, bir devletin gelen insanı "yük" olarak değil "yeni komşu" olarak gördüğünde neler yapabileceğini gösterir. Bugün de aynı imtihan farklı isimlerle önümüzde duruyor.

Bir sonraki bölümde Balkanlar'a geçiyoruz: şehirler, vakıflar ve beş asırlık bir din hayatı.

Sıkça Sorulan Sorular

Kırım Hanlığı ne zaman Osmanlı'ya bağlandı?

1475'te Kefe'nin alınmasının ardından Mengli Giray'ın han olarak gönderilmesiyle himaye ilişkisi kuruldu.

Kırım Hanlığı Osmanlı'nın eyaleti miydi?

Hayır. İç işlerinde büyük ölçüde bağımsız bir hanlıktı. Bağlılık; hutbede padişahın adının okunması, hanın İstanbul tarafından onaylanması ve sefere asker gönderilmesiyle sınırlıydı.

Küçük Kaynarca Antlaşması Kırım için ne getirdi?

1774'te Kırım'ın Osmanlı'dan siyasî olarak ayrılması kabul edildi; ancak halkın dinî bakımdan halifeye bağlı kalacağı maddesi eklendi. 1783'te Rusya yarımadayı ilhak etti.

Kırım göçleri ne zaman yaşandı?

İlk büyük dalga 1783 ilhakından sonra, en büyük dalga ise 1853-1856 Kırım Savaşı'nın ardından yaşandı. Göçmenler Dobruca, Rumeli ve İç Anadolu'ya yerleştirildi.

Karadeniz neden "Osmanlı gölü" diye anılır?

1475'ten sonra denizin bütün önemli kıyı ve limanları Osmanlı denetimine geçtiği için bu tabir kullanılır. Bu durum 1774'e kadar sürdü.

Sitede keşfet
İslam Arşivi
Editöryal
İlgili yazılar
Yorumlar
Tüm yazılar